Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Harun KIRIK (Lisans Tezi)/ Çamlık’taki Mezarlarda kim var?
2 Kasım 2012 Cuma 10:16
Kaynak:Canik Dergisi
Buradaki mezar taşları 2007 yaz ayları, 2007 Aralık ayı, 2008 Ocak ve Mayıs aylarında da incelemeye tabi tutulmuştur.
Bir Osmanlı özelliği olan mezarların ve baş taşlarında görülen “gül, taç, sarık, fes veya kavuk” gibi unsurlar; mezardaki şahsın cinsiyeti, mesleği, mensup olduğu zümre, tarikat, bölük, taşıdığı unvana işaret eder.
Mezar taşı süslemelerinde gül başta olmak üzere lale, karanfil ve sümbül gibi çiçeklerle servi, hurma ağacı ve nar ile incir gibi meyve motiflerinin kullanılması estetik tercihleri yanında birbirinin sembolik anlamlarıyla da irtibatlıdır.”
Bu mezarlarda sadece Ünyeli olanlar değil Hopa’dan, Çarşamba’dan, Perşembe’den, Trabzon’dan, Görele’den ve Batum göçmenleri de gömülü bulunmaktadır.



Ünye’nin çamlık mevkiinde bulunan fener altı mezarlığı bölgede ilgi çekici bir özelliğe sahiptir. Hakkında çok çeşitli rivayetlerin bulunduğu mezarlık, güzel bir konumda, deniz kenarında, deniz fenerinin hemen üstünde yer almaktadır. Ünye taş işçiliğinin çok güzel örnekleri bulunan fener altı mezarlığında iki tür mezar yapısı bulunmaktadır. Birinci grup, münferit planlı olup baş ve ayak şahidesinden (taşlarından) mütevellittir. İkinci grup ise mezarlıkta en çok karşımıza çıkan plan türüdür ki şekil olarak lahitlere benzemekle beraber üst kısmı kapalı değildir. Mezarlıkta bilinen en erken tarihli taş bir erkek baş taşı olup H.1183 -1767 yılına tarihlendirilmektedir.

Bir dönem Ünye ve çevresinde bir salgın hastalık olur, bu hastalığa yenik düşen insanları buraya gömülür. Kültür mirasımız içerisinde çok önemli bir yere sahip olan mezar anıtları ve taşları, sanat tarihi anabilim dalının el sanatları bölümünün plastik sanatlar kapsamı içerisinde yer alır.

Geçmişten günümüze değişik malzeme kullanarak çok çeşitli mezar yapıları ve taşları vücuda getirilmiştir. İlk primitif örnekler olan Orta Asya kurganlarından başlanarak günümüze kadar gelen bir mezar kültürü görmekteyiz.

Yapıldıkları devirler için bir vesika oluşturan mezar taşları; sadece metfun bulunan kişinin ebedi istirahatgahı olmaktan çıkarak, günümüz için geçmişin ayakta kalabilen tanıkları halini almıştır.

Ünye’nin bulunduğu bölge ipek yolu üzerinde bulunduğundan birçok medeniyet için yaşanılan, uğranılan ve gezilen yer halini almıştır. Bundan dolayı birçok kültür ve medeniyetin yaşam alanı haline dönüşen güzel Ünye’mizden araştırmamızın da konusu olan mezar taşlarından sadece Osmanlı dönemi mezar taşları günümüze ulaşabilmiştir
Ünye de Türk devri mezarlık ve mezar taşları üzerine dikkat çekmek bu araştırmada amaç edinilmiştir. Gün geçtikçe yok olan bu tarihi vesikaların; form, malzeme, teknik, üslup ve bezeme özelliklerinin incelenmesi ve bu dönem içinde değerlendirilmesi amaçlanıp, bunun yanında yok olmadan yukarıda da bahsettiğimiz gibi tespitlerinin yapılması ve bizden sonraki araştırmacılar için bizim araştırmamızın iyi bir kaynak oluşturması hedeflenmiştir.
TÜRKLERDE MEZAR VE MEZARLIK ANLAYIŞI

Mezar, ölünün gömüldüğü çukur, “sin” olarak ifade edilmektedir. Mezar denince aklımıza ilk gelecek olgulardan biri ise üzeri bir yapıyla kapatılmamış olan, münferit planlı yapılar olmalıdır.

Orta Asya da Türk öncesi devirlere ait taş ve kayalardan yontulmuş anıtların, Göktürk ve Uygur anıtlarına benzediğinden bunların ilk Türk mezar taşları olabileceği düşünülmektedir. Mezar anlayışının gelişiminde, kurgan yapımının da çok önemli bir faktörü vardır. Sadece önemli insanlar için inşa edilmiş bu mezar yapılarında ölen kişinin yanına günlük eşyaları, ziynetleri ve hatta atı bile gömülmekteydi. Bu bilgi ise bir sonraki hayata inancın emaresi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kurganların yanında Türklerde görülen ilk toplu mezarlıkların primitif örneği olan ahlât mezarlığı ve mezar taşları karşımıza çıkmaktadır. Ahlât mezarlığı, burada bulunan mezar taşlarıyla ün yapmış ve aynı zamanda Türk mezarlık kültürünün oluşumu açısından önemli bir merkez olmuştur.

İslamiyet öncesinde çeşitli tarzlarda icra edilen defin gelenekleri ve anıt mezarlar İslamiyet ile birlikte kümbet ve türbe olarak devam etmiştir. Kümbet ve türbeler işlevsel olarak kurganlar ile aynı özelliği taşırlar. Daha ziyade din ve devlet büyükleri için yapılan kümbet ve türbelerin yanında halkın yaptırdığı mezar taşları büyük yekün teşkil ederek karşımıza çıkmaktadır.

1071 Malazgirt zaferinden sonra, Anadolu’da görülen Türkleşme faaliyetlerinin hız kazanması ile Selçuklulardan önce gelişigüzel konulmuş mezar taşları “ilk defa Selçuklu döneminde baş ve ayakucuna ayrı ayrı konulmuştur.” Türklerde mezarlıklar özellikle İslamiyet’ten sonraki dönemde ibadet mekânı olan cami etrafında gelişmiştir. Şehirlerin de en önemli yerinde, merkezinde bulunan camilerin etrafında toplanan halk mezarlıkları bize şehrin yapısı hakkında da bilgi vermektedir. Mezarlık anlayışı açısından kendinden önceki devirlerden çok fazla farkı bulunmayan Osmanlı döneminde mezar; mezar taşları açısından ise tam bir değişim göze çarpmaktadır. Lale devrinden itibaren başlayan batı kaynaklı unsurların Türk sanatına girmeye başlamasıyla şahide tiplerinde ve mezar formlarında değişiklikler olmuştur.

Bir Osmanlı özelliği olan ve baş taşlarında görülen “ gül, taç, sarık, fes veya kavuk gibi unsurlar mezardaki şahsın cinsiyeti, mesleği, mensup olduğu zümre, tarikat, bölük, taşıdığı unvana işaret eder. Başucu taşına göre daha sade tutulan ayak taşları genellikle süslemesiz olup yazısı da bulunmamaktadır. Mezar taşı süslemelerinde gül başta olmak üzere lale, karanfil ve sümbül gibi çiçeklerle servi, sama sarılmış servi, hurma ağacı ve nar ile incir gibi meyve motiflerinin kullanılması estetik tercihleri yanında birbirinin sembolik anlamlarıyla da irtibatlıdır.” Osmanlı son dönemlerinde birçok sanat akımının da yansıtıldığı mezar taşları, Türk sanatı içerisinde yerinin bulmuş ve kendi içinde güzel örnekler oluşturmuştur.

Aşağıda iki mezar ve mezartaşı yazıları

Göreleli Kılıçoğlu Abdullah efendinin
Ruhuna Fatiha
1333(1914/15)

Mezar yapısı sanduka tipinde olup form açısından ise dikdörtgendir. Bir baş ve bir ayak taşı bulunan mezar yapısının baş taşında bulunan kitabesinde dokuz sıra yazı bulunmakta, ilk satır “Ah mine’l mevt” lafzı ile başlayıp tarih kısmı ile kitabe tamamlanmaktadır. Tamamen yöreye ait taş malzemeden yapılmış olan mezarın baş taşının uç kısmı fes ile ayak taşının uç kısmı ise yivlenerek sivri bir şekilde bırakılmıştır.






Hopa Eşrafından Tevfik Efendi ve Oğlu Ali Rıza Efendi
Hopa eşrafından Cihan zade Tevfik efendinin mahdumu
Ali Rıza efendinin ruhuna Fatiha 1333(1914/15)
Bu mezar plan olarak sandukalı plan tipine girmektedir. Gerek ayak taşlarındaki süslemeleri gerekse baş taşlarındaki kitabelerinin yapının doğu cephesine de yazılmış olmasından kaynaklanan bir enteresanlık vardır. Tamamen taş malzemeden yapılmış olan mezar yapısında iki adet baş iki adet ayak taşı bulunmakta olup dört adet kitabesi bulunmaktadır. Hopa eşrafından baba ve oğlun yatmakta olduğu mezar yapısının bu bölümü oğul baş ve ayak taşlarının görüntüsüdür. Altı satırlık kitabesi bulunan baş taşının ilk satırı beyitle başlayıp tarih kısmı ile son bulmaktadır. Kitabe hattı sülüs olan mezar taşının tekniği ise oymadır. Bu taşın dışarıya bakan kısmında kıvrık dal motifli ve ucunda meyve ve yaprakları bulunan bir bitkisel süsleme vardır. Bir kaide üstünde yükselen dal motifi “s” ve “c” ler çizerek uçlarında yapraklarla nihayetlenmektedir.


Bu Haber 3572 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : sahipsiz mezarlar Tarih : 2 Kasım 2012 / Pazar Üye Adı :emine maral doğandemir
Ünye Çamlığı gişinde bulunan mezarlar tarihi bir nitelik taşımaktadır.yazdığınız yazı ve ilginize teşekkürler.Ancak bu mezar taşları sahipsiz kırık dökük bir vaziyette çamlıktan geçen vatandaşlar tarafından ayklanarak çiğnenmektedir.Yıllardır çamlığa bakım yapılır ağaçlaara ve içerisinde bulunan tesislere, Her ne hikmetse belediyemiz ecdadımızın yattığı bu mezarları görmezden gelip hiç bir restorasyon ve bakım çalışması yapmamıştır. Çamlıkta bir tarih yatmaktadır.ben bu konuda belediye yetkililerini göreve davet ediyorum.Tarihimize sahip çıkalım.Kırılan mezar taşlarını restore edelim.kayan düşenleri yerlerine koyalım.Mezarlığın etrafını basılmayacak bir şekilde çevre düzenlemesi yapalım .Saygılarımla
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI