Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Bir Bayram Sohbeti - Prof. Dr. Ayşe Haznedar Yalın
6 Ocak 2011 Perşembe 19:27
Canik Dergisi 6. sayı
Nerede o eski bayramlar diye başlayıp eskiye özlemi anlatmak değil amacım ,bu gün bu gün olmazdı eğer o eskiler olmasaydı……..o eski günlere çok şey borçluyuz……..
Ben yaşananları keyifle ve mutlulukla anıyorum.


Benim bu kez sizlerle paylaşmak istediğim aile büyüğümüz Fuat eniştem ve Hilkat ablamla yaptığım bayram sohbeti….Ancak eskiye ilişkin birkaç şey de ben söylemek istiyorum………
Anımsadığım kadarıyla, çocukluğumun geçtiği bu şehirde Ramazan ve Kurban bayramlarının hazırlıkları nerdeyse bayramdan bir hafta on gün önce başlardı. Her evi sıcacık tatlı, heyecanlı bir telaş sarardı.

Her evde olduğu gibi bizim evimizde’ de, annem özenle ve ayrı bir keyifle Ünye lokumu yapardı. Annemin Ünye lokumu çok ama çok lezzetliydi. Evin içi lokum fırından geldikten sonra mis gibi kokardı(o zamanlar lokumlar tepsilerle fırına gider ve odun kömürüyle kızmış olan fırın da nar gibi kızararak pişerdi).
Bayramdan önce ne yapsak da lokumlardan hiç olmazsa birer tane, henüz daha soğumadan ılık ılık yesek diye,‘tok evin aç kedileri’ gibi lokum tepsilerinin etrafında dolaşırdık..Annem lokumlar soğuduktan sonra özenle teneke kutulara koyar ve bayrama hazır hale getirirdi.
Tüm telaş ve koşuşturma arife günü en üst düzeye çıkardı. Biz çocuklar, ayak altında dolaşmayalım diye Paşabahçe’nin en uzak köşesine evcilik oynamak için gönderilirdik.
Gündüzün telaşı, akşamları eve tatlı bir sakinlik, , sessizlik getirirdi. Bayramdan aşağı yukarı bir ay önce bayramlık elbiselerimiz terziye verilir, ayak ölçülerimiz kağıtlara çizilir ve ayakkabılarımız ısmarlanırdı. Ben kendimi eski bayram anılarıma kaptırıp,bu yazının asıl amacından biraz uzaklaştırdım galiba…

Yazımın başında da belirttiğim gibi, amacım neredeyse bir asırlık yaşam öyküsü olan Fuat eniştem ve Hilkat ablamla bayramlara ilişkin yaptığım sohbeti
size aktarmaktır.
Onların anıları bence eskiye ilişkin belge niteliği de taşıyor.
Bu sohbeti Gölevi mahallesinde ki bahçelerinin hemen yanına inşa edilmiş
tek katlı, şipşirin evlerinde yaptım

Nice bayramlar yaşadınız, ‘nerede o eski bayramlar diyor musunuz?

Her ikisi de iç çekerek, çocukluğumuzun ve gençliğimizin bayramları tabii ki farklıydı ama biz yine bayramları eskisi gibi olmasa da çocuklarımız ve torunlarımızla paylaşmaya özen gösteriyoruz..özellikle bayramın ilk günü öğle yemeğini evimizde hep beraber yemek bir gelenektir bizim için.

Enişte bayram dendiğinde anımsadığınız neler oluyor?
Melek hanım (eniştemin annesi) bayramdan bir gün önce bizleri yıkardı ..Arife günü ,buğdaycık …bir arpa boyu büyüyeceğimizi sanırdık.Akşamdan, hepimizin bayram sabahı giyeceğimiz giysilerimizi odamıza koyar bizlerde heyecanla sabahı iple çekerdik
Sabah müezzin amcayı gözetler, o cami ye girer girmez biz mahallenin çocukları,Çoldurların Nejat, Nalbantların çocukları daha başkaları da var ,hep beraber camiye bayram namazına giderdik.

Agah bey amca yada diğer çocukların babaları sizinle olur muydu ?,

Hatırlamıyorum, ancak biz sanki kendi başımıza giderdik diye hatırlıyorum. O zaman mahallemiz, kasabamız çok güvenli idi ve zaten de herkes birbirini tanır evlat muamelesi yapardı.
Namaza gitmeden önce babam hepimizin cebine 40 para koyardı (eniştemler beş kardeş, dördü erkek bir kız, Müslim bey amca Tahsin bey amca, Murat ağabey ve Zernube yengem…Hasan dayımım eşi).
Camiden çıktıktan sonra cami önünde bekleyen fakir fukaraya verelim diye……bu bir yardımlaşma ,fakire el uzatma alışkanlığını edinmemiz için yapılan bir şeydi.
Camiden doğruca eve giderdik, Melek hanım mükellef bir bayram sofrası hazırlardı Annem, Zernube ve evin çalışanları bizi beklerdi. Neden olduğunu bilmiyorum ama,. İlk yediğimiz hep zeytinyağlı yaprak sarması olurdu, sonra kahvaltıya geçerdik.
Davulcu Recep davulunu çala çala maniler okur bayram bahşişini alırdı (daha sonra Recep postanede çalıştı ve oradan emekli oldu) Sonra davulu İdris çalmaya başladı.
Biz çocuklar kahvaltıdan sonra yakın akrabaların ellerini öpmeye gider bayram harçlıklarımızı alırdık. Kimi az kimi çok verirdi ama bize Garılar Pazarı’nda kurulan bayram yerinde harcamaya yeterdi.
Dönme dolaba biner Arnavut şekercinin horoz, tavşan kalıplarıyla yaptığı şekerlerden alırdık. Evin hanımları üç gün evden çıkmaz misafir beklerdi, ancak bayram onlar için nerdeyse bir ay sürer, hanımlar bu zaman süresince birbirlerine bayram ziyaretine giderlerdi. Birde kokusunu hiç unutmadığım bayram da pişen lokumlar var hatırımda. Hele bayatladığında Agah beyin-babamın ,lokumları maşanın üzerine dizip .mangalın korunda ısıtıp bize yedirmesi var ya ne tatlı olurdu..Tıpkı yeni fırından çıkmış gibi kokardı .Yemesinin zevki de bir başkaydı.

Abla biz beş kız kardeşiz, bayram namazı ve sonrası bizim evde nasıl olurdu?

Doğrusu ben bir tek babamın misafir kapısından girdiğini ve senin onun paltosunu ve şapkasını aldığını hatırlıyorum.
Bizlerde sabah ezanı öncesinde kalkar babamı namaza geçirirdik O gelene kadar hiçbir şey yenmez babamın gelişini bekler sırayla elini öper masaya geçerdik.

Peki bizdeki bayram telaşı ve heyecanı nasıldı?.

Bir hafta önceden Fişek eme, Ünzile bacı ve Mevlüde bize gelirler ve bayram çıkana kadar bizde kalırlardı. Börekler, tatlılar, zeytinyağlı dolmalar yapılırdı. Annem lokumunu kendi yapar ve hakikaten çok da güzel yapardı.
Bizlerin giyecekleri zaten nerdeyse bir ay önce terziye verilirdi, ayakkabılarımız için ölçü alınır ve yaptırılırdı.
Bayramlarda bütün bir ailenin birlikte olması çok önemliydi
Bir bayram babam Özay ve benim için, henüz sizler daha yoktunuz, ikimizin bayramlıklarını almak üzere Samsun’a gitmişti. O sene kış çok ağır geçiyordu. Babam Çarşamba’da fırtınaya yakalanmış ve orada yaşayan yakın akrabalarımıza sığınmış, babamı göndermek istememişler,çünkü, hiçbir vasıta o kış- kıyamette Ünye’ ye gitmiyormuş ….
(Bunu yazmadan geçemeyeceğim,..ablam o an hepimizi duygulandırdı elini yüzüne kapatarak sessizce ağlamaya başladı ... )
Babam ‘ben ailemi ve kızlarımı bayram günü babasız bırakamam diyerek atla yola çıkmış. Babamı biz de evde hiç uyumadan bekledik. Annem bize, merak etmeyin babanız ne yapar ne eder gelir, o bayramı sizsiz başka yerde geçirmez diyor ve bize her türlü koşulda yardım etmeye çalışan Fidan abu da ona destek oluyordu (Fidan abu-abla, bize hep bir efsane gibi anlatılırdı. Nuri Paşa zamanında İstanbul’dan Ünye ye getirilmiş, Nuri Paşanın oğulları ve kızının daha sonrada babam ve amcalarımın büyümesinde aileye destek olan, yaşlılık döneminde Hilkat ve Özay ablamın da anılarında büyük bir saygıyla iz bırakan zenci bir hanımefendi- üç nesil aileyle birlikte yaşamış.)
Babam sabaha karşı geldi. Üstünde birkaç battaniye vardı ve karlar içindeydi. …
Bu birlikte olma arzusu, aileyle bayramı beraber karşılama ve geçirme, sadece bize has bir şey değildi Herkes ailesiyle birlikte olmak için özen gösterir, toplumun gelenek ve göreneklerini nesilden nesle aktarmak birlik ve beraberliğin bir aile ve ülke adına ne kadar önemli ve vazgeçilmez olduğunu anlatmak için yapılan bir davranıştı
Bayram süresince bizim evin kapısı hep açıktı. Ev dolar taşardı, Fuat beyin dediği gibi ilk üç gün evin hanımları misafir kabul eder, daha sonraki günlerde ziyaretlerini yaparlardı.
Biz o bayramları büyük bir mutluluk ve özlemle hatırlıyoruz. Ve çocuklarımıza bunların bir kısmını, tabii yapabildiğimiz kadarını aktarmaya çalışıyoruz. Ben hala eskisi gibi bir hafta önceden hazırlanmaya, bayram telaşını, keyfini çocuklarıma aktarıp, yaşatmak için elimden geleni yapıyorum.
Biz büyüklerin toparlayıcı olması şart .
Gençler çok çalışıyor ve doğal olarak yoruluyorlar, Bayramlar onlar için bir dinlenme zamanı oluyor, buna hiçbir sözüm yok, ancak birlikte olmak güzel günleri paylaşmak gelecekteki birliktelikler için çok önemli diye düşünüyorum.
Benim tüm bu anlatılan ve gerisinde verilen dersin üzerine söyleyeceğim her şey hafif kalacak….nice bayramlara hep birlikte


Bu Haber 3937 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI