Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye Ne tarafa Düşer usta?
15 Kasım 2010 Pazartesi 13:19
Yaşar Karaduman- Canik Dergisi 5. sayı
Son Tipocu’da gitti..
Şevki Kasırga, Ünye’de Tipo baskı tekniğinin son temsilcisi idi. Kısa bir müddet önce ani bir kalp krizi ile aramızdan ayrıldı. Şafak Gazetesi’ni hurufat kullanarak elle tek tek dizip başında durduğu makinede basardı. Şafak Gazetesi de onunla beraber yayınına son verdi. Ünye’nin ve belki bölgenin tek tipo baskı tekniği ile yayınlanan gazetesi kapanmış oldu.
Bilindiği gibi matbaacılıkta bir sürü baskı teknikleri vardır.. En yaygın kullanılanları ise Tipo ve Ofset tekniğidir. Tipo tekniği bunda kırk elli yıl kadar önce kullanımdan kaldırıldı.. Şu anda en çok kullanılan Ofset sistemidir. Bu sistemde basılacak olan iş bir metal levhanın üzerine kopya edilir, bu metal levha makineye takılarak istenilen baskı yapılır..
Şevki Kasırga uzun seneler Ünye’ye matbaacı ve gazeteci olarak hizmet etmiştir.
Nur içinde yatsın..

Enkaz kaldırıldı
Limanda uzun zamandır yan yatmış kaderine terk edilmiş vaziyette duran gemi nihayet kaldırılarak sökülmeye başlandı.. Böylece oluşan çirkin görüntü kaldırılmış oldu. Gemi kimsesiz ve terk edilmiş halde dururken kuşlara ev sahipliği yaptı. Direklere ve iplerine konan kuşlar yukarıdaki görüntüyü oluşturdu..
Marmara adasından yük getirip bir alacak nedeniyle sekiz yıldır bağlı olduğu yerde su alarak yan yatan gemiyi Liman Müdürü İsa Pehlivan çabaları ile çözmüş ve kaldırmıştır.


Çanlar
Sesleri güzel çıksın diye metale bakır karıştırırlarmış. Yukarıda görülenler en çok ineklerde kullanılırmış. Her birinin değişik ve ayrı bir anlam taşıyan taşıyan sesleri varmış..
Hayvanların büyük ve küçüklüklerine göre çanlar yapılır, kuzu, koyun, keçi çanları ayrı olurmuş.. En büyük ve muhteşem olanaı ise Ege bölgesinde develere takışlan çanlarmış. Bazen de mavi boncuklar bağlanarak dekor olarak ta kullanılırmış.

Nal
Bunlar at nalıdır. Yörede yapılır. Yük hayvanları için kullanılan bir nal çeşididir.
Nal, At, eşek, öküz vb. yük hayvanlarının tırnaklarına çakılan demir parçasıdır. Kimi kültürlerde uğur getireceğine inanılarak ev, işyeri vs. gibi mekanlara çakılır.
At nalı uğurlu olarak kabul edilir. Bu nedenle, her çağda, her ülkede batıl inançların içinde en yaygın ve güçlüsü olmuştur.
İnsanlar demirin Tanrılar tarafından, büyücüler ve şeytana karşı gönderilmiş bir güç olduğuna inandılar. Ayrıca eski çağlarda ‘U’ şeklinin de özel bir anlamı vardı. Ay’ın hilal konumuna benzer şekliyle bolluğu, iyi talihi ve gücü temsil ediyordu.
Bir nalın yedi tane demir çivi ile çakılması da, yedi sayısının uğurlu sayılmasından dolayıdır. Bu nedenle at nalı tarihte büyücülere karşı da kullanılmış, büyücü yaşlı kadınlar öldürülünce bir daha geri gelmemeleri için tabutlarının üzerlerine at nalı çakılmıştır.
Koşu atlarının nalı yarım ay şekiinededir.


Genç Ağa Kalesi..
Ünye ve civarındaki kalelerden en önemlilerinden biridir. İkizce kasabası sınırları içindedir. Turizm Haftası nedeniyle kaleyi ziyaret etmiştik. Kalenin bir tarafı Ünye’ye bir tarafı Terme’ye bakıyordu.. Birlikte geldiğimiz Ünye Tarih Grubundan Ahmet Kabayel kale hakkında çok ilginç bir bilgi verdi.. Bir zamanlar Terme ve civarında yaşamış olan kadın savaşçılar olan Amazonların burada yaşadıklarını veya bu kaleyi kullandıklarını söyledi.


Süpürgecilik
Süpürgecilik te Ünye’de çokça yapılan mesleklerden biriydi. Onlar da yavaş yavaş tarihin tozlu raflarındaki yerini almaktadır. Elektrik süpürgelerin ve başka temizlik yöntemlerinin çıkmasına rağmen halen bu süpürgeleri tercih edenler çıkmaktadır.
Bir de yanında çalı süpürgesi dediğimiz bir süpürge türü vardı. Ünye sokakları eskiden bu çalı süpürgesi ile süpürülürdü. Bu süpürgeler bugün fındık harmanı süpürmek için kullanılmaktadır.

Semiz Otu
Ünye’de de çokça satılan ve yemeği yapılan Semizotu Semizotugiller familyasından bir bitki olup yaprakları salata olarak, ya da ıspanak gibi pişirilerek yemeklerde kullanılır. Kökeni Orta Doğu ve Hindistandır. Sebzeler arasında en fazla miktarda Omega-3 içerdiği anlaşılmıştır
Semizotu ABD gibi bazı ülkelerde çabuk yayılan arsız bir bitki olarak tanınır ve yemeklerde kullanılmaz. Buna karşılık Asya ve Avrupa'da ekşimsi ve tuzlumsu tadı nedeniyle sevilerek yenir. Kullanımı ıspanağa çok benzer. Çiğ olaraksalatalara konur. Yoğurtlu olarak yenir. Ya da etli yemeklerde veya böreklerde pişirilerek kullanılır.
Mesane ve böbrek hastalıklarında idrar sökücü olarak etki gösterir.
Büyük oranda Omega-3 içeren semizotunun 100 gramında şunlar yer alır:
Enerji değeri 42 kJ Karbonhidrat 1 gram Protein 1 gram Yağ 0,2 gram C Vitamini 20 mg Karoten 1,70 mg Vitamin B1 0,06 mg Vitamin B2 0,04 mg Kalsiyum 130 mg Demir 3 mg

Dağ Çileği
Dağ çileği hormonsuz olarak doğada kendi kendine yetişen bir çilek türüdür. Gerçek çilek lezzeti sadece dağ çileğinden alabilirsiniz.
Uzmanlara göre yaban çileği, bağışıklığı güçlendiren besin değeri yüksek bir meyve. Normal çileğe oranla daha küçük olan yaban çileği tam bir vitamin deposudur.

C vitamini açısından zengin olan ve besleyici özelliği bulunan yaban çileği, vücuttaki serbest radikalleri, bir şekilde vücuttan atmaya yönelik bir fonksiyon içeriyor. Kırmızı meyvelerde mevcut olan; ancak yaban çileğinde yoğun miktarda bulunan antosiyanin pigmenti sayesinde, vücuttaki zararlı etkenlerle savaşan yaban çileği, aynı zamanda damar tıkanmalarını önleyici özelliğe sahip.
Ciltteki sivilce ve aknelere iyi gelir, kansere karşı koruyucu ve ilerlemesini önleyici özellikler içerir.

Dikilitaş
Dikilitaş Ünye’nin sembollerinden biridir. Topyanı ile Fener arasında yolun alt tarafındadır. Yoldan görünmez aşağıya inmeniz gerekir, her ne kadar tabela konularak inilmez imajı verilmişse de Dikilitaş özel mülk değildir inilebilir ve hatta denize girilebilir.
Bu kaya parçası sanki buraya özel olarak bir yerlerden getirilip dikilmiş gibidir. Muhteşem bir görünüşü vardır. Sol tarafında fok balıklarının yuva yaptıkları Fega mağarası,biraz ileride Ünye’nin başka bir sembolü olan Fokfok vardır.

Sahlep
Bir zamanlar Ünye’de çocuklar bahçelerden toplar dondurmacılara satar, kuruttuktan sonra dondurmanın içine konurdu.. O yılların saf saleple yapılan dondurması mis gibi kokardı.
(Sahlep - Çayirotu - Çemçiçegi - Orchis - Tuber salep ) Orchis, Ophyris, Serapias, Platanthera, Dactylorhiza vs. cinslerine âit türlerin yumrularına verilen addır. Salep daha çok kireçli toprakları sever. Anadolu’da salep genellikle Orchis ve Ophyrus türlerinden elde edilir. Bitki çiçekteyken, toprak altındaki yumruları toplanır. Toplanan yumrular suyla yıkanarak temizlenir, ipe dizilir ve su veya sütle kaynatılır, sonra kurutulur. Kurutulan yumrular dövülerek toz edilir. Elde edilen bu toz kullanılacak hâle gelmis olan salebi verir. Çoğunlukla Batı, Güneybatı Güney ve Kuzey Anadolu olmakla beraber Anadolu’nun birçok yerinde yetişir. Bileşiminde nişasta, sekerler ve azotlu maddeler vardır.

Burası nedir?
Cumhuriyet Meydanı askerlik şubesi tarafında bulunan bu santranç oynamak için yapılan park santranç tahtası bugüne kadar hiç kullanılmadı. Bir çok şehirlerin parklarında bulunan bu tür platformlarda insanlar santranç oynayarak vakitlerini değerlendiriler.
Satranç Nedir?
Satranç iki kisisiyle bir satranç tahtası üzerinde oynanan bir tür zeka oyunudur. Oyun 16'si siyah, 16'si beyaz olmak üzere toplam 32 tasla 8x8 64 küçük kareden oluşan kare bir tahtada oynanır. Oyunda amaç karsı tarafın Şah’ını almaktır.
Şah’ını yediren taraf oyunu kaybeder.
- Oyuna her aman beyazlar baslar(beyaz'ın kim olacagi kur'a ile belirlenebilir).
- Taş yeme şekli karşı tarafın taşının yerine kendi taşını koyup, yerine koyduğun taşı alma seklinde olur.

Akasyalar Açarken
Ünye eskiden Akasya ağaçlarının şehir içinde özellikle Belediye Caddesinde bol olduğu bir şehirdi. Açtığı zaman çiçek koksusundan geçilmezdi. Şehir içindeki yapılaşma yüzünden bu Akasya ağaçları tek tek yok oldu.
Bu yaz mevsimine girilirken Burunucu mahallesi deniz kenarındaki akasya ağaçları bembeyaz çiçeklerle açtılar.
Akasya Çiçekleri Yesari Asım Arsoy’un şarkısındaki gibi yolu kollanan sevgiliye sallanan bir mendil gibiydi.

“Şairin kabrinde bir gül varmış
Her gün açarmış kanayan rengiyle
Bir bülbül gün ağarırken ağlarmış
Eski Ünye’yi hatırlatan ahengiyle”
(Yahya Kemal’den uyarlama

Dedesi bir Prens olan Servet-i Fünun şairimiz Ziya Behlül Bey, Darülfünun (Edebiyat Fakültesi)nde okurken 1912 yılında gönüllü olarak Ünye taburu ile Balkan Savaşı’na katıldı.. Hastalandı Ünye’ye döndü, burada ilaç aldığı Ermeni Eczacı Kirkor Efendi’nin kızı Rozi’ye aşık oldu.. Rozi eğitimli bir kızdı, Fransa’da okuyor ud çalmasını biliyordu. Şairin hasta kalbi bu sevdayı daha fazla taşıyamadı bir akşam Rozi’nin kollarında hayata veda etti.. Babası onu Rozi ile buluştukları tepe ve türbenin birleştiği köşeyi alarak oraya defnetti.. Rozi tehcirde Ünye’yi terk edene kadar akşamları şairim mezarı başında uduyla Ermenice ve Türkçe ağıtlar yaktı. Parisin arka sokaklarından birinde vefat eden bir bayanın evinde bir fotoğrafın üzerinde Arap harfleri ile şu yazıyı buldular Ziya Behlül Efendi-Unie.. Ölen kadının torunları bunun ne anlama geldiğini anlamdılar. Ölen Rozi idi, fotoğtaf ise şairin Ünye’de ona verdiği fotoğraftı. Torunu bu olayı iki yıl sonra çözdü.

Küçük Ev
O yıllarda gösterilen bir Amerikan dizisinden esinlenilerek bu isim verilmişti şehrin biraz dışında bulunan bu içkili restorana. Sahibini iki yıl önce kaybettik. Küçük ev Ünyelilerin en güzel anılarına şahitlik etmiş gözde bir mekandı. Kimbilir kimler gelmiş burada mutlu olmuş, efkar dağatmış veya efkarlanmış, derdine ortak bulmuş veya deva bulmuştur.
Bu efsane mekan bugün fotoğrafta görüldüğü gibi ıssız ve sesiz eski günlerin güzel anıları arasında başa başa kalmıştır.

Yeni Küçük Ev
Küçük ev zaman içinde eski yerinden biraz aşağıya şimdiki yeni mekanına taşınmıştır. Artık burada denize kuşbakışı yeni müdavimlerini ağırlamaktadır. Mekanı eski sahibinin oğlu götürmektedir. Ünyeliler bazen burada yaz akşamları batan güneşi seyrederek efkar dağatmaktdırlar

İki Büyük Usta
Baba Lütfü (Lütfü Sürgit) ve Avni Çavuş (Avni Çelik)
Aynı yıllarda yaşadılar.. Çok popülerdiler. Onların yan yana bu fotoğrafını bulmak bir mucizeydi. Çok ender rastlanan ve çok büyük tarihi değeri olan bu fotoğrafı bize Osman Çelik verdi. Baba Lütfü şofördü, otobüsü vardı, Avni Çavuş ise Belediye Zabıta Amiri. Baba Lütfü pratik zekalı, nüktedan, insanları kırmadan eğiten ince bir zekaya sahipti
Bir gün deniz kenarında denize bakarken bir arkadaşı sorar “Burada ne yapıyorsun?” “İyiki geldin” demiş Baba Lütfü, “Ben hemen geleceğim dalgaları sayıyorum şu gelen ikibin yirmi birinci, sen ben gelene kadar devam et” der ve gider gidiş o gidiş. Adam kaça kadar saydı bilmiyoruz. Avni Çavuş’unda Ünye futboluna büyük emelleri geçmiştir. İkisini de Rahmetle anıyoruz.

İki Zabıta bir gazeteci
Acaba neye Bakıyorlar?
Yorumsuz..

Harika Çocuklar
Musiki Cemiyetinin bir yıl boyunca düzenlediği kursta öğrenen ve kursu başarı ile bitiren çocuklar Belediye Kültür Merkezinde bir bitirme konseri verdiler. Cemiyet başkanı Selçuk Ürer ve Zeki Hoca’nın eğittiği çocuklar bir harikaydı. Şarkıları çok güzel seslendirip alileri ve seyircilere güzel bir gece yaşattılar.

Uzun Kabak

Bu “kabak” geçen hafta daha uzunları vardı” dedi satıcı..
“Ne yaparlar bundan diye sorduğumuzda: “Bu her derde dermandır, buna “Uzun Kabak” derler, kolesterolü düşürür, kan basıncını ayarlar, şekere iyi gelir, kaynatıp suyunu aç karna içersen zayıflatır, idrar söktürür, ekzemaya iyi gelir doktordur bu doktor. Dolması yapılır, yoğurtlu kızartrması yapılır, kavurması yapılır her şey olur bu mübarekten, vereyim mi abi? Kırmızı biber de var..

Bu sütumlar ne olacak

Bu sütunları buraya birkaç sene önce diktiler, öylece kaldı.. Ne yapmak istediler bir türlü çözemedik. Üzerine lambalar koydular sonra geri aldılar, bir türlü ne yapacaklarına karar veremediler ve öylece yıllardır Devrek bastonu gibi ortayerde kalakaldı. Aslında bunu üç metre arayla sahil buyunca dizselerdi on onbeş tane kadar ve üzerinden kemerli olarak yine aynı taşla birbirine bağlansalardı ne kadar hoş bir görüntü oluşurdu.

Define Nerde?

Fotoğraftaki kartal başı karşıdaki kayalıklarım dibindeki bir hazineyi işaret etmektedir. Kuyumcu Aleks, mübadelede Yunanistan’a giderken Rumlardan topladığı hazineyi tekrar gelip almak üzere denize karşıda görülen kayaların dibine gömmüştür. Definenin tam yeri Kartal gagasının kimsenin bulamadığı bir açısında gizlidir.
Aleks kırk yıl sonra 1964 yılında Ünye’ye gelmiş, Bitli Çeşme’ye sakladığı defineyi alıp buraya dokunmadan gitmiştir. Aleks 1980 yılında vefat etmiş oğluna buraya ait bilgi ve koordinatları bırakmış tır. Oğlu Yorgo 1990 yılında Ünye’ye gelmiş geceleri buraya dalış yapmıştır. Buradan bir şey alıp almadığı bilinmemektedir. Güvenlik açısından buranın nerde olduğunu yazmıyoruz.

Bir Sokağın Hikayesi

Sokağa gerçek adı tam elli yıl sonra iade edildi.
Bu sokak Yalıkahvesi mevkiinde Vidinli Apartmanından Ünye tarafına doğru ikinci sokaktır. Sokağın adı ellili yıllarda “Derya Hamamı Sokak” tı, sonra “Derya Sokak” oldu uzun yıllar.. Kısa bir müddet önce sokağın adı sokağın başındaki Erguvan ağacından dolayı “Erguvan Sokak” oldu ve ilk adı untuldu gitti. Oysa bu sokakta geçmişte tarihi bir hamam vardı adı da “Derya Hamamı “ idi. Sokak ismini de bu hamamdan almıştı. Tarihte Ünye’den geçmiş birkaç seyyah ve tarihci anılarında bu hamamdan bahseder. Hatta bunlardan biri burada temizlendikten sonra Aynikola kilisesinde ayine gittik” diye yazar.
Sokak elli yıl sonra gerçek ismine kavuşmuş oldu

Fındık Evi

Bu bir yağlıboya tablo gibi fındık evi Tepe’dedir.
Ağustos ayı Karadeniz ‘de fındık toplama zamanıdır. Ağustos ayının ortalarında başlayan toplama taneleme ve kurutma Eylül ortalarına kadar sürer. Bu yıl Karadenişzsde havaların çok sıcak gitmesi kurutma işlemini biraz hızlandırmıştır.
Şu anda fındığın fiatı çok tatmin edici değildir. Üretici çok zorda değilse fındığını satma taraftarı değildir. Yukarıda fotoğrafta fir fındık evi ve önünde yeni toplanmış fındıklar görülmetedir.



Bu Haber 3879 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI