Paris Güzel Sanatlar Akademisin Duvarındaki Ünye Sarayı
17 Ocak 2009 Cumartesi 13:39
Her gün, sessiz ve yorgun duvarlarının önünden geçtiğimiz Süleyman Paşa Sarayı, altındaki iki sarayın temelleri üzerine yedi senede yapılmıştı.

Paşabahçe


Haznedaroğlu Sarayı


Temeli, duvarları ve hamamı Fener altından çıkartılan taşlardan, diğer iki katı da ahşaptan yapılmış 120 odalı muhteşem bir saraydı. Tüm ışıkları yakıldığı zaman geçen yelkenli gemiler tarafından hayranlıkla izlenir, denizin içinde yüzen bir saray gibi görünürdü. 


İçindeki kıymetli halılar, tablolar, ahşap işlemeleri hayranlık uyandırırdı.


1847 yılında Fransız seyyah Hommaire ve arkadaşı ressam Laurens Ünye'de burada misafir edilirler ve saraya hayran kalırlar. Ressam Laurens sarayın, iç dış, odaları, süslemeleri, olmak üzere her tarafını bire bir renkli olarak çizer. Bu gezi notları 1855 yılında Fransa'da "Voyage en Turquıe et en Perse" adlı bir kitap ta yayınlanır.


Saray hakkındaki bilgilerimizin tamamı bu kitaba dayanmaktadır. Ayrıca sarayın bir resmi de Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nin salonlarının duvarında bulunmaktadır. Duvardaki bu resmin Ünye'deki saray olduğu çok uzun yıllar sonra anlaşılmıştır.


Fransız tarihçi Hommeire ve arkadaşı ressam Laurens  sarayın mimarisine hayran kalmış, süslemeleri, tek tek odaları ve sarayın dıştan sağdan soldan suluboya renkli resmini çizmiştir. Bu çizimler bugün Luvr müzesindedir.


Sarayı yaptıran  Trabzon valisi Süleyman Paşa  sarayın bir benzerini  Kırım'da görmüş ve çok etkilenmiştir. Karadeniz'de Bolaman, Fatsa, Çarşamba ve Samsun'da birçok konağı camisi, imareti ve mülkleri bulunan  Süleyman Paşa dönüşünde Ünye'ye de böyle konak yaptırmaya karar vermiş ve yer aramaya başlamışlardır.. Bakılan yerlerin başında,  Kadılar Yokuşu  İnönü ilkokulunun bulunduğu Kaşbaşı ve Çamurlu Mahallesinde Kabakçı Çeşmesi  ve Ortayılmazlar mahallesinin üzerindeki Türbe mahallesi denilen yerler gündeme gelmiştir..


Şimdiki yerde ise 1200 yıllarında yapılmış bir saray kalıntısı ve yıkılmış, bir Bizans sarayının duvarları bulunmakta idi. Ermeni, mimarlar sarayın bu eski Bizans sarayı üzerine yapılmasının en doğru olacağına karar vermişlerdir. Saray eski sarayın temelleri üzerine yapılmış, taş olan kısımlarda eski sarayın formu tamamen korunmuştur.


Sarayının, temelleri üzerine oturtulduğu bu Bizans sarayı da  yine 600 lü yıllarda yapılmış bir başka sarayın üzerine oturduğu bilgisi karşımıza çıkmıştır. Buranın 1200 lü yıllarda bir saray değil, kale olduğu sarayın bu kalenin içinde bulunduğu varsayılmaktadır..


1460 yılında Ünye'den geçen Evliye Çelebi, şehir içinde deniz kenarında bir kaleden bahseder, bir gece bu kalede misafir kaldığını ertesi günü gemiye bindiğini yazar ve şöyle der:


" Samsun'dan kötü bir havada gemiye binip Ünye Kalesine geldik Bu kaleyi eski zamanda Ünyes isimli bir tekfur yaptırmıştır. Selçuk oğullarından Keykubat fethetmiştir, yeniçeri serdarı, kale dizdarı ve neferleri vardır, kale deniz kenarında dört köşesi kargir bir binadır ,oradan arkadaşlarla tekrar gemiye bindik."


Bölgeyi elinde bulunduranların hemen hepsi saray veya kale yapılacak en güzel yerin Paşabahçe olduğunda hemfikir olmuşlardır. Bunda önünün denize sıfır bağlantılı oluşu arka tarafın korunaklı ve saldırıya kapalı olması etken olmuştur.


Ne yazık ki sarayın bahçesi  bir araştırma yapılamadan binalarla dolmuştur. Burada bir kazı ve araştırma yapılabilseydi üst üste üç saray ve varsa kale kalıntıları ortaya çıkacaktı. Şimdi ise çok zayıf bilgilerle iğneyle kuyu kazmaktayız. Ancak binalar arasında  sarayın bazı duvarları,  merdivenleri, susuz çeşmesi ve yolun kenarında  hamamı terkedilmiş şekilde durmaktadır.


Süleyman Paşa, sarayı yaptırırken muhtemelen ağaç işçi-liği ustaları olan Kırım'daki Hazar Türklerinin torunları ve  Museviliğin Karaim mezhebine bağlı olan Yahudi Türkleri de Ünye'ye getirmişti. Bu  Türk ırkına, Karaim mezhebini benimsemelerinden dolayı Karaim Türkleri ve Karaylar denilmiştir. Hazar İmparatorluğu tarih sahnesinden silinince bir kısmı Kırım'a bir kısmı da Baltık ülkelerine dağılmışlardır. Litvanya'da bugün Türkçe konuşan altıyüz bin Musevi Karaim Türkü vardır. Karaim Türkleri  bina yapımında çok usta idiler. İstanbul'da oturdukları semte Karayköy denilirdi.  Bugünkü Karaköy .  Yazar Refik Halit Karay'da bir Yahudi Türküydü.


Bunun için yapılmış araştırmaya  http://www.unyeses.net/karaim.ht  linkinden ulaşabilirsiniz


Yaşar KARADUMAN



Bu Haber 956 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI