Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Osman Doğan/ ÜNYE EVLERİ
19 Kasım 2012 Pazartesi 10:09
Kaynak: Canik Dergisi 12. Sayı
Mimari yapı milletlerin karakterinden doğar. Üzerinde yaşanılan coğrafya, iklim şartları, dini yaşam örf ve adetler evlerin yapılışına yansır. Evler aslında bir milletin özet bir sosyal tarihini anlatmaktadır.

Bir eve bakarak evde yaşayanların, mutfak kültürleri, giyim kuşam, temizlik anlayışlarını, konukseverliğini aile mahremiyetini vs. her şeyini anlamak mümkündür.
Ünye çevresinde ilk yerleşme Cevizdere çevresinde olmuştur. Burada yaşayanlar mağaralarda ve büyük ağaç kovuklarında yaşamışlardır. Bir yerleşme Cevizdere kıyısında devam ederken, Çakırtepe eteklerine ve sonradan Ünye Kalesi etrafında da yerleşme başlamıştır. Uzun yıllar bu üç eksende büyüyen Ünye şehrinin asıl yoğunlaştığı yer Çakırtepe etekleri olmuştur.
Ekonomik gelir ile yaşam standartları doğru orantılıdır. Ünyeliler bir zamanlar gemicilikte servet sahibi olduklarından Ünye'ye çok güzel muhteşem konaklar inşa etmişlerdir.1888 yılı Trabzon vilayet salnamesinde, Ünye halkının büyük bir kısmının yelkenli gemileri olduğu ve bu gemiler sayesinde büyük servetlere ulaşarak çok büyük konaklar yaptırdıkları Ünye'nin çok büyük ve çok güzel bir şehir olduğu belirtilmektedir.

1930 yılında Bahaaddin Bey, Ünye Evleri için "Ünye evleri iki, üç, dört katlı binalardan mürekkep olup, ekseriyetle şarka müteveccih bulunduklarından bol ziya alırlar (çoğunlukla doğuya dönük olduklarından bol ışık alırlar) Her ev bir bahçe ve sarnıca maliktir. (sahiptir) Ünye'de beton ev yoktur. Köy evleri umumiyetle birer katlı penceresiz binalardan ibarettir." demektedir. Zira bu yıllarda ahşap biçmeye yarayan malzemeler çok nadir bulunmaktadır. Trabzon'dan gelen hızar ustaları köy köy gezerek bu hızarlarla ev inşa ederler ve hem para kazanırlardı.

Emine Altunel, 1930'lu yıların sonunda gördüğü Ünye'yi şöyle anlatıyor.

"Ünye kazası dâhilinde olan evler umumiyetle 1–4 katlı olup kısmı-azamı (büyük kısmı) ahşap ve bağdadidir. Fakat bu evlerin çoğu eskiden beri Rumlar tarafından yapıldığından bugün hala harap manzaralar arz etmektedir. Bu evlerin şekilleri, geniş saçaklı, süslü ve umumiyetle cumbalıdır. Son zamanlarda beton kargir ve tuğladan binalar yapılmaktadır.
Bilhassa tuğla, son zamanlarda burada bulunan tuğla fabrikaları dolayısı ile inşaat malzemesi olarak rağbet görmektedir.
Köy evlerine gelince, bunlar giydirme tabir olunan 6 cm kalınlığında tahtalarla ve çivisiz olarak yapılmış evlerdir. Bunların pencereleri yoktur, kapıları pencere vazifesi görür. Ünye kasabası dâhilinde ki bütün evlerin çehresi şarka müteveccih olduklarından (yüzleri doğuya dönük olduğundan) sıhhi nokta-i nazarından bol ziya alırlar evler bu bakımdan ehemmiyetlidir." (bol ışık aldıklarından sağlık açısında da önemlidir)
M. Bahaattin1930 yılında Ünye'de hiç betonarme binanın olmadığını söylerken, 1939 yılına doğru ie Emine Altunel, betonarme binaların yapılmaya başladığını belirtmektedir. 1966 yılında ise beton binalar her tarafı kaplamış olacak ki İsmet Derman
"Şehir dâhilinde evler umumiyetle 2–3 katlı olup büyük bir kısmı tuğla ve betonarmedir." diyecektir. İsmet Derman Ünye Evlerini anlatmaya devam ediyor:
"Bu binalar çok pencereli, havadar ve ışıklı olmaları ile dikkati çekerler, eskiden kalma birkaç ahşap binanın yanında bağdadi yapıya haiz olanları da görmek mümkündür. Yine burada Rumlardan kalma kütlevi, tipik taş evlere de rastlanır.
Diğer taraftan dikkati çeken bir husus son zamanlarda biriketle inşa edilen binaların sayısının artmasıdır. Ucuza mal olması nedeni ile dar gelirli aileler meskenlerini biriketle, -çimento çakıl karışımı bir nevi tuğla- inşa etmektedirler, bu durum bilhassa yeni kurulan mahallelerde mühimdir."
Buraya kadar Ünye evlerini hep dışarıdan izledik, bir de asıl mekân, asıl önemli olan yer binanın bahçe kapısından itibaren başlayan iç kısımlarıdır. Ünye evleri hakkında çalışma yapmış olan mimar Yakup Halıcı Ünye evlerinin bu kısmını şu şekilde değerlendirmektedir:
"Bilindiği gibi Türk mimarisinin en büyük özelliklerinden bir tanesi mahremiyet unsurunu yaşadıkları mekânlara da aksettirmiş olmalarıdır. Bir Ege'nin ve Güneydoğu'nun yüksek duvarlı bitişik yapılarına zıt olarak burada bahçe unsuruna önem vermişler, hareket serbestliklerini ve mahremiyetlerini yollardan 8-10 metre içeriye çekerek ve cümle kapılarını yollardan gizleyerek yapmışlardır.
Bahçe unsuru Karadeniz'in doğal yapısına uygun olarak ön plana çıkmış, çeşitli ağaçlar ve çiçeklerle bezenmiştir. Bunda aynı zamanda aile mahremiyetini sağlamak amacı da güdülmüştür, fakat duvarlar hiçbir zaman 150 cm yi aşmamıştır. Bahçe giriş kapısında taş işçiliğinin nadide örneklerini vermeye özen göstermişlerdir, insan kapıdan girerken bir bahçeden ziyade özel bir mekâna girdiğini hissetmektedir.
Bahçe kapısından cümle kapısına kadar Ünye'nin meşhur kırmızı beyaz 10 cm kalınlığında 50x50 veya 1x50 genişliğinde taşları ile döşenmiştir. Yapı tekniği olarak taş ve ahşap kullanılmıştır, son yüzyıl hariç tuğla kesinlikle kullanılmamıştır. Arazi genelde meyilli olduğu için bodrum kat taş olarak yapılmış ve diğer katlar ahşap olarak inşa edilmiştir
Yapıyı üç kısımda inceleyebiliriz. Birinci bölümdeki bodrum kat, sarnıç, çamaşırlık ve odunluk olarak düzenlenir, zemin kat, mutfak, kiler, yazlık ve kışlık yaşam odaları, üst katta ise misafir kabul ve yatak odaları vardır, her evde mutlaka çatının suyunu toplayan bir sarnıç bulunur.
Eğe binaya bodrum kattan giriliyor ise, sarnıç binaya bitiştik olarak cümle kapısının hemen altında yapılır, bu aynı zamanda teras vazifesi de görür. Cümle kapısının girişinde geniş bir sofa vardır ve genelde yine Ünye'nin kırmızı beyaz taşlarıyla döşenmiş ve bilemediğimiz bir yöntemle cilalanmış taşlık tabir edilen bir mekân bulunur, yazın çok sıcak günlerde ana giriş kapısı açılarak bahçe ile bütünleşir ve burada sohbetler yapılır.
Binanın güney tarafına daima kışlık oda yerleştirilmiştir, daha serin kuzey tarafı ise yazlık odalardır. En üst kata taşlıktan ahşap merdiven ile bağlantılı olarak çıkılır. Hemen karşıda geniş bir kabul salonu vardır, bu binanın büyüklüğüne göre 25 veya 30 m2 arasında değişir ve cumbalıdır, pencere kenarlarına ve cumba oda zeminine 30–40 cm. yüksekliğinde sedirler yapılmıştır. Bu cumbalar özenle döşenirdi ve özel misafirlerin, aile büyüklerinin oturduğu salonun en kıymetli köşesi sayılırdı, ince işçilik bina cephesinde hissedilmesine rağmen iç mekânda tavan süslemeciliği özellikle kışlık oda ve mutfaklarda, taş işçiliğinin nadide örnekleri ise ocaklarda görülürdü.
Boyutları çok iyi hesaplanmış insanı bunaltmayan odaları ile halen görülmeye değer mimari yapılardır. Fakat bu gün bu mimari özelliklerin yerini artık teknolojinin getirmiş olduğu çarpık beton mimari almaktadır.

Sedirler-Köşk-Makat
Ünye'de1990 öncesine kadar şehirde ve köylerde bütün evlerde mutlaka sedir bulunmaktadır. Köylerde köşk veya makat tabir edilen sedir odanın seki üstü bölümünde, genellikle pencerelerin bulunduğu duvar da dâhil olmak üzere üç duvarı dolaşan ahşap oturma bölümüdür, yerden yüksekliği 30–40 cm. genişliği 70–80 cm.dir. Sedirler değerli, parlak ve renkli kumaşlarla kaplanır, işlemeli yastıklar oturmayı rahatlaştırır. Sedir üzerine bağdaş kurularak oturulur, derinlik elverdiği ölçüde geceleri sedirde yatılması da mümkündür. Sedirlerin genellikle köşeleri daha rahattır ve bu nedenle daha itibarlı bölümleridir. Evin erkeği ve yaşlılar sedirin, hem odanın içini hem de dışarıyı rahatça görmeye imkân veren bu köşesinde otururlar.

Serander
Köylerde evler müstakildir, dört bir tarafı bahçe ile çevrilidir. Biraz da sıcak iklimin neticesi olan avlulara iç bahçelerde rastlanmaz. Köy evlerini tamamlayan ve anlam bütünlüğü sağlayan yapılardan biri seranderdir. Serin, havadar yer anlamına gelen serander, aslında fındık ve mısır gibi ürünlerin saklandığı, muhafaza edildiği ambardır. Fonksiyon yönünden gayet basit bir bina türüdür, çoğu zaman tek veya iki bölmelidir. Neticede basit bir ambardır, ancak ait olduğu evin yanında bir anlam kazanmakta ve süslü çardağı, işlemeli havalandırma delikleri ve yeşillikler arasında bir köşk gibi durmaktadır.

Ünye Evleri hakkında iki yüksek lisans tezi
Ünye evleri hakkında ilk çalışma 1997 yılında Mimar Murat Sefer Özdurmuş tarafından, Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünce "Yüksek Mimar" ünvanı verilmesi için kabul edilen tezdir."Ünye Kadılar Sokağı ve yakın çevresi için koruma önerisi" ismini taşıyan bu tez aslında KADILAR Yokuşu'nun kurtarılması yolunda büyük bir projenin ilk adımıdır.
Yazar, sorunun tanımlanmasını yapmış ve çalışmanın amacına ilişkin görüşler ortaya koymuş, tarih ve çevre korunması açıklamaya çalışmış, genel bilgiler çerçevesinde Ünye coğrafyasını, geçmişini, sosyal ve kültürel yapısını ele almıştır.
Ünye Evleri ile alakalı olarak diğer bir çalışma da İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Arkeoloji ve Sanat Tarihi Ana Bilim Dalı, Sanat Tarihi Bilim Dalı'nda2002 yılında Sezai Avanoğlu tarafından yapılan Ünye Evleri adlı yüksek lisans tezidir.

















Bu Haber 3495 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI