Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ahmet AKBULUT/Limbo
26 Ocak 2013 Cumartesi 09:33
Kaynak: Canik Dergisi 14. Sayı
Terme - çevresinde atmış yıl önce ulaşım

Limbo, Terme ırmağında çalıştırılan ilginç bir yük taşıma aracının adıdır. Deniz kayıklarından farklı; altı düz olarak yapılmış nehir kayığı olarak ta anılırdı. Takriben "7-8"metre uzunluğunda olur, dört tona yakın ağırlıkta yük taşırlardı.
Antik çağdaki adı "TERMODON” ÇAYI olan Terme ırmağının, o tarihte şehir merkezinden denize uzaklığı "18kırr idi.Irmak bir çok yerde,kavis ve menderesler çizerek denize ulaşıyordu.Limbolar bu kavisli güzergahı takip ederlerdi."

Bundan altmış yetmiş yıl önceleri ulaşım, tren yolu ve deniz yolu ile yapılıyordu. Karayolları gereği kadar gelişmemişti. Kamyon ve otomobil fabrikaları, yeni yeni kurulmağa başlıyordu. Karayollarında daha çok at arabaları ve kağnılar vardı. İnsanları ve yüklerini gidecekleri yere; develer, atlar ve merkepler taşırdı. İnsanlar bir yerden bir yere genellikle atla veya yaya olarak giderlerdi. Aslında bu bir zorunluluktu.Gidilmesi gereken yer yakınsa,yolculuktan zevk bile alınırdı.
Toplumun öyle ahım şahım gezmek veya seyahat etme alışkanlığı yoktu. Örneğin; Bir şehirde ya da bir köyde doğup büyüyen insanın,bulunduğu yerden başka şehir ve köylere çok az sayıda gittiği olurdu.Hele kadınların seyahat etme ve gezme özgürlükleri yok denecek kadar azdı.Yakınlarında ki komşu köy ve şehirlere gidişleri birde akraba ziyaretleri dışında;onlar hep doğup büyüdükleri yerlerde yaşarlardı.Kimse bundan yakınmaz,şikayetçi de olmazdı.Alıştıkları gibi yaşamak onları mutlu etmeye yeterdi.Erkek olsun,kadın olsun insanoğlu bir yerde koşullanıyordu.Tek düze yaşam devam ettiği sürece,bunun hep böyle olduğu sanılıyordu.
Zaman geçiyor, yıllar ilerliyordu. İlim ve teknoloji yeni arayışlar içinde idi. Bu aşamada karayollarında da olumlu gelişmeler oluyordu. Devlet yeni yollar açıyor,eski yollarda da iyileştirme yapıyordu.Zamanla karayollarında belirgin bir hareketlilik gözlendi.Yük ve yolcu taşıyan kamyonlar, kaptı kaçtı adı verilen küçük otobüsler ve beş altı yolcu alabilen "CİP" ler yollarda görülmeye başladı.
"1940" lı yılların ortalarında karayolları oldukça bozuk ve bakımsız durumdaydı. Köylerimizde ise motorlu araçlarla gidilecek yol, yok denecek kadar azdı. Terme'den Samsun'a gidişte,bugünkü "GELEMEN” çiftliğinin olduğu yerin tamamına yakını ormanlarla kaplı idi.Kumdu ve çamurluydu.Terme'den Samsun'a üç saate yakın bir zamanda ancak gidilebilirdi."DERBENT” semtinden,(Petrol Ofisinin olduğu yerden) "BELEDİYE EVLERİ" 'ne kadar olan yol;dar,dik yokuşlu,oldukça virajlı bir durumdaydı.İki aracın yan yana geçmesi zordu.Karşıdan gelenin yolun bir yerinde beklemesi gerekirdi.Kaptanlar oldukça yavaş ve temkinli giderlerdi.Çünkü bu bir zorunluluktu.yolum doksan dereceye yakın bir uçurum ve aşağısı denizdi.Şuanda kullanılan sahil yolu,karayollarının başarılı çalışması sonucu," 1956"yılında hizmete açıldı.Altı "km uzunluğunda ki koç boynuzunu andıran keskin virajlı eski yol devre dışı kalınca,sahildeki yeni açılan yol da iki kilometreye yakın kısalma oldu.
Bir de bizi Samsun'a taşıyan tren yolumuz vardı." 1926"ylında hizmete girmişti. Uzunluğu "39km"idi.Samsun'dan kalkar, Çarşamba'ya kadar gelirdi. Günde karşılıklı dört sefer yapan bu kara tren, değişik istasyonlarda durarak; Samsun-Çarşamba arasındaki yolu iki saate yakın bir zamanda alırdı.
Terme Çarşamba arasındaki kara yolunda önemli bir sorun yoktu ama komşu Ünye'ye gidiş gelişler biraz zor oluyordu. Bir kere doğru dürüst yol yoktu. Köprü de yoktu. Yolun büyük bölümü ormanlarla kaplı idi.Araçlar ve yolcular ormanların içinden geçerdi.Ormanda ki ağaçları kesmişler,yol yapmışlardı.Yol genellikle bataklık ve çamurluydu.Sahile yakın kısımları kumlu idi.Araçların ve yayaların böyle yollarda yolculuk yapmaları zorluklarla doluydu.Ama,bu yollarda araç kullanan şoförler çalışkan ve zeki insanlardı.Zorlukların üstesinden gelmek için değişik yöntemler geliştirmişlerdi.Ağaçlardan çok sayıda ızgaralar yapıp,belirli aralıklarla yol kenarlarına bırakmışlardı.Araba batakladığı zaman, batan tekerlerin altına bu ızgaralardan konulur,yolcular aşağı iner,arabayı hep beraber iterek çamurdan çıkılırdı.Kış günleri yağmur ve karlı havalarda,karayolu üzerinde bulunan köylülerin manda öküzlerinden bile yararlanılırdı.Manda öküzleri kuvvetli olurdu.İki öküz,çamurda batan aracın önüne kağnı arabasını çeker şekilde kalın urganlarla bağlanır;batakla yan araç yolcuların da yardımı ile yola çıkarılırdı.
Ünye Terme arasında ki yolculuk bir saatten fazla sürerdi. Akçay mevkii ve Ünye'ye yakın kısımlarda yol virajlı ve engebeli idi. Ünye'ye genellikle sahil yolundan gidilirdi. Daha kısa olduğu için ara sıra kullanılan Çakırtepe yolu vardı.O yol hafif virajlı ve yokuştu.Tepeyi döndükten sonra yokuş aşağı meydana inilirdi.O zamanlar Cumhuriyet Meydanı,Ünye'nin otogarı durumundaydı. Tarihi "GAVLAN” ağacının gölgesinde, yolcular yazın serin serin oturur otobüs beklerlerdi. Altmış yıl önceki tarihi çınar ağacının dalları bugünkünden daha kalın ve yaprakları daha canlıydı. Yazın güneşe karşı şemsiye görevi yapar, gölgesi serin olurdu. Denize çok yakın oluşu nedeniyle, sadece yolcular değil herkesin serinleyeceği bir yer olarak tercih edilirdi.
Şunu da belirtmekte yarar var, Terme Ünye arasında ki eski yol bugünkü kullanılan yoldan en az km daha uzundu.

LİMBO

Limbo, Terme ırmağında çalıştırılan ilginç bir yük taşıma aracının adıdır. Deniz kayıklarından farklı; altı düz olarak yapılmış nehir kayığı olarak ta anılırdı.Takriben "7-8"metre uzunluğunda olup,dört tona yakın ağırlıkta yük taşırlardı.Çevre ormanlarında yetişen kestane ağacının kuru kerestesinden yapılırdı.Su geçirmemesi için kayıkçı ustaları tarafından;kendir,kara sakız ve katran gibi dolgu malzemeleri ile,kalafat denilen işlemden geçirilip,boyanarak sefere hazır hale getirilirdi.
Terme ırmağı gibi akarsularda çalıştırılmak üzere yapılmış bu yük taşıma aracı (LİMBO) denirdi. Beş tayfa tarafından kullanılırdı. İki tayfa kıyıdan iple çekerdi. Bir tayfa kürekçi, bir tayfa da yönlendirici idi. Yönlendirici tayfanın elinde uzun bir sırık olurdu. O sırık limbonun düzgün hareketini sağlardı.Doğal olarak dümende görev yapan bir kaptan olur;bu vaziyette zor şartlar altında denize ulaşılırdı.
Deniz kenarında (GAZAĞYERİ) denilen bir yer vardı. Burası indir bindir, yükleme boşaltma yeri idi. Bugünkü anlamda bir liman ve iskele görevi yapardı. Terme şehir merkezinden limbolara yüklenen; mısır, fasulye, fındık,ceviz ve kendir gibi değişik türde ürünler;orada hazır bekleyen büyük motor ve çaparlara yüklenirdi.Bu yükleme işlemini genellikle limboda çalışan tayfalar yapardı.Limbolarda çalışacak tayfaların,genç güçlü ve kuvvetli insanlardan olması tercih edilirdi.Bu zor bir işti.Daha çok yayla adamları bu tür çalışmaya dayanıklıydı.
Limbolar,Terme'den dışarıya giden ürünlerin dışında;motorlarla uzak limanlardan gelen ihtiyaç maddelerini de şehir merkezine taşırlardı.Bu maddeler,genellikle çuvallarla tuz,tenekelerle gaz yağı ve orta boy şeker çuvallarından oluşurdu.,Tenekelerin üzerinde
(BATUM)gazı yazardı. Şekerler büyük büyüktü. Adına genellikle kelle şeker denirdi. Yarım kiloya yakın ağırlıkta olanlar bile vardı.Bu ihtiyaç maddeleri ticaret yaptığımız komşu ülkelerden gelirdi.

Antik çağdaki adı "TERMODON” ÇAYI olan Terme ırmağının, o tarihte şehir merkezinden denize uzaklığı "18kırr idi.Irmak bir çok yerde,kavis ve menderesler çizerek denize ulaşıyordu.Limbolar bu kavisli güzergahı takip ederlerdi."1950"yıhnda ırmak yatağı denize dikey olarak yarılınca;şehir merkezi ile deniz arasında ki uzunluk kısaldı ve (beş km) ye indi. Yıllar ilerleyip teknoloji gelişince, karayolunda sefer yapan araçlar çoğalmaya başladı. Irmak yatağı kısalıp liman görevi yapan GAZAGYERİ’nin iskele özelliği kaybolunca limbolar, ulaşım işlevini yitirmiş oldu. Ve işsiz kaldılar.O zamanlarda Terme ilçesinde,sekiz on tane "LİMBO” sahibi kaptanın var olduğu söyleniyor." 1900"yılı başından ,"1950"yılına kadar zor şartlar altında ulaşım hizmeti veren ve yük taşıyan ilginç araçlar; kendirden yapılmış kalın urgan ve halatlarla "TERME" ırmağının kıyısına bağlanarak tarihin derinliklerine gömülmüş oldular...





Bu Haber 2651 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI