Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Taş Devrinde Ünye - Yaşar Karaduman
4 Ocak 2011 Salı 09:46
Canik Dergisi 6. Sayı
Ünye’de ilk yerleşim taş devrine rastlayan zamanda Cevizderesi yöresini kaplayan Tozkoparan, Koytakkaya, Tilki mağaralarında olmuştur. Bu mağaralarda ele geçen bulgular MÖ. 15000 yıllarında insanların buraya geldiğini göstermiştir. Yapılan sondajlar yerleşimcilerin denizden yararlandıklarını ortaya koymuştur. Deniz ürünlerinden süs araçları yapmışlar, ölülerini yırtıcı hayvanların leş kokusuna gelmelerini önlemek için gömmüşler,


Ünye ve çevresi ile ilgili araştırma, kendisi de Ünyeli olan Ankara Dil-Tarih Coğrf. Fak. Arkeoloji Profesörlerinden rahmetli İsmail Kılıç Kökten tarafından yapılmıştır.
Kazılar sonucu Milattan 15 bin yıl önce Ünye’de toprağa yerleşik hayatın başladığı anlaşılmıştır. Bu da taş devrine rastlar. Tarihçiler, yazının bulunmasından sonraki devirlere “Tarihi Çağlar”, yazının bilinmediği zamanlara da “Tarih Öncesi Çağlar” adını vermektedirler. İlkyazı Mezopotamya’da ve Mısır’da M.Ö. 3 binin başlarında kullanılmaya başlanmıştır.
Ünye’de yaşamış kavimlere, geçmeden önce sırası ile tarih çağlarından başlayarak gelelim.
Ateşi bularak madenleri eriten insanların, araçlar yapmaya başladıkları döneme “Maden Devri” adı verilir. Maden Devri, Taş devri, Bakır, Tunç ve, Demir Devri olmak üzere dört kısma ayrılır.
Taş Devri, insanlığın ilk ortaya çıkışından, M.Ö. yaklaşık 10.000 yıl öncesine kadar süren arkeolojik çağdır. Bu çağda insanlar, çakmaktaşı, hayvan kemiklerinden aletler yapmaya, besinleri pişirmeye başlanmıştır.
Taş devri de üçe ayrılır: Kaba taş devri, en uzun ve en ilkel dönemdir, bu dönemde insanlar mağaralarda yaşıyorlardı. Yontma taş devrinde daha düzgün aletler yaptılar ve ateşte kızartılmış buğday ya da mısır yediler. Cilalı taş devrinde tarım ve hayvancılıkla uğraşmaya, topraktan kaplar yapmaya başladılar.
Maden devirleri: Bakır Çağı, M.Ö. yaklaşık 5000-3000 yılları arası, Tunç Çağı, M.Ö. 3000-1200, Kalay ve bakırın karıştırılması sonucu sert ve dayanıklı olan ve döneme adını veren tunç elde edilmiştir. Demir Çağı, M.Ö. 4. yüzyılda bittiği kabul edilen ve demirin eritilerek kullanıldığı dönemdir.

Ünye’de ilk yerleşim taş devrinde olmuştur.
Ünye’de ilk yerleşim taş devrine rastlayan zamanda Cevizderesi yöresini kaplayan Tozkoparan, Koytakkaya, Tilki mağaralarında olmuştur. Bu mağaralarda İlhami Kılıç Köktenin yaptığı kazılarda ele geçen bulgular MÖ. 15000 yıllarında insanların buraya geldiğini göstermiştir. Buralar doğal mağaralardır. Yapılan sondajlar yerleşimcilerin denizden yararlandıklarını ortaya koymuştur. Deniz ürünlerinden süs araçları yapmışlar, ölülerini yırtıcı hayvanların leş kokusuna gelmelerini önlemek için gömmüşler, daha sonraları daha derin kazarak leş yiyicilerin cesetlere ulaşmalarını engellemeyi öğrenmişlerdir. Kral ve kraliçelerini ulaşılması zor yerlere yaptıkları kaya mezarlarına gömmüşlerdir, bu mezarlardan bir tanesi Cevizdere Tozkopran’da halen durmaktadır.

İlk insanların ölü gömme usulleri
Doğa şartları ile baş etmekte zorlanan ilk çağ insanları, yabani sebze, meyve ve kökler ile avlandıkları hayvanları yiyerek beslenmişlerdir. Küçük gruplar halinde konar - göçer bir tarzda mağaralarda barınmışlardır. Ateşi bu çağda bulmuşlar ve besinleri pişirmeyi, öğrenmişlerdir..Bu dönemdeki çukurlar şeklindeki mezarlar, ilk insanların ölülerini gömdükleri hakkında bilgi veren izlerdir bu kültüre Taş Devri çağı adı verilmektedir.

Taş devrinde ölü gömme
Bu dönemde ölü gömme geleneği taş sandık ve küp mezarlardır. Çömlek mezarlara da rastlanılmıştır. Bazı mezarlarda yarı yarıya yakılmış insan kemikleri de çıkmıştır.
Araştırmacı -Yazar Berkay Dinçer, Taş devri çağı insanlarının, vahşi hayvanlardan korunmak ve avlanmak için aletler yapmaya başladıklarını, ayrıca bu devirde artık insanların ölülerini de sistemli bir biçimde gömmeye başladıklarını, cesetlerin küp içine yerleştirildiğini, küplerin genelde ağızı doğuya, dipleri ise batıya bakar şekilde hafif yatık biçimde gömüldüğünü yazar.
Taş devri insanları mezarlarında, ölüleri hiçbir mezarda, dümdüz yatırmamıştır. Ölüler genellikle uyku ya da cenin posizyonunda bulunmuştur..
Eski Türkler can ve ruhu genel olarak tın (yani nefes) kelimesiyle ifade etmişlerdir, insan ölürken canının bir kuş gibi uçup gittiği varsayılır. Orhun Kitabeleri'nde ölmek, uçmak, uçup gitmek olarak anlatılmıştır.
Göktürkler "ölüyü çadıra koyarlar, çadırın etrafında yedi defa dolaşırlar, bıçakla yüzlerini kesip kanlı gözyaşı dökerlerdi. Altaylılar ölülerini umumiyetle dağ üzerindeki gizli yerlerde toprağa gömerlerdi. Ölü giyinmiş vaziyette mezara konur ve yanına, yol için bir torba yiyecek de yerleştirilirdi.
Uygurlar ölüyü gömerken yeni elbise giydirirlerdi Orta Asya'da, Hunlar’ın ve Göktürkler’in iptidai boylarından bazıları ölülerini tabutlara koyup ağaçlara asarlardı.
Eski Türklerde ayrıca mezarlara bayrak asma geleneği vardı. Altay dağlarında yaşayan Türk göçebelerinin kadınları yas tutarken elbiselerini yedi gün ters giyerlerdi.
(Kaynak: KARADUMAN Yaşar (Ünye’de tarih boyunca yaşamış kavimlerde mezar ve ölü gömme usulleri)


Dip notlar:
Beyhan Palancı, Anadoluda Ölüm Ritüelleri
Nilgün Çıplak” Anadoluda ölüm sonrası mezarlıklar çevresinde oluşan inaç ve pratikler”
Berkay Dinçer "Türkiye'nin Tarihöncesinden Bir Kesit
Dinçer Berkay 2001, "İnsanın Biyokültürel Evrimi",
“Yeşil Ünye Rehberi 1968 ” Orhan Bora
Osman Doğan, “Tarihte Boyunca Ünye”
Adem Işık, Antik Kaynaklarda Karadeniz Bölgesi, TTK yay., Ankara 2001.
Mehmet Bilgin, Doğu Karadeniz, Trabzon 2000,
Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Boğaziçi Yay., İstanbul 1980


Bu Haber 4145 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Mezarlarda bayrak asma adeti Tarih : 5 Ocak 2011 / Pazar Üye Adı :
Sayın Karaduman,Türkiye'de prehistoryanın atası olarak da isimlendirebileceğimiz rahmetli İsmail Kılıç Kökten'i üniversite yıllarımda tanıdım.Kendisini bilime adamış,çok mütevazi,sevgi dolu bir insandı.Ülkemizin bir çok bölgelerinde,bu arada Ünye çevresinde önemli araştırmalar yapmış, gelecek kuşaklara eserler bırakmıştır.Mekanı cennet olsun.Sayın Karaduman yazınızda "eski Türklerde mezarlara bayrak asma adeti vardı" diyorsunuz.Yeni Türklerde durum farklımı? Şehitlerimizi belli etmek için Türk bayrağı kullanmıyormuyuz?Ülkemin neredeyse tüm mezarlıkları bayraklı oldu.Hakkari yöresinde tüm mezarlıklar kırmızı,yeşil ve beyaz bayraklarla doludur.Kırmızılar şehit,yeşiller seyit,beyazlar da evliya olarak nitelendirilirler.Bayraksız mezarlar normal insanlar olarak kabul edilir.Bu adetler bizleri düşündürmeli değilmi!Ne dersin?Abdullah US
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI