Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
FENER
16 Aralık 2010 Perşembe 10:44
Canik Dergisi 5.sayı/ Yaşar Karaduman
Fener, deniz araçlarına ikaz ve uyarı için yapılmış çoğu kule biçiminde yapılardır. Yirminci yüzyıl başına kadar bu fenerlerde, odun ateşi mum ve yağ lambaları olmak üzere birçok malzeme kullanılmıştır. Bu ışık bir ayna vasıtası ile karanlıkta çok uzaklara yansıtılır, deniz araçlarının kayalara yaklaşarak parçalanması önlenmiş olurdu.

Ünye feneri Tirebolu feneri ile birlikte Şubat 1911 yılında asetilen gazı ile çalışacak şekilde inşa edilmiştir. Fenerin inşa edilmesinden sonra meraklı halk her gün feneri görmek için akın akın buraya gelmiş ve fenere dokunarak çoğu kez zarar vermişlerdir.. Gelenlerin fenere zarar vermelerini önlemek için etrafına üç metrelik bir duvar örülmüştür. Bazen duvarı bile aşanlar olmuştur. Bu duvar şu anda yoktur. Ne zaman kaldırıldığı bilinmemektedir.(Kaynak: Osman Doğan)

1968 yılında yayınlanan Ünye Rehberi’nde Orhan Bora, fenerin Finlandiya’dan alındığını on metre yükseklikte olup üç saniyede bir çaktığını yazmaktadır. Eren Tokgöz ise fenerle ilgili araştırmalarında fenerin Norveç malı olduğunu yazar.
Fenerin çaktığını denizden görenler, çok uzakta da olsanız bile yanınızdaymış gibi etrafın aydınlandığını söylerler.

İrfan Işık anılarında Fener hakkında bize şu bilgileri verir:
Ünye limanı’nı belirleyen Fener, hem Çaltı, hem de Yason
Burnu’ndan döner dönmez görülen bir yerde, dört duvar şeklinde yapılan bir korunağın
İçindedir. Fener, gece gündüz devamlı belli aralıklarla çift çakan ışığı ile denizdeki trafiğe
yön veriyordu halen de vermekte.
Fenerin gayet basit bir düzeneği vardı. Altta bir gaz tüpü, yukarıda onu ayarlı bir zaman
dilimin de otomatik olarak açıp kapatan ve açıldığı zaman ateşleyen bir düzenek. Gazın
çıkıp ateşlendiği yer olan marpucun çevresinde ışığı uzaklara yansıtması için ayarlanmış,
kalın camlı bir çevresel ayna, hepsi bu…

Fenerin önü falezlerin en yüksek yeridir. Buradan alınan taşlar sonucu aşağıda bir futbol sahası büyüklüğünde bir düzlük oluşmuştur. Süleyman paşa sarayının surları, temelleri ve yolları için buradan taş alınmıştır. Süleyman paşa sarayı 1808 yılında bitirilmişti. Görkemli bir saraydı. Elli yıl kadar var olduktan sonra fırtınalı bir gecede yandı. Yandığı gece çevrede tam bir felaket yaşanmıştır. Yangın yandaki eşraf konaklarına da sıçramış, yanan tahta parçaları uzak mahallelere kadar giderek, harmanların ve evlerin yanmasına neden olmuştur.
Bugün Feneraltı bir futbol sahası büyüklüğünde düz bir havuz şeklindedir. Burada taşlar üzerindeki patlatma delikleri ve taşların deniz yoluyla taşınması için oluşturulan yükleme rampası hala durmaktadır.

Fener açıklarında kimsenin pek bilmediği deniz kuyuları vardır.
“Ünye Rehberi’”nde Orhan Bora;
“Ünye fenerinden 700 metre yıldız ve poyraza gidildiğinde deniz kuyuları başlar, bu kuyuların dipleri bulunamamıştır. Bu kuyular Ünye fenerinden 7000 metre ileride başlamakta olup Cevizdere’sine uzamakta ve Midrebolu’dan Fatsa fenerine kadar gitmektedir.” demektedir.

Tam fenerin önünde falezin başında durduğunuzda Karadeniz bütün ihtişamı ile gözlerinizin önüne serilir. Sağ tarafta, Arganot’ların altın postu aramaya giderken üs olarak kullandıkları Yason burnu, sağda Çaltı Burnu’nun görünüşü sizi büyüler.
Arganotlar Kolhis ülkesinden dönerken yara alan sazdan yapılma yelkenlilerini Ünye koyuna çekerek onarmışlardır. O nedenle bundan yirmi yıl kadar önce, tarihteki aynı yolculuğu tekrar yapan ekip Ünye’ye de uğramış, sazdan yapılma yelkenli gemileri koyda birkaç gün demirli kalmıştır.


Bu Haber 2757 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI