Eski çömlekçi ustası, 101 yaşındaki Bekir Çağlar’ın ifadesiyle Alaçam’dan Hopa’ya, Karadeniz’de sadece iki yerde; Borçka ve Ünye’de çömlek imalatı yapılırmış.
Ünye tarihinde imalat sektörü ve çömlekçilik:
İp yapımında kullanılan kendir ve kenevir tarım sektörünün en önemli ürünüyken, imalat sektörü henüz ev tezgâhları düzeyindedir. 18. Yüzyılda canlanan dünya ticaretiyle birlikte Ünye’de ipçilik önemli bir aşama kaydederken, önce fasulye ve ardından fındık dışsatımı devreye girer. Kireç ve taş ocakları, Ünye’de ekonomik hayatı şekillendiren diğer faktörlerdir. Özellikle Ünye Taş’ının işlenmesi, dericilik, saraçlık ve çapulacılık konusunda kaydedilen gelişmenin izleri günümüze kadar gelir. İmalat sektörü, Cumhuriyet’in ilan edildiği tarihten başlayarak fındık kırma fabrikaları biçiminde halen sektörün en önemli birimidir.
Çömlekçilik ise, fındık fabrikalarından çok daha önce Ünye’de yerleşik Rum nüfusun faaliyeti olarak görülür. 1924 Yılında mübadele edilen Rumların ardından, çömlek fırınları ölüm sessizliğine bürünür. Evler boşalmış, işlikler terk edilmiştir. Yerine kendi yakınlarından başkasını yetiştirmeyen Rum ustaların fırınlarını yakacak, çamura kıvam ve şekil verecek kimsecikler kalmamıştır. Çaresiz, bu işi görmek için Ünye gibi çömlekçilik yapılan bir başka yerden, Borçka’dan usta transfer edilir. Mahallenin ileri gelenlerinden İlyasoğlu Ahmet (Yıldız), Borçka’dan 1927 yılında Şükrü Ustayı (Ellibeş) getirtir. Bu tarihten sonra yeniden hayat bulan çömlekçilik, giderek Ünye’nin en önemli imalat sektörü haline gelir. Yeni fırınlar açılır, mahallede herkes, çoluk çocuk bu üretimin içindedir. Yenilerinden iri yapısıyla fark edilen Burunucu’ndaki eski fırınların tamamı Rum Hacdıtor’dan kalmadır. Kayıklarla gemilere taşınan çömlekler, iç ticarette ve dışsatımda kullanılır. 1945-55 Yılları arası Ünye’de Çömlekçiliğin altın yıllarıdır.
Çömlekçilik mesleğinde önemli bir isim, İlyasoğlu Ahmet:
İlyasoğlu ailesi sadece işletmeci olarak değil, ailecek sektörün her noktasına yer alır. İlyasoğlu Ahmet Yıldız Ünye’de kesintiye uğrayan çömlekçilik imalatını ve ticaretini yeniden canlandıran işletmecidir. Borçka’dan çömlek ustası Şükrü Ellibeş’i getirtir. Şükrü usta, işbaşı yaptığı Ünye’de çömlekteki potansiyeli fark ederek, yanına bütün ailesini alır. Kısa zamanda İlyasoğlu’nun işletmesinden ayrılarak kendi imalathanelerini kurarlar. İlyasoğlu aynı dönemde Adil ve Haydar ustaları (Dilek) getirtir. Adil Dilek, yurtdışında önemli yatırımları olan Ünye kökenli iş adamı Şenol Yeğin’in annesinin babasıdır.
İlyasoğlu’nun Ünye’ye getirttiği bir başka usta Bugar göçmeni Espas ustadır. Kendisiyle görüşme fırsatı bulduğumuz 1908 doğumlu Bekir ustanın (Çağlar) ustasıdır. Espas ustanın gelişiyle birlikte ürün çeşidi artmış testi, küp, güveç yanına onlarca çeşit eklenmiştir. Şeklini tarif ederek, işlevini anlatabilen herkese, istediği ürün çamurdan yapılır hale gelir. Lazımlık, öveç, pöğrek, havalandırma başlığı, ibrik, düdük, kül yalağı, hanıştıra, sibek, tabak, vazo, saksı, biblo, kumbara, delikli keş kabı ve beşik oturağı bunlardan bir kaçıdır. Kiremit ve tuğla imalatı çömlekçilik yanında baş gösteren faaliyetler arasındadır.
Çömlekçilik zanaatını Ünye’de icra eden ilk zanaatkârlar, hünerlerinin karşılığını oldukça yüksek almakta, toplum içinde itibar görmektedirler. Kaymakam maaşının 30-35 Lira olduğu bir dönemde, Şükrü Ellibeş 150 Lira maaş almaktadır. Şükrü ustanın gümüş bastonla dolaştığı söylenir ve bir dönem Belediye başkanı seçilerek görev yapar.
Ünye’de çömlekçiliğin ortaya çıkışı:
Toprağın pişirilerek çömlek haline getirilişi tarih öncesi dönemlerden kalmadır. Ünye’de çömlekçiliğin ne zaman başladığına dair elimizde somut veriler yoktur. Ancak Osmanlı döneminde Rum ahali tarafından kentin batı girişinde çömlek imalatına girişildiği bilinmektedir. 1902 tarihli Serveti Fünun Dergisinde çömlek ve kiremit üretiminden söz edilmektedir. Bu dönemde Burunucu’nda 3, Fevzi Çakmak Mahallesi’nde 1 adet çömlek fırını mevcuttur.
Çömlek için elverişli çamur, su geçirmeyen killi topraktan (cilim) yapılır. Çömlek için elverişli çamur daha çok Burunucu tarafında, Çamlık mevki karşısına düşen bölgede bulunmaktadır. Elmalık denilen yerden alınan çamur, öküz arabalarıyla imalathanelere taşınır, çamur yalaklarına yığılır. Islanır, yoğrulur, kıvama getirilir. Daha çok kadınlar tarafından elle ayıklanan çamurlar, topaklanarak silindirli makinelerden geçirilir. Önceleri elle çalıştırılan kolonlu çamur ezme makineleri, daha sonra elektrikle çalıştırılır. Çift dönmeli makinelerden sonuncusu, Zenger Paşa Konağında sergilenmek üzere 1989’da Ünye’den alınarak Ankara’ya götürülmüştür. (Bu makine eski çömlekçi ailesi fertlerinden Ada Bakkaliyesi sahibi Bahri Çiçek’in ifadesiyle, bizzat rahmetli Zenger tarafından alınmıştır. Çamur ezme makinesinin izini süren Sayın Ufuk Mistepe, sözü edilen yerde maalesef böyle bir edevata rastlayamamıştır.)
Çömlekçi Mahallesinde dünde kalanlar yalnızca çömlek imalathaneleri ve bacası tüten fırınlar değildir. Bacası tütmeyen, bizlere uzay aracı kadar yabancı görülen terk edilmiş bir iki çömlek fırını kalmıştır. Çömlekçi’de bir de camimiz vardır, yaptıranın ve bahçedeki mezar taşlarının adını okuyabilmişsek bile bugün izini kaybettiğimiz adlar arasındadır.
Dünden bugüne kalan, taş zemin üzerine yükselen bir kaç kagir bina ve önünde açmayı sürdüren güllerdir.
Haftaya, Çömlekçi’nin güllerine devam…
Tarih Araştırma Grubu:
Ahmet Kabayel
Ahmet Derya Varilci