Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Fatih ORDU / Sokaklar ve Lambalar
17 2011 Çarşamba 10:15
Canik Dergisi / 8. sayı
Bir gece yarısı ve bir otobüs yolculuğu..
Dağlar geçiyorsunuz, vadiler, ırmaklar, bozkırlar, ıssız köyler, ahalisi çoktan uyumuş şehirler ve dahi memleketler. Birisi seslenir içinizden:
- Hemşerim memleket nire?
Nedir memleket, neredir? Gidilen yer mi, bırakılan yer mi? Hısım akraba mı, konu komşu mu; ahbap, yaren mi; mahalleli, köylü mü? Sahi, nerededir memleket? Ötelerde mi, beride mi; uzakta mı, yakında mı; şimdilerde mi, başka bir zamanda mı?
-Bilmiyorum hemşerim, memleket nire; ama ey içimden konuşan, içimin de içinden konuşan, aynı şehirdeniz; hemşehir isek eğer.
Dolunaylı bir gecenin yarısı.. başınızı dayadığınız sarsıntısız bir otobüs penceresi. İçinizde fısıltılar, içinizde susmayan birileri. Kesik yüzler içinizde, yarım cümleler. Geçip giden lambaların şeridinde kesik yüzler tamamlar birbirini.. yarım cümleler eklenir birbirine. Teyzeden sıcak bir tebessüm, dededen yumuşak bir bakış, anneden gözyaşları: Git.. güle güle.. ara.. hep ara.. unutma bizi. Ellerinize tutuşturulmuş birkaç öte beri; o kimden acep.. otobüs camı.. gece.. yollar.. bir şarkı:
Ah! Küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin..
Ah! Yakarlar seni, dönmezsin bir daha geri, delisin..
Ah! Peşinde rüzgar, ne yağmurlar dost, ne bir kıyı var, deliyim..
Ah! Düşlerim kaldı, yalnızım düşlerim kaldı, deliyim..
Gece.. otobüs pencereleri.. yollar; sırlı yollar.. Ne ki, sırlı olan?
Cevabını bilmezsiniz. Belki hiç bilemeyeceksiniz; ama yolculuklar şunu vehmetmiştir; sır denilen şeyi en fazla sokak lambaları bilir. Bilir ve aslında dinleyenine de anlatır. Yol boyunca sıra sıra iken başka türlü anlatır, pencerenin önünde sabaha dek dikilirken başka türlü, ıssız dağ başlarında tek ü tenha beklerken başka türlü.
Sokak lambası adını kim verdiyse, sokağa ait bir eşya olarak görmüş onu. Sokak nasıl bir şeydir ki onun malı da ona göre bir şey olsun? Sokak tabiata göre iç bir mekân; şehrin içi. Eve göre ise dış bir mekân; evi dışı. Sokak lambası nerede? İçeride mi, dışarıda mı? Galiba tek cevabı: Sokakta. Sokak, cömert. Sokak; dağılan bir ailenin, ev kuramayanların yahut eve ait olmayanların mekânı. Sokağın evi, karanlıklar ve köşeler. Her karanlık ve her köşe de bir ev, bir barınak çünkü kendince. Kuralları değişmiş bir ev; lakin azalmış değil.
Hakikaten de evin mi kuralları fazla, sokağın mı, bilinmez. Hal böyle iken kalkıp sokağa kuralsızlık yeri, derler. Oysa onun da kendince bir yığın kuralı var. Evdeki gibi giyinebilir misiniz sokakta, evdeki gibi oturup yatabilir misiniz?
Ne tuhaf sorular bunlar.. Gecenin yarısı. Dolunayda uzak yamaçlar. Seviyorsam bu yolculukları, seviyorsam bu şarkıları böylesine, içimde ırmaklar başka bir zaman dökülüyorsa, kendi içimde konuşup duruyorsam.. hep bu dolunay gölgeleri, sokak lambalarından.
Lambalar keder; yollar gelir gider. Sokaklar gelir geçer, evler.. Zaman olur ev bir huzur iklimiyle süslerken kendini, zaman olur sokaklar ebedi bir gençlik vaadiyle çağırır sizi. Kurulan her ev sokağa karşı bir zaferken, kuralları, nizamı bozulmuş bir ev sokağın fethettiği bir kale olur. Sanırsınız karanlıkların arasında, sisin içinde bekleyen birileri, bekleyen ülkeler var.
Peki, sokak lambası.. O sadece sokağa ait bir lamba mıdır ki öyle ad verilmiş? Hem sokak lambasını bir eşya olarak görme ceberutluğu niye?
Sokak lambası sokağa ait değil, belki de sokak bir lambaya aittir. Çünkü gece, sokağı onun idaresine verir. Yanan bir sokak lambası, kabuğundan çıkmış bir salyangoz. Bachelard, karanlıkta yansıyan her şey bir gözdür, diyor. Sokak lambası, şehrin gözü. Sokak ve ev bu gözün aydınlığında sakinleşir ve iki uysal uzuv halini alır. O zaman anlarsınız; şehir, kocaman bir bünyedir.
Bu zaviyede, sokak ile evin kavgası biter. Şehirlerin ruhu gözlerinde ışır. Bir sokak lambasını bu kadar üstün ve ayrıcalıklı kılan şeyi anlarsınız; onun bir can taşıdığını düşünürsünüz. Can taşıyan her şey daha üstündür madem, hikâyesi olan eşya, kendisine (kendi anlamımızda) can üflenmiş bir eşyadır ve daha üstünleşmiştir.
Yol kenarlarındaki salaş köy evlerinin lambaları, sahiplerinin cılız bakışlarıyla beslenirken, dağ başlarındaki tek ü tenha lambalar dağın bir gözü oluverir. Bu gözün dağın gizini bildiğine inanırsınız; dağın, kurdun, kuşun dilini, hikâyesini…
Bir gece yarısı.. bir otobüs yolculuğu.. Anlarsınız ki konuşan bir sokak lambasıdır:
- Hemşerim memleket nire?
- Ben ki, dostum, bir küçük gemiyim..


Bu Haber 3920 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : SOKAKLAR VE LAMBALAR... Tarih : 23 Şubat 2013 / Pazar Üye Adı :cüneyt keskin
Sokakta gün, sokakta gece, Ben sen o biz kuş ve karınca.A.MUHİP DRANAS Zaman ne de çabuk geçiyor Mona. Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana, Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar. Zaman ne de çabuk geçiyor Mona.Sezai KARAKOÇ
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI