Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ömer Şimşek / İnsan
2 2011 Cuma 10:00
Kaynak: Canik Dergisi 9. Sayı
“İbadetsiz İslam olmaz, İslam da yalnız ibadetle olmaz”

Takvâ; Takviye kökünden gelir ve İman’ın gereği Allah’a ibadet ve emrine itaattir/kulluktur.

İslam’ı yaşama şekli üç “T” ayağı üzerinde durur.
“T”lerin biri olmazsa, bu sistem çöker.

İnsan olmak bir sanattır. İyi insan olmak ise temizlik, doğruluk, dürüstlük ve iyi karakter ister. Ağzımıza bal tatlı gelebilir ama onun süzülmesinde meydana gelebilecek kazaları da düşünelim. Gül güzeldir ama dikeni battığı zaman gülü atamayız. Mutfaktan iyi yemek geldiğinde yemek tadından ziyade mutfakta eziyet çekenleri de bilelim ki farkımız olsun, insanlığımız ortaya çıksın.
Peygamberimiz (s.a.v.) “Mü’minlerin en kâmili (olgunu) huyu/ahlâkı en güzel olanlardır.” buyurmuştur. Huyu ve ahlâkı güzel olan mü’minler, nefisten gelen her derecedeki depreme dayanıklı, güzel bir bina gibidir.
Görülüyor ki, “Rabbim Allah” dedikten sonra en mühim eylem, istikamet (doğruluk) üzere olmaktır; yani özüyle, sözüyle, iş ve hareketleriyle; dosdoğru olmaktır.
Peygamberimiz (s.a.v.) “Müslüman, kendisinin elinden, dilinden insanlar emin olandır” buyurmuşlardır.
Yine Kur’an-ı Kerim’de; "Her kim bir kötülük yaparsa, ona ancak yaptığının bir misli ile ceza verilir. Erkek veya kadın, her kim de mümin olarak iyi bir amel işlerse, işte onlar cennete girerler. Orada kendilerine hesapsız rızık verilir." Mü’min 40/40
Bu bağlamda insanlar üç kategoride yer alırlar:
1 Aydın İnsan,
2 Olgun İnsan,
3 Üstün İnsan

1 Aydın insan; kitaplar okuyarak aydın gözükürler, onlarda fikirler ağır basar, onun amacı toplumun kendisini takdir etmesi olup bunun için çalışır.
2 Olgun insan; ilmi az da olsa, onun iman yönü ağır basar ve kendinin Allah’a layık kul olmasına çalışır.
3 Üstün insan; hem ilim hem de irfan sahibi olup Allah’ın rızası için çalışır. Kalbine yerleştirdiği ve hareketlerinde okunan rozeti ise,“Ey Allah’ım gayem, arzum sensin, isteğim senin rızandır” sözü olur.
Demek oluyor ki insanlar, Allah’ın emir ve teklifi karşısında ya yaratılış gayesinden uzaklaşıp vazifesini yapmayan, şeytanın, nefsinin peşinden gider ve onların kölesi olur ve bir de kendini beğenirler ya da gayret ve çalışmasını Allah’ın emrine uygun yapan iyi insan grubuna dâhil olurlar. “İnsan, İslamlaştıkça insanlaşır.” İnsan, İslam’a uygun yaşadıkça, nefsine ait hayvanî özelliklerden ve benzemelerden kurtulur saflaşır ve Allah’ın istediği iyi insan olur; yani insanlaşır.
Şimdi bunları açıklayalım.

Birinci “T”, Tevhid
İkinci “T”, Takva
Üçüncü “T”, Tezkiye’dir.

1-Tevhid; Allah’ın birliğini ve hükmünü hayatımıza hâkim kılmaya çalışmak. Tevhid inancı ve gereği, dinin temelidir. Şirkten ve tagut’tan kaçınmaktır. Şirki ve tağutu bilmemek, tevhidi anlamamaktır. Bütün peygamberlerin gayesi ve metodu bu olmuştur. Allah’ın birliği demek Allah’la Rab arasını ayırmamaktır. Yaşamımızda emri/otoritesi geçerli olan Rab, Allah olmalıdır.” Bunu böyle bilip emir, yetki ve otoritenin tek sahibi Allah’ın hükümlerini yaşamımıza hâkim kılmaya çalışmaktır.
İmam Gazâlî merhum “Tevhid ehli olmayanlar, dimağlarında / beyinlerinde tad alma duygusu olmayan kimseler gibidir.”

2. Takvâ; Takviye kökünden gelir ve İman’ın gereği Allah’a ibadet ve emrine itaattir/kulluktur. Sorumluluktur. Allah’a karşı esas duruştur. Kur’an rehber, örnek Peygamber prensibiyle hareket etmek ve öyle yaşamaktır. Takvâ, dînî ve dünyevi ilimleri bilmenin yanında kalbini, gözünü, kulağını, elini, dilini, belini ve mideni haram olan şeylerden korumaktır.
Allah Tealâ Kur’an’da takva sahiplerine büyük şeref ödülünü vermektedir. Takva sahipleri hidayete ulaşır. Hidayet takvadan sonradır. Takvâlı olmak insana zor gelen bir hal değil, aksine şeytana ve nefse kulluktan ve hayvansal arzulardan kurtulup insanlaşmak, sorumluluk ve kulluk görevini yapmaktır. Hakk’ın dergâhına tevbe kapısından girilir. Çünkü Şeytanı şeytan yapan günahtaki ısrarıdır, kibridir. “Ben ateşten Âdem ise çamurdan yaratılmıştır, ben ondan üstünüm.” dedi ve Âdemi tanımadı. Secde etmedi. Dergâhtan kovuldu ve şeytan oldu, günahında ısrar ettiği için. Âdem (As) ise günahtan sonra tevbe ederek temizlendi ve tertemiz bir Âdem oldu.
3. Maddemiz Tezkiye’dir.
İbadet ahlaklı yaşayışla kemâle erer. Bunun için nefsi, bütün kötü duygu, düşünce ve eylemlerden temizlemek lazımdır. Nasıl ki üstümüzde namaza mani olacak bir pislik varsa namazın kabulü için ondan temizlenmek gerekirse takvâmızı ve tevhidimizi de bozacak kötü ahlâki düşünce ve davranışlardan arınmak temizlenmek lazımdır.
Kalbin, Allah’ın yakınlığına ve dostluğuna ulaşması için, kalbin Allah’tan başkasından boşaltılması lazımdır. Arşimed’in keşfettiği kanunda olduğu gibi su dolu bir bardağın içine konan maddenin hacmi ne kadar ise, suyu o kadar taşırır.
İşte kalbe giren madde veya dünya sevgisi de ne kadarsa, o kadar Allah sevgisini dışarı çıkarır. Şeytandan gelen gaflete fırsat vermemek için, Allah’ı her an zikretmek yani hatırda tutmak lazımdır.
Kalbin gıdası, nefsin fireni Allah’ı hatırda tutmaktır. Bu da eli, dili, gözü, kulağı, gönlü frenler, nefsin elinden kurtarır. Artık dünyadan gelen gam ve kederler ona tesir etmez. Her şeyi sabır, metanet ve şükürle karşılar. Kalpte Allah sevgisinden başkası gölgeden ibarettir; asıl değildir. Bundan dolayı kalbine Allah sevgisini dolduranlar gölgeden gelecek fayda ve zarara değer vermezler.
Sonuç olarak İslam’ı yaşama Tevhid, Takva, Tezkiye üçlüsü ile gerçekleşir. İşte şirksiz, gösterişsiz bu üçünün yaşanması ile de İslami hayat oluşur. Bu üçten birinin bile bulunmadığı veya içinde riya ve şirkin olduğu bir durumda hem İslam’a göre yaşama hem de tasavvuf özelliğini kaybeder.
Gerçek ölçü İslam’dır. Emellerimizle değil amellerimize önem vererek kendimize yol haritası çizmemiz lazım. Hacı Bektaş Veli ve Yunus Emre’nin ifadesiyle “Bir olalım, diri olalım, iri olalım, sevelim, sevilelim bu dünya kimseye kalmaz.” Yaşamak için yaşamak değil ahlaklı, erdemli daha doğrusu adam gibi birlikte beraberce yaşamaktır önemli olan.
Ancak, O’na uyan insandır.
Selam hidâyete tâbî olanlar üzerine olsun.
Selam ve duâ ile…




Bu Haber 2666 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI