Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Demokratik Süreçler ve Anılar - Ahmet Akbulut
6 Ocak 2011 Perşembe 19:28
Canik Dergisi 6. sayı
“Felek her türlü esbabi cefasın toplasın gelsin.
Dönersem kahpeyim Millet yolunda bir azimetten!…
(Namık Kemal)

Türkiye 1946yılına kadar, tek partili sistemle yönetiliyordu. İktidarda CHP vardı. 1946 yılında çok partili hayata geçildi ve değişik partilerin kurulmasına izin verildi. İlk Milletvekili genel seçimi ise 1946 yılında yapıldı.
Altmış dört yıl önce yapılan seçim gününü oldukça iyi hatırlıyorum. Ladik Akpınar Köy Enstitüsünde öğrenci idim. Okul Müdürümüz ENVER KARTEKİN’di. Seçim temmuz ayı ortasında bir Pazar günü yapıldı. Seçim günü okulda, öğretmenler dinlenme binasının önüne sandık konuldu. Biz öğrencilerde seçimin yapılmasını ve oy kullanma şeklini izliyorduk. İlk oyu seçim sandığına okul müdürümüz attı. Oyu atmadan önce oy pusulası elinde bir konuşma yaptı. Konuşma aşağı yukarı aynen şöyle idi. ‘Ben oyumu bizi 23 yıldır temsil eden CHP sine veriyorum hayırlı olsun’ dedi.
O dönem de seçimlerde açık oy gizli tasnif sistemi uygulanıyordu. Oylar herkesin gözü önünde açık atılıyor, kapalı kapılar arkasında gizli sayılıyordu. Genellikle sistem buydu. Düzen bu şekilde devam ediyordu.
Okulda Demokrat Partili olarak bildiğimiz bir bahçivanımız vardı. Öğretmen ve öğrenciler onu hep öyle bilirdi. Güler yüzlü çalışkan, babacan bir insandı. Mübadildi. Selanik göçmeni olduğunu söylerdi. Bize bahçe yapmasını öğreten, ağacı ve çiçeği sevdiren bir adamdı. Seçimden sonra o mübadil ve babacan bahçıvanımızı bir daha hiç göremedik. DPli olduğu için, okuldan ayrıldığını söylediler. Yani okul idaresi onu siyasi görüşünden dolayı işten atmıştı. 1946 yılı Milletvekili seçimi hileli, şaibeli ve dürüst yapılmayan bir seçim olarak Türk siyasi tarihine geçmiştir.
1950 yılı Milletvekili genel seçimi, çok demokratik dürüst ve uygarca yapıldı. Başbakan ŞEMSETTİN GÜNALTAY hükümeti mükemmel ve çağdaş bir seçim kanunu yaptırmıştı. Bu kanun hükümlerine göre, partilerin millet vekili listelerinden birini seçebildiğin gibi tüm parti listelerinden seçeceğin millet vekili adaylarından kendi el yazınla da karma bir liste yapıp oyunu kullanabiliyordun .
14 Mayıs 1950 yılında yapılan Milletvekili genel seçimlerinde, bu kanun uygulandı.
Seçimi büyük bir çoğunlukla, Demokrat Parti adayları kazandı. Cumhuriyet Halk Parti’si, Türkiye genelinde (altmış beş) milletvekili ancak çıkarabildi. Seçim çoğunluk sistemi ile yapılıyordu. Bir İlde hangi parti en çok oyu almışsa; bütün Milletvekilleri o partinin oluyordu. Samsun ili o seçimde on iki Milletvekili çıkarmıştı ve hepsini de DP kazanmıştı.Ufak bir ayrıntıyı belirtmekte yarar görüyorum. O zaman Türkiye’nin nufusu yirmi bir milyondu.
İyisi kötüsü ile DP Türkiye’yi on yıl idare etti. 27 Mayıs 1960!ta askeri darbe oldu. Ordu idareye el koydu. Ülke yönetimini, ihtilal yapan subaylardan oluşan, MİLLİ BİRLİK KOMİTESİ adlı bir kurul üstlendi.
Anayasa değiştirildi. Hazırlanan yeni anayasa 1961 yılı Temmuz ayında halk oyuna sunuldu ve kabul edildi. Çeşitli partiler kuruldu. Yeni anayasada partilerin faaliyetlerine izin verildi. DP mahkeme kararı ile kapatıldığı için, onun yerine Adalet Partisi (AP) kuruldu.
Milli Birlik Komitesi, 1961 yılı ekim ayında Milletvekili seçimi yapılmasına karar verdi. Seçimler tam zamanında yapıldı. Seçimde daha çok iki parti yarıştı. CHP ile AP, birbirlerine yakın oranda oy alarak iktidar ortağı olma durumuna geldiler. CHP’sinin Milletvekili sayısı biraz fazla idi ama; hükümeti kurmaya yetmiyordu.Sonunda partiler anlaştılar. Rahmetli İSMET İNÖNÜ’ nün Başbakanlığında CHP , AP koalisyon hükümeti kuruldu. Türkiye ilk kez koalisyon adlı kavramla tanışıyordu. Hükümet kurulmuştu ama; sırada Cumhurbaşkanlığı seçimi vardı. Cumhurbaşkanlığı görevini, Milli Birlik Komitesi başkanı CEMAL GÜRSEL
Orgeneral CEMAL AGA ) yapıyordu.
Seçilecek Cumhurbaşkanı için. Cemal GÜRSEL tek aday gibi görünüyordu ama; ikinci bir aday daha çıktı. Adalet Partisinden Samsun senatörü seçilen Prof. Dr. Ali Fuat BAŞGİL. Adaylık başvurusunu yapmak üzere, eski Büyük Millet Meclisi binasında bulunan, Cumhurbaşkanlığı adaylık başvurusu bürosuna çıkarken; Meclis binasının merdivenlerinde gazetecilerle karşılaştı. Onlara, kararlılığını ve korkusuzluğunu kanıtlamak için; NAMIK KEMAL’ in şu dizelerini okudu.
Ne gam pür ateş-i hevl olsa da gavga’yı hürriyet.
Kaçar mı? Merd olan bir can için meydan-ı gayretten
Felek her türlü esbabi cefasın toplasın gelsin.
Dönersem kahpeyim Millet yolunda bir azimetten!…
Bu sözlerden sonra başvurusunu yapmak üzere büroya yöneldi. İçeri girdi. Odada, Milli Birlik komitesi üyesi Sıtkı Ulay Paşa ve arkadaşları vardı. Zaten onlar da Hoca’yı beliyorlardı.
Biraz sohbetten sonra, Hoca Milli Mücadelede ki hizmetlerini, Karadeniz’deki Rum çeteleri ile savaştıklarını anlatırken ; Sıtkı Ulay Paşa birden ayağa kalkarak ,! Hoca- hoca bize maval okumayı bırak, Cumhurbaşkanlığına aday olacak mısın olmayacak mısın sen onu söyle ? Eğer aday olacaksan Etlik’te (Ankara’nın bir semti ) mezarını bile kazdırdık ’ diyerek hocayı susturdu.
Odada birden bire buz gibi bir hava esti. Hoca’nın gözleri yuvalarından fırladıYüzü bir sararıyor bir beyazlaşıyor bazen kıpkırmızı oluyordu. Başını kaldırdı. Etrafına donuk gözlerle baktı. Konuşamıyordu. Dili tutulur gibi olmuştu. Kelimeler boğazına tıkanıp kalmıştı. Hatta yutkunamıyordu. Birden kendini toparlar gibi oldu. Ayağa kalktı. Kimseye tek kelime söylemeden odayı hızla terk etti…
Prof. Dr. Ali Fuat BAŞGİL, oradan ayrıldıktan sonra kararını verdi. Cumhurbaşkanlığı adaylığından Cumhuriyet senatosu üyeliğinden ve Adalet Partisinden istifa etti. Türkiye’ den ayrılarak İsviçre ‘ye yerleşmeye karar verdi. Hayatının sonuna kadar orada yaşadı.
1961 yılındaki Cumhurbaşkanlığı seçimine, Orgeneral CEMAL GÜRSEL tek aday olarak girdi. Seçilerek Türkiye’nin 4. Cumhurbaşkanı olarak tarihteki yerini almış oldu.1980 yılında Türkiye tekrar ihtilalle tanıştı. ’12 Eylül 1980’ günü Genelkurmay başkanı Orgeneral KENAN EVREN ve 4 kuvvet komutanı , 12 eylül darbesini yaptılar. Ülke yönetimi tekrar ordunun eline geçmiş oldu. Genelkurmay başkanı ve 4 kuvvet komutanından oluşan 5 kişi, Milli güvenlik konseyi adlı bir komite kurarak ülkeyi yönetmeye başladı. Danışma meclisi oluşturularak, 1961 anayasası ortadan kaldırıldı. Danışma meclisinin temel görevi sadece anayasa yapmaktı. Uzun süreli bir çalışmadan sonra 1982 anayasası metnini halk oyuna sunma aşamasına getirdiler.. Eskiden 4 yıl olan Cumhurbaşkanlığı süresi yeni anayasa ile 7 yıla çıkarılmıştı.
Kenan Evren’in Cumhurbaşkanlığına seçilmesi ilginç bir durum arz eder. Bu seçimde halk hem anayasayı hem de Cumhurbaşkanını oylayacaktı.
Nitekim öyle de oldu. Anayasa taslağı ve Cumhurbaşkanlığı seçimi; “7 Kasım 1982” tarihinde halk oyuna sunuldu. . Orgeneral KENAN EVREN Cumhurbaşkanlığına adaydı. Sonuçta yüzde doksan iki kabul oyu ile; halk yeni anayasayı onamış, Sayın Kenan Evren’i de Cumhurbaşkanı seçmişti. Böylelikle KENAN EVREN Türkiye’mizin yedinci Cumhurbaşkanı olarak tarihe geçmiş; o yüce makamda yedi yıl daha oturmağa hak kazanmıştı.

BİR ANI

14 Mayıs 1950 yılında yapılan Milletvekili genel seçimlerini; Samsun’dan Rize’ye kadar olan illerde Trabzon hariç Demokrat Parti adayları kazanmıştı. O seçimde Ünye ilçesi de DP’den milletvekili çıkarmıştı. Ordu milletvekili olarak, Büyük Millet Meclisine gönderilen Rafet AKSOY adlı bu vekilin Ankara’ya uğurlanış töreni oldukça çoşkulu ve görkemli olmuştu. 20 Mayıs 1950 günü Ünye Cumhuriyet Meydanındaki, büyük kavlan ağacının etrafında Ünyeli yüzlerce Demokrat Partili toplanmıştı. Başlarında Ünye demokratlarının ileri gelenlerinden, Mitat KISACIKOĞLU VE Terzi Ahmet KAVAKLIOĞLU ön saftaydılar. Zaferlerinin heyecanı, çoşkusu ve sevinci yüzlerinden okunuyordu. Vekillerini alkışlarla Ankara’ya uğurladılar. Konvoy kalktıktan sonra bile kalabalık dağılmamıştı. Bir birlerini kucaklıyor, öpüyor içten duygularla el sıkışıyorlardı. Kazanılmış zaferlerinin mutluluğunu doyasıya yaşadılar. Gözlerinden sevinç göz yaşları dökenler ağlayanlar bile vardı. Tarihe unutulmayan bir mutluluk manzarası bırakarak gruplar halinde yavaş yavaş dağıldılar…
1950 seçimleri, Türk demokrasi tarihine altın harflerle yazılacak önemli bir siyasi olay, bir dürüstlük ve uygarlık simgesidir. Bu seçimleri demokrasimizin temel taşlarından biri olarak görüyor ve öyle değerlendiriyorum. Hazırlayanlara, uygulayanlara Ulu Tanrıdan rahmet dileklerimi sunuyorum.


Bu Haber 2736 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI