Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Çamlığın Öyküsü
12 Kasım 2012 Pazartesi 10:16
Kaynak:Canik Dergisi
Ünye çamlığı nasıl oluştu? Daha önce nasıldı?
Neden çam ağaçları oraya dikildi.?
Ağaçlar nereden geldi?

Benim Belediye Başkanlığım sırasında da burası bakımsız bir mezarlıktı, defin yapılmıyordu
Çakırtepe'nin denize bakan yamaçlarına yeni mezarlık yapmıştık.
Ziraat Mühendisleri buradaki mezarları kaldırsanız iyi olur dediler.
Mezarları kaldıracak gücümüz yoktu.


Ünye'de 1945-1953 yıllarında Belediye Başkanlığı yapmış Merhum Hüsrev Yürür'le vefatından önce İstanbul Nişantaşı semtindeki evinde çamlık konusunda yapılmış bir röportaj.
Fenerden- Çamlığa Ön Bilgi
Fenerden başlayarak çamlığın sonuna kadar buraya bakmak gerekirse, Fenerin arkası ve biraz Çamlığa doğru olan tarafında bugün de duran Osmanlı mezarları vardır. Bu mezarlık burada 1700 lü yılların sonlarına doğru oluşmaya başlamış son definler otuzlu yılların ortalarında yapılmıştır. Çamlığın bu bölümü mezarlık olarak kullanılırken biraz ileride birkaç evlik yerleşim yeri olduğunu anlatırlar. Ünye’deki Çömlek atölyelerinin çömlek çamurlarını burada açtıkları çukurlardan çıkarırlardı.
Biraz daha gerilere gidersek, buranın önce Rum Mezarlığı olduğuna dair çok doğrulanmayan bilgiler vardır.
Bu mezarlarda kimler gömülüdür?
Buradaki mezar taşları 2007 yaz ayları, 2007 Aralık ayı, 2008 Ocak ve Mayıs aylarında da incelemeye tabi tutulmuştur. Bir Osmanlı özelliği olan mezarların ve baş taşlarında görülen “gül, taç, sarık, fes veya kavuk” gibi unsurlar; mezardaki şahsın cinsiyeti, mesleği, mensup olduğu zümre ve taşıdığı unvana işaret eder.
Mezar taşı süslemelerinde gül başta olmak üzere lale, karanfil ve sümbül gibi çiçeklerle servi, hurma ağacı ve nar ile incir gibi meyve motiflerinin kullanılması estetik tercihleri yanında birbirinin sembolik anlamlarıyla da irtibatlıdır.”
Bu mezarlarda sadece Ünyeli olanlar değil Hopa’dan, Çarşamba’dan, Perşembe’den, Trabzon’dan, Görele’den ve Batum göçmenleri de gömülü bulunmaktadır.
Mezarlıkta bilinen en erken tarihli taş bir erkek baş taşı olup H.1183 -1767 yılına tarihlendirilmektedir. Bir dönem Ünye ve çevresinde bir salgın hastalık olmuş, bu hastalıktan ölen insanları buraya gömülmüştür. (Harun Kırık-Lisans tezi)
Hüsrev Bey kırklı yıllara gelindiğinde buraya defin yapılmadığını, bugünkü Elmalık Mezarlığını (Çakırtepe) hizmete açtıklarını söylemiştir.
Bu kadar ön bilgiden sonra Hüsrev Bey’e ilk sorumuz:



Efendim, burası çamlar dikilmeden önce nasıl bir yerdi?
Bir kısmı mezarlıktı, bir kısmı çömlekçilerin testi-bardak yapmak için çamur çıkardıkları çamur ocakları idi. Çam dikerken hepsini kapattık, kaldırdık.. Açılan çukurları, yalakları doldurmak için neler çektik, makine yoktu, kepçe yoktu, kamyon yoktu, tamamen insan gücüyle kazma kürekle düzeldi. Bir kısmında eski evler vardı, bir kısmı dikenlik çalılıktı, kimse gidip gelmezdi. Bıldırcın zamanı bıldırcın avı kurarlardı.
Oraya çam ağacı dikme fikri nasıl doğdu?
Ben o zaman Belediye Başkanı idim, Orman Bakanlığı, Fidanlıklar Genel Müdürlüğünden bize, belediyeye geldiler. Genel Müdür ve yanında iki ziraat mühendisi. " Bize bir yer gösterebilirseniz size bir çam fidanlığı kurmak istiyoruz" dediler. Bizim böyle bir şey aklımızda bile yoktu. Olsa bile yapacak ne fidanımız, ne fidan alacak paramız ne gücümüz vardı. Konuyu Musa Bey’le istişare ettik (Musa Güven) Musa Bey meclis üyemiz idi, ağaçlar konusunda bilgisi vardı.
Birkaç yer gösterdikten sonra, burayı beğendiler. "Yalnız burası biraz rüzgarlı, çam fidanlarının deniz rüzgarından zarar görmemesi için ön sıraya koruyucu ağaç dikeceğiz" dediler. Musa Beyle peki dedik, karar verdik, sonra onlara ahçı Hamid’in orada (Ahçı Hamit Ege Lokantası’nın sahibi) bir yemek verdim. Yemekte çam dikilecek yer ve karara bağlandı ve böylece Çamlık doğdu. Ziraat mühendisleri ağaçların ikibuçuk metre aralıklarla dikilmesini istiyorlardı, Musa Bey ise beş metre olsun diyordu. diyerek bana “o ön sıradaki ağaçlar duruyor mu” diye sordu Hüsrev Bey. Evet efendim duruyor dedim. çamlığı bilenler denizin kenarındaki uzun kara ağaçları hatırlarlar işte bu ağaçlar oraya çam ağaçlarını rüzgardan korumak için bilinçli olarak dikilmiştir.


Fidanlar nasıl ve nereden geldi?

Fidanlar Samsun Gelemen Devlet Üretme çiftliğinden belediyenin kamyonu ile alındı. Fidanların alınması yüklenmesi getirilip indirilmesi ve dikilmesi safhalarında Musa Bey ilgilendi. Musa Bey'in büyük emekleri geçti. Çalışmaların başında bulundu, kontrol altında büyümelerini sağladı, o olmasaydı bu işin altından kalkamazdık. Şehir içinde benim yapmam gereken bir sürü iş vardı, yeni caddeler açmak meydandan mezarları kaldırmak istiyorduk, çamlık işi hesapta yoktu, ona ayıracak zamanımız ve adamımız yoktu
Fidanların Samsundan alınıp Ünye'ye getirilmesinde problem yaşadık. Bana, ağaçları kamyona koyarken köklerindeki toprakların döküldüğünü söylediler. İlk dikilenler kurumuştu. Azmi efendi isminde bir bahçıvanımız vardı birgün geldi: "Beyim bu ağaçların kökünde bir miktar kendi toprağı olması lazım" dedi. Gittik konuştuk,” bize kökünde bir miktar toprakla veremez misiniz?” dedik, Veririz ama dökülmemesi için çuval lazım dediler, fırıncılardan çuval aldık, bir kamyona 50-60 fidan ancak sığıyordu, böylece diktiğimiz fidanlar tuttu. Daha sonra Musa Bey azmi efemdi ile çam fidelerini Ünye'de yetiştirmeye başladılar, onlar daha iyi netice verdi.

Çamlar dikilirken kaldırılmayan mezarlar
vardı orada onlar ne idi?
Burada bulunan mezarlık kısmına otuzlu yıllardan sonra defin yapılmamıştır. O zaman da sahipsiz mezarlardı. Benim Belediye Başkanlığım sırasında da bakımsız bir mezarlıktı. Çakırtepe'nin denize bakan yamaçlarına yeni mezarlık yaptık. Ziraat Mühendisleri mezarları kaldırsanız iyi olur dediler. Mezarları kaldıracak gücümüz yoktu, Ünye’de yapılacak bir sürü iş vardı. Şehrin içinde de işlerimiz vardı. Büyük caminin çevresindeki mezarlıkları da düzenleyerek bugünkü caddeyi açmıştık, Cumhuriyet Meydanı düzenlememiz vardı, hükümet konağı yapılacaktı orada eski mezarlığın kaldırılması gerekiyordu, daha sonra meydan genişletilecekti, Ünye’nin her tarafında işler bizi bekliyordu. Mezarları kaldıramadık, önce Cumhuriyet meydanı bitsin dedik, ağaçları mezar aralarına diktik, ileride kaldırırım dedim. O günkü imkanlarımız çok kısıtlı idi. Her şey aynı anda olmuyordu. Çamlığı yaparken bir yandan da Çakırtepe mezarlığını hizmete soktuk. Meydandan kaldırdığımız mezarları da buraya taşıdık. Meydanda bir tane mezar kalmadı. Sizin bana sorduğunuz meydandaki mezarı ben hatırlamıyorum, biz orada hiç mezar bırakmadık ve öyle bir evliya mezarı da hiç görmedim, kim uydurmuş onu? Ünye’ye gelince sen onu bana göster dedi fakat bir daha ömrü Ünye’ye gelmeye yetmedi.
Benim ona sorduğum mezar bugün evliya diye kaldırılmayan hükümet konağının yanındaki mezardır. Okuduğunuz gibi burada hiç mezar bırakmadık, ben öyle bir mezar hatırlamıyorum dedi.

Efendim, çocukluğumuzda Ünye Çamlığı çok popüler bir yerdi, çevre il ve ilçelerde tanınmıştı. Pazar günleri kalabalıktan girmek mümkün değildi. Düzenli ve temizdi, içeri araba sokulmazdı, gelenlerin huzurlu bir piknik yapabilmeleri ve rahatsız edilmemeleri için Ünye Turizm Cemiyeti, düzeni sağlıyordu. Herkes Pazar gününün gelmesini dört gözle bekliyordu. Ünye'ye gelen misafirler çamlıkta verilen balık ziyafetleri ile ağırlanıyordu. Siz Ünye'ye böyle bir mesire yeri kazandırdığınız için mutlu muydunuz?

Nasıl olmasınız evladım?. Tabiî ki mutlu oluyordum. Ağaçların büyümesini Musa Bey her gün kontrol ederdi. Bakımları noksansız yapılırdı. Bahçıvan Azmi Efendi ağaçlara tek tek evladı gibi bakardı. Samsun'dan Trabzon'a kadar böyle bir yer yoktu Karadeniz'de.. Komşu kasabalar bize imrenirdi. Gelip geçenler Çamlığa hayran kalırlardı. Biz buraya en uygun ağacı bulup dikmiştik. Muntazam büyümeleri için ne gerekirse yapıldı.. Hatta bir ara Musa Beyle ile rüzgardan eğrilen ağaçları bağlamayı bile düşündük. Şimdi duyduğuma göre bakımsız kalmış, piknik yapanlar da azalmış, muntazam büyümemiş. Her şey öyledir, ilgileneceksiniz bakacaksınız koruyup kollayacaksınız evladım..

Ünye'yi nasıl bulmuşlar, başka yerlere de fidanlık yapmışlar mı?
Hayır bir tek Ünye'ye sahilde… Allah razı olsun, yoksa o günlerdeki Belediyenin imkanları ile bir ağaç dikecek gücümüz yok. İkici Dünya Savaşı'nın etkileri henüz Türkiye üzerinden kalkmamış yokluk yılları. Kömürsüzlükten elektrik santralini çalıştırıp şehre cereyan veremiyoruz, kömürümüz borcumuzu ödemediğimiz için banka tarafından haciz edilmiş, akşam şehre iki saat elektrik vermek için depoya pencereden girerek gizlice kömür alıyoruz, yani hırsızlık yapıyoruz, kömürümüz hacizli, duysalar rezil olacağız o şartlarda çamlık yapmamıza imkan mı var? Adamlar bize nasıl geldi bilmiyorum?. Sonra çok araştırdık sorduk, o yıllarda Orman Bakanlığında eski bir Ünyeli vardı. Çamlık sayesinde Ünye tanınan bir kasaba oldu, Ankara'da İstanbul'da bile Ünye dedikleri zaman Çamlık akla gelirdi

Şimdi ağaçların ömrü doldu diye kesip buraya otel yapıyorlar
sizin bu konuda görüşleriniz nedir?
Ağaçların ömrünün bitip bitmediğini ben bilemem, onu uzmanına sormak lazım. Ama çamlığın bakımsız olduğunu, ağaçların ilgisizlikten, zamanında usulüne uygun budanmadığından, yeni ağaçlar dikilmediğinden eski günlerindeki gibi olmadığını söylediler. Bu soruyu geçen yıl Ünye'de iken gazeteci çocuklar da sordular, ne diyeyim evladım, işler memleket hayrı için yapılır iyi düşünülmelidir, memleket hayrı ise otel bir köşeye yapılsın diyeceğim ama tek bir ağaç bile kesilmesine razı değilim çok iyi düşünmek lazım.. Başka yer yokmuymuş? (Röportajın yapıldığı zaman çamlığa otel yapılması gündemdeydi)
Çamlığın yapılış öyküsünü o yıllarda Belediye Başkanı olan Sayın Hüsrev Yürür'le yaptığımız bir söyleşi ile anlatmaya çalıştık.
(Yaşar Karaduman, Hüsrev Bey’in Anıları 2007 Nişantaşı-İstanbul)




Bu Haber 2912 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI