Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Çarık /İrfan Işık
8 Ocak 2011 Cumartesi 09:01
Emekli Öğretmen-Araştırmacı Yazar/Canik Dergisi 6.sayı
Tantana Kemal’in dükkanı ile karşısındaki İzzet Şahin’in dükkanı arasından geçen ve adı, Çarıkçılar olan çarşı sokağının, 30 lu - 40 lı yıllardaki adı Çarıkçılar Arastası idi. Şimdi Ünye’de o yıllardan kalma eskilerin ağzında o sokak hala Çarıkçılar Arastası diye anılır.
Üç arasta, bir bedesten vardı Ünye’de o yıllarda.
Çarıkçılar, çapulacılar, bakırcılar arastası ile Kefeliler bedesteni. ( ayni meslek erbabının çalıştığı çarşılara arasta, değerli eşyaların satıldığı dükkanların bir arada bulunduğu üstü kapalı çarşılara –pasaj- bedesten denir.)
Bakırcılar arastasına kalaycılar arastası da denirdi.
Şimdiyse, esnafı çok azalmış olsa da varlığını sürdüren sadece Bakırcılar Arastası kaldı. Bir de, Orta çarşıdaki Çapulacılar Arastası’ nda, eski sokağa hiç benzemeyen yerde, benzer işi yapan kavaflar var. Fabrikasyon ayakkabı satıyorlar…
Çarıkçıların isminden başka, ne dükkanları, ne de esnafı kaldı. Oysa o arastada onlarca çarıkçı, kimi dükkan sahibi, kimi sergici olarak mesleklerini sürdürmüşlerdi yıllarca.
Esnafın adları, meslekleriyle anılırdı. Çarıkçı Hasan, Çarıkçı Mustafa, Çarıkçı Ali Rıza, Çarıkçı Şeyh Kuzu Ahmet gibi.
Çarık genelde köylülerin ayakkabısıydı. Köylünün varsılları, çapula giyerdi şehirde. Böyle olmakla birlikte, varsıl köylüler dahi, yoksul köylüler gibi işte, köyde çarık giyerlerdi. Köyde, herhangi bir nedenle kesilmiş ya da ölmüş hayvanların derileri yüzülür, terbiyelenir, gerilerek kurutulur, sonra usulünce kesilerek çarık yapılırdı.
Köylerde pek çok kişinin çarık dikme becerisi olduğu gibi bazılarınınki ustalık düzeyindeydi. Köyümüzdeki fındıklığımızı görüp-gözeten yarıcımız da, saygı gören bir çarık ustasıydı. Yalvarmalarıma dayanamamış, bana sarı renkli bir inek derisinden tüy kadar hafif bir çarık dikmişti. Çarığın burun ve yan dikişleriyle yün çorap üzerine, diz altına kadar sarılıp çarığı ayağa sıkıca bağlayan sırımları da ayni deriden yapılmıştı.
Çarığım dikilirken nefesimi tutmuş, gözümü ellerinden ayırmadan izlemiştim yarıcımızı. O ayağıma kendi elleriyle giydirdiği çarığımı okşayarak sevincimi izliyordu sevgiyle.
Ne yazık!...Yerlere basmağa kıyamadığım çarığım daha ilk gün yırtılmıştı. Dünyaya küsmüştüm adeta o gün. Yarıcının babamla konuşurken söylediklerini duyduğumda, o gün akşama kadar ağladığımı anımsıyorum. Elimde, genç bir inek derisinden başka çarıklık deri yoktu diyordu babama..
Ancak Çarıkçılar Arastası esnafı mesleklerini bilimsel bir ustalıkla icra ederdi.
En dayanıklı ve güzel çarıklar Öküz derilerinden yapılanlar ve en pahalı olanlardı. Deriler tabakhane tezgahlarında özenle temizlenir, Özel tahta panolara, yüzlerce çiviyle çakılarak gerilirdi.
( sıradan kişiler hatta usta kasaplar tarafından yüzülen hayvanların derilerinde kesikler, deriyle birlikte yüzülmüş et parçaları olurdu. Çarık derilerinin bunlardan arındırılması gerekliydi. Kesikler, deri, tahta panolara gerilirken açılıp ovallaşmaması için birleştirilerek çivilenir, etler, debbağ bıçaklarıyla deriden sıyrılıp alınırdı. Bu etler temizlendikten sonra yenilebiliyordu.)

Panolar üzerlerine gerilmiş derilerin kuruyup çürüme evresini aşması için, Tabakhane binalarının karşısındaki Halkalı kavağın dibinde, yere meyilli şekilde dizilir, birkaç gün kurumağa bırakılırdı.
Kuruyan deri panodan söküldükten sonra rulo yapılır, Çarıkçılar Arastasına getirilir; Burada belli ölçülerdeki ende şeritler halinde kesilirdi.
Bu işlem bittikten sonra çarıkçıları oturmuş, şeritler halinde kestikleri derinin kenarlarını bıçak sırtlarını sürterek açıp genişlettiklerini görürdünüz.
Kenarları genişletilmiş çarık derileri bu işlemden sonra sanki daha kalınmış gibi görünürlerdi.
Son olarak şeritler iki ayağa göre hesap edilen uzunlukta kesilip bükülerek istif edilir, satışa hazır hale getirilirlerdi.
Çarık, genelde bu şekilde satıldığı gibi, bazen de dikilmiş hazır çarık şeklinde de satılırdı.
En kaliteli ve pahalı çarıklar, öküz derisinin sırt kısmından çıkarılmış şeritlerden yapılmış olanlardı. Derinin eteklerinden, karın kısmından yapılanlar daha yumuşak, dayanıksız ve gösterişsiz olurlardı. Zaten devamlı yürüyüşlerde en dayanıklı çarık bile üç günden sonra topukları delinir, eskirdi. Bunu bilen köylü, köyden şehre gelirken yalınayak yürür, varoşlara ulaşınca, oturur, yün çoraplarıyla çarığını giyer, öyle girerdi şehre. Bu bir tür saygı ve çarığa uzun ömür verme gayretiydi.
Çarık derileri, hayvanın çeşitli renkteki tüyleriyle birlikte tabaklandığı için, dikilmiş çarıkların yanlarından görülen kabarık tüyler giyenleri, özellikle de çocuklarla kadınları, paçalı tavuklar gibi sevimli bir görüntüye büründürürdü.
Çarık, sırım ya da kırnap denilen kendir liflerinden bükülmüş iplerle dikiliyordu.
Çarıkçıların, sırımla dikilen özelleri en pahalı olanlarıydı.
Etek ve karın derilerinden çıkarılan çarıklar elli kuruşa, sırt derilerinden çıkarılanlar bir liraya satılıyordu. Sırımla dikilmiş özel hazır çarıklar yüz yirmi beş kuruşa alıcı buluyordu.
Köylü genelde, iki ayak boyunda kesilmiş çarıklık şeritleri alıyor, köyde kendisi dikiyordu.
Çarık, ülkemizde ve tüm dünyada, ilk yerleşimlerdeki halklar tarafından ayakkabı olarak kullanılmıştır.
Teknolojinin ilerlemesine paralel olarak derilerin tabaklanması işlemleri, ayakkabıların çeşitlenmesini sağlamış, çapulalar, kunduralar, çizmeler yapılmış ama çarık, yoksul halkın ayakkabısı olmayı sürdürmüştür çok uzun asırlar.
Kurtuluş savaşımızdaki asker ayakkabılarımız çarıktı. O kadar ki, Tekalifi Milliye emirnamelerinde, en yoksul ailelerden, hiç değilse bir çift çarıkla iki çift yün çorap istenmişti.
Ülkemizde çarığın kullanımdan tümüyle kalkması Kara Lastik ayakkabıların yaygınlaştığı 1950 li yıllarda gerçekleşti.
Ünye o yıllarda, deyim yerindeyse Kara Lastik imalatının merkezi durumundaydı. Onlarca fabrika kurulmuştu şehire.
Ayrıca ilk lastik ayakkabılar çok ucuz ve gerçek kauçuktan yapıldıkları için çok dayanıklı olduklarından tercih ediliyorlardı. Başka bir özellikleri daha vardı. Karda, suda ve çamurda sorunsuz giyilebiliyordu.
Çarıkçılık birden bire öldü Ünye’de. Esnaf işsiz kaldı. Kimi kasaplık yapmağa başladı kimi de başka işlere el attı. Arasta uzun bir süre ıssızlaştı. Sonra da ahşap çarık dükkanları yıkıldı. Yerlerine çok katlı modern binalar yapıldı. Çeşitli mallar satan dükkanlara dönüştü çarık dükkanları
Bizden sonraki kuşaklar çarığı şimdi, folklor ekiplerinin ayaklarında görebiliyor ancak.
Kaynak: İrfan Işık


Bu Haber 3331 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Çarık Tarih : 8 Ocak 2011 / Pazar Üye Adı :
Sayın hocam,çarıkçılar ve Çarıkçılar arastası hakkında verdiğiniz çok kıymetli bilgiler yeni kuşaklar için bir hazine değerindedir. Yeni yoldan Hanboğazına kadar eskimesin diye çarıkları boyunlarına asılı, yalınayak gelen insanların buraya yakın yerlerde çarıklarını ayaklarına giyerek çarşılarda dimdik gururla gezdikleri gözlerimin önünde.Bazılarınca bunların çarıklı erkan-ı harp olarak aşağılandıklarını da hatırlıyorum.Şimdi ise içlerinden çıkan insanlar tarafından sömürüldüklerini görmek beni üzüyor.Abdullah US
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI