Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye’nin İlk Üniversite Mezunu kız Necla Gökşin Sefercioğlu (3)
21 Şubat 2011 Pazartesi 08:20
Röportaj: Üçüncü Bölüm / Hacer Coşkun-Y.Karaduman
Necla Sefercioğlu kimdir?
29 Ekim 1925’de Ünye’de doğan Necla Sefercioğlu, Ünyeli Nuri Kadı’nın torunu Ünyeli ilk doktor Fahrettin Gökşin’in kızı, Eczacı Mehmet Nuri Gökşin’in kardeşi ve Doktor Eflatun Gökşin’in ablasıdır. Necla Hanım, 1950 yılında Banka Müfettişi Orhan Bey’le evlendi, eşi 36 yaşındayken vefat eden Necla Sefercioğlu’nun bugün 3 çocuğu 7 torunu var. Emekli olan Necla Sefercioğlu, Ankara’da yaşamaktadır.

Eski Ünye’de mutluyduk,

Sarnıçta boğulan prenses değildi
Konakta dolaşan hayaletini de ne gördük ne duyduk.

Ünye’de öğretmenlik yapmayı arzu ettiniz mi?
İşin açıkçası pek arzu etmedim. Yalnız emekli olduktan sonra Ünye’ye gelsem de yazları yerim olsa kurs açıp çocukları okutsam diye düşündüm. Para almak için değil, bildiklerimi onlara aktarmak ve yardımcı olmayı istedim. Bu hayali maalesef gerçekleştiremedim.

Bize evliliğinden, eşinizden ve
çocuklarınızdan bahseder misiniz?
1950 yılında Ünye’nin ilk Ziraat Bankası Müdürü Cavit Seferciloğlu’nun oğlu Orhan Sefercioğlu’yla evlendim. Eşim Orhan Sefercioğlu Ankara’da doktordu. Ben evlendiğim zaman Orhan’ı Ünyeli sanıyordum, ama babasının görev yeriymiş Ünye. Evlendikten 9 yıl sonra eşimi kaybettim. İki kızım ve oğlum var. Eşimi kaybettiğimde küçük oğlum 10 aylıktı, kızlarım ise 3.5 ve 8 yaşındaydı. Ondan sonra mesleğime dönerek çocuklarımı okuttum.
Kızım Fransız ve İngiliz okullarında eğitimini aldı. …. Kimyacı oğlum Milli Eğitim’de çalışıyor, hep eğitimciyiz. Torunlar, büyük kızımın kızı bir Fransızla evli, doktora mastır yapıyor, Londra Üniversitesi’nde ekonomist olarak çalıyor. Kızımın oğlu Ankara Hukuk’tan mezun bir avukat, bir avukatla evli. Küçük kızımın oğlu Bilkent İktisat okudu, babasının fabrikasında çalışıyor. Oğlum Milli Eğitim Bakanlığı’nda çalışıyor. Oğlumun büyük kızı ODTܒden mezun, iki küçük kızı lise seviyesinde.
Avukat olan torunum 5-6 yaşındayken Ünye’ye gelirken fındık zamanında getirmiştim. Fındıklar içinde yuvarlandığını hatırlıyorum.
Torunlardan biri olan büyük kızımın kızı Elif, yaklaşık 5 yıl önce “Beni Ünye’ye götürün” derdi. Şimdi İngiltere’de yaşıyor. Ünye’ye torunum Elif’le ilk kez geldiğimizde otelde kaldık. Daha sonra Ömür, annesi ve halası bizi evlerinde misafir ettiler. Elif’i gezdirdik, Fatsa’ya, Bolaman’a, Terme’ye gittik. Buraları çok sevdi.
İkinci kızımın oğlu da Ünye’ye gelmek istiyor, ama vakit bulamıyor. Çocuklarla küçükken geliyorduk, ama onlar evlendikten sonra gelememeye başladılar.

Dedeniz son Kudüs kadılığından emekli olduktan sonra 1921 yılında Ünye’de vefat etmiştir. Dedeniz bu konağı nasıl ve ne zaman yaptırdı?
Dedem Nuri Kadı konağı babası Ahmet Efendi’den almış. Dedemin bütün sülalesi hukuk okumuş, medrese görmüş, kadı olmuş. Dedem Nuri Kadı’da eğitimini Midilli’de Sadullah Efendi Medresesi’nde almış.


Nuri Kadı’nın kaç eşi ve çocuğu vardı, bunlar şimdi neredeler ve Ünye ile ilgileri ne kadardır?
Dedem Nuri Kadı’nın çocukları hayatta değil. Dedemin üç eşi, ilk eşinden olan iki kızı vardı. Bu kızları da ölen 8 çocuktan sonra olmuş. Biri annem … 1995’de, diğeri teyzem .. 1947’de vefat etti.
Dedemin ilk eşi annemi ve teyzemi doğuran Türk Tatar Osmanlılarla akrabalığı olan bir kadındı. İkinci eşi bizi büyüten ve Arap olmamasına rağmen Arap Fatma Hanım denilen çok güzel bir kadındı. Son eşi ise Bediha Hanım’dı.
Dedem, annemin annesi olan ananem hastayken ikinci eşi olan Fatma Hanım’la evlendi. Ananem dediğim, annemi büyüten ve bizim de çok sevdiğimiz Arap Fatma Hanımın bir kızı oluyor, 9 yaşlarındayken ölüyor. Sonra dedem Nuri Kadı, üçüncü hanımı olan, güzelliğiyle meşhur Bediha Hanım’la evleniyor. Bediha Hanım’ında bir çocuğu oluyor ve ölüyor. O nedenle dedemin sadece iki kızı olmuş, onlarda hayatta değiller şimdi.
Dedemin mezarı Çakırtepe’de, annemin annesi olan ananem de yanında. Arap Fatma Hanım’ın mezarı Ankara’da bizim mezarlığımızda. Zaten uzun zamanda bizimle beraber yaşadı Arap Fatma Hanım. Bediha Hanım’ın mezarını hiç bilmiyorum.

Sarnıçta bir intihar olayından bahsederler, bu ne derece doğru?
Dedem, üç eşi olduğu için konağın alt katındaki iki odayı Bediha Hanım’a daire olarak vermiş, üst kastta ananem dediğim Arap Fatma Hanım otururmuş. Dedem evin yanına beton sarnıç yaptırmış, sarnıcın üstüne de Bediha Hanıma ev yapacakmış.
Bediha Hanım, çocuğunun ölmesinin ardından çok üzülmüş. Bir sabah konaktakiler sabahleyin kalktıklarında evde Bediha Hanım’ı bulamamış, sarnıcın kapağı açıkmış. Bediha Hanım’ın kendini sarnıca attığı, boğularak öldüğü söyleniyor. İntiharı da çocuğunun acısına ve mutsuz olmasına bağlanıyor.

Konakta Mısırlı bir prensesin hayaletinden ve geceleri dolaştığından bahsederler, bu konuda bir bilginiz var mı?
Ne annemin annesinin, ne Arap Fatma Hanımın, ne de Bediha Hanım’ın Mısırlı olduğunu duydum. Sarnıçta boğulan Mısırlı bir prenses değil, Bediha Hanım. Konakta dolaşan hayalet gibi bir şey ne gördük, ne de duyduk.
Hayalet diye bir şey yok. Dedemin konağa altın gömdüğü söylenirdi. Konağın girişinde kapıda altın var diye girişleri kırmışlar. Nuri Kadı, altın gömmüş demişler, ananem öldükten sonra ahırda toprağı kazmışlar. Kazılan yerden teneke teneke gaz yağı çıkmış, dedem Nuri Kadı yokluk döneminde gaz yağını stok etmiş.


Şu anda neler yapıyorsunuz?
Ankara’da günlerim dop dolu. Ankara’daki bütün Ünyelilerle hemen hemen görüşüyoruz. Ünyeli olarak Ankara’da sanırım en yaşlıları benim. Eşimin arkadaşlarından çoğunu, fakülteden kendi arkadaşlarımı kaybettim.
Ankara’da oturduğum sokakta herkesin ananesi, babaannesiyim. Bugün hala doktorasını vermek isteyene, kariyer yapmak isteyene, politikacılara İngilizce dersi veriyorum. Ankara’da İngiliz Kültür Derneği’nde uzun yıllar ders verdim. Dernek, beni sık sık Londra’ya yaz okuluna gönderirdi. Orada bana Miss Turkey derlerdi.
Hikmet Çetin, Hüseyin Beşli, Şükrü Yürür gibi isimler öğrencilerim arasına aklımda kalanlar, İngilizce öğrenmek için bana gelirlerdi.
Bugün hala gözlük takmadan kitap okuyorum. En son okuduğum kitapta Ünye’ye gelirken molada dikkatimi çeken, inanınca her şeyin olduğunu anlatan “Kendini Ateşle” diye bir kitap oldu. İngilizce’den başka dil bilmiyorum.

Ünye geçmişte ve bugün size ne anlatıyor?
Ünye şimdi beni üzüyor. Geçmişteki Ünye nerede, eskiyi arıyorum. Eski Ünye’de mutluyduk, her yaz ananemi görmeye gelirdik. Biz geldik diye bahçeye arkadaşlarımız dolardı, oynardık, kırk çeşit meyve vardı bahçemizde.
Şimdi her fırsatta geldiğim Ünye’de Çakırtepe’den Ünye’yi seyrediyorum. İçim acıyor. Ünye, Karadeniz sahilinin en güzel şehriydi. Şimdi tabiri caizse taş yığını olmuş, plansız, projesiz yerleşmeler, yapılaşmaları görmek beni çok üzdü.
Ünye’de hayat olarak yaşam çok ilerlemiş, her türlü imkan var ama bu yapılan evlerin mizansızlığı Ünye’nin panoramasını değiştirmiş. Ünye gündüz değil, sadece gece ışıltılarıyla güzel görünen bir şehir haline gelmiş. BİTTİ


Bu Haber 3891 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI