Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye'deki Esrarengiz Kale (Galabozu)
29 Kasım 2010 Pazartesi 16:49
yasar.karaduman@gmail.com
“Samsun’dan kötü bir havada gemiye binip Ünye kalesine geldik”
Tarihi kaynaklar ve Karadeniz'den geçen yabancı gezginler ve Evliya Çelebi Ünye'de şehir içinde, deniz kenarında bir kaleden bahsederler.

Biz bu kaleyi hep Ünye Tekkiraz yolundaki bildiğimiz kale sandık..
Evliye Çelebi 1640 yılında Trabzon seyahati sırasında Ünye’den geçerken deniz kenarındaki bu kale hakkında ve şu bilgileri vermiştir.
“ Samsun’dan kötü bir havada gemiye binip Ünye Kalesine geldik, bu kaleyi eski zamanda Ünyes isimli bir tekfur yaptırmıştır. Selçuk oğullarından Keykubat fethetmiştir, yeniçeri serdarı, kale dizdarı ve neferleri vardır, kale deniz kenarında dört köşesi kargir bir binadır, oradan arkadaşlarla tekrar gemiye bindik.”
Bu şehir içindeki kaleyi birçok söylenti ve rivayete rağmen yerinin neresi olduğunu,halen tam çözebilmiş değiliz. Araştırmalar ve anlatılanlar ve bir takım bulgular “Kalebozuğu””Galabozu” bugünkü yüzüncü yılın bulunduğu yerde yoğunlaşmaktadır. Burada geçmişte bir kale olduğuna dair bir takım işaretler vardır.
Önce elimizde söylene söylene "GALABOZU" haline gelmiş bir isim vardır. Bu kelime “Kalebozuğu” kelimesinden halkın dilinde bu hale gelmiştir.
Çocukluğumuzda buralarda oynarken ve denize girerken buranın adının “Kalebozuğu”ndan gelme “Gallabozu” olduğunu bilir ama üzerinde pek durmazdık.
Yaşı ellinin üzerindeki her Ünyeli hayatında en az bir defa burada denize girmiştir..
Bu işe kafa yoran bazı arkadaşlar Evliya Çelebi’nin bahsettiği kalenin burada olduğunda hemfikirdirler.
Bazıları ise “Kalebozuğu” kelimesinin, kale harabesi ve kale kalıntıları anlamına gelmediğini söyleyerek: “Biz eski ve yıkık kalelere kalebozuğu, veya eski evlere evbozuğu, demeyiz” diyerek buradak Kalebozuğu kelimesinin başka bir anlamı olması, gerektiğini söylemişlerdir..
Bahsi geçen kalenin tam olarak nerede olduğu ve hangi tarihte var olduğu hakkında elimizde kesin bilgiler yoktur. Eskiden buradaki evlerde oturmuş yaşlı insanlar aktardıkları bilgilerde bir takım duvar kalıntıları, parçalanmış sütun kalıntıları ve birkaç evin altını kapsayacak şekilde büyük bir su sarnıcı gördüklerini söylemişler, bu sarnıcın sanki bir kalenin su ihtiyacını karşılayacak türde büyük bir sarnıç olduğu üzerinde durmuşlardır.
“Çocukken burada yüzdüğümüz zamanlarda suyun dibinde mermer sütunlar görürdük” demişlerdir.
Bu insanların denizin dibinde gördük dediği sütunlar muhtemelen buradaki bir kale ve kalenin içindeki saray kalıntısına aitti.
Bu esrarengiz kalenin nerede olabileceği konusunda çok enteresan teoriler ve görüşler ortaya atmışlardır.
Tarihçi Osman Doğan “Tarih Boyunca Ünye” adlı eserinde Bizans İmparatoru Andronikos Kommenos’un Bizans tahtına çıkmadan önce Ünye’de deniz kenarında bir kalede iki yıl esir olarak tutulduğunu yazar. Trabzon ve çevresine akınlar yaparak insanları öldüren Andranikos bağışlanması sonrasında iki yılını Ünye’deki bu kalenin içindeki görkemli bir konakta geçirmiştir.. Karadeniz sahillerini gezen gezgin John Freely, Kommenos’un sürgün hayatı yaşadığı sarayın bir kale içinde olduğu ve Kommenos’un kızının her sabah sarayın balkonundan güneşin doğuşunu seyrettiğini yazar. (Sah. 114) Tarih boyunca Ünye sah.112 dip not).
Kalenin, yerli ve yabancı gezginlerin notlarından anladığımız kadarı ile on bir ve on ikinci yüzyılda yapılmış olması ortaya çıkmaktadır. Bazı tarihi kaynaklar kaleyi sürgün yıllarında Anranikos Kommenos’un tamir ettirdiğini yazar. Kalenin bir benzeri bugün Tirebolu’dadır.
Tirebelolu’daki bu kale Ünye’dekinden yüzyıl sonra Bizans’lılar tarafından yapılmıştır
Bugün Süleyman Paşa sarayının duvarlarının bir kale duvarı olduğunu aranılan kalenin bu duvarların üzerinde olduğunu söyleyenlerde vardır.
Yapılan çalışmalar sonunda, adı geçen kalenin yüzüncü yıl kafenin alanı kapladığı Vidinli apartmanının biraz üzerinden, Ürer otelnen Belediye eski başkanı Mithat Kısacıkoğlu’nun evinin biraz ilerisine kadar olan alanda kurulmuş dört kulesi olan bir kale şeklinde olduğu tesbit ediğldi. Denizden girişi yüzüncü yıl tarafındandı.
Kalenin etrafı son yıllarda Rum mahallesi idi. Yine bölük pörçük bilgilere göre kale 1800 yılının başlarında terk edildi. Taşları sökülerek büyük bir ihtimalle 1820li yıllarda eski ortaokulun yerinde var olmuş olan ve 1955 yılında yıkılan kilisenin yapımında, kiliseye ait evlerde ve o evlerin bahçe duvarlarında kullanıldı.
İki yıl önce yapılan bir çalışmada bu taşlar ve sütunlar bu evlerin duvarlarında bulundu.
Sökülen kalenin yerinde bulunan büyük bir su sarnıcı vardı, bu su sarnıç bugün yüzüncü yılın altında durmaktadır.
Kale yok olduktan sonra buraya ilk dönem yarı taş yarı ahşap evler yapıldı. 1900 yıllarının başında ilk dönem evler eskiyince ikinci dönem yine altı taş üstü ahşap evler atmışlı yıllara kadar var oldular, atmışlı yıllarda bugünkü yol geçince yıkıldı.
Yalnız yüzyılın bulunduğu yerde beş tane taş ve ahşap ev kalmıştı. Onları da otel yapılma bahanesi ile yıktılar ne varsa yok edildi
(Kaynak: Y. Karaduman-Galabozu)


Bu Haber 3597 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI