Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Aynur Zeren Tan /Fatsa’da Zamanın Sonbaharı
19 Ocak 2012 Perşembe 09:40
Kaynak: Canik Dergisi / 11. Sayı
Sam Rüzgârları’ nın sonu,
Leyleklerin gitme zamanı, derken
Mihrican Fırtınası ile geldi oturdu kapımıza
Eylül, kolunda sarı sonbahar bohçası ile.

Yaprak dökümü başlar. Hayatın yıllardır süren dizisidir,
mevsimden mevsime.
Ardından gündönümü fırtınası gelir, eylül ayının
sonlarına doğru.
Çaylak Fırtınası gibidir ardı ardına kopan
otobüsler, sürüklerken insan sürülerini gurbetlere.
Sıcaklar azalmaya başlar, serpilirken çocuklar okul bahçelerine.
Evlerin, sokakların bu canlı çilleri bir bir silinir sonbaharda.
Güz Yağmurları ile beraber,
22Eylül sonbahar başlangıcıdır.


Güneş, Başak(Sünbüle) Burcuna, yani büyük kızımın burcuna girdiğinden beri hızını kesti sıcaklar.
Sam Rüzgârları’ nın sonu, Leyleklerin gitme zamanı, derken Mihrican Fırtınası ile geldi oturdu kapımıza Eylül, kolunda sarı sonbahar bohçası ile.
Hüzünlenmem yaz bitti diye. Çünkü çok ama çok güzel ve hareketli yaşanmış yazdan sonra gelen sonbahar, isteyerek alınmış bir mola gibidir.
Fındık biter, okullar açılır, gurbetçiler döner, izinler biter, çekilir insanlar, çekilir giderler küme küme.
Parklar, sokaklar,yalılar tenhalaşır. Sahildeki bankları bırakın dolunaylar, yakamozlar bile yalnız kalır.İskelede kuru yük gemileri, fener adasında dalgalar ve martılar yazdan kışa, kışdan yaza mirasdır sahlde.

Sam, Çarkdönümü, Kızılerik üzgârlarından mıdır nedir? Yaz boyu herkes mutludur, eften püften konulu, bol kahkahalı sohbetlerin tatlı tortusu kalır bu kubbede hoş seda olarak.
Binlerce tabanın ezdiği metrelerce sahil dinlenmeye çekilir ki sırtından yükünü atmış ağır işçi gibidir artık.
Can yongaları nasıl konursa otobüs, uçak bagajlarına, öyle konur yaz hatıraları da, aşkları da katlanıp hafıza çekmecesine.
Bıldırcın geçimi Fırtınası yaprakların, fındık fiyatları, piyasaların keyfini kaçırır.
“Koç ayırma zamanı” derdinde değildir yöremizin insanı ama ayrılıkların zamanıdır Eylül.Uzun uzun sohbetli kısa gecelerin ardından uzun telaşsız kahvaltılar,bol deniz sefaları, dost yada akraba düğünleri,, kahkaha soslu eş dost muhabbetlerinin biriktirdiği neşe dalgaları ile beslenen keyifli günlerin sonu gelmiştir.Sallanan eller ile başlayan ayrılıklar, gurbete dönme telaşlarının her biri, ayrı bir yaprak dökümü sahnesidir.
Yaprak dökümü başlar. Hayatın yıllardır süren dizisidir, mevsimden mevsime.
Ardından gündönümü fırtınası gelir, eylül ayının sonlarına doğru.
Çaylak Fırtınası gibidir ardı ardına kopan otobüsler, sürüklerken insan sürülerini gurbetlere.
Sıcaklar azalmaya başlar, serpilirken çocuklar okul bahçelerine. Evlerin, sokakların bu canlı çilleri bir bir silinir sonbaharda. Güz Yağmurları ile beraber,22Eylül sonbahar başlangıcıdır.
Güneş, Terazi(Mizan) Burcudadır artık. Ekinoks yaşanır tüm dünyada, gece ve gündüz eşit bölüşürler bu çok özel günü.
Kestanekarası Fırtınası. Çıktığı gün, iskeleden kopan rüzgar dalgaların üstüne basa basa koşar sahile doğru. Fırtınanın görevi vardır, sahildeki atkestanelerini yere indirerek, sararan yaprakları birer birer kopartarak kara kışa hazırlayacaktır dalları.Yarışı vardır zamanla ayrıca sonbaharın sarı tonlarından çalacaktır sahilde ki ağaçlara, kaldırımlara,kumsallara, balıkçı barınaklarına.Çaylaklar, bıldırcınlar kaçarken soğuklar gelmeden, kayıkların çekek yerinde ki ördekler anlarlar mı kışın yaklaştığını, mutlu mesut dalarken berrak sulara?At kestaneleri kızamık gibi dökülürken yavaş yavaş soğumaktadır toprak.Koyu kızıl kahve renginde ki pırıl pırıl taneleri seyrederek yürürsünüz Fatsa’da sahil boyu,Eylül akşamlarında.
Ağaçlardan su çekilme zamanı gelir, budanırlar bir bir. Yenileri dikilirken toprak da hazırlar kendisini kışa. Toprağın telaşını anlamayız, görmeyiz ama sararan yapraklar, çoğalan kuru dallar, kökleri terk eden suların armağanıdır doğaya ve kente.
Masmavidir gökyüzü Fatsa’da Eylül ayında. Su buharının ağırlığından kurtulan hava yükselirde, yükselir, Eylül ün sonu Turnaların geçme zamanıdır daha sıcak illere. Yelkenliler gibi süzülürlerken kalabalık kuş kümeleri, kanatlarından selamlar dökülür Fatsa’nın meskenlerine, Mustafa Kemal Paşa’ya , ,Kurtuluş’a, Çullu’ya yazdan kalma tek tük gurbet ve sıla selamlarıdır bunlar.
Eylülde karıncalar denizden su içer” der ya, Yaşar Kemal doğrudur.Bütün bir yazı farklı ısınmalardan doğan meltem rüzgarlarının kavgasıyla geçiren deniz, ana kuzusudur artık. .Karıncanın yavrusu bile su içer o cam güzeli kıyılardan Eylülde.
Yaprak dökümü fırtınası. Gelir bir zaman sonra. Sonbahar hazırlıkları tamamlayacaktır artık Fatsa’nın köylerinde tüm yöremizde olduğu gibi.Siyah üzümler azalır, kalanların tadı kaçar.Elmalar , armutlar toplanır dallardan.kışa da saklanır serendilerde(Karadeniz Bölgesinin bazı bölümlerinde, serendilere “nayla” da denilmektedir.)Beton binalar kaplasa da meydanı,havuz başı banklarında artık yedek paltolu, bazen şemsiyeli insanlar oturmaya başlar.Meydanın müdavimi güvercinler yuvarlak havuzdan keyfince su içerken.kendilerini kovalayan kırmızı paltolu küçük kızın(Serra’nın), aslında onları yakalayıp arkadaş olmak istediğini, onlarla havuz etrafında koşa koşa oynamak istediğini anlasalar kaçmazlardı belki.Kırmızı paltolu küçük güzel kız döner durur havuzun etrafında güvercinlerden birisini yakalamak umuduyla kollarını açarak.Küçük kız bilmem kaçıncı turunu atarken, fıskiyeli yuvarlak havuzun etrafında oturan sonbahar sefacısı insanlar tebessümle izlerler güvercinleri havalandırıp kovalayışını.
Yükselen binalar sahili kapladığından pek değişen bir şey yoktur sahilde.Yaz beton, kış beton.Sonbaharda yağmurlar yağacaktır elbet. Yagmur mevsimi başlar ardından.(Ekimin ortaları)
Şemsiyeler yürür adeta yüksekten bakınca, ne güzeldir Fatsa Sahilinde yağmurda yürümek.Yason Burnu’nun giderek solan silüetini seyrederek, maceracı Arganotları’da yad ederek.Kaç kente,kaç kentliye nasip olur. Karadeniz’de az bulunan yarımadalardan en meşhurunu tamamen karşına alıp seyretmek.Çullu’dan, Hamlık’dan, Cemevi’nden, Akıltepesi’nden.,Dolunay’dan ne güzel görünür Yason Burnu, güz yağmurları havanın nemini toprağa taşıdıktan sonra.

Kırlangıç Fırtınası, kentlerin her santimetre karesine savurur sonbaharı. Kesilerek evlerin önlerine yığılan fındık dalları,patoz zamanından kalma fındık kavşakları,(yıllar önce)at arabalarının, (bugünse)kamyonetlerin taşıdığı kabuk ve kömür soğuyan havaların yakacak telaşıdır, kalorifersiz evler için.Birikirler şehrin sarı yapraklı kapı dibi ağaçlarının altında.
Ağaç dikme ve çelikleme zamanı, Bağ bozumu zamanı ve Fırtınası,Güneşin Akrep Burcuna (23-ekim)geçmesi,suların soğuması derkenBalık Fırtınası(27 ekim)yapar yapacağını Fatsa’nın sonbaharında.Mevsim dönemecinin hızlı alınmasını sağlar fırtınalar.Çok işleri vardır.Soğuğa dayanamayan kuşları taşırlar.Kırlangıçlar,bıldırcınlar,turnalar kargo kamyoneleri gibidirler..Rüyalar da görülür mü karşı kıyılar?Dik yamaçlar halinde hayal edilir mi? Estikçe rüzgarlar,balıklarda taşınır tonlarca kümeler halinde.Tüm Karadeniz sahilinde kışa hazırlık telaşında ki hamsiler, her yıl şaşırmadan geliverirler akıntıya karşı yüzerek.Sokak aralarında esnafın hamsi ızgara keyfinin dumanları dolaşırken artık,hava soğuk, sohbetlerse inadına sıcaktır sonbaharda Fatsa’da.
Ağaç budama zamanı gelince (Ekim sonu)Kasımla birlikte Lodos Rüzgarları başlar.
Kuş geçimi fırtınası ile Hızır (yaz günleri sonu)(7 Kasım) iyice belli eder kendisini.
Kasım günleri başlangıcı(Rüz-ı Kasım)Pastırma yazı yılın son sıcak günleri.
Haşeratın gizlenmesi-Komşuluk günü.(16-17 Kasım) derken
Güneş Yay(Kavs)Burcundadır veSoğukların başlaması(24 kasım) kapıya gelip dayanmıştır.
Ne güzel anlatıyor Kadı Şair Karadeniz’de sonbaharı;
Kumsallarda şemsiyeler kapanmış, yaz rüyasında yaşananların emanetçisi gibi kapalı şemsiyeler, yerinden kurtulup güz rüzgarlarında uçuşup duran içecek reklamları, kumsala vuran, tek terlik, devrik boş şişeler ve kırık şezlonglar bir sonra ki yaza kadar emanetçileridir kıyıların..Trolcülere kalır derya meydanları.Avlanma zamanı başlayınca takalar cirit atar denizde.Bir gider bir gelirler.Perşembe’den, Mersin Köyünden gelen büyük tekneler, ağlarını attıkları denizden yaz anılarını, sıcak güneş ışıklarını, kırmızı erik gibi gün batımlarını çeker çıkarır adeta son defa.
Güz yağmurlarının da bitiyor eninde sonunda.Beyaz deniz kartalları varmış eskiden, baklava sinisi kadar kalan balıkları.Ve ilistiri(metal elek) saldığınızda denize dolarmış hamsiler.Zenginliği kalmasa da eskisi kadar yinede güzeldir Fatsa’da deniz sonbaharda.Güzeldir uzaklarda beyaz köpükler arasında ki Fener Adası.Canik Tepelerinden daha da yakın görünür, kuşların cennetidir adeta.Halk arasındada kuşların besin fazlalıkları ile anılır.Sonbahar rüzgarlarının köpürttüğü beyaz dalgalar arasında her devrin Arganotlarını bekleyen bir için sığınak gibidir bu insansız taş ada.

Kasım sonu gelince gökyüzündeki tahta Ülker(oğlak) Burcunda yedi yıldızdan oluşan takım kurulur., Süreyya)( doğum) Fırtınası yaz aylarının izlerini siler bir bir. Biter artık tüm meyveler, yapraklar da sararır.Fatsa’nın Köylerinde ki Hurma Ağaçlarının sonbahar resitali bambaşkadır.Kırmızıdan, pembenin her tonuna tutunarak sararan yapraklarını bir bir döktükten sonra güneşin rengine bürünen hurmalara “sonbahar fenerleri” derim ben.Hemen her bahçede görürsünüz köylerde Karadeniz’e özgü bu tabloları..Kayınlar,kestaneler, gürgenler, pelitler, çınarlar, kızıl ağaçlar her birisi ayrı tonlara bürünürde,renk renk sonbahar aman ne de yakışır Canik Dağlarına.Seyrine doyum olmaz, birde yansımışzsa, Gaga Gölü’ne Fatsa’da.
Aralık ile şiddetli soğuklar ve yağışlar.Güz yağmurları randevularına hiç geç kalmazlar.Vakit, saat ve günlerini bilirlerde bu kasımpatıları nasıl ezberlemişler patlayacakları kasım günlerini.Sultanı olurlar sararan doğanın, üşüyüp cılızlaşan nebatın içinde, rengarenk giysileri ile,bu hazan mevsiminin son gösterisini sunarlar bize her evin bahçelerinden.Kurtuluşun arka sokakları,Sülük Gölü’nün, Mağazalar başının arka bahçelerinden.
Aralık ile beraber kuzey rüzgârları esmeye başlar. Artık yaprak dökümü bitmiştir. Doğa denen usta, sonbahar panosuna yapraksız ağaçları, çiçeksiz çiçekleri, ıslak caddeleri, serin geceleri işleye işleye devirir mevsimi. Şapkaları havluları gibi katlanıp kaldırılmıştır yaz hevesleri, kışı ütülemek lazım, kırışık gri gökyüzleri, ışığı olmayan günleri yaşayacaktır kent tv dizileri saatlerinde.

En uzun geceler başlar.En uzun gece, bir “gonk” gibidir sonbahar efsanesinin bittiğinin bittiğini bildiren..Başka bir film başlayacaktır, müziği umut, aroması hırçın yeşilli çamların soğuk gölgelerinden telaşlı kaçışların çilleri belirecektir kentin soğuk yüzünde.
Hazırdır evler, dağ çileği reçelleri, tefek yaprakları, kavrulmuş fındıkları, kurutulmuş yufkaları ve çeşit çeşit turşuları ile. Bereketi yetersiz görülen kışa. Günleri esir alan, arsız uzun gecelere ve limanda bekleyen gemilere trafik polisliği yaparken fener kulesi. Yastığa kavuşan başlar, dalga seslerini ninni (niyetine alışık olduğu çığlıklar olarak) dinleyerek uyurlar.Gece yaşayan, gündüz uyuyan insanlar daha mı uzun yaşarlar?Yoksa tam tersi midir? Kışı geçiştirmek için tüm haşerat, toprak altına saklanırken, kentlerin ağzı burnu kapalı evlerinde mi saklanır insanlar? Dışarıda gezenleri kürkleri yenilenirken, denizdekiler kışın üşümez mi diyen meraklı çocuk akılları yıllar sonra öğrendiler ki onlarında derileri yağ bağlarmış. İşte o nedenle, hamsi kışın lezzetli olurmuş, .kendi yağında kavrula kavrula pişer. Karadeniz kentleri, ilk baharın cemrelerine kadar demlenir durur derya çaydanlığının buharında., Yağmuru bol poyraz, yıldız, kuzey rüzgarları, bahara kadar neleri getirir neleri götürür? Yılların muhasebesini yapın. Bu rüzgârların soğuğundan başka, bir delil var mı?
Güneş, Oğlak (cedi) Burcunda.
Erbain başlangıcı.(22-Aralık)
Gündönümü Fırtınası bu şehrin sonbaharında bütün kuşlar gider mi? Kalanların anlattıkları karatavuklar, kargalar, güvercinler ve Hasancıklar mı? Ne anlatırlar dinleyen var mı?Sonbahar, bu güzelim kentin, güzelim sonbaharını bitiren soğuk rüzgarları yaz mevsimine şikayet edeceğim dikkate alacağından eminim.Sonbahar yağmurları kırbaç gibi indikleri yüzleri hatırlar mı acaba?Geçmişte kalan sonbahar. Kentin sonbaharına mektup yazdım eline ulaşacak mı acaba?
Şiddetli Soğukla başlar yavaştan.Kışa hoş geldin diyen var mı.?Hediyesine sevinirsiniz ama.Karanlık uzun bir gecede, kentin sokaklarına dağıttığı her biri birbirinden farklı efsanevi kar tanelerinin sabırla birikerek ve hiç ses çıkartmadan oluşturduğu beyaz sergiyi ezerken ayağınızla, gülümsersiniz mutlulukla.Bilet kesin vefasızlığa.Uzun günlerde sorgulayın kendinizi, kentime ne verdim, o bana unutamadığım hatıralarımı vermişken.
Hani çok güzel bir söz vardır ya;
“annelerin ve memleketin yüzü unutulmaz” diye. Geçip gittikten sonra halini hatırını sordunuz mu kentinizin? Tesadüfî ve zorunlu gelişlerinizde ki, kış günlerinin rüzgârları gibi kuru ve soğuk bir selamın cömertliğini bile gösterememişken. Hesap verin kendinize.
Ömrünüzün de sonbaharını yaşarken, bir düşünün bakalım, zamanın hangi mevsimindesiniz? Zamanın sonbaharı nerede, ne zaman diye? Bilemeyecek kadar küçüğüz. Soğuk kışa bu dudak büküş neden? Ardında bahar olduğunu biliyorken ve o kent, o doğa bunu hiç aksatmazken, sizi hiç unutmazken. Yüzleşiniz iç sesinizle ve ne kadar hatırladığınızı düşünün bu kenti. Hatırlayınız o zaman, hartaların ve zamanın sonbaharını birlikte, hatırlayabilirseniz. Cevaplayabilir misiniz zamanın sonbaharında yapraklar hangi renktedir?
Gitmek gizlenmektir, kapı çekilerek içerdeki hesap ödenmiyor. Bu kentten nereye varılıyor. Felç olmuşsa şehirle arandaki bağ, gök kuşağını bekle o zaman bahar yağmurlarında çıkar bilirsin? Yalnız bir sorum var bahara çıkacağından emin misin? Sonbahar biletinin ücretini öde o zaman bu kente borcun olduğunu hatırladınsa. Yaşam bir etkinlikmiş. Bitince gidilirmiş. Gitmeden önce ödersen borcunu gittikten sonra kent adını hatırlar. Hiç unutmaz.
“belleği üzerine yemin edebilirim,( sonbahar) yağmurları kırbaç gibi indiği yağmurları unutmayacak”(1)
Vakti gelince her yaprak düşecek.
(1)Fatma N’nin “.Heyelan” isimli şiir kitabından.

.






Bu Haber 6281 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI