Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Beşik
4 Ocak 2013 Cuma 10:15
Kaynak: Canik Dergisi 14. Sayı
“Beşik ana kucağından sonraki yuvadır.
Hayata başlangıçtır.
Buradan başlayan hayat, mezara kadar sürüp gider.
O yüzden insan ömrü anlatılırken:
“Beşikten mezara kadar” denilir.”
Çok eskiden beri tanıdığını anlatmak için
“Beşiğini sallamak” deyimi kullanılmaktadır.

.Türk lehçelerinde de “beşik (Azerbaycan), bişik (Başkurt-Tatar), bisik ,(Kazak), beşik (Kırgız-Özbek), böşük (Uygur)” şekilleriyle görülmektedir.
Etimoloji sözlüklerinde de beşik kelimesiyle ilgili olarak şu açıklamalara yer verilmiştir.
BEŞİK, tr. biş/beş (yansıma ses özellikle bebeklerin uyutulması için annenin
söylediği biş biş / beş beş sesleri) ik ekinde biş-ik / bişik/ beşik (anlam genişlemesiyle: bebeğin uyutulmak için yatırılıp sallandığı özel yatak yeri.
Doğu Karadeniz yörelerinde peşük, beşük, Azerbaycan bölgesinde bişik, Erzurum-Erzincan dolaylarında beşiħ, beşiğ…” )


Beşik kelimesi Türkçenin her döneminde ve bütün Türk lehçelerinde ortak kullanılan
kelimelerimizden biridir. Kelime geçmişten günümüze pek çok deyimde kullanılagelmiştir. Bir milletin geleceği, onun devamını sağlayacak olan, kendi dil ve kültürüyle yetiştirdiği nesilleridir. Millî kimliğe uygun olarak yetiştirilmeyen çocukların millî kimliğe sahip çıkmaları ve onu geliştirmeleri de düşünülemez.
İnsanlık tarihi boyunca pek çok kavim dilleriyle, medeniyetleriyle tarih
sahnesinden silinmişlerdir. Örneğin İnkalar, Aztekler, Hititler, Urartular ve daha pek çok kavim tarihte gelişmiş medeniyetleriyle görülmelerine karşın günümüze ne dilleri ne de kültürleri ulaşabilmiştir..
Beşik kelimesi geçmişten günümüze pek çok deyimde kullanılagelmiştir. Beşik kertmesi / beşik kertiği, beşik sallamak, beşikten mezara kadar,
Eşiktekini, beşiktekini gordadan geçirmek vb.
13. yüzyılın sonlarında yahut 14. yüzyılın başlarında yazıldığı söylenen, İbn-i
Mühennâ Lugati’nde de “Beşik: sallanır çocuk yatağı” şeklinde
geçmektedir. Türk lehçelerinde de “beşik (Azerbaycan), bişik (Başkurt-Tatar), bisik ,(Kazak), beşik (Kırgız-Özbek), böşük (Uygur)” (Ercilasun 1992) şekilleriyle görülmektedir.
Etimoloji sözlüklerinde de madde başı olan beşik kelimesiyle ilgili olarak şu
açıklamalara yer verilmiştir.
BEŞİK, tr. biş/beş (yansıma ses özellikle bebeklerin uyutulması için annenin
söylediği biş biş / beş beş sesleri) ik ekinde biş-ik / bişik/ beşik (anlam genişlemesiyle: bebeğin uyutulmak için yatırılıp sallandığı özel yatak yeri. Doğu Karadeniz yörelerinde peşük, beşük, Azerbaycan bölgesinde bişik, Erzurum-Erzincan dolaylarında beşiħ, beşiğ…” (Eyuboğlu 1998)
Türk dilinin tarihi devirlerinde ve lehçelerinde görülen beşik kelimesi ve onun
kullanımının bağlı olduğu bebek aileler ve milletler için millî devamlılığın sembolü
olması sebebiyle çok önemli olmalıdır. Üçüncü dünya ülkelerinde doğum kontrolünü
teşvik eden batılı ülkeler, günümüzde kendi ülkelerinde genç nüfusun azalmasından
dolayı aile hayatını geliştirmek ve genç nüfusu arttırmak için çocuk yapmayı
özendirmektedirler. Çünkü millî kimlikleri ancak doğacak yeni nesillerle devam
edecektir. Nesil kesildiği zaman milletin varlığı da ortadan kalkacaktır.
Savaşlarda öncelikle genç nüfus ölmekte yaşlı ve çocuk nüfus ise savaşın
acımasızlığı içerisinde en olumsuz şartlarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Ancak millî
kimliğin devamı ve varlığını sürdürmesi beşikteki bebeklerin, çocukların varlığı ile
sağlanabilmektedir. (N a d i r İL H A N Firat Üniversitesi Fen-Adebiyat Fakültesi,
Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü, Elazığ)

KARADENİZ BÖLGESİ’NDE BEŞİK / BEŞİK YAPIMI
Prof. Dr. Necati DEMİR

Beşik, Türkçe bir kelime olup: “Süt çocuklarını yatırmaya ve
sallayarak uyutmaya yarayan, tahta ve demirden yapılmış sallanır bir çeşit
küçük karyola” anlamına gelmektedir.
Kelime, Eski Türkçeden beri yürürlüktedir. Mecazi olarak da: “Bir şeyin doğup geliştiği yer.” manasında kullanılmaktadır. beşi- (sallamak) fiil kökü ve +k fiilden isim yapma yapılmış bir isimdir. Bulgarcaya besik, Sırpçaya besika biçiminde geçmiştir
Beşik yapan ustaya ve satan kişiye Beşikçi denir.

Genel Olarak Beşik:
Beşik ana kucağından sonraki yuvadır. Hayata başlangıçtır. Buradan
başlayan hayat, mezara kadar sürüp gider. O yüzden insan ömrü anlatılırken:
“beşikten mezara kadar” denilir. Çok eskiden beri tanıdığını anlatmak için
“beşiğini sallamak” deyimi kullanılmaktadır.
Beşik kelimsiyle başka deyimler ve birleşik kelimeler de yapılmıştır:
Beşik kertiği: “Daha beşikte iken anası babası tarafından nişanlanmış
Kimse.”
Beşik kertme: “Daha beşikte iken anası babası tarafından
Nişanlama.” Anadolu’da eskiden beşik kertme, iki aile arasındaki bağların ve
dostluğun pekiştirilmesi veya mirasın bölünmemesi için anneler ve babalar
arasındaki sözleşmedir. Beşik kertmeye karar verildiğinde aileler arasında,
imamın da katıldığı, bir tören düzenlenir, dualar okunur, şerbetleri içilir.
Çocuklar büyüyene kadar aileler arasında özel günlerde hediyeleşme
Olmaktadır.
Beşiklik: “Beşik yapılmaya, beşik yapımında kullanılmaya uygun…”
Beşiklik etmek: “Beşik vazifesi yapmak, bir şeyin doğup gelişmesine
yardımcı olmak.”
Beşikörtüsü: “İki yana akıntısı olan çatı.”
Beşik salıncak: “Bayram yerinde kullanılan bir tür salıncak.”
Beşiğin biçimi:
Beşik, kâh az kâh çok farklılıklarla dünyanın her bölgesinde
kullanılmaktadır. Asıl amaç çocuğun sallanması, sallanarak rahat yatması ve
rahat uyuması olduğu için yapı bakımından genellikle birbirilerine benzerler. Genellikle sallanmayı sağlayan iki kasnak, iki kasnağı birbirine bağlayan
kollar ve tekne biçiminde bir yataktan/yatak yerinden oluşmaktadır.
Sallanmayı sağlayan kasnakların yerine bazı yörelerde yarım ay şeklinde
ayaklar kullanılmaktadır. Beşik iki yana sallanır ve bu şekilde bebeğin
uyuması kolaylaşır.
Hemen hemen bütün beşiklerde üstte mutlaka ana bir kol
bulunmaktadır. Çocuğu olumsuz dış etkilerden korumak, ışığın rahatsız
etmesini engellemek için bu ana kolun üzerine işlemeli örtü, kilim vb.
örtülür.
Beşiklerde görülen farklılıklar coğrafya ve yaşam biçiminden
kaynaklanmaktadır. Örneğin yörüklerde, çocuklar sırtta taşındığı için, beşik
pek kullanılmaz. Onun yerine hafif, pratik ve basit araçlarla ihtiyaç
karşılanır.
Beşiğin tarihi:
Beşiğin Türklerde çok eski tarihlerden beri kullanıldığı bilinmektedir.
Orta Asya’da yapılan kazılarda M.Ö. I. yüzyıla ait bir Hun gömütünde
bulunan malzemeler arsında beşik de vardır. Bulunan bu beşik günümüzde
Kazak ve Kırgız Türklerinin kullandıkları beşiklere benzemektedir.
Başkurtların kayın ağacından oyma tekne gibi beşikler kullandıkları
bilinmektedir. Türk dünyasının her yöresinde çeşitli tarihlerden kalma
beşiklere rastlanmıştır.
Göçebeler taşıması zor olduğu için beşiğe pek iltifat etmeyip yelenbi adını verdikleri salıncakta çocuklarını büyütürler.

Eski Kıpçak Türkçesinde de beşik kelimesi kullanılmaktadır.
Günümüz Türk lehçe ve şivelerinin tamamında beşik kelimesi ya da
beşik kelimesinin ses değişmesine uğramış biçimleri (bişik, besik, pejik, ...)
karşımıza çıkmaktadır.
Osmanlı Dönemi’nde özellikle sarayda kullanılan beşikler değerli
madenlerden ve ağaçlardan yapılmıştır. Bunlardan en ünlüsü Topkapı
sarayında sergilenen Altın Beşik’tir.

Karadeniz Bölgesi’nde Beşiğin Yapılışı:
A-Malzeme: Karadeniz Bölgesi, orman varlığı bakımından zengin
sayılmaktadır. Bu yüzden beşikler mutlaka ağaçtan imal edilmektedir. Ağaç
olarak çoğunlukla ceviz kullanılmaktadır. Ancak kestane, kızılağaç, kayın,
lâdin ağacından da beşik yapılmaktadır.
¬B-Biçim: Yarım daire biçiminde hazırlanmış iki tahta, beşiğin ayak
görevini üstlenir. Yine yarım ay şeklinde bükülmüş iki ince tahta veya ağaç
bu ayakların üzerine yerleştirilmiştir. Ayaklar, delinmek suretiyle karşılıklı
kollarla tutturulmuş, daha sonra orta bölümde bebeğin yatağının
yerleştirileceği bir düzen kurulmuştur.
Her iki yanda bulunan boşluklar ve beşiğin kol ağaçları, tahta halkalar
ve boncuklarla süslenmektedir.
Beşiğin en önemli özelliği, bebek ve çocuklar için son derece güvenli
olmasıdır.
Hangi şartta olursa olsun, çocuğa zarar vermeyecek bir yapıda ve
çocuğu yaralamayacak bir biçimde yapılmaktadır. Beşiğin bütün
malzemeleri yuvarlak veya ovaldır. Hiçbir parçasının dik köşesi, kesici veya delici
özelliği yoktur. İnsan vücudunu herhangi bir biçimde yaralayacak parçası
bulunmamaktadır.
Çocuk, beşiğe yörek denilen bir kumaşla sarılmaktadır. Bu kumaş çok
geniş olup çocuğu iyice kavramaktadır. Beşik devrilse bile çocuğa zarar
gelmesi mümkün değildir.
Sonuç:
Hızlı sanayileşme nedeniyle, geleneksel malzemelerin yerini sanayi
ürünlerinin aldığı günümüzde beşik ve beşikçilik sona ermek üzere olan araç
ve zanaatlar içerisine girmiştir.
Anne ve nineler bebeği uyuturken beşiğin önünde ninniler söylerlerdi. Ninnilerin edebiyatımıza kadar geçmiş çok manidar olanları vardır. Bunlarda, aslan gibi kuvvetli olmak, mektebe gidip ilim öğrenmek, vatan, millet sevgileri fikri küçük çocuğun dimağına telkin edilirdi.
Eskiden beşiğe çok önem verilirdi. Bugün Anadolu’daki köylerde azalsa da hala kullanılmaktadır.


---------------------------------------------


Bu Haber 2303 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI