Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Turgay Güven / Karadeniz Yollarinda
26 2011 Pazartesi 10:35
kaynak :Canik Dergisi / 10.Sayı
Yıllar önce bir gazete haberinde okumuştum. Bir nedenle ikide bir İstanbul’dan Trabzon’a seyahat etmekte olan yaşlı adam medyaya şikayet ediyordu. “Karadeniz’in yolları çok kötü, gidip gelirken perişan oluyorum.”
Televizyonlardan birinde Karadeniz ağırlıklı eğlence programlarının sempatik sunucusu her program türkünün, horonun sonunda hatırlatırdı.
“ Büyüklerimize hatırlatıyorum, Karadeniz’e otoyol istiyoruz”
Aslında Karadeniz’in yol hikayesi anlatmakla bitmez.
Benim şahsen Karadeniz ve Karadeniz yollarıyla ilk tanışmam 3,4 yaşlarında olmuştur. 50’li yıllardan birinde İç Anadolu’dan kalkıp Gümüşhane üzerinden Doğu Karadeniz dağlarını ve meşhur Zigana Geçidi’ni aşıp Trabzon’a ulaşılan bir yolculuğun hikayesidir. Bir halk türküsü. “Esti Zigana Dağı/Eridi yürek yağı/Yol vermez ki geçeyim/Neyleyim böyle dağı” Tabii ki oradan da daha doğuya.
O ve ondan sonra ki yolculukların çocuk halimle hatırlayabildiğim hayal meyal bendeki anıları saymakla bitmez sonsuz virajlar, kusmakla geçen saatler, akşam kalınan otellerle birkaç güne yayılan yorgunluklardır.
Günümüzden 3 500, 3 000 yıl öncesinde Karadeniz’e ulaşan İyonya’lıların kıyılar boyunca kurdukları koloni şehir devletleri birbirleriyle irtibatı deniz yoluyla sağlıyorlardı.
2 500 yıl kadar öncesinde ise İran’lı Pers’lerle savaştıktan sonra geri dönen İyonya’lı savaşçılar binbir zorlukla ulaştıkları Trabzon’dan yine kendi kolonileri olan Sinop’a gemi ile geçerler.
Karadeniz’de kıyı yolu yoktur.
Karadeniz’de dağlar dimdik denize iner.
Karadeniz’de yol yapacak kıyı yoktur.
Türklerin Karadeniz Bölgesi’ni fetihleri İç Anadolu’dan Karadeniz’e akan ırmak yolları boyunca olmuştur.
Fatih Sultan Mehmet’in ordusu ise denizden donanmayla kuşatılan Trabzon’a arkasındaki yalçın dağlardan inmiştir.
19.ncu yüzyıl sonlarında Büyük Çerkes ve Gürcü göçleri sırasında Kuzey Kafkaslar’dan bölgeye gelenler gemilerle deniz yoluyla, Güney Kafkas’lardan Anadolu’ya girenler ise Kaçkar Dağları’nın güney yamaçlarından bölgeye ulaşmışlardır.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusların Batum’dan Giresun-Trabzon arasındaki Tirebolu yakınlarındaki Harşit Çayı’na kadar Doğu Karadeniz’i işgal etmeleri sonucu batıya kaçan muhacirlerde kıyılarda geçici konaklamalarla deniz yolunu kullanmışlardır.
İnanılması zor ve acı bir gerçekte Doğu Karadeniz bölgesinde ilk yol yapımlarını bölgeyi işgal eden Rus’ların o devrin imkanlarıyla gerçekleştirmiş olmalarıdır.
Acılı 24 Mübadilleri’de gemilerle gider ve gelirler.
Yokluklarla dolu İstiklal Savaşı yılları ile yaralarını sarmaya çalışan Genç Cumhuriyet yıllarından sonra Karadeniz yollarına ilk kazma 50 ‘li yıllarda vurulur.
Bugün eski, siyah-beyaz Ünye resimlerinde Burunucu’ndan Meydan yönüne uzanan ve ilerisinde benim çocukluk yıllarımın Samsun, Trabzon aktarmalı yolculuk hatıralarımın geçtiği yol o yılların eseridir.
60 ‘lı yıllarda sabah namazıyla Samsun’dan kalkan otobüs ertesi sabah namazında Rus sınırına varırdı.
Samsun-Çarşamba-Terme Ovaları ile Ünye- Fatsa düzlükleri geçildikten sonra Bolaman’dan itibaren Karadeniz-Kaçkar Dağları’na tırmanış başlar, oradan da taa o zaman ki hudut şehri Hopa’ya kadar sayısız virajlarla döne döne kıvrıla kıvrıla çıkılan yüksek dağlardan yine aynı şekilde inilerek girilen şehir düzlüklerinde nefeslendikten sonra yine sayısız virajlarla tırmanılan dağlardan çok çok alçaklarda sahile vuran beyaz köpüklü dalgalarıyla Karadeniz’i seyrederek, aşağıya bakamadığın uçurumlardan besmele-ya sabır çeke çeke yemyeşil tabiatın muhteşem güzelliklerini seyrede seyrede geçilen Karadeniz yolları öylece sürüp giderdi.
Hele Giresun-Trabzon arasında bir Armelit geçidi vardı ki. otobüs deniz manzaralı yolda güzel güzel giderken sahilden ayrılır, vurur dağlara. Çık çık bitmez, in in bitmez, dön dön bitmez. Aşağılarda bir yerlerde ip gibi bir ırmak akar, saatler sonra yeniden denizi görürsün.
Tabiat şartları elinden geleni ardına koymaz, bazen Çarşamba-Terme ovalarını sel alır, köprüleri götürür, bazen yol kenarlarındaki dik yamaçlarda heyelan olur, Karadeniz yolu iki taraflı felç, saatlerce, günlerce kapalı.
Karası böylede denizi farklımı? Bir zamanların Ege vapuru ile yarısı kamarada mide bulantılarıyla geçen fırtınalı bir İstanbul- Trabzon deniz yolculuğu.
Elbette ki zaman içerisinde şartlar ve imkanlar değişti. Yinede Karadeniz’de yol yapmak kolay değildi. Her adımda dere, tepe. Her yere köprü, tünel. Yalçın dağları, sert kayaları delen teknolojiler yeni yollar ve tüneller açtılar, köprüler yaptılar. Yüksek dağ yollarında aşağılarda çalışan iş makinelerini görür, ileri ki günlerde virajsız, inişsiz çıkışsız yolların hayalini kurardık.
Çok şükür ki bir gün o günlerde geldi.
Şimdiki nesiller bilmezler, eskiden Samsun –İstanbul yolu Ankara’dan dolanırdı.
Bir hayli uzun süren üniversite yıllarım bitipte yıllar sonra İstanbul’dan kalkan otobüs Gerede’den yeni yapılmış kestirme Samsun yolu’na saptığında başlayan hayretim, alıştığım her zamanki yerinde Armelit tırmanışını bulamayınca artmıştı. Dağlar, kayalar dize gelmiş, yol sahile inmiş ve düzleşmişti.
O zamanlar İç Anadolu ile Karadeniz arasında ki bölgeler arası bağlantı noktası Samsun’un fakülte tarafında Kürtün Irmağı üzerindeki dönüş noktası idi.
İtiraf etmeliyim ki o noktada Karadeniz’den her çıktığımda hüzünlenir, her girişim de sevinç duyardım.
Tekkiraz-Ünye kalkışlı Doğu Karadeniz yolculuklarım ise ayrı hikaye. Giderken Samsun otobüsüne biletsiz, eğreti biniş, dönerken akşam kalkan araba sabah namazından önce gecenin karanlığında Ünye’de indirir, gün ışıyana kadar terminalin kapısında oturursun.
Tüm bu masal gibi yılların üzerinden çok yıllar geçti.
Otoyolu olmadıysa da Samsun’dan sınıra kadar şehirleri teğet geçen sahile sıfır, kaymak gibi gidiş geliş ayrı Karadeniz yolları sizi günübirlik Doğu Karadeniz’e götürüp getirebilir.
Yakın günlerde yine bir Doğu Karadeniz gezisi yaptım. Sabah yola çıkarken doğan güneş bizi karşılamıştı. Aynı beyaz köpüklü dalgalar, aynı yemyeşil dağlar. Ertesi gün dönerken de batan güneşi seyrettik.
Elbette güzel geçti. Rahat gittik, rahat geldik. Konforlu otobüsler, yol boyu kurulu turistik tesisler bize mahrumiyet yaşatmadı.
Nereden nereye.
Yerleşimleri fazla olmayan Batı Karadeniz sahil yolu ise hala yapılıyor.
Elbette ki yollar bir gün biter.
Karadeniz’in öyküleri bitmez.




Bu Haber 3002 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI