Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye Sadullah Bey Medresesi’ne bağlı Akkuş Çaldere Medresesi
15 Kasım 2012 Perşembe 09:45
Kaynak:Canik Dergisi/12. Sayı
Ünye, 1864 yılında Trabzon vilayetine bağlı bir sancak durumuna getirildi. Yani bugünkü manada il oldu.Ünye Sancağı 6 kazadan oluşmaktaydı. Ünye merkez, Fatsa, Niksar, Erbaa ve Bolaman. Karakuş, Ünye’ye bağlı birer kaza merkeziydi. Akkuş’ta da bir medrese vardı. Akkuş Çaldere,diğer adıyla Yazlukbelen medresesi

Ünye ilk defa 1393’te kısa süreliğine de olsa Osmanlılara bağlanmış, ancak daha sonra tekrar mahalli beyliklerin eline geçmiştir. 1398’de Yıldırım Bayezid döneminde tekrar Osmanlı sınırlarına giren Ünye, Timur fırtınası esnasında yine mahalli Türk beylerinin yönetimine geçmiş, 1419’da Çelebi Mehmed bu beyleri Osmanlı yönetimine alarak Ünye’yi tekrar sınırlarına dahil etmiştir. Trabzon’unda fethedilmesiyle Karadeniz’de Osmanlı idaresinin yapılanmasına bakıldı. Samsun ve çevresi Canik Sancağı adı altında teşkilatlandırılarak, Rum (Sivas) beylerbeyine bağlamıştır. Ünye, bu sancakta kaza merkezi konumunda bulunuyordu. Bu statü XVIII. Yüzyıla kadar devam etmiştir. XV. ve XVI. Asırlarda Ünye nahiye/kazası, kaleye sahip bir merkez kasaba ile yakın çevresindeki on köyden müteşekkildi.

1864 vilayet nizamnamesine göre Osmanlı toprakları köy, nahiye, kaza, sancak ve vilayet olmak üzere yönetim birimlerine ayrılıyor, kaza yöneticisi olan müdür yerine kaymakam atanıyordu. Böylece halkın oyu ile göreve getirilen kaza müdürü yerine hükümetin doğrudan doğruya atadığı yetkili geçiyordu. Bu düzenleme ile sancak yönetimi mutasarrıfı bırakılıyor, eyalet adı vilayet olarak değiştiriliyordu. Vali yine en üst düzey yönetici olarak kalıyordu. İşte bu dönemde Ünye, 1864 yılında Trabzon vilayetine bağlı bir sancak durumuna getirildi. Yani bugünkü manada il oldu
Ünye Sancağı 6 kazadan oluşmaktaydı. Ünye merkez, Fatsa, Niksar, Erbaa ve Bolaman. Karakuş, Ünye’ye bağlı birer kaza merkeziydi. Akkuş’ta da bir medrese vardı. Akkuş Çaldere,diğer adıyla Yazlukbelen medresesi.
Akkuş (Karakuş’ta) bir medrese yapımına dair padişahın Hacı Yusuf Efendi’ye gönderdiği fermanı:
Trabzon vilayetinden Mubeyn-i Hümayun’a 12 R. 1308 – 1891 tarihinde gönderilen yazıda, Ünye’ye bağlı Çaldere köyüne bir camii ve bir medrese inşa edildiği, müderris ve camiinin milletin hizmetine sunulduğu bildirilmektedir.
Canik sancağına tâbi Ünye Kazası’nın Karakuş Nahiye’si olan Çaldere Köyü’nde ahalinin padişahımızın gölgesi altında dini duygularla yaptıkları Abdulhamit Han cennet mekan Hazretlerinin bir camii vardır. Bir de dershane ile beraber 24 odalı bir medrese inşa olunmuştur. Caminin hatipliğe ve medresenin müderrisliğine E’sseyyid El Hacc Yusuf Bahri Efendi’nin Tarik-i İlmi ricalinden Deryazade Mehmet Efendi tarafından ifa olunmak üzere Sadullah Bey Medrese’sinin ruusu Yusuf Bahri Efendi ve mahallince seçilerek Sadullah Bey Medresesi’ne bağlı olarak derslere başlaması üzerine hemen otuz beş kadar ilim talebesi meskun medreseye dâhil olmuştur. Daha sonra da medrese dolmuştur. Her odada üçer kişi kalmak üzere tertip edilmiştir. Bu durum padişahımıza II. Abdülhamit Han Cennet Mekân Hazretlerine dualar edilmesine sebep olmuştur. Medrese seferberliğe kadar faal bir şekilde devam etmiştir.
Not buraya Çaldere medrese cami konulması rica olunur.
Aslen 1900 yılında yapılan Çaldere Medresesi Camii 1924 yılında tadilat görmüştür. Yaptıran Hacı Yusuf Bahri Efendi’nin teşvikleriyle Deryaoğlu Mehmet Efendinin Müderrisliğinde devam etmiştir.

AKKUŞ MEDRESESİ MÜDERRİSİ DERYAOĞLU MEHMET EFENDİ

Akkuş medresesi Müderrisi Deryaoğlu Mehmet Efendi aslen Ünyeli olsa da dedeleri Fatih Sultan Mehmet’in hükümdarlığında Fatih Sultan Mehmet’in Kaptan-ı deryalığını yapan Deryazadelerdendir. Horasan’dan Çanakkale’ye gelen dedeleri daha sonra da Ünye’ye yerleşmişlerdir. Müderris Mehmet Efendi 1861 yılında Ünye’de doğmuştur. İlk mektebini ailesinden ve sıbyan mekteplerinden aldıktan sonra Ünye merkezde bulunan, Sadullah Bey medresesi’nde medresenin âlimi Hacı Yusuf Bahri Efendi’den akli ve nakli ilimleri okumuştur. Şahadetnamesini aldıktan sonra Karakuş ( Akkuş ) nahiyesine müderris olarak Yusuf Bahri Efendi tarafından atanmıştır. Deryaoğlu Mehmet Efendi orta boylu, gür sesli ve tertibe düzene çok dikkat eden, fevkalade nazik bir dille konuşurdu. Ezan okuduğu zaman çok uzaklardan dahi net bir şekilde dinlenebiliyordu.

AİLESİ
Bir oğlu ve iki kızı vardır. Babasının adı Mustafa, Annesinin adı Fatma’dır. Eşinin adı da Fatma’dır. Oğlu 1319 doğumlu Ahmet Deryaoğludur. Kızı, Mesude Hanım’dır.
Torunları Selçuk Deryaoğlu ( Ahmet Deryaoğlu’nun oğlu),Hacı Mehmet, İhsan, Mustafa, Asım, Muammer, Emine, Mukaddes Efil ve Mürüvet Çamoğlu’dur. Kendisi ile röportaj yaptığımız Eski Mali Müşavir Mehmet Efil’in çocukları, Prof. Dr. Mukbil Celal Efil, Kızı Şükran Efil ( İşletme Profesörü ve öğretim görevlisi).Torunu İhsan Efil’in çocukları, Emine Çatoğlu, Meryem Çakıroğlu, Mesude Karapire, Fatma Efil, Ahmet Hasbi Efil, Ekrem ve Resul Efil’dir.


Akkuş Nüfus dairesinden alınan nüfus kayıt örneği

Talebeleri okutup civar beldelere imam hatip, müderris ve devlet adamı yetiştiren Deryaoğlu Mehmet Efendi seferberliğin başlamasıyla talebelerini savaşa göndermiştir. Savaşın başlamasıyla talebelerin azlığı medresenin kapanmasına neden olmuştur. Medrese daha sonra sökülerek Tokat-Niksar/Avara’ya taşınmıştır.
Yıllarca Avara’da talebe yetiştiren Deryaoğlu Mehmet Efendi’nin yetiştirdiği talebeler daha sonra Tokat-Niksar/ ve bölgede sevilen din adamları haline gelmişlerdir.



Serenli (Avara) Belediyesi tarafından Deryaoğlu Mehmet Efendi’ye saygılarından dolayı kabristanlığa giden sokağın adı “Mehmet Efendi Sokak” olarak isimlendirilmiştir
Medresenin yerine kabristanlık vardır. Sadullah Bey Medresesi’nde ders okurken aynı zamanda Orta Camii’n imam-hatipliğini de yapıyordu.
Deryaoğlu Müderris Mehmet Efendi Arapçayı ve Farsçayı anadili gibi okur ve yazardı. Seferberlikte altmış tane Arap subayını iki ay Akkuş’taki kendi evinde misafir etmiştir. Akkuş’taki evi şimdiki polis karakolunun üst caddesinde olup evinde on dört oda bulunmaktaydı.

AKKUŞ MEDRESESİNDE TASAVVUF

Tasavvufta Halidiye Kolunun Piri Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi Hazretlerinin Orta Karadeniz halifesi olan Hacı Yusuf Bahri Efendi’den tasavvuf dersini okur. Deryaoğlu Mehmet Efendi Hacı Yusuf Bahri Efendi’nin halifelerindendir.
Hayatını takva üzere yaşamış ve talebelerine öğretmiştir. Geceleri uyumayan
Deryaoğlu Mehmet Efendi, sabahlara kadar ilmi çalışmalarını hazırlardı.
Kalemi rahlesine dayayıp alnına koyan Deryaoğlu Mehmet Efendi öylece uykusunu geçiştirirdi. Bu yüzden de alnını kaleme dayadığı yeri nasır bağlamıştı. Annesi: “Evladım biraz istirahat et. Yorulup bitkin düşeceksin” dediğinde Mehmet Efendi ise hocası Yusuf Bahri Efendi ve Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi Hazretleri’nin de geceleri uyumadığını annesine söylermiş. Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi Hazretleri de gece uyumayıp alnına demirden yaptırdığı bir uyku yastığı ile otururmuş. Uyku yastığı, demirden alnına göre dövülmüş bir demir parçası ve onu yere bağlayan bir uzantısı şeklinde yapılmıştır.


DERYAOĞLU MEHMET EFENDİ’DEN BEYİT






“Bir ulu dergâhtan çok iktisabım var benem,
Eşiğinde ruz-i ve şeb çok futhi babem var benem”
Bir ulu dergâhtan çok iktisabım var benem,
Eşiğinde ruz-i ve şeb çok futhi babem var benem.
Haki rahin kühül eder Din-ü ve Milelde fazıliyn,
Büri Şehi kerüden sevari ve mahi Rikabam var benem.
Mezheb-i Numanda buldum hakkı ben iyi Ehl-i Hal
Gabir yoluna,sualüne cevabım var benem.
Bana bu devlet-ü iki âlemde bir dirhem dahi
Ki esi tan Nakşibende intisabım var benem
Hazreti hakka hezeran şükr-u ve minnet ilmiyya
İlm-u Nafiu Akl-ı safi ve sevabım var benem


Bu Haber 3585 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI