Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Merve ÜRER/BİR GARİP DOMUZ HİKÂYESİ
5 Kasım 2012 Pazartesi 11:40
Kaynak: Canik Dergisi
Giriş
Sene 1998. Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği Bölümü üçüncü sınıftayken ayrıntıları geçen yıl Halk Edebiyatı Öğretmenim tarafından anlatılmış ve yetiştirmem gereken bir ödev vardı: Derleme. Yöremdeki hikâye, masal, türkü, tekerleme, ağıt, gelenek, görenek, yerel kültür ögeleri, vb. aklınıza ne gelirse derlemem gerekiyordu. Dönem içerisinde uğraşmak güç olacağı için fındık mevsiminin bitiminin ardından dede yadigârı bej rengi Murat 124’e atlayıp ailemle düştüm köy yollarına.
Gittiğimiz köy, şehir merkezine çok yakın, Akçay Irmağı’nın hemen üzerinde yer alan Gocuklu Köyü’ydü. Kısa bir hoş beşten sonra ödevim hakkında açıklamalara giriştim. Üzücü olan daha çok bilgi ve belge alınabilecek bir sürü kaynak kişiden bahsetmelerine rağmen bu insanların artık yaşamıyor oluşlarıydı. Televizyonun sözlü geleneğin ölmesinde oynadığı aktif rol ise işimi büsbütün zorlaştıracaktı.
Elimdeki kayıt cihazı sabırsızdı, e ben ondan sabırsız! En sonunda “Ne yakalayabilirsem kârdır.” diye düşündüm ve bastım düğmeye. Yarı sohbet, yarı konuşma derken odadaki herkes, işime yarayacağını düşündüğü küçük bilgi kırıntılarını paylaşmaya başladı. Onların arasında bugün hayatta olmayan –mekânı cennet olsun- Mustafa Amca’nın anlattığı “Bir Garip Domuz Hikâyesi” vardı ki sonraları ben öğrencilerime anlatırken, babam ise arkadaşlarıyla paylaşacaktı. En sonunda da yoğun istek sebebiyle sizlerin beğenisine sunmaya karar verdim.
Dilerim sizler de okuyanlar ve dinleyenler kadar eğlenceli bulursunuz.

Anlatıcının;
Adı-Soyadı: Mustafa AKIN
Baba Adı: Dursun Ali AKIN
Cinsiyeti: Erkek
Öğrenim Durumu: Okur-Yazar
Kimden Öğrendiği: Babası
Memleketi: Gocuklu Köyü/ ÜNYE

HİKÂYE
Rusya esir almış yani buradan bigaç kişiyi. Askerlik zamanından ta yani ha. Rusya’ya gitmişler. Rusya’da bunları yani domuz çobanı yapmışlar. Bu gerçek oğlum yani bak. Domuz çobanı yapmışlar. Adam orda domuz bakıcısıymış yani. Evcil domuzlar yani. Şimdi bir gün bu hayvan yni mısır s..mış yani. Anli misun?
“Lan bu nerden?” Rusya’da onun mıntıkasında Rusya’da da mısır çokmuş ama bunun mıntıkasında mısır yokmuş yani. Ulan bu adamın gafasını gurcali şimdi bu. “Yav bu ben buna mısır vermedim. Bu hayvan bunu nerden yedi, s..tı.” Yarındası akşam bunu bekliyo şimdi bu, adam yani. Atli denize domuz yani şimdi afedersin. Bi aradan saatler geçi yani. Domuz geli, üstü ıslak. Aç. “Bunda bi iş var.” di şimdi. Boğazında da afedersin bi kelek diler, çan varmış yani böyle boğazında, domuzun. Adan yaz boyu yayılarmış yav. Mal bu yani gibi otlaturmuş unları yani. Ben Almanya’da gördüm bunları hani. Sürüsüynen.
Şimdi ikinci ağşam “N’olursa!” di ama esir tabi adam orda yani. Anli misun? Domuzun sırtına biniyur. Bak şimdi adan. Yakali gulaklarından adan domuzu, atli denize arkadaş yani. Gece. Şura senin, bura benim, tam aha bu bizim köyün önüne, a şuraya yani. Adam garaya çıkıyor. Gecelin, ama tabi ki hangi memleket olduğunu bilmi ki yani.
Sayvancı derdik biz domuz bekliyenlere hani. Sayvanımız vardı yatak yerlerimiz bir. Ben de çok yattım yani. “Vıy!Ha!He!Hu!” işte yani. Domuz gelip de mısırı yimesin diye yani. Una fıraklı finan dayanmazdı yani.
Adam denizin gıyısında domuzun sırtından iniyor, goveriyu unu şeye, tarlaya gidiyu. Adam da zenedi ki eskiden camış çoğudu ya hani, manda. Manda geldi zanedi. Dangır dungur boğazında, yi. Adam gene “Vıy ha! Vıy ha!” Türk sesini işidince adam, “Daaa! Sayvancı!” diya, “Gardaşlık yau, yanıma gel bakim.” Herif şimdi tüfeğini omzuna taki. Eskiden tekli tüfekler vardı hep yani. Geli, denizin kenarında, “Ya!Burası hangi memleket arkadaş!” diyor ya! “La! Sen nerden geldin yau. Sen şeyden mi geldin?” di adam yani. “Bura Türkiye!” “Neresi gardaşım burası?” di yani. “Burası Akçay!” “Ben” diyor, “Tam köyüme gelmişim.” di adam. Herif denizin gıyılarından gumları şapır şapır öpüya arkadaş ya! “Ya! Şu içerdeki çanı duyi mısın?” di adam. “Evet yau, camış geldi herhalde.” di adam şimdi. “Yau! Camış değil gardaşım.” di. “Bu domuz!” di ya. “Sen ne din yav!” “Ben bunlan Rusya’dan geldim gardeşım.” Baki şimdi. “Sen şu geçeğin ağzına dur.” di. Bizim burdaki olan Türk’e yani. “Tüfeğnen.” di. “Ben gidim, bunu çıkarim burdan, ağzına dur.” di. Yani anli misun? Gidi yani, u mal çıkarur gibi ,aluşkun ya. Unu goyi, geli, u da kapının önünde, fıraklunun ağzında bekli yani, çıkarken beraber dangada vuri, çivili, daha göndermi oraya unu yani. Anlin mi? Daha uraya göndermiyor yani. Bu çoluğuna, çocuğuna gavuşi. Ama seneler geçmiş aradan, yıllar geçmiş yani. Adan yaşlanmış tabi yani. Bu gerçek yani. Bu gerçek, öyle hekâye mekâye değil yani!
Not: Derlemenin en önemli özelliklerinden biri de yerel ağzın hiç bozulmadan aktarılmasıdır. Bu sebeple hikâye, anlatıcıya ait ses kaydının birebir çözümü olarak sizlerle paylaşılmıştır. Bilgilerinize…




Bu Haber 3706 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI