Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Erol Okutucu / Türkiye’de ticaretin gelişimi
7 Nisan 2011 Perşembe 12:40
Canik Dergisi 7. Sayı
Ülkemizdeki ticari gelişmeleri ele almaya kalkarsak oldukça eskiye gitmemiz gerekecektir. Selçukluları bir kenara bırakırsak Osmanlı İmparatorluğu dönemini ayrı ve Cumhuriyet dönemini ayrı irdelersek amacımıza biraz daha kolay ulaşabiliriz. Kurulduğundan bu yana Osmanlı İmparatorluğu, yaptığı fütuhat hareketlerinin en önemli ortak yanı hiç kuşkusuz ticarettir. Savaş açılan ve alınan şehirler özellikle döneminde ticaret adına önde gelen şehirler olduğu görülmektedir. Örneğin BURSA şehri İran ipek kervanlarının geldiği, konakladığı ve satışının yapıldığı en önemli merkezlerdendi. Örnekleri çoğaltacak olursak İskenderun, Trabzon, İstanbul, İzmir, Şam, Azak (Ukrayna) gibi yerler sayılabilir. Özellikle dünyanın merkezindeki denizlerle bağlantısı olan boğazların çok önemli bir bölümünün Osmanlı eline geçtiğini görmekteyiz. Hiç kuşkusuz bu fütuhatlar ticarette önde ve daha güçlü olmak arzusunun nedenleridir. Alt yapı olarak da kervansaraylar, hanlar ve birçok bürokratik kolaylıklarda tacirlerin menfaatine sunulmuştur. Osmanlının kurulduğu topraklar dünya ticaretinin en güçlü güzergâhıydı. İpek yolu başlı başına bir ticaretti. Bol yağmur aldığı ve çok soğuk olduğu için Avrupa’da tarım yeterli yapılamıyordu. Endüstriyel ürünler için yeterli yeraltı madenleri yoktu. Beslenmek ve giyinmek için mutlaka daha sıcak ülkelerin ürünlerine ihtiyaçları vardı. Osmanlı o zamanlar, Avrupa’ya tahıl, tuz, şap, hintyağı (aydınlanmak için), yün, baharat gibi ürünlerin geçiş güzergâhıydı. Aynı Avrupa ise diğer ülkelere Cam, Cam ürünleri, Ayna, Saat türü şeyler gönderirdi. Sonuç olarak Osmanlı coğrafi ve politik olarak güçlü bir ticaret ülkesi olmuştu. Bunu da kurumsallaştırmak için a- İslâm’a göre ticaret ahlâkı, b- Loncalar yoluyla kaliteli ve spekülasyonsuz satışlar, c- Kalite ve sağlam ürün kontrolünü sağlamak için de devletin ciddi kolluk mekanizmalarını yerleştirmişti. Zaman içerisinde Avrupa, kendisine pahalı ve sorunlu olan ticaret yollarına alternatif güzergâhlar aramaya başladı. Çünkü hem istediği ürünü pahalıya mal ediyor, hem Osmanlıya eli mahkûm oluyor, hem zaman zaman siyasi anlaşmazlık durumlarında da ambargo konulabiliyor ve hem de ticaretini, sanayisini geliştiremiyordu. Denizlerden yeni güzergâh keşifleri yaparak bu emeline ulaştı da. Bu coğrafi keşifler ve alternatif güzergâhlardan sonra Osmanlıda ticaret, bir nevi devlet mekanizmalarıyla iç içe olduğundan, yerinde ve çabuk kararlar alınamadığı için gittikçe gerilemeye başladı. Eğer Osmanlının yıkılış sebeplerinden biri ticaretin ve endüstrinin gerilemesi olmuştur dersek abartmış olmayız. Bu arada Avrupa daha ucuz beslenmek için tarım ürünlerine ve endüstrisi için daha bol hammaddeye kavuşmuş oldu. Bu da hızla zenginleşmeye ve doğal sonuç olarak da endüstrileşmeye yol açtı. Zaten Avrupa’nın ticaret yapmaktan başka şansı yoktu. Coğrafi ve meteorolojik koşullar toprağa dayalı üretime yardımcı olmuyordu. Devletlerinin de kendilerine yardımcı olmasının da avantajıyla günümüzde dahi teknoloji ve endüstride bu yüzden öndelerdir. Gelişmeler o kadar hızlı ve o kadar fazla oldu ki, birinci ve ikinci dünya savaşları bile bu ticari kaygılar yüzünden çıktı. Şöyle ki; fabrikalarına gerekli olan daha fazla hammadde ihtiyacı, üretimlerinin fazlalaşmasından dolayı daha fazla pazar arayışı, üretim maliyetlerini düşürebilmek için daha fazla ucuz iş gücü gibi etkenler dünyanın paylaşılmasını gerektiriyordu. Bunun net olarak anlamı daha fazla SÖMÜRÜLECEK ülkeler veya kurulacak koloniler demekti. Ülkemizde Cumhuriyet kurularak Osmanlı imparatorluğuna son verildi. Bu dönemler biraz daha kapalı ve kısıtlayıcı olduğundan dolayı ticaret iyice dip yaptı. Tükenmiş olan iç kaynakları sübvanse edecek hiçbir yabancı sermaye de gelmiyordu. Devlet eliyle bir şeyler yapılmaya çalışılsa da, arzu edilen performans hiçbir zaman yakalanamadı. Uzun müddet devam eden bu olumsuz gelişmelerden sonra çok partili sisteme geçildi. Menderes döneminde biraz daha liberal tedbirlerle ticarette kısmide olsa canlanma başladı. Zaman zaman darbeler ve iç karışıklar yüzünden bu da akim kaldı. Daha sonra Turgut Özal’lı dönemlerde ticaretin yıldızı parlamaya başladı. Ticaret yapmak için liberal ekonomi anlayışının şart olduğu bu dönemde Türkiye ihracatçılığa bile başlamıştı. Gelinen bu noktada mevcut hükümetin yerinde ve kararlı liberal kararlarından sonra ihracat her yıl artarak devam etmektedir. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki makas o kadar açık ki, telafisi için çok çalışılması gerekmektedir. Örneğin aynı nüfusa sahip Almanya’nın yıllık ihracatı yaklaşık 900 milyar Euro iken, ithalatı ise 700 milyar Euro’dur. Bizim ise, ithalatımız ihracatımızdan fazla olduğu gibi, Almanya’nın sadece ihracat fazlası olan 200 milyar Euro’nun yarısı kadar ihracata sahibiz. Sonuç; daha yapılacak çok iş, daha gidilecek çok yol var demektir.


ORDU İLİNDE BELDELER
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Ordu’nun da ilçelerinin hareketli ve yerel hizmet dağıtılan yerleri vardır. Belde diye tabir ettiğimiz beldelerimizin sayısı 50’dir. Bu beldelerimizde de belediyeler, başkanları ve yer yer ticari mal üretilen imalathanelerine sahiptir. Birçok beldemizin ortak yanları; her beldemizde sağlık ocağı ve eğitim kurumları vardır. En önemli ticaret ve turizm hareketini ise, neredeyse tüm beldelerimizin yılın belli aylarında yaptıkları yayla, güreş, festival adıyla şenliklerle sağlamaktadırlar. Her beldede yapılan panayırlarla da ticaret az da olsa hareket bulmaktadır. Bu durumda yüzyıllardır yaşadığımız ve yaptığımız Anadolu’muzun ortak kültürünü de açığa çıkartmaktadır.


AKKUŞ BELDELERİ
Akpınar; Nüfus 2928. Fındık üretimi ağırlıklı tarıma sahiptir. Belde de ticari imalat yapılmamaktadır.
Çayıralan; Nüfus 3347. Hayvancılık ve buğday ön plandadır. Bu beldemizde de ticari imalat yoktur.
Kızılelma; Nüfus 1964. Hayvancılık ön plandadır.
Salman; Nüfus 3300. Fındık üretimi yapılan belde de aynı zamanda hayvancılık ta ön plandadır.
Seferli; Nüfus 2029. Fındık üretimi çok düşüktür. Ağırlıklı olarak buğday, mısır ve hayvancılık öndedir. İmalatı yoktur.

AYBASTI BELDELERİ
Alacalar; Nüfus 2029. Fındık ve hayvancılık eşit ağırlıklı olarak ön plandadır. Sanayi adına imalat yoktur.
Çakırlı; Nüfus 2190. Fındık ve hayvancılık eşit ağırlıklı üretilmektedir. Bu belde diğer birçok beldeden biraz daha şanslıdır. Çünkü beldemizde peynir fabrikası ve balık çiftliği faaliyetlerini sürdürmektedir.
Pelitözü; Nüfus 2035. Fındık üreticiliği ve hayvan yetiştiriciliği eşit ağırlıklı devam etmektedir. İmalatçılık yoktur.

ÇATALPINAR
Göller; Nüfus 2.883. Fındık ağırlıklı tarım ürünüdür. İmalatı yoktur.

ÇAYBAŞI
İlküvez; Nüfusu 5.200 ile bağlı bulunduğu Çaybaşı ilçesinden daha kalabalıktır. Fındık ve hayvancılıkta önde olan beldemiz mısır üretiminde de oldukça verimlidir. Sanayi üretimi adına ise evlerde genç kızlarımız tarafından el ve büyük halı imalatları yapılmaktadır. İşletmeye hazır hale getirilmiş kaliteli kömür madenine sahip olan ilküvez beldesi gelecek vadeden beldelerimizden birisidir.

FATSA
Aslancami; Nüfus 2100. İmalat olmayan beldemiz fındık üretimi ağırlıklıdır. Sağlık ocağı ve okullardan başka herhangi bir devlet kurumu yoktur.
Bolaman; Nüfus 5641. Fındık üretimi ağırlıklı olan beldemizde hayvancılık hatırı sayılır düzeydedir. Arıcılığında yaygın olduğu beldemizde sanayi adına üretim yoktur.
Geyikçeli; Nüfus 2201. Fındık ağırlıklı tarım yapılmaktadır. Sanayi adına imalatı olmayan belde de az miktarda hayvancılık vardır.
Hatipli; Nüfus 2800. İmalatın olmadığı bu küçük belde de ağırlıklı üretim fındık alanındadır. Beldemiz de hayvancılık ihtiyaç kadar yapılmaktadır.
Ilıca; Nüfus 2257. Fındık ve az miktarda hayvancılık yapılmaktadır. Sanayi ve ticaret adına tek özelliği ve farkı ise sahip olduğu şifalı kaplıcalarıdır. Türkiye çapında tanınan bu beldenin termal tesislerine her yıl iç turistler gelmekte ve şifa bulmaktadır.
İslamdağ; Nüfusu oldukça düşüktür. Fındık ağırlıklı olan belde de sanayi yoktur.
Kösebucağı; Nüfusu çok az olan beldelerimizden biri olan kösebucağında sanayi adına üretim yoktur. Ağırlık fındık tarımındadır.
Yalıköy; Nüfus 2315. Fındık Üretiminin yanı sıra denizden balık avcılığı oldukça yaygın yapılmaktadır. Başkaca bir sanayisi mevcut değildir.

GÖLKÖY
Alanyurt; Nüfus 2350. Fındık ve hayvancılık eşit ağırlıktadır. Başka bir sanayi üretimi mevcut değildir.
Aydoğan; Nüfus 2530. İmalatın olmadığı bu beldemizde üretim eşit ağırlıklı olarak fındık ve hayvan üreticiliğine dayalıdır.
Damarlı; Nüfus 2740. En az fındık üretimi kadar arı balı üretiminde de oldukça önde olan bu belde de başkaca bir sanayi işletmesi bulunmamaktadır.
Karahasan; Nüfus 2360. Ekonomi daha çok fındık üretimine dayalıdır.
Düzyayla; nüfusu yaklaşık 5000’dir. Düzyayla da daha çok fındık üretimi yapmaktadır. Sanayi üretimi yoktur.
Güzelyurt; Nüfus yaklaşık 3000’dir. Fındık ve az miktarda hayvancılığa dayalı ekonomilerinde imalat yoktur.

GÜRGENTEPE
Direkli; 2000 yılında 2594 olarak sayılan nüfus 2009 sayımında 2000 sayısının altında kalmıştır. Üretim daha çok fındık ve hayvancılığa dayalı olan belde de imalat sektörü gelişmemiştir.
Eskiköy; Nüfus 1630. Fındığa dayalı ekonomilerine katkıda bulunan başka bir üretim mevcut değildir.
Işıktepe; Nüfus 3350. Birçok büyük ilçenin yol kavşağında bulunan bu küçük belde oldukça hareketlidir. İmalatı olmayan bu belde de diğerleri gibi fındık tarımına dayanmaktadır.

İKİZCE
Devecik; Nüfus 2600. İmalatın olmadığı beldemiz fındık tarımına bir miktarda mısır üretimine dayalıdır.
Kaynartaş; Nüfus 2270. Bu beldemizde de imalat adına hiçbir çalışma yoktur. Fındık tarımı ön plandadır.
Şenbolluk; Nüfus 2460. İmalat hiç yoktur. Fındık tarımı her yıl artarak devam etmektedir.
Yoğunoluk; Nüfus 5102. Bağlı olduğu İkizce’den daha fazla nüfusa sahiptir. Burada da üretim fındığa dayalıdır.

KABADÜZ
Yokuşdibi; Nüfus 2700. Fındık tarımına dayalı olan bu beldemizde sanayi olarak üç adet alabalık üretim çiftliği mevcuttur.

KABATAŞ
Alankent; Nüfus 6250. Nüfusu birçok büyük ilçeden daha fazla olan beldemiz yine üretimini sanayi olmaksızın fındık ve hayvancılıktan elde etmektedir.

KORGAN
Çiftlik; Nüfus 2800. Fındık üretiminin yanı sıra bir adet alabalık üretim çiftliğine sahiptir.
Tepealan; Nüfus 3280. Balık çiftliğine sahip olan belde fındık tarımı yapmaktadır.

KUMRU
Fizme; Nüfus 2660. Yoğun olarak fındık ve hayvancılık vardır.
Yukarıdamlalı; Tarıma dayalı beldemizde fındık üretimi ağırlıktadır. Sanayi üretimi yoktur.

MESUDİYE
Topçam; Mesudiye ilçesinin fındık üretimi yapılabilecek ilk ve son coğrafyasıdır. Yaylasından başka bir üretim imalat yoktur.
Üçyol; Nüfus 1970. Alabalık tesisine sahip olan belde de hayvancılık önde gelir.
Yeşilce; Fındık üretimi olmayan bu beldemizde de imalat olmadığı gibi ekonomi daha çok hayvancılığa dayalıdır.
PERŞEMBE
Kırlı; Nüfus 1392. İmalat yapmayan bu belde bütün girdi fındık tarımından elde edilmektedir.
Medreseönü; Nüfus 2922. Fındık önde olmakla beraber kivi üretimi de oldukça yaygındır. İmalat sektörü gelişmemiştir.
ÜNYE
Erenyurt; Nüfus 1780. Fındık tarımından başka bir üretim girdisi yoktur.
Fatih; Ekonomik girdisi tamamen fındık üretimine dayalıdır.
Hanyanı; Fındık üretiminden başka bir girdisi olmayan belde de hiçbir üretim yoktur.
İnkur; Aynı şekilde diğer beldelerimiz gibi bu beldemizde de fındıktan başka bir tarımsan faaliyet bulunmamaktadır.
Pelitliyatak; Kışların ağır geçtiği Pelitliyatak beldemiz fındık üretimi ile var olma mücadelesini sürdürmektedir.
Tekkiraz; Karadeniz ve iç Anadolu yol üzerinde bulunan bu beldemizde fındık üretimin yanı sıra küçük çaplı peynir üretim tesisi vardır.
Yenikent; Beldemiz fındık üretimi yapmaktadır.
Yeşilkent; Fındık üretimi yanı sıra küçük çapta hayvancılıkta yapılmaktadır.


Bu Haber 5593 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI