Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ömer ATAŞ - Mehmet Çiloğlu / Bir ünye nostaljisi Konak Sineması ve Hikayesi
5 2011 Pazartesi 10:18
Kaynak:Canik Dergisi /9. Sayı
Şimdi var olmayan efsane Konak Sineması 1959 yılında yapımına başlandı iki yıl sürdü. Enis Özgün, Mahmut Arın, Ahmet Akbulut ve Zekai Sinanoğlu ortaklığı idi.
600 kişi salon, balkon 420, localar 40 kişi olarak toplam 1060 kişi kapasiteli bir salondu.
Mimarı İstanbul’dan Feyyaz Toker isimli bir mimardı. Bu sinemalardan Türkiye’de dokuz tane yapmıştı. Sonuncusu halen Trabzon’da hizmet vermektedir.
Açılışı 1961 yılında “Deniz Altında Yirmi Bin Fersah” isimli filimle yapıldı, ücretsizdi.
Yazın yanları açılır yazlık olurdu. Isınma ilk zamanlar bidon sobalarla sağlanırdı 1973 yılında kalorifer yapıldı.
En kalabalık olduğu filimler “Benhur” ve “Hakanlar Çarpışıyor” Çeşme, Küçük Emrah
En kalabalık konser topluluğu, Saima Sanay. Beyaz Kelebekler, Barış Manço
En meşhur ses sanatçışı Ahmet Sezgin
En kavgalı konser Gönül Yazar konseri.
İlk dansöz, Özcan Tekgül’dü
En fazla gazoz satılan film Yılmaz Güney’n Arkadaş filmi idi. O gece 1200 şişe gazoz satılmıştı. Gazozlar İmren gazozu idi.
En fazla sorun tuvaletleri oldu
En sorunlu matineler kadın matineleri idi, çünkü bir kişi üç çocukla gelirdi.
Kışlık sezonda içerde zabıtalar sigara içirmezlerdi.
Hafta arası akşamları öğrenciler aileleri olmadan sinemaya giremezlerdi.
Cumartesi öğrenci, Pazar bayanlar matinesi vardı.
1995 yılında yıkıldı.
Bir okuldu..
Şimdi arsası otopark olarak kullanılmaktadır.

Mehmet Çiloğlu anlatıyor:
Benim ilk önemli anım Kamuran Akkor ve Vasfi Uçaroğlu grubuna aittir. Grupta Gökben, Pakize Suda, Ersan Erdura’da vardı. Pakize Suda 21 yaşında falandı. Üç gece kalıp gittiler. Ordu ve Fatsa’yı da buradan idare ettiler.
Ünye’deki hasılatı vilayetler bile yapamıyordu. Ünye’de bir de kadın matinesi yapılırdı. O kadar izdiham oluyordu ki bazen biletleri çift sattığım oluyordu. Hatta bayanın biri semsiye ile kafama bile vurdu. Biz konserlere 250 kişi beklerken 1000 kişi gelirdi gece de ful olurdu, tahmin edemezdik. Ünye Karadeniz’de yapılan konserler arasında ilk üçe girerdi hasılat bakımından.
Bir gün yine böyle bir konser var, bileti çift vermişim, bir saat içinde 1000 kişiye bilet satmak zorunda kalırdık, çift bilet kesin olurdu. Çift bilet alanlara sandalye verirdik. Gece verdiğim bir çift bilet için adam bana tabanca bile çekti.
Sinemada herkesin belirli bir yeri vardı. Yeni filimse bilet zaten bitiyordu gişeyi kapatırdık. Sinemanın telefon numarası 176 idi. O zamanlar manyetolu telefonlar vardı. Sinema o yıllarda insanların kendini gösterme yeriydi aldığı yeni bir takım elbiseyi ve ya bir kıyafeti burada gösterirlerdi.
En fazla ve en iş yapan topluluk Beyaz Kelebeklerdi..1200 kişilik sinemaya o akşam 1700 kişi aldık.
Konserlerde gündüz bayan matinesi yapılırdı. Çoğu yerlerde bayan matinesi bilmezlerdi Karadeniz’de yalnız Ünye’de olurdu. Bir gün organizatör bir konser getirdi. Konserin içine dansöz Özcan Tekgül’ü de koymuş, bayan matinelerinde dansöz tutmuyordu bayanlar dansöz istemiyordu. Konserden ümidimiz yoktu. Konserin başlamasına daha 20 gün var 400 bilet sattık, bir hafta kaldı 1200 bilete çıktık. Konser günü sinema yıkılıyor en son dansöz Özcan Tekgül çıktı, sahneden inmiyor akşama tekrar matine var, temizlik yapılacak. Dansöz Özcan Tekgül’ün bir ateş dansı yaptı yıkıldı sinema.
Sinema personeli, aklımda kaldığı kadarı ile, İbiş Memet (makinist) Ömer Ataş (genel koordinatör), Hafız Başaran büfede, kapıda Komanda Memet, Sarı Ünsal, Gişe Muhsin Tezel.. Diğer personel, Yılmaz Okumuş, Rıdvan Çarkacı, Taş Memet, Rapbum Yaşar, Gözlük Memet..
Bir akşam Meksika 70 diye bir filim var. Bir saat önce bütün biletler bitti, dökümanter bir Pele filmi, kapılar kırıldı izdihamdan.. İçerde yine 1200 kişi dışarıda kalan da bir o kadar.
Konak Sineması neden yıkıldı?_
Konak sinemasının çatısı tahtaydı ve hiç direk yoktu, çürüme yapmş değişmesi lazımmış her an çökebilir ve masraflı diye tamiri göze alamadılar.
En kalabalık filimler, Marlon Brando’nun Baba filmi, Emrah’ın Küçük Emrah ve Ferdi Tayfur’un Çeşme filmi. Hangi filmin tutacağını kestiremiyorduk fakat seyirci biliyordu, büyük şehirlerden gelenler ağız yolu ile aktarıyorlardı.
Sinemada belediyeciler ayakta müsaade etmiyorlardı ama kalabalık filmlerde bazen de mani de olamıyorlardı, seyirci cam çerceve kırıyordu. Barış Manço’nun konseri de öyle oldu. İnsanlar üst üsteydi, çünkü bunlar bir gecelik programlardı, herkes görmek istiyordu. Barış Manço Ünye’yi o kadar beğenmişti konserden sonra Türk sanat müziği meraklısı kayınpederi ile birlikte o gece sabaha kadar Arap Hasanın lokantasında Ali Kilimle şarkı söyledi.
Sinemacılık karlı bir işti çok güzeldi televizyon çıkınca aile sinemadan çekildi. Sonra seyirci bulabilmek için erotik filimler yaptılar ama iş yapmadı. Sinemalar ufaldı cep sinemaları yapıldı.
Ünye kültür düzeyi yüksek bir yerdi. Sinemaya tiyatroya konserlere çok düşkündü. Karadeniz’de Ünye’deki Konak sinemasından büyük sinema yoktu.
Yazın yanları açılır yazlık, kışın kapatılınca kışlık olurdu.
Pazar matinesinde bayanlar saat onda gelmeye başlarlardı salona yiyecek içecek getirirlerdi.. Öğrenci matineleri çok kalabalık bir matineydi, çocuklar çok hoplayıp zıpladıkları için her öğrenci matinesinden sonra sinemeye bir usta sokardık. Koltuklara zarar verirlerdi. Hele Cüneyt Arkın’ın filmi ise aynısını yapmaya çalışırlardı.
Yetmişli yıllardı, ertesi gün Ünye’de pehlivan güreşleri vardı sinemayı pehlivanlar dolmuşlardı, yine çok kalabalıktı, film başladı ben kasada paraları sayacağım, sinemada bir uğultu koptu, zelzele olmuş, hemen dışarı fırladım parayı, kasayı bıraktım, salon ana baba günü, pehlivanlar dışarı çıkmak için önüne gelenleri havaya fırlattılar canlarını kurtarmak için..Balkonda kadınlar çığlık çığlığa, balkondan inenler, ile aşağıda salondan çıkanlar karşılaşınca ortalık kilitlendi, düşen bayılan, ezilen duvara çarpanlar oldu.. Sonra gişede para aklıma geldi koştum gerisin geriye Allahtan birşey olmamıştı.
Seksenli yıllarda balkonda aileler karışık oturmaya başladılar haremlik selamlık kaldırıldı. Sonra locaları yıkıp salona dahil ettik. Localar 40 kişi alıyordu açılınca 150 kişi aldı.
Akşamları kapıda bir biletçi bir belediye zabıtası ve bir de öğretmen bulunurdu. Biletçi bileti kontrol eder, belediye zabıtası bedavacıları, (belediye her biletten yüzde yirmi vergi alırdı) Öğretmenler, gece öğrencilerin yalnız başlarına sinemaya gelmeleri yasaktı, onları kontrol ederdi. Ama öğrenciler aileleri ile beraber gelebilirdi.
Bir konserin kadrosu 25 30 kişi idi, kendi minibüsleri ile gelirlerdi. Adnan Pekak (ses sanatçısı) parayı almadan sahneye çıkmazdı. Yemeği Ege lokantasında ve Çamlıkta yerlerdi. Sahneye genelde hafif içkili olarak çıkarlardı.
Sinema önceleri bidon sobalarla ısınırdı, sonra kalorifer yaptılar. En büyük sorunu tuvaletleri idi, tuvaletler bu salon için yeterli değildi.
Daha onlarca hatırayı içinde saklayan sinema ne yazık ki yıkıldı.. Yeri şimdi otopark olarak kullanılmaktadır. Bir devir de böylece Konak Sineması ile birlikte tarihe yazılmış oldu. Kaynak: Ömer ATAŞ (Sinemacı Ömer) -Mehmet Çiloğlu















Bu Haber 4757 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI