Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Aynur Zeren TAN / Fatsa’da Bir Çalıkuşu Hacer Semiha Üge Bayraktaroğlu
22 2011 Pazartesi 10:16
Kaynak: Canik Dergisi / 9. Sayı
Kim bilir bekli de Gülcemal Vapuru ile gelmiştir Fatsa’ya Hacer Semiha Üge. İstanbul’un Acıbadem Semtindendir.

Hepimizin bildiği bir romandır” Çalıkuşu”. Feride ile birlikte Anadolu’nun ücra köşelerini dolaşıp, onun kaderini paylaşmışlığımız vardır romanın sayfaları arasında.
Atatürk’ün Türk Kadınına sosyal alanda tanıdığı haklar doğrultusunda, Öğretmen Liselerini bitiren pek çok genç kız Anadolu’da görevlendirilmiştir. İşte bu genç öğretmenlerin hepsini “Çalıkuşu “ diye anıyorum ben. Bunlardan bir tanesi hatta iki tanesi de Fatsa’ya konmuştu 1930’lu yıllarda.
Kim bilir bekli de Gülcemal Vapuru ile gelmiştir Fatsa’ya Hacer Semiha Üge. İstanbul’un Acıbadem Semtindendir. Binbaşı olan babası daha önce Ordu Şube Müdürlüğü de yapmıştır. Babasının görevi sırasında, Konya Öğretmen Lisesinde okumuştur. Öğretmenlik mesleği için ailesinin iznini alıp başvurduğunda kalbi heyecanla çarpmaktadır. “Acaba görev yeri neresi olacaktır?”. Bir süre sonra görev yeri belli olur. Ordu’ yu babasının görevinden dolayı bilmektedirler fakat Fatsa küçük bir yerdir. Tüm aile kızlarını Fatsa’ya gönderip göndermemek konusunda kararsızlık içerisindedir. Fakat Çamlıca Semtinden Maide Bayırman isimli öğretmenin orada görev yaptığının öğrenilmesi ailenin tereddütlerinin dağılmasını sağlar ve “Çalıkuşu Semiha “ Fatsa’ya konar.
Mide Hanım, annesi ile birlikte kalmaktadır. Semiha Öğretmen de yanlarına yerleşir. Fatsa eşrafından, Baha Topaloğlu’ nun baba evinde kalmaktadırlar. Zamanın Hükümet Konağı ile aynı cadde üzerinde bulunan, bahçe içindeki evlerinde mutlu mesut geçmektedir gurbet günleri. İki çalıkuşu birlikte sıla hasretlerini gidermektedirler.
Üst katında çıkan yangından dolayı, Sakarya İlkokulun’nun eğitimine Dumlupınar İlkokulu’ da devam edilir. Tüm kadro, öğrencilerle birlikte Dumlupınar İlkokulu’na taşınınca, iki çalıkuşunun iş yerleri de aynı olur.
Hacer Semiha Öğretmenin güzelliği de dikkatleri üzerine toplamasına neden olmaktadır. O, Fatsa caddelerinde işine gidip gelirken esnaf “güzel Hoca Hanım geçiyor” demekten kendilerini alamamaktadırlar.. Semiha Öğretmen bu fısıldamaları duymazdan anlamazdan gelip işine devam ederken günler hızla, yıllar bir bir geçmeye başlar.
Çalıkuşlarının evlerinin tam karşısında oturan, Dava Vekili E.Sıddık Bayraktaroğlu, Semiha Öğretmene çok fena âşık olmuştur. Sıddık Bey, büyük aşkını da gizlemeyip açıklamış ve evlenmek istediğini bildirmiştir bu esmer güzeli İstanbullu öğretmene. Semiha Öğretmen kararsızdır. Durumu ailesine bildirir. Aile bu teklife sıcak bakmaz. Çünkü Sıddık Bey bahçe içindeki bu büyük evde ailesi ile kalmaktadır. Üstelik üç görümceden birisi evli, ikisi de evdedir.
Semiha Öğretmen teklife “hayır” der, fakat Sıddık Bey’in vazgeçmeye niyeti yoktur. Çaresiz kalan çalıkuşu Maide Öğretmene danışır.”Vallahi son karar senindir” der “fakat bence bu delikanlı çok ısrarlı, kabul et gitsin” diyerek evlilik yönünde ikna eder Semiha Öğretmeni.
AŞKLARIN EN GÜZELİ
Evlenirler. Kaç kişiye nasip olur böylesine büyük bir aşk evliliği yapmak. Bir oğulları vardır. Bir oğulları daha olur. Alev adını verirler. Alev altı yedi yaşlarında vefat eder. Aile çok büyük bir acı içinde kalır. Aradan zaman geçince Sıddık Bey bir kız evladı olsun ister ama Semiha Hanım daha da isteklidir. İlla bir kızı evlat dilemektedir Allahtan. Bu yönde de ısrarlıdır.”Bir kız olsun, erkek evladımız var kız olsun” derken Semiha Öğretmen hamile kalır. Doğum olur ki oda ne, tanrı onlara bir kız, bir de erkek olmak üzere, nur topu gibi ikizler nasip etmiştir.
HENÜZ OTUZ ÜÇ YAŞINDA İDİ
Sevinçleri sonsuzdur. Alev’in yerine de bir erkek evlat, yanı sıra dünyalar güzeli bir kız bebek de Sıddık Bey’in ve Semiha Öğretmenin gönlüne göre, dileğine göre gelmiştir.
Bayraktaroğlu Ailesi, erkek bebeğe Semih, kız bebeğe de Semra ismini verirler. Ancak “güzel öğretmenin” lohusalığı zor geçmekte bir türlü iyileşememektedir. Tanı romatizmadır. Samsun’a gönderilir. Ancak tedaviler sonuçsuz kalır ve Hacer Semiha Hoca Hanım vefat eder.
En başta eşi olmak üzere, aileler, Fatsalılar, öğrencileri, meslektaşları şaşkın, üzgün ve perişandırlar. Dünyalar güzeli iki bebek ise olup bitenlerden, annesiz kaldıklarından habersiz hayata tutunmaya çalışmaktadırlar.
Artık, bahçe içinde ki o güzel evde Semiha Hanım neşe ile eşine çocuklarına seslenemeyecektir. Artık Fatsa’nın kesme taşlarla kaplı caddelerinden, başında şapkası, mantosu ile şık, güzel İstanbul kızı Semiha Öğretmen geçmeyecek, karatahtalı sınıfında öğrencilerine ders anlatamayacaktır.
Uzun gurbet akşamlarının ıssızlığında, udu ile gurbet türkülerini seslendiremeyecektir. Sıla özlemi de bitmiştir artık. ”Çalıkuşu” Fatsa’dan uçmuştur.
Konya Öğretmen Lisesinde okurken, umutları hayalleri arasında öğretmenlik yapmak, bir aile kurup anne olmak vardır ama yuvasını, eşini, çocuklarını bırakıp gitmek yoktur. Üstelik minicik ikizlerini bu kadar erken bırakmak kader değil de nedir? UÇAKLAR NİYE UÇTULAR?
Sıddık Bey’de yuvasını güzel Semiha Öğretmenle kurarken sadece beş yıl süreceğini aklından bile geçirmemiştir.
Semiha Öğretmenin cenazesi Fatsa’da Büyük Camii’ye kaldırılır. Tam cenaze namazı kılınacağı sırada, naaşı musalla taşında iken on bir tane Türk Uçağı, Fatsa semalarından hızla geçerler. Bütün ahali bu uçakların Semiha Öğretmen için gönderildiğini zannederler. Ve bu sahne yıllarca konuşulur.
Oysa güzel bir tesadüftür uçakların cenazeye rastlaması. Yeni imal edilen ilk Türk uçakları, gurur uçuşundadaırlar sadece. Uçaklar yeni kurulan Türkiye Devleti’nin başka bir gerçeğidir hayata geçen.
DÜNYA GÜZELİ İKİZLER
Sonra ikizler ne oldu diye soracak olursanız? Sonrası çok daha uzun çok daha renkli, film gibi roman gibi bir güzel hayat öyküsüdür ki bu güne kadar devam eden.
İkizler sağlıkla büyüdüler. Semih yakışıklı bir delikanlı oldu ve kendisini büyük bir aşkla seven Yıldız Hanımla mutlu bir evlilikleri oldu ve halen sürmektedir aşkları. Semra da güzeller güzeli bir genç kız oluverdi hızla geçen yıllarda. Ama öyle böyle güzel değil, siz deyin Yeşilçam artistleri, ben diyeyim Hollywood artistleri kadar güzel. Üstelik de tarih öğretmeni bir genç bayan oldu.
Kader bu ya, eşini kaybeden ve ikizleri ile bir anda acılar içinde kalan Sıddık Bey yedi yıl sonra evlenir. Eşinin de ikinci evliliğidir. Ve diğer eşinden olan oğlu Teoman’da annesi ile birlikte aynı eve taşınır.
SEMİHA ÖĞRETMENİN YERİ BOŞ KALMAZ.
Kader, Teoman’ın evlerine gelmesi ile ağlarına bir ilmek atmıştır ve örmeye devam eder. Çalıkuşunun yavrusu eğitimini tamamladıktan sonra dönüp dolaşıp Fatsa’da öğretmenlik yapmaya başlar..Fatsa Sokaklarında yıllar önce güzel Semiha Öğretmenden boşalan yeri kızı Semra Öğretmen doldurur.En az annesi kadar sevilir, Fatsa’da. Evleri zamanın Hükümet Konağı karşısında olduğu için çarşının ortasında büyür ve eşraf onu bağrına basar. Evine, okuluna,sokaklara yakışır Semra Öğretmen..Yolda yürürken yediden yetmiş yediye herkesin dönüp baktığı bu güzeller güzeli öğretmene kim bilir kimler aşık olmuştur, kim bilir kimler evlenmeyi aklından geçirmiş yada teklif etmiştir bilemeyiz; fakat bildiğimiz bir gerçek var oda hayranlarından birisi ile evlendiğidir..Peki o kiminle evlendi dersiniz?
Kendi deyimi ile evlerine çeyiz gibi gelen “Teoman Bey” ile. Teoman Bey yıllar sonra çok ama çok aşık olduğunu açıkladı ve evlenme teklif etti bu güzeller güzeline. Kader ağlarını örüyor dedik ya aşkı karşılık bulur Teoman Bey’in,Teklifi de kabul edilir..Çok mutlu bir evlilikleri ve Bahar ile Adil adında iki evlatları olur..Teoman Bey iki yıl önce vefat ederken, Semra Doksanoğlu ‘da çok sevdiği mesleğinden emekli olarak Fatsa’da yaşamaya devam eder.
Semra Doksanoğlu bana göre Fatsa’nın gelmiş geçmiş en güzel kadınlarındandır. Ayrıca ayaklarını sağlam basabilen örnek bir öğretmendir. Mutlu ve renkli bir yaşam içinde geçen ömrünün sızılarınından birisi de “anne özlemi” olmalı diye düşünüyorum. Ve kendisi diyor ki” anne denildiğinde ister istemez başımı kaldırırım, çünkü evimizde duvarda yukarıda duran bir resmi vardı, anne sözü geçince başımı kaldırıp ona bakardım, oradan kalmış olmalı. Anne sevgisini fotoğraflarda yaşadım.”
ALLAH VERGİSİ
Her insan yıldız gibidir ve aldığı ışığı yansıtır. Ve bence insan evladı en çok anneden ışık alır. Semra Öğretmen yıllarca bu kadar güzel ışığı anne sevgisi görmeden yansıtabilmişse, doğum üstüne yitip giden o “çalıkuşunu” alan ilahi kudret o ana ışığını ona daha doğarken yansıtmış olmalı. Onda ki güzellik her ne kadar anne ve babadan kalıtsal ise de bir o kadar da “ALLAH VERGİSİ” dir diyebiliriz.
Tüm samimiyetimle söylüyorum, Fatsa’ya gelen bu çalıkuşunun yani Hacer Semiha Öğretmenin öyküsünü burada kesmek istemiyorum, daha uzun uzun anlatmak istiyorum.
Çok saygıdeğer Semra Öğretmenim!!! Bu gerçek öyküyü burada bitirmek istemiyorum.(Semra Doksanoğlu kendisini anlatmam konusunda sınır getiriyor da. Sizler bu öykünün devamını ne kadar ısrarala isterseniz, bunu bildirirseniz benim işim o kadar kolaylaşacak.)



Bu Haber 4339 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : semra ablam Tarih : 28 Ekim 2012 / Pazar Üye Adı :ali toplar
uzun zamandan sonra bu gece konuşabildim TEOMAN ABİM yitip gitmiş. karmaşık dugukar içindeyimçama bildiğim bişey var ben çok şanslı biriyim... İYİKİ SEMRA ABLAMI VE TEOMAN ABİMİ TANIDIM BU BENİM EN BÜYÜK MİRASIM! ONLARI ÇOK SEVİYORUMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMMM
Başlık : duygulu Tarih : 27 Eylül 2011 / Pazar Üye Adı :ayşe arslan
okurken çok duygulandım gerçekten çalıkuş gibi okurken ağladın inanı
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI