Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Röportaj: Aynur Zeren TAN / Ünye sözlü tarihi çalışmalarından inciler
1 Kasım 2012 Perşembe 10:33
Rumlar Kasım 72’de “Ayyos şöleni” yaparlardı. Kilisenin papazı 10 santimlik hacı Yalı’da denize atardı. Rum gençleri de kayıklarla denize dalar, hacı bulmak için uğraşırlardı. Yalı’da 80- 100 kayık olurdu. Denizden çıkartılan haç gümüştepsi içine konurdu. Hacı bulan genç tepsi ile önde, arkadaşları arkada “ayyos, ayyos” diye naralar atarak, koşarak mahalleleri dolaştırırlardı. Biz de onların peşinden koşar coşkularına katılırdık. Anlatan: Hüseyin Sümer.90 yaşında, Ayakkabıcı Esnaf (Vefat etti)
***
Rumlar Yalı’da otururdu. Orada meyhaneler, fırınlar vardı. Dimitris fırıncı idi. Fırının önünde simitler satarlardı. Çocukken bayılırdım o simitlere, sonra Rumlar gittiler. Askerde bahriyeli oldum. Gemimiz Atina’ya uğradı. O zaman buradan giden Rumlar Türk gemilerini karşılar,”Samsunlu var mı? Giresunlu, Ünyeli var mı?”diye sorarlardı.”Ben Ünyeli’yim “dedim. Genç bir Rum aldı beni götürdü.”Baba bak Ünyeli birini getirdim” dedi. Geldiğimiz yer kıyıda bir fırındı. Dimitri’ yi hemen tanıdım. Konuştuk, o da babamı tanıdı. Bana Ünye’yi anlattırdı. Benim için eğlence tertiplediler. Gece 10 a kadar izin almıştım. Beni salmadılar. Sabaha kadar omuz omuza dans ettik. Amirlerim anlayışla karşıladılar. Dimitri ve ailesi orada da simit satıyorlardı. Babama ve bütün Ünyeliler’e selam yolladı.
Anlatan: Şerif Öztürk.85 yaşında. Terzi Esnaf(Vefat etti)
***
Babam ameliyat olmaya Mısır’a gitmiş. Orada iken de Osmanlı Bankası’ndan hisse almış. Sonra o kâğıtlar elimize geçti ama uğraşamadık. Babam çok zenginmiş. İtalya’ya yumurta, tavuk yollarmış. Bir keresinde, Karadeniz’in çok fırtınalı olması sebebiyle gemi bir hafta denizde kalmış, gecikmeli olarak İtalya’ya gitmiş. Yumurtalar çürümüş, tavuklar ölmüş. Babam iflas etmiş. Babam ”canlı hayvan ve ürünlerinin ticaretini yapma oğlum” diye nasihat ederdi.
Anlatan: Evren Lüleci.75 yaşında(Fotoğrafçı Esnaf(Vefat etti)
***


O yıllarda, en büyük eğlencemiz sahilde gezmeye çıkmaktı. Çömlek fırınlarının olduğu yerden bize habire çamurdan yapılmış misketler atıyorlardı. Bayanlar sahilde rahat rahat gezemezlerdi. Her evin önünde lokum fırınları vardı. Herkes ortaklaşa yakar yiyecekleri hamur işlerini pişirirlerdi.
Anlatan: Türkan Altıoklar(Emekli öğretmen)
***
1960 yılında milletvekili iken, İsmet İnönü ile çok samimi idik.60 ihtilalinde İsmet Bey ile aynı arabadaydık. Yolu kesmişlerdi. Arabadan indik, İsmet Bey çok sakindi. İleride barikat kurulmuştu. Yürüyerek barikatı geçtik. Jandarma komutanı hareketsizdi, özür diledi. Erler çok mahcuptu.”Siz yolu kestiniz, madem öyle bizde tarladan gideriz” dedi. Karşıki tepeye çıkıp birer sigara yaktık,bir süre hiç konuşmadık.İsmet İnönü ile ailece görüşürdük sık sık davetler verir bizi de davet ederdi.
Anlatan: Hüsrev Yürür. Eski belediye başkanı, CHP milletvekili,90 yaşında.(Vefat etti)
***
1950lerde, Cumhuriyet Meydanı, hep mezarlıktı.57’de hükümet binası yapılırken kaldırılmış. Hükümet konağının yanındaki mezarı sökememişler. Kime ait olduğu tam bilinmiyor. Fakat eski bir Türk büyüğü olmalı. Ünye taşından ve üzerinde,”Tiryaki Hasan Paşa” yazan bir mezar taşı varmış. Belediye mezar taşını kaldırmış. Taş şimdi kayıp. Arapça yazılı uzunca bir taş imiş, görenler var.
Anlatan: Fahrettin Erkoç.(Öğretmen)
***
Evlerimiz şimdiki Merkkez Orta Okulu’nun karşısında idi. Rum komşularımız da vardı o zamanlar. Ramazan aylarında camiye giderdik. Mevlit okunduğunda çok kalabalık olurdu. Bir Rum komşumuz vardı. Geceleri gizlice caminin yanına gelir, mevlidi dinler ve ağlardı. Sonra cami dağılmadan evine kaçardı. Hem kendi cemaatinden hem bizden çekinirdi. Onu hem kendi cemaati, hem de bizimkiler kınardı.
Anlatan: Zehra Tan (Ev hanımı.)
***
Bizim evlerimiz Rum evleriydi. Kayınpederim giden Rumlardan almış. Bir gün tesadüfen alt kattaki duvarda boşluk olduğunu fark ettim. Duvara vurunca değişik bir ses geliyordu. Kireçleri kazıyınca bir küp göründü. Çok heyecanlandım, koşup eltime haber verdim. Kapıları, perdeleri kapatıp eltimle duvarı kırmaya başladık. Küp iyice meydana çıktı, heyecanımız giderek arttı. Ancak küpün içi boştu, çok büyük bir küptü. Fark ettik ki küpün altı kırılmış sonra yeniden sıvanmıştı. Küp, ev inşa edilirken duvarın içine gömülmüştü, sökülmüyordu, sabitti.
Anlatan: Fahriye Tan (Ev Hanımı)
***
Yüzyılın başından, 1920’lere kadar Ünye’ li gençler, Orta Medreseyi bitirdikten sonra gemiyle İstanbul’a giderlerdi. Büyük bir kısmı, medrese bitirip kadı ulema olan Ünyeli gençlere anneleri Ünye’den kız bakarlar, beğenince oğullarına haber verir, oğulları gelir Ünye’den evlenir, eşiyle birlikte görev yerine geri dönerlerdi. İster kadı olsun, ister ulema, ister kaptan, isterse paşa Ünye’den evlenirlerdi. Genelliklede aynı mahalleden seçilirdi eşler, akraba evliliği pek görülmezdi. Cumhuriyetin ilanından sonra da bu durum pek değişmedi. Aynı gelenek uzun yıllar devam etti. Benim eşimde aynı mahalledeydi. Pek muhterem bir insandı, ailesi Balkan göçmeniydi.
Anlatan: Orhan Bora, 70 yaşında. Emekli öğretmen. (Vefat etti)



Bu Haber 2450 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI