Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Arif VİDİNLİ /Mehmet Necati Vidinli’nin Yaşam Öyküsü
11 Nisan 2013 Perşembe 08:31
Kaynak: Canik Dergisi 17. Sayuı
BİR BAŞARI HİKÂYESİ:

Mehmet Necati Vidinli, Türkiye Cumhuriyeti ekonomisini yoktan var eden çalışkan Anadolu insanlarından biridir. Atatürk devrimlerine inanmış, bağlanmış, hayat okulunda kendini eğitmiş, aydın fikirli saygın bir insandı. 1952 yılında liseyi bitiren kızını İsviçre’ye eğitime gönderebilmesi çağdaşlığının, laik görüşünün ve eğitime verdiği değerin göstergesidir


Ünye’de geçen yıl Mürüvvet Vidinli Halk Eğitim Merkezi’ni, bu yıl Mehmet Necati Vidinli Endüstri Meslek Lisesi, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Okulu’nu yaptıran Ünyeli iş adamı
Arif İsmet Vidinli’nin babası Mehmet Necati Vidinli’nin yaşam öyküsü gençlere örnek
olacak niteliktedir. Bu biraz da Cumhuriyetin kuruluş yıllarındaki Ünye’nin öyküsüdür.
Okullara adını veren Mehmet Necati Vidinli, Ünye’de 7 yaşında başladığı çalışma hayatında, çıraklık, kalfalık, ustalık aşamalarından geçerek başarılı bir yatırımcı olmuştur. Ünye’nin ve ülkemizin kalkınmasına önce emeği ile daha sonra yatırımları ve iş yönetimi ile katkıda bulunmuş, çağdaş, seçkin bir insandı.
Mehmet Necati’nin dedesinin de babasının da adı Şakir imiş. Bolaman Liman Reisi Şakir Bey, genç yaşta vefat edince, öksüz kalan oğluna da Şakir adını vermişler. Şakir Efendi fakirlik içinde yetişmiş, güler yüzlü çelebi bir insanmış. Ünye’nin Cılar köyünden Necip Ağanın kızı Emine Hanım ile evlenmiş. Ünye’de Çakırtepe’de bahçe içinde bir ev alıp yerleşmiş.
Şakir Efendi ile Emine hanımın bir kızları ve dört oğulları olmuş, Mehmet Necati ortanca çocukları imiş. Emine hanım ciddi, ölçülü, bir hanımefendi, kuvvetli kişiliği ve tutkusu ile ailenin sessiz yöneticisi imiş. Mehmet Necati çalışkanlığını, başarı tutkusunu Annesinden, hoş sohbetliğini ve sosyal etkinliğini de Babasından almış
Mehmet Necati 1904 yılında doğmuş İki sene mahalle mektebine gitmiş. 1911 yılında, Yedi yaşında Çapulacı Hacı Bey’in yanında çırak olarak verilmiş. Ünye’de Orta Cadde ve Suluhan Geçidi çevresine 'Çapulacılar Arastası’’ denirdi. Buradaki iş yerlerinde o dönemde çok kullanılan çivili ve dikişli çapulalar (ayakkabılar), terlik ve mesler yapılırdı. Çapula almaya gücü yetmeyenler de çarık giyer veya yalınayak dolaşırlardı. Ülkemiz o derece fakirdi.
Onsekiz yaşına kadar Hacı Bey’in yanında çalışmış, Usta olunca, 1922 yılında Çapulacılar Arastasında kendi dükkânını açmış. İşleri kısa zamanda gelişmiş. İşyerinin adı Metanet Ayakkabı Ticarethanesi olmuş. Yanında çırak ve kalfalar çalışmış, ustalar yetişmiş.
Mehmet Necati çalışkan, tutkulu bir insanmış. Bir gün şöyle demişti;
’Sabahları gün doğmadan, kalkar Çakırtepe’den Çapulacılar arastasına kadar olan yolu bir solukta yürür dükkânımı açardım. Kimse benden daha erken gelip, dükkânını açsın istemezdim !’’
Terme’de, Fatsa’da Bafra’da onun ürettiği çapulaları satan dükkanlar varmış. Ayakkabılar Ünye’den 6-7 metre boyunda kayıklara yüklenir, yelken ve kürek gücü ile gidilirmiş.
Bafra’ya ulaşmak için akıntıya karşı Kızılırmak ağzından içeri girmek zor olurmuş.
Ancak çok daha zor olan yolculuklar da yaparlarmış. Ünye’de ayakkabıları kayıklara yükler, yelken ve kürekle Karadeniz sahili boyunca batıya yol alır, Sinop’u, İnebolu’yu Zonguldak’ı aşar Akçakoca'ya varırlarmış. Orada ayakkabıları eşek ve katır sırtlarına yükler Düzce pazarına yürürlermiş. Orada onları satar, parası ile ham, ıslak hayvan derileri alırlarmış. Ham derileri kağnı ile Akçakoca'ya taşırlarmış. Burada ham deriler kayıklara yüklenir, Ünye'ye kadar süren geri yolculuk başlarmış. Ünye'de Tabakhane deresi kenarında sundurmalarda çalışan ustalara bu derileri tabaklatır, bir kısmını kendi ihtiyaçları için kullanır, bir kısmını da diğer çapulacılara satarlarmış.
Türkiye Cumhuriyetinin kurulması, ülkede barışın, esenliğin oluşması, halkın gelir sahibi olmasını, yaşam standartlarının yükselmesini sağlamıştı. Kaliteli giysi ve ayakkabı ihtiyacı oluşmuştu. Mehmet Necati Vidinli ayakkabı imalat bilgisinin daha gelişmiş olduğu, Trabzon'dan Abdullah Ustayı ve Ahmet Kalfayı getirtmiş, potin, kundura, bay ve bayan iskarpinleri imalatı başlatmıştır. Bunlar Ünye ve çevrede geliri yüksek insanlarının beğenisini kazanmıştır.
Abdullah ustanın ve Ahmet kalfa’nın yanı sıra Burhan Yazgan, Reşit Coşkun, Hüseyin Hüsnü, Gemicioğlu Yaşar, Saadet Usta'nın Ömer gibi ustalarımız zarif ve kaliteli erkek ve kadın ayakkabı imalatında yetişmiş, isim yapmışlardır. Ünyeli ayakkabı ustaları ürettikleri ayakkabıların deri ve köselesinin yarısını Ünye tabakhanelerinden, yarısını da İstanbul Kazlıçeşme yapımı veya ithal kösele ve derilerle tamamlarlardı.
Vidinli bir süre sonra Ünye’de kaliteli deri üretmek için, Tabakhane Deresi kenarında zamanın standartlarına uygun bir deri tabaklama tesisi kurmuş ve işletmişdir. Burada manda derilerinden kösele, inek derisinden vidala, koyun derisinden meşin, sahtiyan, keçi derisinden de gilase imal edilirdi. Daha sonra Hasan Ürer’in tabakhanesi açıldı. Tabaklıkda isim yapmış diğer işverenler de Tabak Şükrü, Tabak Basri, Tabak Rasıh, Tabak Muhlis ve Taş Hasan'dı.
Vidinli şöyle derdi; “35 yaşıma geldiğimde hayvanın sırtından çıkan ham deriyi alır, tabaklama, ve ayakkabı tesislerimde işler erkeklere ve kadınlara ayakkabı olarak verirdim.” Otuz sekiz yaşına geldiğinde, ayakkabı imalatını yanında yetiştirdiği ustalara devir edip, yeni iş sahalarına yönelmiş. Artık Çapulacılar Arastasındaki birçok işyerinde onun arkadaşları ve yanında çıraklık, kalfalık ve ustalık yapmış insanlar vardı. Ona büyük saygı ve sevgileri vardı.
Orta Karadeniz sahili dünya fındık üretimin büyük bir kısmını sağlayan bölgedir. Ünye , Ordu ve Giresun o zamanlar bu bölgenin en önemli fındık toplama ve sevkiyat merkezleri idi. Fındıkların kabuklarının kırılıp ayıklanarak sevk edilmesi için 1920'li yıllardan itibaren bölgede fındık kırma tesisleri kurulmaya başlanmıştır.. Ünye'de kurulan Dizel motor ile çalışan ilk Fındık kırma tesisini 1941 de Trabzonlu Şükrü Yanlıoğlu kurmuştur. Bunu 1943 de Haydar Şahinbaş'ın, Vidinli’nin ve Kalemen Kardeşlerin kurdukları tesisler izlemiştir.
Bu tesislerin teknik yapımcısı, tesisleri kurup çalışmaya hazır hale getiren çok değerli usta. “Makinist Mehmet” lakaplı Mehmet Çolakoğlu’dur.
Bu tesislerde de çok sayıda insan, çoğunlukla kadınlar çalışırdı. Bu nedenle ’Fındık Mağzası‘ da denilirdi. Tesislerin değirmen taşlarında kabukları kırılan, döner eleklerden geçen fındıklar yürüyen bantlara dökülürdü. Bantların iki tarafına oturmuş kadın işçiler, çürük ve kırık fındıkları ayıklardı. Fındık Mağazaları, yörenin en büyük özel işverenleri idi.

Üreticiden, köylüden, aracıdan alınan fındık kırılıp ayıklandıktan, çuvallandıktan sonra gemilerle İstanbul'a veya doğrudan Hamburg’a sevk edilirdi. Ünye'nin yanaşacak bir iskelesi olmadığı için gemiler açıkta demirler, fındık çuvalları ‘Çapar’ denilen mavnalara yüklenirdi. Çaparlar Ünye’de yapılırdı. Sürmene yapısı Mazot motorlu çekici tekneler arkalarına halatlarla bağlanan bu çaparları çekip gemilere götürürlerdi.
Gemilerin demir altında bekleme süresini mümkün olduğunca kısa tutabilmek için, kuvvetli ve süratli çekici tekneler gerekirdi. Bu teknelerden biri ve en tanınmışı da, Vidinli’nin Yaşar (Karaduman) Kaptan ile anlaşarak Sürmene’de yaptırdığı ‘Dumantepe’ idi. Zamanında ondan güçlüsü, hızlısı yoktu. Bir defada iki hatta üç çaparı arkasına takar yarım saatte demirli duran gemilere ulaştırırdı. Yaşar Kaptan ve Dumantepe motoru Ünye’nin tarihinde yerini almıştır.
Vidinli, fındık kırma tesisi nedeni ile ticareti, fındık alım satımını ve fındık ihracatını öğrendi. Bu arada kurduğu tesislerinin sayısı, ikisi Ünye'de biri Fatsa'da olmak üzere üçe yükselmişti. Bu tesislerin yönetimini kardeşi Hicabi Vidinli ve oğlu Mustafa’ya bırakarak, !946 yılında İstanbul'a gitti. Fındık ticaretinin odak noktası Eminönü'nde Maksudiye Han’da büro açtı. 1952 yılına kadar orada kaldı. Zamanının başta gelen fındık ihracatçılarından biri olmuştu.
İhracat kalemlerinden biri de çürük fındık idi. Çürük fındık, yağı için değerlidir. Vidinli, 1948 yılında İstanbul'da Eminönü'nde Hasırcılar’da bir yağhane ve sabunhane kurdu Burada çürük fındıklar preslenir yağı çıkarılırdı. Yağın asidi düşük olanı yemeklik yağ olarak piyasaya satılır. Yüksek asitli yağlar ise büyük kazanlarda kaynatılır, kostik soda ile karıştırılıp sabunlaştırılır, kurutulur ve kalıp sabun yapılırdı. Sabun kalıplarında bir 'at başı' resmi vardı.
Atlar, Mehmet Necati’nin hayatı boyunca, en değer verdiği insan gibi sevdiği canlılar idi. Herhalde annesinden gelen Kafkas kanı bunun sebebidir. Çocukluğundan anlatırdı;

Bazı hafta sonlarında Annesi ile Dedesinin evine, Terme tarafındaki Cılar (Dumantepe)
köyüne giderlermiş. İşe vaktinde yetişmek için, Pazartesi sabahları gün doğmadan kalkar, yayan olarak Cılar Köyünden Ünye'ye gidermiş.
Köyden deniz kenarına olan 3-4 km lik yolu çabucak inermiş de, sahil boyunca Ünye'ye kadar uzanan yol yürüye yürüye bitmek bilmezmiş. İçi içine sığmazmış. Bir an önce varıp çalıştığı çapulacı dükkanına erişmek istermiş. Ama, neredeyse 12 km lik o yol yürümekle bir türlü bitmezmiş.
On dört yaşına geldiğinde, yani çapulacı dükkanında kalfa olduğunda, gücü yetmiş, kendine yörük bir at satın almış. İşte o zaman kendini inanılmaz güçlü, varlıklı hissetmiş. Yollar, mesafeler artık önemsiz, kolay aşılır olmuş. Erişilmez menzillere göz açıp kapadığında varır, Yollar atının nalları altında sanki eriyip bitermiş Vidinli’nin bu at sevgisi ömrü boyunca sürmüştür. 1960’ lı yıllarda Samsun’da Matasyon yöresindeki kurduğu çiftliğinde Arap ve İngiliz atları yetiştirir, onları Ankara ve İstanbul'da at yarışlarına gönderirdi.
Son senelerinde çoğu zamanını bu çiftlikte atları, av köpekleri ile birlikte geçirirdi. 1967 yılında Hollanda'dan ithal ettiği 10 adet gebe düve’den bu çiftlikteki tesislerde 40 -50 baş Holstein ırkından süt inekleri yetiştirmiştir. Bu nedenle Çiftliği tarım bakanlığınca 1 Numaralı örnek süt hayvanı yetiştirme tesisi olarak tescil edilmişti.
Onun elinin değdiği dal yeşerir, meyve verirdi. İstanbul'da, yağhane ve Sabunhane tesisinden sonra 1949 yılında yine İstanbul'da Kurtuluş'ta bir de kontraplak üretim tesisi kurmuştu. Burada kütükler buhar fırınlarında yumuşatılır, döner tezgâhlarda bıçaklarla
birkaç mm kalınlığında kağıt gibi soyulur ve tekrar rulo gibi sarılırdı. Bu rulolar pres atölyesinde tekrar açılır ve kontraplak şeklinde preslenirdi.
1952 yılında İstanbul işyerinde yeğenini ve oğlunu görevlendirerek Samsun'a yerleşti. Samsun'da İnşaat işleri yapmak için Ünbul Kollektif Şirketini kurdu. Ünye'de belediye reisliği yapmış olan Hüsrev Yürür bu şirkete bir süre ortak olmuştu, ancak 1958 yılında Milletvekili seçilerek ayrıldı . Ünbul Şirketi varlığını sürdürdüğü 15 yıl zarfında öncelikle Karadeniz sahilinde hastahane, fabrika, banka ve devlet binaları, köprüler inşa etmiştir.
Bu sırada Samsunda 1955 yılında Türkiyenin ilk turizm tesislerinden, Vidinli Otelini inşa etti ve işletmeye açtı. Otelin Projesini İstanbul Belediye sarayını yapan mimar’a çizdirmişti.
Vidinli Oteli Türkiye’nin 3. Turistik Otel Belgeli Otelidir. Zamanın en modern otellerindendir.

* * * * *
Mehmet Necati Vidinli, Türkiye Cumhuriyeti ekonomisini yoktan var eden çalışkan Anadolu insanlarından biridir. Atatürk devrimlerine inanmış, bağlanmış, hayat okulunda kendini eğitmiş, aydın fikirli saygın bir insandı. 1952 yılında liseyi bitiren kızını İsviçre’ye eğitime gönderebilmesi çağdaşlığının, laik görüşünün ve eğitime verdiği değerin göstergesidir.
Kızı Şukran (Erkin) 1956 yılında Eczacılık eğitimini bitirmiş, Türkiye’ye dönmüş ve Devlet Demiryollarının Sivas ve Samsun'daki Eczanelerini bir ömür boyu başarı ile yönetmiştir.
Mehmet Necati Vidinli iyiye, doğruya, güzele ve hayıra yönelmiş bir insandı. Etrafındaki insanlara örnek olmuş, onlara ışık tutmuş, yol göstermiş, yardım etmiştir. Yanında çok sayıda insan yetişmiş, meslek ve iş sahibi olmuşlardır. Çok sayıda gencin eğitim ve öğrenimini desteklemiştir. 10 Temmuz 1972’de Samsun’da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Nur içinde yatsın. Onu saygı, sevgi ve minnetle anıyoruz.
Bu yıl, Ünye’de eğitime açılacak olan Mehmet Necati Vidinli Endüstri Meslek Lisesi’nde Onun yaşam çizgisi doğrultusunda, insan emeğinin değerini bilen, alın terine saygı duyan, laik düşünceli, Evreni ve yaşamı mantıkları ile algılayan, Atatürk Devrimlerine inanmış ve bağlanmış çağdaş, seçkin gençlerin yetişmesini diliyoruz.



Bu Haber 4035 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI