Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Bilgin HASDEMİR / Ünye Şivesinde yazılmış bir an ıDüünlerimiz
3 Ocak 2013 Perşembe 10:58
Kaynak: Canik Dergisi 14. Sayı
Bohçalara erkekler içün goyulan dona, 'iç donu' diilardı. Anlamaduum bi şey var. ' Dış donu’ var mı ki’ İç donu ' olsun...

“Bubanızı ilk defa nikah masasında gördüm. Bakamiim ki bakim nası birisi.. Abimlen, abum evlenceksin dediler... Nerde ööle itiraz... Nikah masasındai acuk gafamı çevürüp baktım... Gara guru bi herif gibi geldi baa... "yakdıız beni aabi, abu" dedim içimden. Sona eve geldük, ne göriim... yakaşuklu bi herif...”
Bubam da bakamiimuş anama ama diimuş ki. "Nikah defterine imza atmasını bili, yanluş yapmaduk" demiş

Düünden önce, erkek evlada uygun gelin adayı aranurdu… Nerden bulcan? Golaymı ööle? Evlencek gız, kayın peder, kayın valide, bazen de görümce ve ya görümcelerle oturmak zorundaydı. Eve gelecek gelin, erkek evlada garı ama, bi anlamda evdeki yeni beslekti…
Biraz daa başa gidelim. Önce olanın evlenmesine garar verülmelüydü… eliyizi çabuk dutun…Ööle ulu orta bazı şeyler söölenmez, imalu laflar edülürdü:
-Oolanın da artuk evlenme yaşı geldi…
-Ee hısımımım, eliyizi çabuk dutun… Ööle ha diyince gız buliinmi…
- Hemşürem biliinmu, aavu Hayriye’nin küçük gızı var ya… Ne gada böyümüş… Senin olan içün aklımdan geçi gı…
Özellikle anneler itiraza başlar…Ama akl fikri, gittüğü gadunlar hamamında, ev gezmelerinde, dünlerde,mevlütlerde genç gızları görmedeydi… hepsinin endamına bakar, içinden bahane bulurdu…Bi taraftan oolu evlensin istii, gızlar beyenii; bi taraftan da oolan evlenür de gelin, ollarını unlardan gopartur diye ödü patlliidu… Hısım akrabadan biri,
-Ahretlik, filancaların Emine’nin hemşüresini gördüm hamamda… Ne gada saygulu, ne gada hanım, ne gada sessiz…Boylu boslu… Bilin da, anası da ööle. Vur ensesine, al elindeki ekme… Aavunu,senin İsine yapalım diim…
Ana gurum gurum gurulii… Oolu, sanurusun padişahın sol cebinde düşme:
-Yok anam yok, biz daa düşünmiiuk… Oolan askerden daa bıldır geldi… sasunrsun oolu prens.. Halbuki gara guru bişii...
Teklifi getüren aracı gadun, ananın oluna gız bakduunu bili.. U yüzden biraz gızgun;
Sen bilüsün, hemşürem…
U zaman evlülüklerde, böle hayırsever gadunlar vardı.. hoş şindi gine de var ya…
Bu arada çarşuda veya ev gezmelerinde, olana hısım akraba, gonu gomşu veya çarşudaki böyükler dakulurlar:
-Hasan, lan … Gel senlen ‘eşşekcilik gonuşalım… Oolanın suratı olur perzü gibi…
-yok be İsiin emmi…
Mesele, ‘İSTEMEM, YAN CEBİME GOY MESELESİ aslında…
Bi arkadaşım, otuzuna gelmek üzereydi, ama anası bi türlü evlendürmiidu sabuyu… Arkadaşım da evlenmek istii… Tooma gaççak hali yok ya… Bi gün bu gonuyu gonişuk..
Dün gece anlasın diye anama dedim ki ‘Ana geceleri ayaklarım buyii, bilin mu?’ Anam mutfaa gitti. Nurşidin başında bişiiler yaptı. Az sona içeri geldi. Elime havlu gibi bişii verdi… Iscak elim yandı… Meersem, kiremüt gırdurmuş guzinede… ‘Goy oolum, ayaan goy, üşümen bi hamlada geçer.’dedi ve gıldıradak dışarı çıktı…
Bende u zaman dedim ki,
Gen lan, cingayların Necmi Emmi’ye bi istida yazduralım. Al git anayan ver unu… U zaman, bak nası evlendürii seni…
Döndü baa bi baktı
- Hastir, lan folluk… Anam okuma yazma bili mu? dedi.
U arkadaşım, bi zaman sona evlendi.. Ben de merak ettim. Nasıl oldu u iş diye sordum.Cevabı aşaa yokarı aavöleydi:
Apartmana daşunduk… Anam daa kiremütü nerde bulsun… Ben ‘Ana geceleri buyiim’ dedükce, gadununun içi ezildi… Önce hısım akrabalardan haber gelürdü:
Bugün Eski hamama gidiiuk… Sizde gelin… Saa birini göstercem… bayılcan valla…
Hamama gidülür… çünkü gıza bakılacak, kel mi, kör mü, topal mı, savında, solunda bi şi var mı? diye.
Oolan anasına sorulur… Haa, bu arada gızın anası habarlu… Gız gezünürken hamamda, aracınan, oolan anası birbirine işmar ederler… Yani, beyenilidi mi beyenilmedi mi diye. Beyenilmüşse, aracu gadun, gızı çaarur;
Zülfiye gel gız borıya… A bu deyzeyin sırtını bi sabunla… Aslan gibi oolu var.. Bakarsun seni alur…
Gızın suratı, alı al, moru mor… Aslına bakarsan, biri işi gıza çıtlaşturmuştur...
Gız, müstakbel gaynanasını güzelce yıkar… Ana memnun…
Maşallah, maşallah… Allah nazardan saklasın; hayurlu gısmetler versin…
Soona, ganyana adayı ile aracı başalr gonuşmaya.
- Ne diin, gı? Beyendin mi gızı?
Ne bilim, hemşürem. Eli ayaaa düzgün… Şey eli de çok yenlük… Nasibse olur… Bi de bubasınan gonuşiim… Bakalım u ne dii…
Okarda anlattum gibi, bi yolla gelin adayı bulunur, gız istemeye gidilüür…
Nişan dokulur… Oolan gızı, gız oolanı ilk defa görürdü… Bi Dakka bi Dakka… Gız aracunun dükkanına gider… Oolan da tesadüfen u dükkanda olurdu… İlk kez urda birbirlerini görürlerdi, ama öyle utanurlar ki gafalarını galdurup, bakmazlardı, birbirlerine…
Daa soona. "gızı beyendin mi" veya "Oolanı beyendin mi ? diye sorulunca gafalarınu galdurmaz. cevap bile vermezlerdi..Guzuların sessizliği içinde. bunun anlamı kesinlikle "Hee" demekti.
Rahmetlü anam anlaturdu..
- Bubanıza ilk defa nikah masasında gördüm. Bakamiim ki bakiim. Nası birisi.. Abimlen. abum evlenceksin dediler... Nerde ööle itiraz... Nikah masasındai acuk gafamı çevürüp baktım... Gara guru bi herif gibi geldi baa... "yakdıız beni. Aaabi. Abu" deı Perşembe günden başliidu.dim içimden. Sona eve geldük. ne göriim... kömbes gibi. yakaşuklu bi herif... bubam da bakamiimuş ama. diimuş ki. "Nikah defterine imza atmasını bilii. yanluş yapmaduk" demiş.
Siz hiç ananızın bubanızın. birbirini ilk defa nerde ve nasıl gördüklerini biliimusuz ?
Anam Terme'de daş mektepe gitmiş... Aradan zaman geçmiş. bubam bakmış ki. Terme'nın gızları becerüklü. akullu rahmetli Necmettin Aabime de Terme'den gelin almış... Hacı Fuat Efendinin gızı Nahide'yi... Akullu adamdı bubam... Evimize Terme'den gelin değil: bir abu. bir hemşüre. bi ana yarısı geldi... nur içinde yatsın...
Oolana gız bulunduktan soona. nişan merasimi yapuurdu. Nişan. böyük bi evde veya sinema salonunda dakulurdu. Gençlerin nişanını takipen. gız tarafı. oolan tarafına içinde iç çamaşurları olan bohça ve bir sini baklava gönderürdü. Oolan tarafı da gız tarafına. aynı sini ile içinde altun. bilezük veya küpe olan helva gönderürdü.
Nişandan soona. Düün hazırlıkları başlardı... Düün hazırlıklar perşembe günden başliidu. Oolan tarafından gız tarafına ana-buba ve hısım akraba içün sini giderdi. Bu sinide evlencek gızın çamaşurları vardı. Aynı gün. gızın başı. fes rengi cemberle baaalunur. Cuma günü hamam gidilcekse. gelinin avcuna hamam parası gonurdu. Cuma günü zabahleyin gız tarafına çeyiz almıya gidiliidu. Evin küçük çoçuklarında birisi çeyiz sanduuna oturdu. Para veriilardı çocuua. Para azsa çocuk sanduktan galkmazdı. Çeyizoolan tarafı gelür. gız tarafı oolan evinde ceyüz düzeltür ve gelenlere yemek verülüdü. Yemekte. bütyan. çorba. pilav. börek. baklavu ve u gada çok yemek oliidu ki zeytin yavlular aavorda kenarda galiidu... Cuma günü hamam dutulur ve cümbür-cemaat hamama gidilürdü. "Gelin hamamı" denen bu törene. hem gız hem de oolan tarfı gatuludu. Duyduma göre bu gelin hamamı bir alemmiş... Hamam girmeden önce soyunma yerinde bi düün yapıliidu. Ben u dünleri hiç gaçirmiidum. Okuldan eve gelür. önlüü atar yakaluu çıkartur. side side giderdim hamam. Saray Hamamı bizin evin hemen yanındaydı. Galabaluua garuşur. gafamı uzatıp seyreddim eylenceyi. Bu düünde. u günlerde Ünye'nin böyük orkestırasını oluşduran Sinem Abum defi. gızı Beyhan cümbüşü ile inletürdü hamamı. Dedim ya. hadi bu gız evlenii. Diğer gızlar n'olacak ? Bekar oolan anaları… gız bakardı.. Gümüş tas, gümüş naalin. mumlar ve ipek peştemmalla gelini giydirmek için eyni çıkartulurmuş. Ben böyümüşümki ben içeri almiilardı.
Garılar ciciklerine filan bakarım diye heralde. Gelin yanan mumlar,söylenen türküler eşliğinde,hamamın içine götürüliidu. Ben undan soonasını seyredemiidum. Göbek daşı podyum, gelin manken oliimuş. Gelini, göbek daşında menkenler gibi dönderiilarmış. Acaba diim, bu mankenlik işi Ünye'de başlamış olmasın? Bu arada tellak, tasları güm güm gurnalara atarmış. Eee, tellak diyince durcan... En büyük tellak, Miimine deyzeymiş. Miine deyzeden sona, İyigız ünlü bir tellak olmuş. Unların yıkaduu gelinlerin, hem çok cocuu hem de mutlu bir evlülüü olurmuş.. Gelin yıkanduktan soona, sandalyede göbek daşına oturtulurmuş. Bir sayirmiş canım, bu gelin hamamı sefası. Gelininin kafası yerde, nerdeyse sıcaktan bayılcak ama,kim dinliii?
Cumartesi günü ööleden soona da düün yapılurdu... Bizim evin daşlıı, geniş olduu içün,maalenin düünleri urda yapiliidu. Sinem ve gızı Beyhan, yerlerünü alur, çal bubam çalardı. Bende okard, delülükten bakıp, oynıyanların seyredididum... Gelinin başına, delülükten yüz paralar.,tırtullu beş guruşlar atılıdu, bereket niyetine... Ben para toplamak içün, okardan aarı, mermi gibi goşiidum. Düünde, oolan anası geline para veriidu; gelin de çalguculara ... Yakın akrabalar da çalguculara bahşiş yavruriidu.
Pazar günü zabahı. oolan tarafı, erkeklere yemek verür, Unda soona, gelin almaya gidülür... Ben at sırtında gelin alma, çok az gördüm, daha çok gelin Ünye içindense, yürüyerek Terme, Fatsa veya daha başka yerdense, Buba Lütfü'nün Civanbay'ın veya Akkaş'ın makinalarlıya gidülürdü... Gelin evden çıkardan, beline fırmıza bir guşak baalaniidu. Erkek gardaşa veya hısım akrabadan biri, gelini ata veya makinaya götürüdü.
Gelin alma, bambaşka bir alemdi... Bizi en çok yol kesme ilgilendüriidü... Yola garşudan garşuya bir ip gerer, bizi ezmesinler diye, ortasına bi de türk bayrağı goyarduk... Bizim müşterilerimiz boldu...Tepe'ye gitcek gelin bizim burdan geçer, Baabaşına gitcek gelin bizim urdan geçer ... Bizim maaleye gelen zaten bizim gendü müşterilerimiz...Paraları gapınca,kiriş ööle bi gırarduk ki, gurşun atsan bize yetişmezdi...
Aklıma gelmişsen, sööliim... düün Yemee yazırlanurken, oolana da yufga açduralardı. Bakalım becerikli mü, evde garısına yardım eder mi diye... Bugün moderen denen erkek tipi , taa uzamanlar varmış Ünye'de... Gelün, oolan evine giderken, bir sini baklavu götürilidu... Demek baklavu, şimdinin dün pastası öliimuş...
Gelin eve gelince, yaanda goca bir goç kesülldu. Gelin - damat ve gelince yatak odasına gidiilardı. Damat, geline, borda 'yüz görümlülüü’' dakardı. İster inanın, ister inanmayın, bazı gelin ve damatlar ilk kez birbirinr u zaman göriilarmış...
Damat, evden çıkar, çarşuya giderdi. Akşam, misafürlere yemek verülür ve damat, yatsı namazından, merasimle eve getiriilu ve eve girerken, damadın sırtına veya onu gorumaya çalusan saadıca verililardı yumruu...
Gartal Yusuf'un saaducu Paşa Niyaziydi. Ne vurduk ama Paşa Niyazi'ye. Göden gibi yere yapıştı... Gartal Yusuf'un düünü çok kesimdi. Benim Hollanda'dan gelen bi arkadaşım vardı... Camiden çıktık eve gada fener alayı ile gittük. İşte u Hollandalu arkadaşım, fener alayını filime çekti. Daa soona u film Hollandada televizyonda yayınlanmış.
Damat yatsu namazındayken, ayakgabılarını da saklyıp, bahşiş almak adeti vardı...
Düünden soona, iki gün herkes gelini görmeye geiliidu. Buna 'duvak' deniidu... Birinci gün,
daha çok hısım akraba çarulur ve yemek verülürdü. Bu merasime 'kekür yemee' denidu...Bu merasimde, taa eskiden gelinin, saçından bi parça kesilarmış . Yani 'genç gızlık bitti, artuk gadun oldun' demek istiilarmış. Yemekte masaya gonan bir çanaan içine gelenler para atiimuş. Bu da ahçıya bahşişmiş...
Düünden üç gün soona, gız tarafı, gelini, damadı, damadın anasını, bubasını ve yakın hısımlarınu yemee çaariidu. Buna 'Üç gece 'denidu. Damatla gelin yemek yerken, mızmız ederler, hiç bi yemeğe el sürmezlermiş . Gız bubası durumuna göre, unlara eyi bi hediye verince, unlarda başlarlarmış yemek yemiye... Damat evden çıkarken, ayakgabısı saklanurmuş… U da ya küçük balduzuna ya da küçük gayınbiraderine bahşiş vererek ayakgabılarını gurtarurmuş.
Taa soona, oolan tarafı, gız tarafını yemeğe çaarumuş. Buna da’ Ters Gece' diilarmış...
Undan sona, hısım - akraba gelin ve damadı yemeğe çaarur, gelinde unlar içün hazurladu bohçaları götürüdü. Bu bohçalara erkekler içün goyulan dona, 'iç donu' diilardı. Anlamaduum bi şey var. ' Dış donu’ var mı ki’ İç donu ' olsun...





Bu Haber 4240 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : Ünyeli Olmak... Tarih : 3 Ocak 2013 / Pazar Üye Adı :Mustafa KALAFAT
Sevgili Bilgim Amcam; Her zamanki gibi döktürmüşsün yine incileri.Eline,emeğine,yüreğine sağlık...Ünyeli olmanın keyfini ve ayrıcalığını bir ömür birlikte yaşamak dileğiyle... Selam ve Seviler... Mustafa KALAFAT
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI