Yüz yıla yaklaşan bir sürede fındık Ünye’nin “makûs” (kötü) talihi mi olmuştur?
“Küçük üretim”e dayalı bu faaliyet, yoksa tanrının bir bağışı mıdır?
Çimento, tersane, tekstil gibi diğer sektörler yanında fındık şu an içinde bulunulan “global” krizden mutlaka nasiplenmiştir. Ancak fındığa ait açmazlar yeni değildir. Alternatif ürün arayışları, fındık ağacı sökenlere teşvik ve mali yardım verilmesi yanında, son dönem gübre yardımlarının nakdi takdimi, en son “don parası” gibi teşvikler gördük.
Fiskobirlik’ten TMO’ya yatay geçiş yapan fındık alımlarına rağmen, karmaşaya diğer ekonomik verileri de kattığımızda ortaya çıkan görüntü şudur:
Hali hazırda fındık Ünye için hayati önem taşıyan temel geçim kaynağıdır.
Bu önemli geçim kaynağı Ünye’nin gündemine ne zaman girdi? Kimlerin ticari faaliyetinde fındık, üreticiden nasıl alındı ve ihraç ürünü olarak Türk Dışsatımında ilk sıraya nasıl yerleşti?
Fındığın Tarihçesi:
Fındığın anavatanın Çin olduğu yönünde güçlü veriler olmakla birlikte kuzey yarım kürede hemen hemen Karadeniz bölgemize yakın enlemlerde ve benzer iklimlerde yer alan birçok yerde fındık görülmektedir.
M.Ö. 401 yılında eski Yunanlılar, Mezopotamya'da Perslerle yaptıkları savaştan dönerlerken Trabzon ile Giresun arasında bir yerde ilk defa fındığa rastladıkları söylenir.
Bu meyveye "Pontus Cevizi" anlamında "karla pontika" veya "nut pontika" adını vermişler. Yani bu meyvaya "küçük potus cevizi" demişler.
Ksenophon'un "Anabasis, Onbinlerin Dönüşü" adlı eserinde bu tarihi olaydan bahsedilmektedir.
İsmet Zeki Eyüboğlu’nun, Türkçe Etimoloji Sözlüğü’ndeki fındık açıklamasında da bu tarihsel iz görülebilmektedir:
“FINDIK, es. an Pontus ( deniz ülkesi )’tan fındık... İlkçağda, Karadeniz kıyılarına gelip yerleşen, alışverişle uğraşan Grekler, fındık’ı karüa pontika ( Pontus Cevizi ) adıyla Batı’ ya götürüp satarlardı. Fındık da böylece Pontus’ tan gelen anlamında pontika / pontik adını aldı. Arap yazılarında p sesi f ile karşılandığından pontik / fontik – fundik – funduk – fındık biçimine girdi.
Alm. Hasenuss, fr. Noisette, isp. Avellana, itl. Hazelnut, fars. Fonduk, ar. Bunduk, lat. Nux.” (Eski Türklerde çitlenbik ).
Strabon ( Amasyalı coğrafyacı- MÖ. 64 – MS.24) Bölgeye yaptığı geziye ilişkin değerlendirmelerinde, fındığın bu bölgenin önemli bir meyvesi olduğunu anlatmaktadır.
İçerdiği zengin besin çeşidi ve kolosterol düşürücü etkisi nedeniyle aranan bir ürün olan fındık, eski toplumların çoğunda kutsal bir meyve olarak bilinir. Yunan, Roma ve Arap toplumlarında sağaltım amacıyla kullanılır, birçok bitkisel preparatın terkibine girer. Ticaret Tanrısı Hermes’in asası bir fındık deyneğidir. Hermes’in başında ve ayaklarında bulunan kanatlar, kurnazlık ve hız’ı ifade eder. Fındığa ait bu ve benzeri antik göndermeler de göstermiştir ki, fındık yaman bir uğraştır. (Bilgi için kaynak eser; Kemal Peker, Fındık, Yeşil Giresun Matbaası; Giresun- 1947- 1948 ).
İspanya Kralı III. Enrike, 1403 yılında Hazinedarı Roy Gonzales Klavyo’yu Timurlenk’e göndermiş. Bir yazısında Gonzales, Trabzon’dan fındık yükleyip taşıyan Venedik’li bir kaptandan şu şekilde bahsediyor: “17 Eylül günü Trabzon’a vardık. Fındık yüklü bir gemi İstanbul’a doğru yola çıkmıştı. Hava şartları elverişli olmadığı için bu gemi Trabzon’un 6 mil batısındaki Platon’dan (Polathane) geri dönmüştü.” Bu anıdan da fındığın 600 yılı aşkın zamandır bölgenin dışsatım (ihraç) ürünü olduğu anlaşılmaktadır.
1665 yılında İstanbul’dan Avrupa’ya ilk ticari kayıtlara geçen fındık dışsatımı görülmektedir.
1737 yılında ise 1. Mahmut döneminde Fransa’ya fındık dışsatımı başlamıştır.
19. yüzyılın başından itibaren de sırasıyla Rusya, Romanya, Belçika, İngiltere, İsviçre, Sırbistan, Yunanistan, Almanya ve Amerika’ya dışsatım gerçekleşmiştir.
Osmanlı’nın son döneminde fındık tarımı yapılan arazilerin 20.000 hektarı aştığı tarihsel kayıtlarda görülmektedir.
Ünye’de Fındığın ekonomik hayata girişi:
Yaygın rastlanan bir bitki türü olan fındık, önceleri aynı enlemdeki diğer ülkelerde olduğu gibi Ünye ve çevresinde meyve olarak bilinmekte ve tüketilmektedir. Ekonomik değer ifade etmesi ise, Bölgemizden Batı’ya dışsatım yapılmaya başlandığı 18. Yüzyıla kadar gitmektedir. Ünye’de fındığa ilişkin en eski kayıt 1902 tarihlidir.
O dönem Ünye’de yetiştirilen ürünler şöyle sıralanmıştır:
“Mısır, Fasulye, buğday, çavdar, yulaf, pirinç, kendir, keten, arpa, nohut, mercimek, elma, armut, şeftali, erik, dut, üzüm, ayva, kiraz, fındık, vişne, incir, ceviz ve kestane.“ Hasılatı arzıyyesinin en önemlileri olarak belirtilen bu ürünlerden ekonomik değer ifade edenleri, kendir ve kenevir olmaktadır. Zira dönemin ticari faaliyetine konu olan ürünler şunlardır:
“Mahsulatı sanayisi sırma ve ipek işlemeli el havluları ile mendil, uçkur, halat, kilim, ceviz sandığı ve emsali marangozluğa müteallik eşyadan bakır ve demir mamulatından ibarettir.” (Trabzon Vilayeti Salnamesi, 1902. S. 523).
Görüldüğü gibi “ipçilik” ekonomik bir değerdir, fındığın sadece adı anılmaktadır. Ancak zaman içerisinde, fındık üretimi ve satışı, diğer ürünlerin önüne geçmiş, Cumhuriyet’in ilk on yıllık dışsatımına fasulye damgasını vururken, fındık beraberinde fındık kırma fabrikalarını da Ünye’de var ederek iç fındık ihracatını Ünye’nin en önemli ekonomik değeri olarak ortaya çıkarmıştır.
Ünye’de 1927 – 1932 arası dışsatım ürünleri: