Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ali Poyrazoğlu da mı Fatsalı? /Aynur TAN
11 Ocak 2011 Salı 09:10
Canik Dergisi 6.sayı
Başta Kadir İnanır, Levent İnanır, Soner Arıca gibi bir çok ünlü sinema ve müzik sanatçısı yetişen Fatsa’da tiyatro sanatçısı da yetişti mi?

Ünlü Tiyatro oyuncusu Ali Poyrazoğlu Fatsalı mı? Değilse sanatçının Fatsa ile olan bağı ne?

Bu soruların cevabını değerli tiyatro sanatçısı, oyun yazarı ve sinema oyuncusu Ali Poyrazoğlu bizzat verdi. Elmalı hamsi buğulamasının tarifini anlattı bize.

Araştırmacı-Sözlü Tarih Yapımcısı –Emekli Tarih Öğretmeni Aynur Zeren Tan sordu Ali Poyrazoğlu cevapladı.

Sevgili okuyucular merhaba,, İstanbul Taksim’de Ali Poyrazoğl’ nun ofisindeyiz. Kendisiyle hem keyifli bir sohbet hem de röportaj yapma fırsatı yakaladık.

Aynur Zeren Tan: Sn. Ali Poyrazoğlu öncelikle kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz. Sizi Fatsalı biliyorduk, ancak sohbetimiz sırasında Fatsalı olmadığınızı ancak Fatsa’dan yolunuzun geçtiğini öğrendik. Hangi yaşlarda Fatsa’da bulundunuz?

Ali Poyrazoğlu: Evet ben Fatsa’da bir süre yaşadım. Orada Dumlupınar İlkokulun’dan mezunum. Sonra, Ortaokula Fatsa’da başladım. Oradan İstanbul’a geldik. Ortaokulu İstanbul’da bitirdim. Fatsa’ya İstanbul’dan gitmiştik, orada eczanemiz vardı. Sonra İstanbul’a geri döndük.

A. Z. Tan: Ben de Fatsa Dumlupınar İlkokulu’nda okudum.

A.Poyrazoğlu: Aaa öyle mi, Fatsa’da aynı okulluyuz o zaman. Ne güzel. Buyurun sorabilirsiniz soracaklarınızı..

A. Z. Tan: Fatsa, Ünye, Ordu Karadeniz ve tüm Türkiye’de olduğu gibi biz de sizi, tiyatrodan ve basından gayet iyi tanıyoruz ama bu kez basında yer almayan bilgilerle tanımak isteriz? İstanbul’ da doğduğunuza göre oradan hatırladığınız çocukluk günleriniz, sonra Fatsa’daki çocukluk günleriniz..?

A. P. : Benim doğduğum İstanbul bu kadar kalabalık değildi. Tabi küçük olduğum için, İstanbul’un her yerinde fink atamıyorduk. Benim yaşadığım İstanbul, Kadıköy Moda’da bir mahalle, ucunda bir okul ile sınırlı idi.
Fatsa’ya gidince daha büyük bir alana göçmüş oldum. Fatsa’da büyük şehrin trafiği ve keşmekeşi olmadığı için biz özgür kalmış çocuklar olarak, bütün Fatsa’yı kullanırdık. İstanbul’un tamamını kullanamazdık. Fatsa’da çok daha geniş bir alanda yaşardık.

A. Z. Tan: O günlerden Fatsa’ya ait hatırladığınız isimleri sayabilir misiniz? Mahallenizden, komşularınızdan..
A. P. : Bütün isimleri saymak mümkün değil de, eczanemizde çalışanan Leon’ u gayet net hatırlıyorum. Bütün Fatsa’nın çok sevdiği Ermeni eczacı kalfamız.. Diğer pek çok şey bulanık..
Ancak Fatsa’dan arkadaşlar beni buluyorlar. Fotoğraflar getiriyorlar ve falanca filanca diye tanışıp görüşüyoruz. Geçen yıl Fatsa’ya gittim oturdum arkadaşlarla yemek keyfi yaptık. Aznif Halam sağ ve Fatsa’da oturuyor.

A. Z. Tan: Çocukluğunuzda İstanbul ve Fatsa’yı yaşadınız. Her ikisini gözlemlediniz. Bu günkü şehir hayatı ve yapıları ile kıyasladığınızda ne düşünüyorsunuz?

A.P. : Her ikisi de berbat olmuş vaziyette. Çarpık kentleşme, manasız, zevksiz apartmanlar yükseldi. İstanbul’da da Fatsa’da da aynısı olmuş.

A. Z.Tan: Ünlü ve başarılı kimseleri aysberge benzetirim ben, mutlaka görünmeyen kısımda derin bir kaynak vardır. Başarılar tesadüf değildir..

A. P. : Tesadüf olur mu canım? Benim sanatla ilgili kısmım annemden geliyor. Annem çok okuyan ve çok yazan bir kadındı. Çok güzel keman çalardı. Çok iyi Fransızca bilirdi. Batum’da büyümüştü. Babam da çok okuyan bir insandı.

A. Z. Tan: Aileniz bayağı eğitimli ve sanat yönü olan bir aileymiş, Başka nasıl bir aile idi Poyrazoğlu ailesi?

A. P. : Sevilen, sosyal hayatları olan insanlardı. Fatsa’da çok sevilirlerdi. Ahbaplıklar bol yaşanırdı.. Masalar kurulurdu. İstanbul’da da öyle.. Masalar kurulur, yemekler yenir, ailelerde kalabalık yaşardı. Çoluk çocuk, torun torba, halalar, teyzeler, büyük anneler ve dedeler.. Onların hepsinden çok şeyler öğrendim.
Benim sanata eğilmemi annemin sanata olan sıcak sevgisi neden olmuştur. İş adamlığım da babamdan kaynaklanmaktadır ki babam da iyi bir iş adamı idi.
O zaman yetişen çocuklar daha şanslı idi. Daha çok konuşuyor idik. Daha çok doğa ile iç içeydik. Daha çok yaşamın keyfini çıkartıyorduk.
Bir de bu günkü sürtüşmeler sivri noktalara varmış değildi. Dinine inanan insanların dini ile baş başa kalması ve onun dışında da uygar, laik bir hayat yaşaması mümkündü. Birbirinden bu kadar kesin ayrışma olmamıştı.
Ben oruç tutardım çocukken. Ramazan aylarında Fatsa’da evden çıkardık her gece başka bir camide namaz kılmaya giderdik.
Ramazan dışında da geceleri evimizde sofralar kurulurdu, rakılar içilirdi. Müzikler dinlenir, sohbetler edilirdi. Din işleri ile dünya işleri birbirine karıştırılmadığı zaman daha mutlu yaşıyorduk.

A. Z. Tan: Annenizin Batum’ da büyüdüğünü söylediniz..

A. P. : Evet, annem Batum’da büyümüş babasının görevi nedeni ile orada yetişmiş.

A. Z. Tan: İstanbul’u görüp, yaşayıp oradan Fatsa’ya gelmek o dönem için nasıl bir etki bıraktı, sizde ve ailenizde?

A. P. : İstanbul’da apartmanda yaşardık. Ama ben, Fatsa’yı tercih ederdim. Fatsa’da dağda, bayırda, çayırda kuş peşinde, kelebek peşinde koşardık. Taş atardık, birbirimizin kafasını, gözünü parçalardık. Daha sevimli, daha samimi bir ortamdı. Biz mutlu çocuklardık.

A. Z. Tan: Tiyatroya başlama aşamasında, ailenizin desteği ya da tepkisi ne oldu?

A. P. : Ben meslek seçme yaşıma geldiğim zaman, babam eczacı olmamı istedi. Ben karşı çıktım. Konservatuar sınavına girdim ve kazandım. Konservatuar bitince bir süre İngiltere’de, bir süre de Fransa’da tiyatro okudum. İstanbul’ gelince Şehir Tiyatroları’nda çalıştım bir süre. Daha sonra, Ulvi Uraz, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Kenterler gibi birçok özel tiyatroda çalıştım. Sonra da kendi tiyatromu kurdum.

A. Z.Tan: Aileler sanatla ilgilenmek isteyen çocuklarına bu yönde pek destek olmuyorlar. Sanata eğilimi olan gençlere mesajınız ne olur?

A. P. : Ailelerini dinlememelerini öneririm. İçlerinden gelen sesi dinlemelerini tavsiye ederim.

Ali Poyrazoğlu’nun elmalı hamsi buğulaması

A. Z. Tan: Ali Bey, yemek konusuna da ilginiz var biliyoruz, maharetlisiniz bu yönde.

A. P. : Evet yemek konusuna ilgim vardır ve sizin bilmediğiniz yemekleri bilirim. Ben sokakta yapılan yemekleri iyi bilirim. Pazar sabahları yapılan “pide” vardı. Fırına gider kendi pidemi kendim yapardım. Bir de size tarif vereyim. Benim zamanımda Fatsa’nın etrafı fındık ve elma bahçeleri ile kaplıydı. Balıkçılar avladıkları hamsileri getirirler, temizlenmiş tenekeleri keserler, tenekelerin içine de elmaları yuvarlak yuvarlak doğrar, üstüne soğanları doğrar, sonra hamsileri dizerler.. Daha sonra hamsilerin üstüne yeniden yuvarlak elmalar, soğanlar ve hamsiler. Böyle sıralanır ve üzerine zeytinyağı dökülür. O hamsiler ateşte, elma ve soğan suyu ile bir buğulanır..
Ben hala yaparım bu hamsi buğulamasını. Yiyenler ise “Nereden buldun bu tarifi “derler.”Fatsa’da, Karadeniz sahillerinde bu böyle yapılır” derim, ”Yapma yahu ne diyorsun ya ” derler.

A. Z. Tan: Ben de yemek olayına ilgiliyim ama bu tarifi ilk kez duyuyorum ve çok beğendim.

A. P. : Demek ki benim kadar ilgili değilmişsin. Başka balıktan da olur. Levrekten de olur. Burada levrekten de yapıyoruz. Levrekten de yapabilirsin. Gider gitmez bir dene baklalım.

A. Z. Tan: Avrupalı tiyatro seyircisi ile Türk seyircisini kıyasladığınızda ne söylersiniz?

A.P. : Dünyanın her yerinde akıllılar, aptallar, zevkliler, salaklar, şapşallar, kafası çalışmayanlar vardır. İyi seyirci ve kötü seyirci dünyanın her yerinde vardır. Fransa’da, Almanya’da, Avusturya, İngiltere de hem iyi hem de kötü seyirci var.
Her yerde iyi seyirci iyi seyircidir, kötü seyirci kötü seyircidir. Başka dillerde de oynuyorum, İngilizce, Fransızca. Salaklık insanlık kadar eskidir, zeka da insanlık kadar eskidir.

A. Z. Tan: ”Salak seyirci “ dediğiniz nasıl seyircidir ki..

A.P. : Dinlediğini anlamayan demeyeyim de, anlatılanları işine gelmediği için anlamamaya çalışan. Ucu ona da dokunacak eleştiriye, deyişe karşı çıkan seyircidir. Aklını devreye sokmayan, duyguları ile direnen, karşı çıkan, suçlayan aydınlanmaktan uzak duran seyircidir.
Aydınlanmaktan da uzak duran seyirciye de tabi ki “salak seyirci” denir.

A. Z. Tan: Türk tiyatrolarında oynan oyunlar genellikle yabancı yazarların oyunları, buna ne dersiniz?

A.P. : Yanlış biliyorsunuz. Genelini bilmiyorsunuz Türkiye’ de genellikle yerli yazarların oyunları oynanır. Ben de yerli bir yazarım.

A. Z. Tan: Sinema filmleriniz de var sizin?

A.P. : Var, evet. Altmış dokuz filmde başrol oynadım.
A. Z. Tan: Radyo programı..

A. P. : Gölgede muhabbet isimli programım Kiss FM’de başladı. Alem FM’de sürüyor. Pazar günleri saat 10.00 -13.00 arası.. Alem FM’nin çanak, çömlek, Dijitürk yayın yapıyor. İnternetten dinlenebiliyor ve çok yaygın bir yayın ağı var.
Dostluğun, arkadaşlığın, kardeşliğin, aydınlık ve çağdaş düşüncenin gölgesinde, felsefenin ışığında birbirini dinleyerek, anlayarak, ortak akıl oluşturmaya çalışan insanlar orada bir araya geliyoruz.

A. Z. Tan: Kitaplarınız da var..

A. P. : İyi ki de varlar. Çok kabarmıyorum ama çok satan kitaplarım var. ”Ödünç Yaşamlar” beş baskı yaptı. Ben Eskiden Küçüktüm, İçimde ki Timsah.. Yakında ”Gölgede Muhabbet” çıkacak. Ayrıca birkaç yeni kitap üzerinde de çalışıyorum.

Ayrıca ”Akıllı tatil” dediğimiz aktivite etkinliklerinde, Work Shop dediğimiz seminer çalışması yapacağız. Ben çok büyük şirketler eğitiyorum. İnsan kaynaklarının verimli kullanımı, marka derinliği, kurum kültürü gibi konularda eğitim vereceğiz. İnsanlar, güneş, kum, deniz ve dinlenmenin haricinde tatilden donanımlı bir şekilde dönecekler.
A. Z. Tan: Tatil köylerinin müzik, animasyon etkinliklerini biliyorduk ama böyle bir uygulamayı ilk duyduk ve çok yararlı. Çok iyi düşünülmüş.

A. P. : Evet ilk kez yapılıyor bu uygulama.

A. Z. Tan: Sizi yöremiz deki festivallere davet etmek istiyoruz

A. P. : Davet edilirsek geliriz tabi ki. Zorlu Grup, Taç Markası ile çalışıyorum. Onlar adına bir proje hazırladık. Onların destekleyiciliğinde bir Stand Up Projesi var. Bu proje ile Ordu’ya, Fatsa’ya, Ünye’ ye de yolumuz düşebilir.

A. Z. Tan: Sizinle sohbet ve röportaj harikaydı. Bu kadar vakit ayırdığınız için bir kez daha çok teşekkür ederiz.
A. P. : Tüm Karadeniz’e, Ordu’ya, Ünye’ye özellikle Fatsa’ya çok selamlar.


Bu Haber 3715 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI