Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
“Kaplumbağa Terbiyecisi” Tablosu Bir Ünyelinin Evinden Çıkmıştı
8 Kasım 2010 Pazartesi 09:55
Yaşar Karaduman- Canik Dergisi 5. sayı
Ressam Osman Hamdi Efendi'nin ünlü tablosu "Kaplumbağa Terbiyecisi” hayat hikayesi ile atmışlı yıllarda tüm Türkiye'nin gündemini işgal eden Ünyeli armatör Süleyman Saim Birkök'ün evinden çıkmıştı.
1850 yıllarında Ünye'den İstanbul'a gelerek burada bir tersane kuran "Kaptanlar" lakaplı Ünyeli Eğrizade Mehmet Kaptan’ın dört çocuğundan biri olan Süleyman Sami Birkök, resme meraklı bir resim toplayıcı yani koleksiyoncu idi. Şişli’de yaşadığı köşkte dünyaca ünlü iki yüz civarında tabloyu toplamıştı.
Hikaye, Süleyman Saim Birkök’ün seksen yaşlarında iken evlatlığını tabanca ile öldürmesi üzerine başlar. Hürriyet gazetesinden yazar Emel Armutçu’nun makalesini belge kabul ederek derlediğimiz kadarıyla olay şöyle gelişir:
“1960'ların başında, Profesör Mustafa Cezar, araştırma sırasında, Şişli'de mühürlenmiş bir evde beş Osman Hamdi tablosu olduğunu öğrenir. Köşk cinayet nedeni ile mühürlenmiştir. Sahibi hapistedir. Tabloların fotoğrafını çekmek için köşkün sahibinden izin alınması gerekmektedir.
Köşkün sahibi Süleyman Saim Birkök, sanatseverdir. Hiç evlenmemiş, bir askerlik arkadaşının kendi adını verdiği oğlunu evlat edinmiştir. Okuması için İsviçre'ye bile gönderdiği küçük Saim, hayırsız çıkar. 1969 yılında, Balat'taki tersanede çıkan bir tartışma sırasında, Birkök manevi oğlunu tek kurşunla öldürür. Prof. Mustafa Cezar onu Sultanahmet Cezaevi'nde ziyaret ettiğinde, kanserle boğuşmaktadır, profesörün istediği izni verir.
Prof. Cezar, tabloların fotoğraflarını çekecek gazeteci, mahkeme hakimi, zabıt katibi, avukat ve köşkün bekçisiyle birlikte, mühürü sökerek içeri girer, ışıklar yanınca, toz toprak arasında inanılmaz bir hazine çıkar ortaya, biri Kaplumbağa Terbiyecisi olmak üzere beşi Osman Hamdi'ye ait, 200'den fazla tablo vardır içeride.
Saim Birkök kısa bir süre sonra, hakkında bir hüküm verilemeden ağır hastalık nedeni ile tahliye edilir ve 1971'de ölür. Kaplumbağa Terbiyecisi'nin uzun serüveni de böylece başlar.
Birkök, daha 1962'de vasiyetinde mal varlığını adına kurulacak bir vakfa bırakmıştır. Ancak ölümünden sonra yaklaşık elliye yakın mirasçısı çıkar, vasiyetin iptali için açılan davalar uzar. Vakıf, ancak yirmi yıl sonra kurulabilir. Bu arada tablolar Resim Heykel Müzesi'ne teslim edilir ve
Kaplumbağa Terbiyecisini, bir sürü serüvenden sonra 2002'de beşbuçuk milyar liraya İstanbul Tepebaşındaki Pera müzesi satın alır.
Ünyeli Prof. Necmettin Polvan’ın yardımı ile hastaneden çıktıktan kısa bir müddet sonra vefat eden Birkök’ün Ünye’den de olmak üzere bir sürü mirasçısı vardır. Mahkeme bütün serveti vasiyeti üzerine kurulan Birkökler Vakfına bırakılmasına karar verir.
Saim Birkök’ün hayat hikayesi sanıldığından çok daha hüzünlüdür. Dünyanın en ünlü tablolarını Şişli’deki müze gibi konağında toplayan bu Ünyeli tersane sahibinin halen Ünye’de yaşayan akrabaları vardır. Evlatlığı olan Saim vurulduğu yıllarda kırk yaşlarında bir makine mühendisi idi. Firdevs isimli bir bayanla evli ve İstanbul’daki Fransız okullarından birinde okuyan iki erkek oğlu vardı. Eğer yaşıyor olsaydı bugün 75 yaşlarında olacak olan evlatlık Saim’in annesi ve babası da Ünyeli idi. Öldürüldüğü sırada, iki oğlu 15 yaşlarında idiler. Bu çocukların bugün tahminen 50-55 yaşlarında olmaları gerekir. Evlatlık Saim’in Ünye’deki babasının adı ve soyadı bilinmemektedir. Annesinin ası ise NURSİDE veya NURSADE’dir. Cenazesi Ünye’ye getirilerek bilemediğimiz bir yerde toprağa verilmiştir.
Birkök’lerin İstanbul’dan eski komşuları olan ve Ankara’da yaşayan Doç. Dr. Belma Konuklugil bu araştırmanın daha detaylı yazılması için çokyardımcı olmuştur. Ancak tanıkların vefat etmiş olmaları ve hayatta olanların da konuşmak istememeleri üzerine araştırmadan şimdilik bu kısa bölümü yayınlayabiliyoruz. Babası emekli sanat okulu öğretmeni olan ve Saim Bey’in muhasebeciliğini yapmış İstanbul Beylerbeyinde oturan bir bayan konuşmak istemediği için araştırmada fazla yol alamadık.
Bu konuda bilgisi ve duyumu olanlar böyle bir olayı hatırlayanlar veya Nurside isimli bayanı veya Ünye’deki ailesini tanıyanlar bize yardımcı olurlarsa seviniriz.
Kaynak: (Yaşar Karaduman, Esrarlı Tablo)

Bu dosyanın daha önceki yayını sırasında Ünye’de Saim Bey’in akrabalarından Ecz. Lale Ürer Cantürk’ten aşağıdaki açıklamayı ve tablonun önünde çekilmiş annesinin bir fotoğtafını aldık. Lale Hanım’ın notu aşağıda:

Sayın Karaduman
Araştırma yazınızı okuyunca birden geçmişe döndüm. Yazınızda belirttiğiniz Saim Bey’i ben görmedim. Saim Bey’in Nazmiye Hanım diye bir bakıcısı vardı. Nazmiye Hanım da evlenmiş çocuğu olmamış o da Yıldız Hanım’ı evlatlık almış büyütmüştü. Yıldız Hanım Saim Bey’e ait Beşiktaş’taki bir konakta kalırdı. Şişli Bomonti’deki konaktan daha farklıydı bu konak. Benim bu aileyle, yazınızdaki kadar detaylı bir bilgim yoktu. Ama anne ve babamla Beşiktaş’taki konağa sıklıkla gittiğimizi hatırlıyorum. Şişli Bomonti’deki köşk dışarıdan bakıldığında duvarlarla çevrili olduğu için görülmezdi. Bahçesi ve köşkün içi son derece güzel ve çok görkemliydi, bahçenin manolya kokusunu şu anda bile sanki hissediyor gibiyim.
Köşkten içeri girdiğinizde her taraf tablolarla kaplıydı. Salonda masalar gümüşlerle bezeliydi, herkesin evinden son derece farklıydı, ihtişam hakimdi köşke.
2005 yazı Ünye festivalinde Lale eczanesinin açılışının 20. yılı olması dolayısiyle kişisel aile fotoğrafları sergimi açtım. Bu serginin en çarpıcı resmi babaannem olan Saniye Ürer’in bir fotoğrafıydı. Babaannem bu fotoğrafta Saim Bey’in çalışma masasının arkasında ve Osman Hamdi beyin kaplumbağa terbiyecisi resminin önünde görülüyordu. Bu nedenle yazınızın tümüne katılıyorum. Evet kaplumbağa terbiyecisi resmi bu köşkten çıkmıştı. Bu fotoğrafta bunun kanıtıydı. Çocukluk hafızamda amcamın ve babamın bu akrabalık ispatı davasıyla uğraştıklarını konuşmalarından hatırlıyorum.
Bu bilgilerimi sizin arşivinize aktarmak istedim.
İyi çalışmalar dileğiyle.


Bu Haber 3538 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Teşekkürler Tarih : 20 Kasım 2010 / Pazar Üye Adı :Egga
Lale teyze, annemle birlikte yazını okuduk. Annem de zaten resmi görmüş çok ilginç ve araştırılması derin diye düşünüyoruz.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI