Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
ARİF TAKICI- KIBRIS GAZİSİ /“Kıbrıs’a Nasıl İndik?”
14 Ocak 2013 Pazartesi 09:48
Kaynak: Canik Dergisi 13. sayı
Ünye’li paraşütçü bir Kıbrıs Gazisi’nin anıları


Rum radyoları Türkçe, “Bekledim de gelmedin”
şarkısını çalıyordu. Ama geldiler, yağmur gibi indiler

BU YAZI, 13 ŞUBAT 1975 KIBRIS TÜRK FEDERE DEVLETİNİN KURULUŞU VE DEVLETİN KURUCU CUMHURBAŞKANI MERHUM RAUF DENKTAŞIN HATIRASINA ATFEN YAZILMIŞTIR.

Mücadeleyle geçen ömrünün belki de tek hesap hatasını, Türkiye ile saat farkı yüzünden yaptı. 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nı Bayrak Radyosu’ndan 1 saat erken duyurmuştu. Rum radyoları Türkçe, “Bekledim de gelmedin” şarkısını çalıyordu. Ama geldiler. Lefkoşa semalarında Türk paraşütçüleri gören Denktaş, arkadaşlarına sarılıyor ve “Yağmur gibi indiler. Rauf Denktaş En mutlu günüm” diyordu. O gün 20 Temmuz 1974’tü


BİR DEVLETİN DOĞUŞU
1963 kanlı Noel diye hatırlanan, gece yarısı Lefkoşa’nın Türk mahallelerine Rum EOKB tedhiş örgütü tarafından yapılan baskında zalimce öldürülen masum insanların, saklandığı küvette öldürülen bebek resimlerinin olduğu gazeteler büyükler tarafından üzüntüyle okunup, hadiseler konuşulduğu sıralarda, ben dokuz yaşındaydım. Kendimi olayın tesirine o kadar kaptırmış ve hassasiyet göstermiştim ki, hayallerimde sadece Kıbrıs barınabiliyordu. Çocukluk hayallerini bilirsiniz işte! Masum çocukluk reaksiyonuyla hayaller kuruyor, arkadaşlarımla başkanı ben olduğum bir tim kuruyor, gizlice Kıbrıs’a girerek Rumlara gününü gösteriyordum. Hele bir de ağabeyimle Konak Sineması’na gitmiş savaş filmi izlemişsem, durmayın hayallerimin önünde!… Yıl 1974… Babam, şubede yapılacak askerlik muayenesinde judocu olduğunu söyleme sakın, seni komando yaparlar sonra, zayıfsın dayanamazsın, dedi. Askerlik Şubesinde Judocu olduğumu gururla söyledim, komando yaptılar… Eğitim standardıyla dünyada dördüncü gelen Eğridir Dağ Komando Okulunda çetin geçen 4 aylık eğitimimizi tamamlamış olarak Kayseri’ye gönderileceğimiz gün birliğimizin önünde vedalaşıyorduk… Tayfun Çavuş, Arif, şu: Elbet bir gün buluşacağız, şarkısını son defa söyle de dinleyelim, bu veda ile iyi gider, dedi. ( Şarkı söylemem sayesinde mutfaktan yırtıyordum) şarkıyı bitirdiğimde, birçok kişi ağlıyordu.
19 Temmuz 1974, Kayseri Hava indirme Tugayı tadat alanı… Tam tekmil tugay komutanın gelmesini bekliyoruz…15 Temmuz’da Makarios’a yapılan darbenin ardından tugayda olağanüstü durumlar gözleniyordu zaten. Tugay komutanımız, tüylerimizi diken diken eden konuşmasını; ben de sizlerle birlikte geliyorum, eğitimde çok ter dökmeyen asker savaşta çok kan döker… Sizler eğitimlerinizde çok ter döktünüz, bu bakımdan, savaşta çok kan dökmeyecek ve muzaffer olacağız inşallah, diyerek tamamladı… Kayseri Askeri Hava alanı, Saat 17.oo civarı. Kayseri müftüsünün yaptığı duayı müteakip kurban kesilmesinin ardından, cephanelerimiz ve erzaklarımız dağıtıldı, herkesin hangi uçağın hangi kapısından atlayacağı okundu. Artık savaş dişlisinin çarkları dönmeye başlamıştı. Olduğumuz yerde beton zemine uzanmış vaziyette, bir bilinmezliğin arifesinde konusu savaş olan sohbetle, sabah uçaklara bineceğimiz saati beklemeye koyulmuştuk. Birbirimize sorular soruyor, karmaşık, ama irdeleyen, endişeli ama korkmayan, fakat fırtınalı bir ruh haliyle gözümüze uyku girmeden vakit gece yarısına geldiğinde, gözlerimiz kısılmaya başlamıştı.

Şiit Arif, Ariiiif! Hııı, ne var? Rumlara esir düşsen ne yaparsın lan? Dur oğlum, az gözlerimi dinlendireyim yav! Şiit… Az bak lan Arif! Ulan başlarım Rum’una mumuna, elimizden ne gelirse yaparız, gerisi alnımıza ne yazıldıysa, odur!!! Sabaha karşı kalk komutuyla kaldırılıp paraşüt kuşanma ve hazır olma emri aldığımızda geri sayımın başladığı ve savaşla karşılaşmamıza az kaldığı gerçeği ile buluşan ruh halimiz, içimizde tarifi zor duygu fırtınasını başlattı. Birbirimize yardım ederek paraşütlerimizi kuşandık. Ancak meselenin ilginç bir boyutu, bizim 54/1 tertiplerin bu ilk atlayışı olacaktı… Bizden önceki devreler eğitim atlayışlarını yapmışlardı. Hem ilk atlayış, hem de ilk atlayışı savaşta yapmak, gerçekten çok heyecan vericiydi. Tugay Komutanın emri, paraşüt eğitiminde başarılı olanları atın, gerisi helikopterlerle intikal ettirilsin, şeklinde olmuştu. Uçak bin, emri üzerine herkes uçağına doğru hareket etmiş, ben de sağ kapısından atlayacağım dokuzuncu J 130 nakliye uçağına doğru yürümeye başlamıştım. Daha doğrusu kendimi sürüklemeye başlamıştım… Zira üzerimdeki yükü bir eşek zor taşırdı: Sırtımda paraşüt, önde yedek paraşüt, içi erzak, battaniye ve ihtiyaç maddesi dolu olan sırt çantası, sır çantasının altına bağlı portatif çadır malzemesi, ekmek torbası ve mermilerim, G3 tüfeğim, tanesi 3,5 kg ağırlığında 4 adet roket mermisi olmak üzere bir katır yükü malzemeyle uçağa girdim… Uçakta portatif oturağa oturduğumda bir oh çektim… Uçaklarımız gökyüzünü yırtarcasına ilerlerken, kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Artık herkes sözün bittiği yerdeydi! Bu gidiş, benim 9 yaşımdayken Kıbrıs’ı kurtarmaya gidişime, ya da seyrettiğim savaş filmlerine hiç benzemiyordu! İşte bu savaşın ta kendisiydi! Ne olacaktı şimdi, ilk günümüz nasıl geçecekti, esir düşmek zorunluluğuyla karşılaşırsam ne yapacaktım? Acaba babam, hele anam savaşa gittiğimi duyunca ne yapardı? Pilotun mikrofondan çıkan tok sesiyle irkildim… Merhaba arkadaşlar, şu anda Akdeniz’in üzerinde alçak uçuşla Kıbrıs’a ilerliyoruz… Hava kuvvetlerimiz sabahın erken saatlerinde bombardımana başlamış olup, atlayacağınız mıntıkalarda emniyet sağlanmıştır. Şu anda bombardıman uçaklarımız koruma amaçlı bizlere refakat etmektedirler. Atlayacağınız sırada endişe etmeyin, atlama sahanızda tüm tedbirler alınmıştır… Kazanız mübarek olsun arkadaşlar!!
Kapıdan atladıktan 4 saniye sonra paraşütümü kontrol için kafamı kaldırdığımda, gökyüzünün papatya tarlası gibi olduğunu gördüm. Gördüklerim kartallar gibi süzülen, üstün komando eğitimi görmüş, seçkin ve mümtaz kahramanlardı. Çıkarma ile açıklamayı Bayrak Radyosundan yanlışlıkla bir saat önce veren Rauf Denktaş, paraşütçü komandoların inmeye başladığını görünce sevinçten havaya zıplıyor, arkadaşlarına sarılıyor, yağmur gibi indiler, en mutlu günüm, bu gün benim bayramım diyordu. Eğitim tecrübemin verdiği refleksle yere yaklaşırken tedbirimi aldım, yumuşak bir inişle buğday tarlasına indim. Etrafımı kontrol ettim, savaş uçaklarımız beş parmak dağlarını bombalıyordu. Dağda ki Rumlar tarafından, indiğimiz taban araziye havan ve top mermileri atılıyor, makineli tüfek ateşi yapılıyordu. Etraftaki arkadaşlarla buluşma yerlerimize ilerlemeye başlarken önümüze birden kıyafeti Türk askerine benzemeyen biri çıktı… Kıbrıs mücahidi olduğunu anlamakta gecikmedik. Onlar atlayacağımız bölgede önlem almışlardı. Mücahitle yılların hasretinden sonra buluşan iki kardeş gibi kucaklaştık! Yaralılara yardım etmek ve askerlere mevki hakkında bilgi vermek için arazide gece yarısından beri saklanmış vaziyette bekliyorlarmış. Bir süre yürüdükten sonra bir hayli sayıda asker toplandık… Şu an için Rumların ateşi bize çok etki edecek vaziyette değildi. Buluştuğumuz yerde bol su içtik, tarladan domates toplayıp yedik. Bu arada radyodan haber spikerinin heyecanla Kıbrıs savaşını anlattığını duydum… Etrafa bakındım, ses, bir askerin transtörlü küçük radyosundan geliyordu. Bu ne enteresan bir olaydı? Siz savaştasınız ve savaş haberini, yani kendinizi, savaşan bir askerin radyosundan dinliyorsunuz. Biz burada bunları düşünürken, aynı dakikalarda, Bolu Koman Tugayı komandoları helikopterle boğaz mevkiine indiriliyor, tank ve piyade dolu gemiler Girne’nin güneyindeki platin plajına çıkarma yapıyor, savaş uçaklarımız taş üzerinde taş bırakmıyor, sürekli düşman mevzilerini bombalıyordu. Şunu anladım ki, hava üstünlüğü kimde ise galip olacak olan odur. Bazı nedenlerden dolayı, Yunan uçaklarının Kıbrıs’taki Türk kuvvetlerini bombalaması, ihtimal dâhilinde görülmüyordu. Jetlerimizin bombardımanı sebebiyle beşparmak dağları yanıyordu.
Bu ne? bulunduğumuz yere hızla birkaç otobüs geldi. Otobüsler uzun burunlu İngiliz yapımıydı. Otobüse doluştuk… Açık hedef olan otobüse açılan ateşe aldırış etmeden şoför hızla yoluna devam ediyordu. İndirildiğimiz yerde bir süre kaldıktan sonra, kalkın emriyle tekrar otobüslere bindik, kısa bir mesafe gittikten sonra indik. Aman Allah, kafamızı bir karış kaldıramayacağımız derecede yoğun bir ateş yağmuruyla karşılaştık. Rumların işgal ettiği Bilali Türk köyünden ve beşparmaklardan sürekli ateş ediliyordu. Düz arazide olduğumuz için, öncelikle yılanlar gibi sürünerek kendimizi koruyabileceğimiz yerlere attıktan sonra, biz de karşılık verdik. Ancak, düşman hâkim tepelerde idi. Arkadaşım, yardım et, roket fırlatalım, dedi… Fakat roket güneşten o kadar ısınmış ve genleşmişti ki, bazukanın içine sığmadı. Kullanabilmemiz için soğuması gerekiyordu. Bu arada, baktım havada mataralar uçuşuyor… Kuyunun başındaki arkadaş, düşen mataraları doldurup geri atıyordu. Komutanlardan biri, karşıki tepenin arkasına geçiyoruz, hadi çabuk olun diye bağırınca, birçoğumuzun matarası kuyunun başındaki askerde kaldı. Ne aksilik, ben şimdi matarasız ne yapacağım? Bölük komutanımız bir kısım askerle Rumların bulunduğu köye saldırdı. Üzgünüz, çok ağır yaralandığı için, bölük komutanımızı helikopterle Türkiye’ye götürdüler. Bölüğün komutasını Mustafa Üsteğmen aldı. Vardığımız tepenin arkasından başladığımız karşılıklı ateş, gece yarısına kadar sürdü, sanki savaşın ortak diliyle anlaşıyormuşuz gibi, karşılıklı yavaşlatılarak gece yarısına doğru her iki tarafça ateş kesildi. 21 Temmuz sabahın erken saatinde Bilali tepeye saldırdık. Başarılı olduk… Tepenin ve etrafın kontrolü bizde… Üzgünüm… Taarruz ederken geçtiği tarladan kopardığı domatesi, ye Takıcı diye bana veren canım takım komutanımı ve sekiz arkadaşımızı, bu taarruzda kaybettik. Sekiz şehidimiz var. Onlar ve tüm şehitlerimiz, bir dava için şehit oldular. Onlar ve diğer şehitlerimiz, Hz Osman, Yavuz Selim ve diğer zamanlarda şehit olanlarla kucak kucağa yatıyorlar… Sakın ha… Onlara öldü demeyin!… Zira onlar diridirler. Gazilerimizi saygıyla, Şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Ruhları şad olsun.



Bu Haber 3785 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI