Fındık Ünye’nin talihi mi, talihsizliği mi? (1)
2 Şubat 2009 Pazartesi 11:20
Haliplerin çıkardığı demiri ve bölgede elde edilen diğer ürünleri deniz yoluyla ulaşıma sokan, Tarihi İpek Yolu’nun Karadeniz bağlantısı olan Ünye, oldukça eski ve önemli bir yerleşim birimidir. Kuruluş aşamasında Ünye’yi “var eden” deniz ticaretidir. Diğer Anadolu kasabaları gibi, esnaflık ve tüccarlığın sosyal hayatı biçimlendirdiği bu şirin kıyı kentinde, kayıtlara düşen en önemli üretim ve ticaret nesnesi fındıktır.

Yüz yıla yaklaşan bir sürede fındık Ünye’nin “makûs” (kötü) talihi mi olmuştur?


“Küçük üretim”e dayalı bu faaliyet, yoksa tanrının bir bağışı mıdır?


Çimento, tersane, tekstil gibi diğer sektörler yanında fındık şu an içinde bulunulan “global” krizden mutlaka nasiplenmiştir.  Ancak fındığa ait açmazlar yeni değildir. Alternatif ürün arayışları, fındık ağacı sökenlere teşvik ve mali yardım verilmesi yanında, son dönem gübre yardımlarının nakdi takdimi, en son “don parası” gibi teşvikler gördük.


Fiskobirlik’ten TMO’ya yatay geçiş yapan fındık alımlarına rağmen, karmaşaya diğer ekonomik verileri de kattığımızda ortaya çıkan görüntü şudur:


Hali hazırda fındık Ünye için hayati önem taşıyan temel geçim kaynağıdır.


Bu önemli geçim kaynağı Ünye’nin gündemine ne zaman girdi? Kimlerin ticari faaliyetinde fındık, üreticiden nasıl alındı ve ihraç ürünü olarak Türk Dışsatımında ilk sıraya nasıl yerleşti?


 


Fındığın Tarihçesi:


 


Fındığın anavatanın Çin olduğu yönünde güçlü veriler olmakla birlikte kuzey yarım kürede hemen hemen Karadeniz bölgemize yakın enlemlerde ve benzer iklimlerde yer alan birçok yerde fındık görülmektedir.


M.Ö. 401 yılında eski Yunanlılar, Mezopotamya'da Perslerle yaptıkları savaştan dönerlerken Trabzon ile Giresun arasında bir yerde ilk defa fındığa rastladıkları söylenir.


Bu meyveye "Pontus Cevizi" anlamında "karla pontika" veya "nut pontika" adını vermişler. Yani bu meyvaya "küçük potus cevizi" demişler.


Ksenophon'un "Anabasis, Onbinlerin Dönüşü" adlı eserinde bu tarihi olaydan bahsedilmektedir.


İsmet Zeki Eyüboğlu’nun, Türkçe Etimoloji Sözlüğü’ndeki fındık açıklamasında da bu tarihsel iz görülebilmektedir:


“FINDIK, es. an Pontus ( deniz ülkesi )’tan fındık... İlkçağda, Karadeniz kıyılarına gelip yerleşen, alışverişle uğraşan Grekler, fındık’ı karüa pontika ( Pontus Cevizi ) adıyla Batı’ ya götürüp satarlardı. Fındık da böylece Pontus’ tan gelen anlamında pontika / pontik adını aldı. Arap yazılarında p sesi f ile karşılandığından pontik / fontik – fundik – funduk – fındık biçimine girdi.


Alm. Hasenuss, fr. Noisette, isp. Avellana, itl. Hazelnut, fars. Fonduk, ar. Bunduk, lat. Nux.” (Eski Türklerde çitlenbik ).


Strabon ( Amasyalı coğrafyacı- MÖ. 64 – MS.24) Bölgeye yaptığı geziye ilişkin değerlendirmelerinde, fındığın bu bölgenin önemli bir meyvesi olduğunu anlatmaktadır.


İçerdiği zengin besin çeşidi ve kolosterol düşürücü etkisi nedeniyle aranan bir ürün olan fındık, eski toplumların çoğunda kutsal bir meyve olarak bilinir. Yunan, Roma ve Arap toplumlarında sağaltım amacıyla kullanılır, birçok bitkisel preparatın terkibine girer. Ticaret Tanrısı Hermes’in asası bir fındık deyneğidir. Hermes’in başında ve ayaklarında bulunan kanatlar, kurnazlık ve hız’ı ifade eder. Fındığa ait bu ve benzeri antik göndermeler de göstermiştir ki, fındık yaman bir uğraştır. (Bilgi için kaynak eser; Kemal Peker, Fındık, Yeşil Giresun Matbaası; Giresun- 1947- 1948 ).


İspanya Kralı III. Enrike, 1403 yılında Hazinedarı Roy Gonzales Klavyo’yu  Timurlenk’e göndermiş. Bir yazısında Gonzales, Trabzon’dan fındık yükleyip taşıyan Venedik’li bir kaptandan şu şekilde bahsediyor: “17 Eylül günü Trabzon’a vardık. Fındık yüklü bir gemi İstanbul’a doğru yola çıkmıştı. Hava şartları elverişli olmadığı için bu gemi Trabzon’un 6 mil batısındaki Platon’dan (Polathane) geri dönmüştü.” Bu anıdan da fındığın 600 yılı aşkın zamandır bölgenin dışsatım (ihraç) ürünü olduğu anlaşılmaktadır.


1665 yılında İstanbul’dan Avrupa’ya ilk ticari kayıtlara geçen fındık dışsatımı görülmektedir.


1737 yılında ise 1. Mahmut döneminde Fransa’ya fındık dışsatımı başlamıştır.


19. yüzyılın başından itibaren de sırasıyla Rusya, Romanya, Belçika, İngiltere, İsviçre, Sırbistan, Yunanistan, Almanya ve Amerika’ya dışsatım gerçekleşmiştir.


Osmanlı’nın son döneminde fındık tarımı yapılan arazilerin 20.000 hektarı aştığı tarihsel kayıtlarda görülmektedir.


 


Ünye’de Fındığın ekonomik hayata girişi:


 


Yaygın rastlanan bir bitki türü olan fındık, önceleri aynı enlemdeki diğer ülkelerde olduğu gibi Ünye ve çevresinde meyve olarak bilinmekte ve tüketilmektedir. Ekonomik değer ifade etmesi ise, Bölgemizden Batı’ya dışsatım yapılmaya başlandığı 18. Yüzyıla kadar gitmektedir. Ünye’de fındığa ilişkin en eski kayıt 1902 tarihlidir.


O dönem Ünye’de yetiştirilen ürünler şöyle sıralanmıştır:


“Mısır, Fasulye, buğday, çavdar, yulaf, pirinç, kendir, keten, arpa, nohut, mercimek, elma, armut, şeftali, erik, dut, üzüm, ayva, kiraz, fındık, vişne, incir, ceviz ve kestane.“ Hasılatı arzıyyesinin en önemlileri olarak belirtilen bu ürünlerden ekonomik değer ifade edenleri, kendir ve kenevir olmaktadır.  Zira dönemin ticari faaliyetine konu olan ürünler şunlardır:


“Mahsulatı sanayisi sırma ve ipek işlemeli el havluları ile mendil, uçkur, halat, kilim, ceviz sandığı ve emsali marangozluğa müteallik eşyadan bakır ve demir mamulatından ibarettir.” (Trabzon Vilayeti Salnamesi, 1902. S. 523).


Görüldüğü gibi “ipçilik” ekonomik bir değerdir, fındığın sadece adı anılmaktadır. Ancak zaman içerisinde, fındık üretimi ve satışı, diğer ürünlerin önüne geçmiş, Cumhuriyet’in ilk on yıllık dışsatımına fasulye damgasını vururken, fındık beraberinde fındık kırma fabrikalarını da Ünye’de var ederek iç fındık ihracatını Ünye’nin en önemli ekonomik değeri olarak ortaya çıkarmıştır.


 


Ünye’de 1927 – 1932 arası dışsatım ürünleri:


 













































Kilo



Cinsi



Senesi



200.250


614.176


166.726


397.140



Fasulye


Kabuklu fındık


Kendir, tohum ve mamulâtı


Yumurta



 


1927



396.198


684.713


233.378


425.200


269.880



Fasulye


Kabuklu fındık


Kendir, tohum ve mamulâtı


Yumurta


Ceviz



 


 


1928


 



445.568


362.100


88.355


399.160


204.460



Fasulye


Kabuklu fındık


Kendir, tohum ve mamulâtı


Yumurta


Ceviz



 


 


1929



309.124


38.966


230.312


33.470


53.574


350.100


99.274



Fasulye


Kabuklu fındık


İç fındık


Kendir


Kendir tohumu


Yumurta


Ceviz



 


 


1930


 



441.105


926


151.217


18.800


157.500


251.300


94.620



Fasulye


Kabuklu fındık


İç fındık


Kendir


Kendir tohumu


Yumurta


Ceviz



 


 


1931


 



609.570


5.345


66.170


24.200


98.005


344.600


254.606



Fasulye


Kabuklu fındık


İç fındık


Kendir


Kendir tohumu


Yumurta


Ceviz



 


 


1932


 



 






Kaynak: Ünye Ticaret ve Sanayi Odası 1923 – 1933 İktisadi Hareketleri, s. 4, 17/10/1933 ÜTSO Reisi Atıf (Ergün)






 


 





1927 ile 1932 Arasında Ünye’den yapılan dışsatımın en önemli maddesi fasulye gözükürken, kilo bazında kabuklu fındık fasulyeden kat be kat fazladır. Çoğu Almanya’ya satılan bu ürünlerden fındık, 1929’da önemli bir düşüş gösterirken, fasulye satışında artış kaydedilmiştir. Avrupa’yı kasıp kavuran 1929 buhranı nedeniyle fındık alımı düşmüş, temel gıda sayılan fasulye dışsatımında artış kaydedilmiştir. 1930’lu yıllar, kabuklu fındığın dışsatım kaleminde azaldığı, iç fındığın devreye girdiği yıllardır. Ünye’de fındık kırma tesisleri, basit el tezgâhlarından fabrikasyona geçişin ilk adımıdır. Sanayi adına sağlanan bu gelişme, sadece Ünye için değil, Ordu, Giresun ve Trabzon’u kapsayan bölge için de önemli bir adımdır.


Fındıkta sağlanan üretim yoğunlaşması ve fabrikasyon, daha sonraki yıllarda Bolu ve Adapazarı gibi illerin de katılımıyla iyice yükselmiş, fındık piyasasında Türkiye dünyanın beşte dördünü elinde bulunduran ülke konumuna gelmiştir. Ne var ki, bu hegemonya ülkemizdeki fındık üreticilerini ve ihracatçılarını memnun etmemiştir.


 


Haftaya, Ünyeli fındık müteşebbisleri, ilk fabrikayı kimler, nasıl kurdu? Üretici kesimin açmazları ve fındıkta resesyon, dezenformasyon.


 


 


Ünye Tarih Araştırma Grubu:


Ahmet Kabayel


Halit Tokaç


Ahmet Derya Varilci



Bu Haber 780 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI