Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Aynur Tan /ÇINARIN GÖLGESİNDE CUMHURİYET MEYDANI
30 Ocak 2013 Çarşamba 10:22
Kaynak: Canik Dergisi 13. Sayı
Meydanlar kentin idarî, ekonomik ve sosyal varlığının merkezidirler. Ünye Cumhuriyet Meydanı da ziyaretçileri, kutlamaları, isyanlarıyla siyasî yaşamın kalbinin attığı yer olmuştur. Kentin kaderini etkileyen haberler, sevinçler, acılar orada yaşanır, oradan yayılır.

Ünye'de ilk Atatürk büstü 1935 yılında Millet Parkı'na, kameriyenin hemen yanına yerleştirilmiştir.1938'de Ata'nın ölümüyle meydan da bu acıya sahne olmuştur :
"Atatürk ölünce bizi meydana götürdüler. Biz o zaman ortaokulda idik. Meydanda tüm okulların katıldığı bir tören yapıldı, çok ağladık." (Müjgan Şensoy, Sündüs Ünüulu)
Bu yukarıdaki kırmızı bölümler bordo bölümün içine

1960'larda meydanda yapılmış değişiklikler sonrasında, dönemin kaymakamı Fevzi Yetkiner'in girişimleriyle yeni bir Atatürk büstü yapılmasına başlanmıştır. 21 Nisan 1965 tarihli gazetelerin bildirdiğine göre yeni Atatürk büstünün 19 Mayıs'ta açılması kararlaştırılmıştır. Mayıs 1965'teki gazete haberinde büstün kaidesinin mermer olmasına karar verildiği belirtilmiştir. Mermercilerin 19 Mayıs'a kaideyi yetiştirebilmelerinin mümkün olmaması nedeniyle, yeni Atatürk büstü 26 Mayıs 1965 Çarşamba günü saat 15:30'da açılmıştır.
Şu anda meydanı izleyen Atatürk heykeli 1981 yılında yapılmıştır. Atatürk büstü ve Şehitler Parkı düzenlemesiyle meydan Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren bayramların da coşkuyla kutlandığı bir buluşma merkezi konumundadır.

Meydanda Bayramlar
Ünye'de tüm bayram kutlamaları çınarın gölgesinde, meydanda yapılır.
"O zaman Teyyare Bayramı denilen 30 Ağustos kutlamaları yapılmak isteniyordu. Okullar tatil olduğu için bir grup öğrenciyi ancak toparlayabilen İsmail Bey, bizleri Millet Bahçesi'ndeki kameriyenin önünde topladı. Orada oturan büyüklerin karşısında ritmik hareketler eşliğinde kendi yazdığı şu dizeleri söyletti :

Ne güzel çiçekler, görenler de bayılır,
İyi dikkat edenler kokularından tanır.
Gel ey güzel çiçek, saç bana da kokunu,
Ben de seni gülerek kazanayım huyunu.

Bunu söyledikten sonra, gerilmiş bir ipe takılı hediye paketlerinden düşürdüklerimiz bize armağan olarak verilmişti." (Fuat Gürsoy - 1927 yılı anısı.)
Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamalarında, her meslek odasına hazırlık görevi verilmiştir. Kayıkçılar da, törenler karada kutlandığı için, çınar ağacına beyaz bir kayık çıkartmışlardır.
"Bayramlar o zamanlar gece de kutlanırdı. Elektrik yoktu. Fenerler yanardı. Belediyede memur makinist Mehmet vardı. O anlardı o işlerden. Meydan, çınar fenerlerle donatılırdı." (Şerif Öztürk)
"Bayramları meydanda kutlardık. Cumhuriyet'in 10. yıl kutlamaları çok heyecanlı olmuştu. Kokulu Hafız'ın kızı Nevin 'Cumhuriyet Kızı' olmuştu. Her yıl birisi olurdu." (Müjgan Şeıısoy, Sündüs Ünüulu)


MEYDANDA SİYASİ YAŞAM
Meydanlar kentin idarî, ekonomik ve sosyal varlığının merkezidirler. Ünye Cumhuriyet Meydanı da ziyaretçileri, kutlamaları, isyanlarıyla siyasî yaşamın kalbinin attığı yer olmuştur. Kentin kaderini etkileyen haberler, sevinçler, acılar orada yaşanır, oradan yayılır.
"Hatay'ın Türkiye'ye katıldığı günlerde Kâzım Karabekir Niksar yolu üzerinden siyah bir arabayla Ünye'ye geldi. Niksar yolunda arabadan ineceği yere halı serdik. İzdiham vardı. Arabasının kornası da vardı. Ünye'de o dönemde araba filan yoktu. Meydana kadar Hükümet Caddesi'nden yaya geldi." (Mustafa Kalafat)
Hatay'ın Türkiye'ye katıldığı gece, kameriyede Mareşal Fevzi Çakmak, 8. Kolordu Komutanı Ali Galip Paşa ve 3. Kolordu Komutanı Kâzım Orbay'ın Ünyeliler'le sabaha kadar sohbet etmeleri hâlâ hafızalardan silinmemektedir. Sait Haznedar o yıllarda 6 yaşında bir çocukken sabaha kadar muhabbeti dinlemek için eve gitmediğini, sabah eve gittiğinde temiz bir dayak yediğini tebessümle anlatmaktadır. "Refik Koraltan,Menderes, İnönü filan çok geldi Ünye'ye. 57'de Kasım Gülek geldi. Bizzat iskelede karşıladık. Ayağına çarık, sırtına heybe, o zaman İsmet Paşa'nın genel sekreteri idi. Siyasiler ileri gelenlerin evlerinde kalırlardı." (Mustafa Kalafat)

SUÇLAR VE SUÇLULAR: ÜNYE HAPİSHANELERİ

Karadeniz liman şehirlerinde 19. yüzyıl sonlarına doğru nüfus belirgin bir şekilde artmıştır. Nüfusun yoğunluğu ile bölgenin sosyal yapısı gereği asayişi ihlal eden olaylar da tırmanmıştır.
1900'lü yılların başında şimdiki iskelenin olduğu yerde, eski belediye binasının, denize doğru çaprazında kalan tek katlı bina, Ünye'nin bilinen ilk hapishanesidir. 1914 yılında Osmanlı arşivlerinden anlaşıldığı üzere, hapishane binası çok eski olduğu için özel mülkiyete ait bir bina kira ile tutulmuş, hapishane olarak bir süre kullanılmıştır. Kadınlara mahsus da ayrı bir ev tutulmuş ve gardiyanlığı Orta Mahalle Câmîi imamının hanımı üstlenmiştir.
1920'li yıllarda Karadeniz ve özellikle Ünye - Fatsa yöresinde eşkıyalık olaylarının çok olması, hapishanenin mahkûmlara yetersiz kalmasına yol açmıştır. Bunun üzerine, meydanda bulunan Saray Câmîi hapishane olarak kullanılmaya başlanmıştır. II. Dünya Savaşı sırasında çıkarılan Varlık Vergisi'ni veremeyenler de oraya hapsedilmiştir.
O yıllarda hapishanenin etrafındaki ağaçların dallarını kesen mahkûmlar, câminin bahçesinde yaktıkları ateşle su ısıtıp temizlik ihtiyaçlarını karşılarlarmış.
Mahkûmların meydandaki çınara asılarak idam edildikleri de bilinmektedir. 1930 yılında M. Bahattin Bey'in çıkardığı Resimli Ünye Rehberi'nde belirtildiği üzere, "Tarihî halkalı kavak ağacında, Hacı Ali Paşa yüzlerce insanı idam etmişti."
"Babama Hafız derlerdi. Saray Câmîi'nde hapis yattı. Çamaşır, yemek götürürdüm ona. Bir gün bir ipin ucuna çan bağlayıp çınara çekmişler. Câminin penceresinden ipi gören mahkûmlar korkmuşlar, bizi asacaklar diye. Çünkü çınarda adam asılırmış önceleri. Çoluk çocuğu toplayıp seyretmeye götürürlermiş ibret olsun diye."(Hicabı Yıldıran)

SARAY CÂMÎİ VE YANINDAKİ EV
Saray Câmîi ve Tarihî Çınar Ağacı
Cumhuriyet Meydanı

Adını Hazinedar Sarayı'ndan alan câminin Süleyman Paşa tarafından müezzini Ziver Bey için yaptırıldığı söylenmektedir. Mülkü Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne ait olan bina 154 metrekare alandadır. Hicrî 1132 yılında yapıldığı, kapısındaki kitabeden öğrenilmektedir. Kesme taştan yığma binanın pencere ve kapı süslemeleri dikkat çekicidir. Tek katlı olan câminin içinde hanımlar için ikinci bir mevki vardır, ilk hali ahşaptan olan câminin minaresi 1939 depreminde yı¬kılmıştır. 1950'li yıllara kadar minaresi olmayan câminin bugün görülen minaresi sonradan eklenmiştir.
Saray Câmîi'nin yanındaki ev, yüzyıl başında Hazinedar Nuri Paşa tarafından kızları Rüveyde ve Zahiye hanımlar için yaptırılmıştır.

AGÂH BEY'İN EVİ

"Agâh Bey'in dedesi Hacı Derviş Efendi deniz ticaretiyle uğraşmakta; üç dört tane yelkenlisi var. O dönem Paşa'nın (muhtemelen Nuri Paşa) Yahudi tüccar Yeaskeyl'e borcu var. Paşa, Hacı Derviş Efendi'den, İstanbul'a gittiğinde bu soruna bir çözüm aramasını istiyor. Hacı Derviş Efendi, İstanbul'da Divan'a çıkıyor ve Paşa'nın sorununu çözmeyi başarıyor. Buna çok sevinen Paşa, sarayın devamındaki, üzerinde değirmen bulunan arsayı kendisine bağışlıyor. Hacı Derviş Efendi bu arsaya yaptığı ev için gemi inşa etmek üzere sakladığı keresteleri kullanıyor.
Evin, Hacı Derviş Efendi'nin iki oğlundan biri olan Sait Bey'in evlenmesine yetiştirilmek amacıyla 100 günde tamamlandığı söylenir. Hacı Derviş Efendi evin üçte ikisini bir oğlu Sait Efendi'ye (Agâh Bey'in babası), üçte birini de diğer oğlu Saim Efendi'ye vermiştir. Saim Efendi'ye verilen bölüm (çınar tarafı) sonraları el değiştirmiş ve yıkılarak yerine yeni bir bina yapılmıştır. Agâh Bey'in tarafı ise çivisine bile dokunulmamış olarak eski halini korumaktadır." (Agâh Bey'in oğlu Fuat Gürsoy)

HAMAM MUAMMASI

Meydanın yakınında bulunan hamam, mimarî özellikleriyle bir zamanlar kilise yapısı olduğunu açığa vurur. Buna karşın, kilise olduğuna dair kesin bilgilere ulaşılamamaktadır. Les Armeniens (Ermeniler) adlı kitapta, 18. yüzyılda Ünye'de, merkezde bulunan bir Ermeni Kilisesi'nin bahsi geçmektedir. Kilise Aziz Minas'a adanmıştır. Yine aynı kaynakta 1835 yılında onarım gördüğü anlatılmaktadır.
129 yıllık bir tapu kaydında ise herhangi bir "kilise" tanımı geçmemekte, aksine yapıdan hamam olarak söz edilmektedir. Halk arasında Rum kilisesi olarak anılan yapı 1872 Ünye tapu kayıtlarında hamamdır; ilk tapu kaydı da bu yıla aittir. Senetsiz olarak kaydedilmiştir.
Sözlü anlatımlarda hamamın Rum Kilisesi olduğu zamanlardan kalma duvar resimlerinin bahsi geçer. Ancak, günümüzde bu fresklerden iz yoktur.
Hamam girişte genişçe bir avlu, iki bölümlü giriş, bir salon ve ona açılan iki küçük hücre ile 4 büyük odadan oluşur. Salondaki göbek taşı, yuvarlak kubbeleri, kurna taşlarıyla ilk bakışta klâsik bir hamam yapısı görünümündedir: Avlusunda olduğu söylenen serinletici havuz bugün kaybolmuştur.

BELEDİYE
Belediyenin kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, 1902 tarihli Trabzon Vilayeti Salnamesi'nde Ünye Belediye Reisi Ahmet Salim Efendi'nin adı geçmektedir. Aynı kaynakta Belediye Meclisi'nde azınlıkların da temsil edildiği bildirilmektedir.
Belediye binası, Hüsrev Yürür'ün aktardığı bilgilere göre 1924'te yapılmıştır. Çınar ağacının yakınında, bugünkü Çınar Market ile çocuk parkı arasındaki yerdedir. Tek katlı kârgir bir yapıdır. "Belediye binasının yan tarafında büyük bir saat vardı. Saat nişadırla çalışırdı. Nişadır bitince saat dururdu. Bizim dükkâna nişadır almaya gelirlerdi." (Selahattin Ebrişim)
Bina, 1957 yılında devlet yolu açılırken yıkılmış, günümüzde Ziraat Bankası'nın arkasında yer aldığı arazi üzerinde iki katlı bir binaya taşınmıştır. 1960'lı yıllarda ise, Mithat Kısacıkoğlu zamanında aynı yerde yeni binası inşa edilmiştir.
"Ben 1956 yılında belediyeye girdim. Belediye Başkanı Burhan Artur Bey'di. Belediyenin bir arabası vardı. Çevre temizliği yapılıyordu. Az da olsa yol yapılıyordu. Herkes evinin önünü süpürürdü. Süpürmeyene belediye ceza yazardı. Lâvabo sularını yola akıtanlara da ceza yazılıyordu." (Cezmi Eroğlu)

ZİRAAT BANKASI

Ünye'de Ziraat Bankası 1887'de açılmıştır. İlk olarak meydana bakan Fatalisler'in evinin alt katında faaliyete başlamıştır. Daha sonra Ofisbank'ın bulunduğu yere taşınmıştır. Şimdiki bina 1957 Eylül ayında hizmete girmiştir. Arazisi Belediye Başkanı Burhan Artur zamanında bankaya 5000 liraya satılmıştır.
1962 tarihli tapu kayıtlarında Ziraat Bankası Ünye Şubesi adına kayıtlı üç arsa üzerinde 3 katlı kârgir bina ve lojman bilgisi bulunmaktadır. Ziraat Bankası binasının müteahhidi eski Belediye Başkanı Hüsrev Yürür'dür. İlk şube müdürü ise Trabzonlu Muzaffer Senüçler'dir. Ziraat Bankası'ınn bulunduğu yerde bir dönem yazlık sinema da kurulmuştur.

MEYDAN CİVARINDA SİNEMALAR

Meydanda, Ziraat Bankası ile park arasında, 1952 - 58 yılları arasında Ahmet Akbulat tarafından işletilenYeni Sinema ile ilgili pek çok anısı vardır Ünyeliler'in.
"Camcı Mahallesi'nde otururduk, yazlık sinemaya gitmek isterdik. Büyüklerimiz gitmemize izin vermezdi. O zamanın gençleri 'İnsanın gıt yeri, toprağın bol yeri, burada hayat geçer mi?' diye mani söyleyerek, sinemaya gitmek isterlerdi. Ben 15 yaşımda iken yazlık sinemada Vurun Kahpeye adlı filme gitmiştik. Sinemanın kapısında kocaman bir hoparlör vardı. Plâk çalarlardı." (Gülçin Teyze)
. Ünye'de oturan teyzeme sık geldiğimden, bir sinemaya gitme imkânım oldu. Sinemanın etrafı tahta barakalarla çevriliydi. Yer kumluktu. Siyah bir perdesi vardı. Beyaz Mendil adlı filmi seyrettik. 15 yaşındaydım." (Süheyla Yılmaz)

TATAR MAHMUTLARIN VE
FATALİSLERİN EVİ

1940'ların ortalarında HüsrevYürür'ün Belediye Başkanlığı döneminde meydan yeniden düzenlenirken, altında dükkânlar olan Karakuşluoğulları'yla Baba Lütfü'nün evlerinin bulunduğu blok yıkılmıştır. Aynı dönemde Tatar Mahmutlar'ın evi de değişime uğramış, 1957 yılında yıkılan binanın arazisinin bir kısmının yerine günümüzdeki Deniz Otel binası inşa edilmiştir.
Fatalisler'in evi bir 19. yüzyıl yapısıdır. Yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. 1974 yılında yıkılan binanın yerine şimdiki bina yapılmıştır. 1930 - 1957 yılları arasında ikinci katı Tapu İdaresi olarak kullanılmıştır.

ANAFARTA İLKOKULU

1905 yılında inşa edilmeye başlanmış ve ertesi yıl Feyziye Mektebi olarak kullanıma açılmıştır. Bina Tokatlızade Hacı Hasan Fehmi'nin oğlu Muallim Hacı İbrahim Hakkı Efendi'nin öncülüğünde halkın yardım ve bağışları ile yapılmıştır.
Sırasıyla iptidai ve rüştiye olarak öğretim yapılan okul, 1928 yılında İlköğretim Okulu'na dönüştürülmüştür. 1935 yılında yeni Soyadı Kanunu'nun ilânına uygun olarak okul "Anafarta" adını almıştır.
1939 yılındaki büyük depremde okul binasının 3. katı çatladığından üst katı yıktırılıp bina onarılmıştır. 1941 yılından 1975 yılına kadar öğretime 2 katta devam eden okul, 1975 yılında yetersizlik nedeniyle yıktırılmıştır.
O zamanın okul müdürü Hasan Sevindik'in yoğun çabaları, Ünye halkının katkı ve bağışlarıyla şimdiki bina inşa edilmiştir. 8 dershaneli ve 3 katlı olan binanın zemin katı İlköğretim Müdürlüğü'ne ayrılmıştır. Ekim 2000'de bina Kaymakamlık ve Milli Eğitim Müdürlüğü olarak kullanılmaya başlanılmış ve en son Öğretmen Evi olarak kullanılmaktadır.

HÜKÛMET KONAĞI
Osmanlı arşivi belgelerinden anlaşıldığına göre Ünye 1485'te nahiye, 1520'de kazadır ve kaymakamlık olarak yönetilmektedir.
Hükûmet binasının ilk yeri şimdiki Ziraat Bankası ile Belediye binası arasındaki iki katlı binadır. Ondan önce de kavağın 3o metre karşısında bir alanda yer aldığı söylenmektedir.

Eski hükûmet binası 1954 yılında yıkılmıştır. Meydan düzenlemelerinin bir parçası olarak aynı tarihte kaldırılan mezarlığın yerine Hüsrev Yürür'ün müteahhitliğinde yeni bina inşa edilmiştir. Mezarlık bugünkü Anafarta İlkokulu'ndan itibaren yüksekçe bir duvarla yoldan ayrılmıştır. Söylenenlere göre hükûmet binası inşa edilirken sökülen mezarlar Türbe Yokuşu'ndaki mezarlığa taşınmıştır. Yalnızca bir tanesi sökülmemistir. Tiryaki Hasan Paşa'nın olduğu rivayet edilen bu mezar hakkında halk arasında anlatılan birçok hikâye vardır.
Hükûmet binasının temelini dikkatlice izlemiş olan Mustafa Kalafat'ın anlattığına göre, Hüsrev Bey temele kızıl ağaçtan kütükler yerleştirmiş, bu çok sağlam olan temel üzerine de eski 3 katlı bina inşa edilmiştir. 1999 yılında yıkılan bu binanın yerine yapılan hükûmet konağı inşaatı devam etmektedir.


MEYDANDAN DAĞILIR YOLLAR...
Meydan farklı yaşamlara açılan yolların da kesiştiği yerdir; buradan yola çıkılır, buraya varılır. Ünye'nin ilk ulaşım araçları da meydandan kalkmaktaydı. Bunlar Samsun'a Ordu'ya giden ilkel arabalardı.
"Otomobiller önden çalıştırılırdı. Binerdik ama Allah selâmet versin. Yollarda çok kaza olurdu, kolay devrilirdi virajlarda. Direksiyonları çok ağırdı. Dönemezdi araba, yokuş yukarı çekmez, yokuş aşağı duramaz, frenleri çok zor tutardı. Durmak için 100 metre önceden, şoför iki ayağıyla basacak da yine zorla duracak. Durmazsa bir ağaca duvara toslayacak. Haydi bir sürü yaralı, yaralıları hastaneye götürmeye bir araba daha bekle..." (Mustafa Kalafat)-
Metnin alındığı yer Ufuk Mistepe-Aydınlık Ufuklar Sitesi
(Bu metin yıllar önce iki bölüm halinde yerel tarih çalışmaları sırasında kaleme alınmıştır.Eski ve yazıldığı yıllardaki meydanı anlatmaktadır. Birinci bölümünü geçen sayımızda yayınladık. Yazıda anlatılan bazı yerler ve binalar bugün yerlerinde yoktur, bazı bilgiler değişmiş veya yeni bulunmuştur, bu bölümlerin bazılarını güncelledik bazılarını da çıkarmak yerine aynen bıraktık ,bilgi açısından okuyucuya sunulur.)


Bu Haber 2921 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI