Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Aynur Zeren TAN / FATSA’DAN FEHMİ AKAR ve
28 2011 Çarşamba 10:25
Kaynak:Canik Dergisi / 10.Sayı
Merhaba sevgili okuyucular,
Fatsa’nın geçmişini canlı tanıklardan ve onların arşivlerinden aktarmaya devam ediyoruz. Bu kez konuğumuz Sn. Fehmi Akar.1947 Fatsa doğumlu olan Akar, ilk ve ortaokulu Fatsa’da, liseyi de Trabzon’da okuduktan sonra Eczacılık Fakültesini bitirdi. Gölcük Deniz Hastanesi ve Sivas Kangal’ da ki sivil eczacılık faaliyetinden sonra Fatsa’ ya yerleşti. Eczacılık mesleğini Fatsa’da sürdüren Akar, evli ve üç kız babasıdır.
Aile kökeni Akçabat, Sürmene’ye uzansa da seferberlikten itibaren başlayan Fatsalılık bu güne kadar hiç bölünmeden sürmüştür. Çok geniş bir tarihi Fatsa Fotoğrafları arşivine sahip olan Fehmi Akar bu arşivini tüm meraklıları ile paylaşmaya devam etmektedir. Aynı zamanda Fatsa’da ki yaşamında, büyüklerinden dinlediği ve tanık olduğu olayları derin bir gözlem yeteneği ile incelemiş ve bizlere aktarmıştır.
Fatsa’da meydana gelen önemli olaylardan 1939 Erzincan Depreminin Fatsa’da ki etkisini şöyle aktarmaktadır,”Halk arasında ‘Arz-ı Ekrem’ olarak anılan büyük Erzincan depremini Fatsa’da çok büyük yıkım yapmış. Deniz kıyısında bile çatlaklar oluşmuş, kayıklar yan yatmış.(ODTÜ.kayıtları1939 yılında Fatsa Kıyılarında tsunamiden söz eder) Ünye’de burada ki kadar yıkım olmamış. Fay hattı ile ilgili bir durumdur herhalde. Büyüklerin anlattığına bakılırsa Fatsa ekonomik yönden de çok sarsılmış. Çok zengin tüccarlar dahi üst katları yıkılan binalarının sadece bir katını onararak çatıyı kapatıp bırakmışlar binalarını. Mesela Fatsa Meydanı’nın da eski tek katlı bir bina var depremden önce daha büyük ve çok katlı imiş. Esnaf yeni inşaata yönelmeye cesaret edememiş.
Zelzelede sevindirici tek olay ise o kadar bina yıkımına rağmen can kaybı olmamasıdır. O felaket de kaybolan bir kültür değerimizde Halk Evi’nin yıkılmasıdır. Fatsa Halk Evinde pek çok kültür faaliyeti gerçekleşirdi. O döneme ait yerel gazete arşivlerimizde pek çok haber var. II. Dünya Savaşı’nın başladığı yıllar tüm Türkiye için zor yıllar birde bu felaket eklenince Fatsa’nın hali bayağı içler acısı imiş.
1949 yılında Ömer Saruhan “DEMOKRAT” isimli bir yerel gazete çıkartmaktadır Fatsa’da. Yerel haberlerin yanı sıra yazarların oldukça renkli yazı ve şiirleri de o günün Fatsa sosyal yaşamı hakkında belirgin ipuçları vermektedir bize. Sn. Akar o dönemlerde ki ısınma sorunu nedeni ile fındıkkabuğu pek bir makbul ve bir o kadar da kıt olması sonucu yazılan şiirlerden birisini n adı “Fehametli Azametli Fındık Kabuğuna Arzımdır.”
Fehmi Akar dönemin Fatsa sı’ na ait ilginç haberler yanı sıra ilginç reklamları da paylaşıyor bizimle “ 1940 tarihli DEMOKRAT GAZETESİ’nden”; FARESİZ BAKKAL reklamı. Şekerlemeden, tekel maddelerine, çikolatadan, damga puluna, elektrik malzemesinden, çoraba kadar hatır için birer damlacık bulunur.”Haluk ve Altan Güvenkaya Kardeşler.
“O dönemlerde Fatsa’da bir fare istilası vardır. DDT gibi haşerat ilaçları da henüz çıkmamıştı. Bu fare istilası bakkallar için de sorundu. Bakkallarda o zamanlar, şimdiki marketlerden daha karışık bir sistem durumu vardı. Babam bakkal olduğu için bilirim, bizim bakkalda inanın şövalye yüzük de vardı gazyağı da vardı. En zor olan da gam ile alınan sıvıların ücretlerinin ayarlanması idi. Hesap makineleri da yoktu. Şimdi ki marketlerin hazır okuyucuları büyük kolaylık.
Fehmi Akar 1950 lerin Fatsa’sında ki önemli olayları sırası ile şöyle anlatıyor.
Mandıra o zamanlar sulak bir alandı fakat adeta bir kuş cenneti idi. Bazı şiirlere ve atışmalara konu olurdu.
“ 1949’da AKBABA isimli bir gazeteyi çıkartırdı Yusuf Ziya Ortaç, Ordu milletvekilliği yapmış bir zattır.
Sahil Otel ve Kıraathanesi, Yalı Kahve çok hoş bir yerdi.Önünde küçük ahşap bir iskele(not.İtalyancadan dilimize giren bu kelime “Scala “dan iskeleye dönmüştür.Köprü anlamında kullanılmaktadır.)denize nazır çok güzeldi , şimdi buradan Devlet Sahil Yolu geçince manzara değişti.
Cevat Güvenkaya, Nihat Kutsal, Ömer Saruhan, Haluk ve Altan Güvenkaya, Rıza Yücel ,Asaf Niksar,Çamaşlar,Kibarlar, Hacı Hulusi Baba, Dadayanlar, Yerebasmazlar, Koçlar,Saruhanlar,Güreller, Çaykaralar, Güvenkayalar,Altıntaşlar,Bursalılar, Bursa’lı Sait Efendi,Ata Topaloğlu,Lütfü Topaloğlu,İhsan Topaloğlu, Şatıroğulları,İsmet Organ, Şükrü Şenses, İsmet Organ,Cabirler, Toprakbastılar ve daha bir çok isim o dönemin esnaflarındandır.
1939 Arz-ı Ekrem’i, Fatsa’da büyük tahribat yaratır.Ve Kızılay Fatsa’ya yardım gönderir.Bu yardımlardan artan çadırlar Fatsa’ lı entelektüel bir grubun II.Dünya Savaşı günlerinde, savaşı protesto etmek hem de sosyal bir ortamda eğlenmek ihtiyaçlarını hiç umulmadık, sıra dışı bir şekilde karşılar.Benim BEYAZ KASKETLİLER diye adlandırdığım ve çok ilginç bulduğum bu sıra dışı nostaljik grubu Sn. Fehmi Akar ‘dan aktarıyoruz;
Muhtemelen 1941 yıllarında, Kızılay’ın artan çadırlarını kullanmak kolaylığından yararlanan bir grup olmalı. Başını Fatsa’da görev yapmakta olan, Giresun’ lu Dr. Hamdi Bey’in çektiği 10 kişilik bir gruptu. Üç ay Yason Burnu’nda yazlamışlar. Hani şu kilisenin olduğu burun. Bunlar orada bir yaz mevsimini, kamp hayatı şeklinde geçirmişler ve ilgi çekmişler.
On kişilik bu grupta Fatsa’da doktorluk yapan, Hamdi Bey(soyadını hatırlayamadık)Rasım Sönmez, Gedikoğlu Mehmet Efendi, Bankacı Mahmut Efendi, Balıkçı Mahmut Efendi, Enis Usta(Belediye çalışanı) bulundukları yerde ki köylülerle iletişim içerisindeler ve bu büyük kamp ekibinde ve çevresinde daha birçok insan vardır.
Gerçekten ilginç bir gruptur. Köylüye de radyoyu tanıttılar. Burada radyolarını kurmuşlar. Radyonun antenini verici olarak kullanıyorlar. Akülü bir radyo burada ki, akü zamanla boşaldığı için pervaneli bir dinamo ile doğru akımı vererek aküyü dolduruyorlar ve radyoyu çalıştırıp köylüye dinletiyorlar. Köylüler tanıştıklarında çok seviyorlar radyoyu
Beyaz Kasketliler, sabah göndere bayrak çekiyorlar. II. Dünya Savaşı nedeni ile “bu topraklar bizim “demek istiyorlar. Göndere bayrak çekip her sabah karşısında saygı duruşunda bulunuyorlar ve bayrağımızın Karadeniz rüzgârlarında dalgalanmasını saygı ve mutlulukla izliyorlar. Cumhuriyetçi ruha sahip çok genç çocuklar hepsi.
Kendilerine çardak da kurmuşlar. Kamp yerlerinde taşıma su ile ihtiyaçlarını görüyorlar. O zamanlar Devlet Sahil Yolu yapılmamıştı (yol 1957 Adnan Menderes zamanında yapıldı)ulaşım motorlarla veya kayıklarla sağlanıyor. Başka motorlarla da Fatsalı’ lar sizin BEYAZ KASKETLİLER’ ziyaret ediyorlar. Bunlarında kayıkları var geziyor, balık avlıyor, karada ava çıkıyorlar, kitap ,gazete okuyorlar ve akşamları grup seyrederek oldukça mutlu yaşıyorlar. Ziyaretçileri de çok fazla. Aralarında Ali Poyrazoğlu’ nun dedesi de var. Ziyarete gelenlerle de fotoğraflar çektiriyorlar ve iyi ağırlıyorlar onları.
Grup oldukça ilgi çekiyor, çevre köylerden gelenler, ziyarete gelenler derken kalabalık bir oluşunca, asıl kamp sakinleri kendilerini belli etmek için BEYAZ KASKETLER takıyorlar. Beyaz rengi de “barış” ı vurgulamak için seçiyorlar. Eskiden deniz kazaları da çoktu. Çıkan fırtınalarda batan gemiler, boğulan denizciler çok olurdu. Benim de Çaltı Burnu’nda amcam boğulmuş, gemisi battığı için.1937’de Karadeniz’de ki çok büyük bir fırtınada. Böyle bir kaza olunca, o küçük ahşap iskelede toplanırdı Fatsalı’ lar ve kaybolan kazazedeler bulunana kadar beklerlerdi. Eskiye ait iskele başında kalabalıkları gösteren fotoğrafları görürseniz biliniz ki, Karadeniz’in hırçın dalgalarında kaybolan bir kurbanı bekleyenlerdir. Benim amcamı da böyle beklemişlerdi.
“ Beyaz Kasketliler” sık dostlardı her zaman, deniz kazazedelerini de saygı ile anarlardı.1910’dan beri hizmet veren bu köprüden uğurlanıp, karşılandılar bu kamp etkinliklerinde. Bugün sadece İsmail Eroğlu yaşıyor.90 yaşın üzerinde.
Bu köprü Fatsa’nın dünyaya açılan kapısı idi. Her şey ama her şey ve herkes bu küçük ahşap iskeleden bağlanırdı Fatsa’ya ya da buradan ayrılırdı Fatsa’dan ayrılan her şey ve herkes. PELEMECİLİK denilen yolcu ve yük taşıma işi vardı o zamanlar. Liman konusuna oldukça ilgim var. Ailemin büyük bir kısmı gemici idi. Çok ağır yükler gemilere ÇAPARLAR ile taşınırdı, kayboldu şimdi çaparlar. Son bir tanesini de Ankara’ya Gençlik Parkı’ na götürdüler ve yarısını kesip çay ocağı yaptılar.(Not: “Fehmi Akar’dan Fatsa “ röportajının devamı Aynur Zeren Tan “Sözlü Tarih” çalışmasındadır. Fotoğraflar için Fehmi Akar’a teşekkürlerimizle.



Bu Haber 4378 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Unutulanlar Tarih : 20 Mart 2016 / Pazar Üye Adı :
Fatsanın tarihi anlatılırken sn fehmi akar ın deniz ticareti ve ulaşımının sağlanması ile ilgli o döneme damgasını vuran Şevket Reis ismini unutmuş olmasını anlamak mümkün değildir.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI