Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
BİZİM EV
23 Kasım 2010 Salı 09:52
Bilgin Hasdemir-Canik Dergisi 5 .sayı
Bizim evin valla uzun yıllar, gapısında kilit yoktu. Takdadan bi gapıydı. Niye kilit olsun ki? Biri içeri girse, saan daşında var ellü çift ayaggabı, çapula, çizme, sandal... Bi de köpek yatii ki içerde, sanursun aslan...
İkincüsü, kimin evi? Domuzcu Gadir'in... Adam, binlerce dört ayaklu domuzu zıbartmış zamanında ... İki ayaklusunu rahat rahat zıbartur... Bubam avcı, Necmittin Abim avcı, Bedri Abim avcı...
İçeri girince basketbol saası gadar bi daşlık. Bu daşlık anlatılacak... Unuturum munuturum..
Bu daşlık'da maalenin düünlerü yapılurdu..
Orkestra Sinem ve gızı Beyhan. Birinde def, birinde ud... Garılar bi oyniilardı ki...
-Galksana giz, oynaşana!
-Başım aari, abu.
-Davun çıksın, başıyan! Galk, giz, oyna. Borda bi sürü oolan anası var. Seni nası görcekler..
-Aman, abuu... Kim istii evlenmeyi?
-Biz çokgördük ööle... İstemiim, yan cebime goy...
Bedri Abimnen ben, delükten aşsa bakiiduk, kim nası oynii, diye. Bale'ye merakluymuşuk demek...
U daşlık'da Ayhan Abim, Mümtaz ve ben top oyniiduk. Duvarlardan sıvalar patır patır dökiliidu. Annem gıyameti gopartiidu u zaman.
Daşlıın sonunda merdüven altında bi dibek vardı... İçine eski ayakkabılar filan goyiliidu... Taş merdüvenden çıktuunda, Hicabi Emmimlerin evine bakan bi saanlık vardı... U zaman, ocak'da bişiidu yemekler... U ocak'ta fosul bile yapiilardı. Armut fosulu benim en çok sevdüümdü. Da soona pompalu gaz ocakları, çok da soona da gavanozlu Hot ocakları geldi. Guzineler da dünkü işler.
Sol köşede, nurşid,nurşid'in yanında iki-üç peşgir...
Nurşid'in hemen garşusunda terek vardı: Çinko ve bakır saanlar, gulaklu tavalar... U gatta bi oda daa vardı... U odanın dili olsa da gonuşsa. Abumlar böyük. Hısımlarımızdan akranları vardı. Unlar geliidu... Sepet sepet meyvalar yeniidu... Sööyla Abumnan Leyla Abum.. ve de arkadaşları... Ne güliilardı... Gözlerinden yaş geliidu valla... Aşşadan bi ses geliidu.. Bizi gorkitiilardı.. Sözde her evin saabı, bi hayvanmış. Bizim evin saabı da bi at'mış. Aşşadan bi ses gelince, "Aaa, bak! At geldi. Kütür kütür bişii yii aşşada." diilardı. Gorkudan altıma sıçiidum...
U odada bi musandura vardı. Şey, bi de gusulhane...
Necmittin Abım evleninceye gadar, üç aile oturiidu bizim evde. U evlenince oldu dört aile... Üs gatta yedi oda vardı: Aamet emmimler ve üç çocukları; Osman Abimler ve iki çocukları; biz annem- bubamla on kişi... Atike Emem de u evde. Niye gapıda ayakkabı bolluu vardı, anliinmu? Ama ne mutluyduk... Geceleri tombalalar oynanur... Meyvalar yenür... Gomşu- hısım akraba gelür... Radyo'da acanslar dinlenür... Hiç unutmiim, Macaristan'ı üç sıfır yendüümüz maçı, Aamet Emmimler'de dinledim... Galede Turgay... Lefter, Metin, Suat... Dakım da dutiiuk artuk: ben Beşükdaşluyum. Ayakkabıcı Mıstafa Abi vardı. Kocaoğlan" derlerdi una. Beni görünce, " N'aber Beşikdaşlu? * diidu. Beşikdaş yenilence, beni gızduriidu...
Sofralarımız bereketlüydü... Bubamnan hafta günleri, zebze almıya gidiidum, bazar, gapan'da gurulidu. Şindiki postanenin yerindeydi gapan... Bizim Ünyelülerin, bazara öte-beri almaya gittiklerinde alışverişleri bambaşkaydı:
Ünyelü, yere çömelmiş balcan, tereyavı, çökelük veya erük satan birinen gonişi. Unyelünün bi elinde sepeti... Ayakda, sanki gitcekmiş gibi durup, aşsa bakii... Aslında beyendi alcaa şeyi.
Ne dün aavu yava?
On gayme kilosu..
Çok diin.
Çok demiim. Vita nın kilosundan habarın var mı?
Yok, çok diin. Bişii de de alalım.
U sırada, bi arkadaşı yaklaşur. Unun, bişiiden habarı yoktur. Gelmüştür n'olii diye. Ünyelü devam eder:
Bak, a bu da alçak. Bişii de de alalım.
Dedüümden aşsa olmaz!
Çok diin çook. Ne gadar var u yav?
Bi kilo, ikiyüz gıram.
-Yok u gadar. Neyse. Peygamber bazarlıı...
Avuna dokuz verim.
-Yok vermiim...
Ünyelü arkadaşunan, aklı yavda galmış yürürken:
-Görün mu? Gaybana dokuza vermii ! Millet
fındıkta ya. U yüzden gazuklamaya çalişii.
Az garşuda, gasapaane ve balıkaane vardı. Balıkaane yol tarafındadı.
Gasapaane'de " Naci Efendi, Memed Efendi, kes avorayı." diilardı. Hayvanın budu gidiidu.. Et yavlu olcak. Eti aliiduk, geçüduk balukaaneye. Takda balukları, a bööle sini gibi... Canlu... Getürüsün eve... Goyarsın nurşid'e. Ölmez saatlerce... Hamsilerin en ufaa bi sümüç... Baluklar evde paklaniidu. Gadunların önünde polistira, uuraş bubam uuraş... Ne takda balıı kesilii, ne hamsi gırılii! Şimdi sosyetük olduk. Kim yii, Vita yavını. Tereyavı olcak... Bi de fıçılardan dökme, halis zeytinyavı gullanıliidu... Kömüş yoordu... Ne yeniidu be!
Akşamları, cızır cızır eden bir radyodan acans dinlenürdü. Böyüklerimiz, özellikle bubalarımız acans dinlerken, çıt çıkmazdı. Radyonun sesine açmak veya azaltmak içün radyonun kulaa gıvrılurdu. Radyoda acanstan başka, yurttan sesler ve Halide pişkin'in skeçleri vardı ki biz unlara bayıliiduk. Ben u zamanlar, radyonun içinde, adamlar var saniidum.
Yaz akşamlarında, gündüz guyuya salınmış destiden, su içülürdü. Ööle suyun hepsi destiden diil. Aşlıcan suyu... Yemek bile saliniidu... "Iscaktan kötü olmasınlar." diye. Garpuzlar da salunurdu guyuya... Hemen hemen her evin guyusu vardı... Guyu daşındaki, ip izlerini saymak çok hoşuma gidiidu...
Gazaklar öriliidu... Tire'den corablar... İlkokul öncesi, tulumlar dikiliidu... Sandallar giyiliidu. Daa soona plastik ayakgabılar çıkdı.. Kenarı, demür mandallu... Mandalun pası, ayaamızda iz yapiidu... Gara lastik hiç giymedim. Cızlavat çizme giydim ama. U zaman, çok garyaviidu. Ufaklar, böyüklerin ufalanlarını esgitmek zorundadı... Esgitmek dünce, en az üç - dört yama. Utanmiiduk yamaluklu giymekden...
Evler baççelü... Mutlaka baççede pünlük var. Her zabah, folluktan yımırtaları toplamaya bayiliidum. Bizim pünlük çok büyüktü... Bubamlar, abilerim kövlerden, tavuk toplulardı... Gafeslere goyup, geminen İstanbol'a götüriilardı. Ünye'ye gelince, tavuklar dooru pünlüüe Anam, ne yımırta topliiduk.
Çok gurk de yaturduk. Cücüklernen oyniidum boyna.
Bubam, domuz gılı da gönderürdü İstanbol'a... Fırça yapiliimuş domuz gılından. Gemi uzakda durur, Canbula'nın mavnası malları meyiye götürür veya gemiden Ünye'ye getürürdü.
(Bilgin Hasdemir: "Kelimelerde Ünyelü" adlı eserinden)


Bu Haber 3314 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI