Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Akasia
23 Kasım 2010 Salı 09:39
yasar.karaduman@gmail.com
Akasya ağaçlarının her çiçek açtığı ve her yapraklarını döktüğü mevsimlerde bu kara gözlü Rum kızını acı ile anarım. Ona Ünye’den, o “Noi” derdi, sevgiler gönderiyorum. umarım duyuyordur.


Geçen gece geç vakit telefon acı acı çaldı, o saatlerde gelen telefonlardan hep ürkmüşümdür. Baktım değişik bir kod numarası bu Türkiye değil dedim, ya Alinka’dır ya Natali veya Bengü
Bir bayan bozuk bir Türkçe ile
-Mösyö Yaşar’ı arıyorum, doğru mudur?
-Buyurun benim efendim, dedim
Ben Manolia
Önce birisi bana şaka yapıyor sandım sonra birden Manolya’yı hatırladım birden kırk yıl önce Kınalıada’ya gittim. Akasia’nın kardeşi Manolia idi arayan Magnoliya ve Akasia kimdi?
Okuyalım..
Çocukluğumda Ünye’de Akasya ağaçları çoktu. Çiçek açma mevsiminde her tarafı Akasya kokusu sarardı. Bembeyaz çiçekleri açtığı zaman ağaç gelin gibi olurdu ağaçlar. Bu ağaçları tek tek yok ettiler.
Burunucunda Ada bakkaliyesinden sonra denizin kenarında var Akasya ağaçları. Burası adeta Akasya yolu gibidir.
Şimdi Akasya’ların da diğer ağaçlar gibi yaprak dökmek mevsimidir..
Geçen sabah bu yoldan yürüyüş yaparken küçük yaprakları rüzgarla savrulan Akasya ağaçları bana önceki akşam telefon eden Manolyayı ve onun ablası yetmişli yıllarda Kınalıada’da bir deniz kazası sonucu hayatını kaybeden Rum kızı Akasia’yı anımsattı. Bu biraz acı hikayeyi sizlerle paylaşmak istedim.

Akasia kim di?
Akasya İstanbul’da gençlik yıllarındaki arkadaşım Mari’nin Kınalıada’daki komşusu idi. Yazın ben Kınalıada’ya Mari’lere gittiğimde üçümüz hiç ayrılmazdık. Okullar açılınca Kurtuluş’taki evlerine dönerler Şişli Rum Lisesine giderlerdi.
Akasia çok iyi bir yüzücüydü yarışmalarda devamlı dereceler alırdı. Heybeliada’dan Kınalı’ya bir keresinde birlikte yüzerek geçmiştik, ben de kendimi iyi yüzer sanırdım, Akasia bana “Bir de Karadeniz’li olacaksın be kuzum derdi.
Biz Heybeliye kadar vapurla gider oradan yüzerek Kınalı’ya geri gelirdik.
Akasia’nın babası Kınalı Yüzme Kulübünde öğretmendi. Akasia’nın kardeşi Manolia (Manolya) da adalar takımı yıldızlarda derecesi olan bir yüzücüydü.
Şişli Rum Kız Lisesinin çok yetenekli son sınıf öğrencileri idiler ve okulun yüzme- voleybol takımlarının oyuncuları idiler.
Mari’nin babası Günaydın gazetesinde benin servis şefimdi. Ben onun bölümünde çok genç bir gazeteci olarak işe başlamıştım.
O Pazar gazetede nöbet sırası bendeydi, öğleden sonra idi, Mari’nin babası telefon etti üzüntülü bir sesle:
-Akasia bir deniz kazası geçirdi biraz sonra Taksim İlk yardım hastanesinde olacağız hemen oraya gel dedi. Derhal Cağaloğlu’ndan hastaneye geçtim, daha gelmemişlerdi. Biraz sonra Kabataş’tan bir ambülansla getirdiler bir elini Mari tutmuştu derhal ameliyata aldılar. Ameliyattan sonra uzun zaman yoğun bakımda kaldı, yoğun bakımdan çıktığından birkaç gün sonra Maria bana Akasia’yı görmeye gidelim “seni beklemiştir” dedi.
Doktor konuşmamız, çok kısa kalmamızı söyledi. İçeri girdiğimizde yüzünün bir tarafı sargılar içindeydi, yatağın kenarına oturdum, elimi tuttu gülümsedi, sıktı elimi öbür eliyle de tutu elimi beni bırakma der gibi. Gözlerinden yaş geldi.. Mari de ağlıyordu, annesi de ağlıyordu Manolia da sarılmıştı bana.. Eğildim saçlarından öptüm Akasia’yı herkes ağlıyordu. Elimi uzun zaman bırakmadı, sonra bir eliyle Mari’nin elini tuttu, doktor çıkmamızı istedi Akasia gitmeyin der gibi hüzünlü gözlerle baktı bize,veda ettik ayrıldık.
Mari hıçkıra hıçkıra ağlıyordu bana:
-Seni çok severdi sen bizim gerçek dostumuzdun, çok sevindi geldiğine dedi.

Akasia Soldu
O yıllarda daha İstanbul’da bile her evde telefon yoktu. O gece sabaha karşı evin kapısı acı acı çalındı. Yengem açtı kapıyı gelen muhabir arkadaştı, “Yaşar çabuk Hastaneye gelsin” dedi. Hemen giyindim hastane evin biraz yukarısındaydı ben Galatasaray’da oturuyordum. Anlamıştım ne olduğunu, hastaneye koştuğumda herkes Akasia’nın odasın kapısında ağlıyordu.
Akasia o geçe girdiği komadan çıkamamış yaşamla savaşını kaybetmişti. Geçirdiği beyin ameliyatından kurtulamamıştı. Heybeliada’ dan Kınalıya yüzerken bir sürat teknesi onu fark etmemiş üzerinden geçmişti
Ertesi günü Kurtuluş’taki kilisede yapılan cenaze töreninden sonra Şişli Rum Mezarlığına defnetik Aklasia’yı. Herkes gittikten sonra epeyi ağladık mezarı başında Mari ile.
Bu çok güzel insan çok güzel yaşında dünyaya veda etmişti. Manolia ve ailesi daha sonra Yunanistan’a göç ettiler.
Geçende ben İstanbul’a gittiğimde Kaınalıadaya Mari’ye uğramıştım, bana:
-Magnolliya geldi be kuzum seni sordu Yaşar nerelerde biliyor musun dedi telefonunu verdim aradı mı seni.?
Akasia’nın mezarı Kınalıada Rum Mezarlığındadır. Geçen sefer gidemedim bu kez gideceğim, beni beklemiştir.
Akasya ağaçlarının her çiçek açtığı ve her yapraklarını döktüğü mevsimlerde bu candan kara gözlü Rum kızını acı ile anarım. Ona Ünye’den (O Ünye’ye Noi derdi) Noi’den sevgiler gönderiyorum. Umarım beni duyuyordur. (Ünye- Kasım-2010)


Bu Haber 2926 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI