Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
“Çemberimde Gül Oya”
20 Nisan 2013 Cumartesi 08:32
Kaynak: Canik Dergisi 16. Sayı
Ünye Çember Oyaları
Neler anlatıyor?

Ünye, çevre il veya ilçelerde genç kızların ve bayanların başlarına örttükleri dört kenarı oyalı (işlemeli) örtülere “çember” denir. Bazı yörelerde yazma derler; “Oyalı Yazma.” Bizde, “Oyalı Çember.” denir
OYA, süslenmek ve süslemek ihtiyacıyla yapılan ve tekniği örgü olan bir sanattır.
“Çemberimde Gül Oya.”
Bir Çanakkale türküsüdür. Biz bu türküyü aşağıda okuyacağınız “Ünye Oyalarının Dili” adlı araştırmamıza başlık yaptık.

Ünye’deki oya ve çember geleneğini bu konuda geniş bilgisi olan Ortamahalle Muhtarı Seyhan İhtiyaroğlun’a sorduk Seyhan Hanım kendisin de zama zaman oya ve çember işleri yaptığını bu geleneğin mahallemizde ve hatta şehrimizde çok uzun yıllardan beri devam ettiğini söyleyerek şunları eklemiştir:
“Oya geleneğinin çek eskilere dayandığı hatta Türklerin Ortaasyadan getirdiği bir süsleme sanatı olduğu söylenir. Mahallemizde Rum ve Ermenilerin de çok oluşu bu oya ve işleme sanatına renk katmıştır.. İlk çemberleri yazma olarak Tokat’ta baskıya almışlardı. O zaman ki çemberler küçük idi, şimdikiler ise büyük ve farklı, her çemberin farklı oyaları var. Oya , kesinlikle sabır işidir. Her düğüm de ayrı bir sabır gerektirir. Anadolu kadını oyalarla sadece başörtüsünü süslemez, onları bir iletişim aracı olarak kullanırdı.
Eskiden kocaya darılmak, kaynanayla atışmak, eltilerle kavgaya tutuşmak aile içi geleneğe aykırı olduğu için dile getiremedikleri hislerini oyalar aracılığıyla anlatırlarmış. Oya, sözsüz bir dildir. Kadınların iç dünyalarının en güzel ifadesi. Öfke, kızgınlık, sevinç, üzüntü, acı her türlü duygu oyaların ilmeklerinde anlam bulmuştur..
Kenarları oyalı çemberlerin kullanılış amacı çok çeşitlidir.
Oda Takımları, Yatak Örtüsü, Eşarp, Baş Örtüsü Kenarları, Abajur, Para Keseleri, Bluz, Gecelik Yakası, Mendil Süslemesi ve Yaka İğnesi gibi süslemelerde kullanılır.

Köylerde gelin olacak genç kızların çeyiz sandıklarında olmazsa olmaz tek el işi çalışması, “Oyalı Çemberlerdir.” Genç kızlar, yeteneklerini ve el becerilerini bu işle sergilerler.
Oyalı çemberler; iğne oyası, boncuk oyası, tığ oyası, mekik oyası, olarak yapılmaktadır,
Oyaların motifleri, doğada bulunan bitkilerin yapraklarından ve hayvanların güzelliklerinden alınmıştır.
Çemberi örtünecek kişinin yaşı da önemlidir. Genç kızlar; daha canlı, renkleri, can alıcı çemberleri kullanırken, evli ve orta yaş kadınlar daha olgun gösteren “ağır” oyalar kullanırlar.
Oya yapılacak çemberler(yazmalar) taş baskı ile üretilmiş çemberlerdir. Eskiden Tokat ilinde yapılırmış yazmalar. Şimdi modern baskı teknikleriyle yazma imalatı yapılmaktadır. Bursa ili, bu işte ustalaşmış durumda.”

Oyların Dili
Satın alınan çemberin, önce dört kenarı iğne ile çitilir. Çitme işi özenli yapılmazsa çemberin katlanırken kusurları ortaya çıkar. Kısacası uçları birleşmez. Bu da işçiliğin kötü olduğunu gösterir. Çitlenen çembere doğrudan oya yapıldığı gibi, daha önceden zincir şeklinde yapılan oyalarda geçirilebilir. Oya çok iyi ise, kullanılan çember eskiyince oya sökülüp, başka çembere geçirilebilir.
Her oyanında bir adı vardır. Bu oyaların adı köyden köye değişebilir. Değişik isimlerle yapılan oyalar her zaman bulunabilir.

Bazı iğne oyası isimleri şöyledir:
“Bebek Oya, Berber Aynası, Kelebek Oya, Karpuz Çekirdeği, Kasımpatı Oyası, Şimşir Yaprağı, Şeftali Çiçeği, Tekerlek Oya, Horoz İbiği, Şımbıl Oya, Dört Kızarası, Erik Çiçeği, Çam Oya, Kese Oyası, Günebakan Oyası, Patates Çiçeği, …
Tığ Oyalarından bazıları:
“Biber Oyası, Merdiven Oya, Örümcek Bacağı, Karanfil Oyası, Pul Oyası, Halka Oya, Çarkıfelek”
Boncuk Oyalar:
“Çatal Şiş Oya, Pullu Oya, Kelebek kanadı oyası” Saymakla bitmeyecek kadar çok oya isimleri var.
Çemberlerin, başa bağlanış şekilleri de farklı farklıdır.
Bir genç kızın çember bağlaması ile evli birinin çember bağlaması farklıdır. Bu bağlama şekilleri, Batı Anadolu’da, “Yörük kültürünün” hâkim olduğu her yerde vardır. Küçük farklılıklarla, aşağı yukarı aynıdır.
Eskiden düğünlerde, “sepi” serilirdi. Evlenen genç kızın çeyizi herkese gösterilirdi. “Sepi” serilince, en göz alıcı çeyiz parçaları “Oyalı Çemberler” olurdu.
Kaynak: Ş. Odabaşı
Oyanın Tarihi
İğne Oyacılığının geçmişi çok eski tarihlere dayanır. 18. yy sonlarından beri yapılmaktadır İğne oyaları yeni yetişen genç kızlarımızdan tutun, yaşlı hanımlara kadar herkesin zevkle, maharetle yaptığı bir dantel türüdür. Geleneklerimizin güzel örneklerinden biridir. İğne Oyacılığı adından da anlaşılacağı üzere İğne, ibrişim, ipek ve naylon iplikle yapılır. İğne Oyacılığı güzelliği, zarafeti ve şık görüntüsü ile her kesin ilgisini çeker.



Oyalar ve anlattıkları:
Yeşilin tonları : Yeni gelinin evinde eşiyle mutlu olduğunu.
Sarının tonları : Mutsuzluğu, üzüntüyü, sıkıntıyı ve ümitsiz aşkı,
Mor Sümbül : Kızın âşık olduğunu,
Pembe sümbül : Kızın nişanlı olduğunu,
Beyaz Sümbül : Sadakat ve bağlılığı,
Badem Baharı : Kızın sevdiği kişi ile evleneceğini,
Biber oyası : Kadının eşi ile arasının iyi olmadığını,
Acı biber oyası : Kadının eşine çok kızdığını,
Arpa çiçeği oyası : Kadının eşinin ilgisizliğinden şikâyetçi olduğunu ifade eder.
Müjde oyası : Genç kadının bebek beklediğini müjdeler.
Yabani gül oya : Eşi başka şehirde çalışan kadınlar tarafından kullanılır.


Oyalar Ne Anlatıyor

Eskiden kocaya darılmak, kaynanayla atışmak, eltilerle kavgaya tutuşmak edebe aykırı olduğu için kadınlar dile getiremedikleri hislerini oyalar aracılığıyla anlatırlarmış. Oya, sözsüz bir lisan Anadolu kadını için. Bir nevi ifade aracı… Kadınların iç dünyalarının en güzel ifadesi. Öfke, kızgınlık, sevinç, üzüntü, acı her türlü duygu oyaların ilmeklerinde anlam bulmuş bu coğrafyada.
Bu nedenle Anadolu’da yapılan her oyanın özel bir adı var. Kaynanasına iyi bir mesaj iletmek isteyen yeni gelin, çayır çimen oyası işlenmiş yemeni hediye ediyor ki, aramız çayırlar gibi püfür püfür, çimenler gibi iç açıcı olsun diye. Hayatından hoşnut olmayan bir gelin kıllı kurt oyası işlenmiş yemeni ile arz-ı endam ediyor sokaklarda. Feleğin çemberinden geçmiş bir kadının yemenisini ise çarkıfelek oyası süslüyor. Mutlu olamayıp, gün yüzü göremeden kocasından ayrılan kadın, ağıtını çarkıfelek oyasına yakıyor. Genellikle karı-koca, elti, gelin-kaynana arasındaki ilişkilere atıfta bulunan anlamlar taşıyor oyalar. Her ilmek, ilişkileri düzenlemek için atılmış sanki. Kaynanadili, berber aynası, gülen bebek oyası, Medine çiçeği, kirpik oyası, baharlı biber, enginar çiçeği oyası…

Hangi Oya Ne Diyor?
Gelin adayı evlenmeden önce kaynanasına çayır çimen oyası yapıp yolluyor; bu, ‘aramız çayır çimen gibi huzurlu, ferah, çiçek gibi olsun’ anlamını taşıyor.
Hayatından hoşnut olmayan gelin kıllı kurt oyalı yemeni yapıp takıyor.
Gelinin kaynanasıyla arası iyi değilse mezar taşı oyası işliyor. Bu, ‘Aramızdaki soğukluk mezara dek sürecek’ manasını taşıyor.
Kocasıyla veya kaynanasıyla arası iyi olmayan gelinler ise biber oyası yapıyor. ‘Aramız biber kadar acı anlamına geliyor.
Portakal çiçeği, olgunlaşmış meyvesi ile aynı zamanda ve dalda yer alan tek çiçek. Bu nedenle yapılan portakal çiçeği oyası doğumla ölümü, gençlikle olgunluğu, ümitle maziyi ifade ediyor.
Çarkıfelek oyasını, mutlu olamayıp eşinden ayrılan kadınlar işliyor.
Kütüle oyası Adana’da yapılan bir oya. Nikâhtan sonra gelin, eltisine kütüle oyası veriyor ki, aramız çiçek gibi olsun diye.
Umudun, aşkın ve bekâretin sembolü olan sümbül oyası Tokat’ta yapılıyor.
Kaynana dili oyası, acı ve çok konuşan kaynanaları ifade ediyor.
Çok şık olan oyaya da saray süpürgesi denilmiş.

Oyalarda Çiçekler
SÜNBÜL: Aşkın ve mutluluğun simgesidir. MOR SÜNBÜL: Âşık kızı, PEMBE SÜNBÜL: Nişanlı kızı, KARANFİL: Erkek takıyorsa yavuklusu var demektir. Evli kadınlar takarlar.
SARI NERGİS: Umutsuz aşkını anlatır. YABAN GÜLÜ OYASI: Erkeği gurbete giden kadını,
BADEM ÇİÇEĞİ: Sevdiğiyle evlenecek kızı,ERİK ÇİÇEĞİ: Gelinler bağlar.BAHAR ÇİÇEĞİ: Kocasıyla arası iyi olmayan. KIRMIZI ACI BİBER: Kocasıyla arasının acı olduğunu dile getirir.
Menekşe oyası: Eğer gelinin bekâr görümcesi varsa, onun biran önce evlenip gelin kızın başından gitmesi için görümceye "menekşe oyalı yazma" verilir. Eğer görümce evlenip giderse; oğlan evinin tek kızı gelin olacaktır.
Gelincik oyası: Gelinin bohçasına da kaynanaya gönderilen gelincik oyası " gelininin baba evinde bir gelincik gibi narin yetiştirildiğini, güzelliğinin ise yine bir gelincik gibi zarif ve doğal olduğunu söyler. Ayrıca gelininin el değmemiş bir çiçek olduğunu anlatır.
Böyle bir kültürle bezenmiş ülkemizde eskiden her şey konuşulmaz bunların çoğunu oyalarla anlatırlarmış. "Gelinparmağı oyası" bu oya, gelinin becerikliliğini marifetini herkese göstermek için kaynana tarafından yapılır.
Oyalar bazen bir şikâyet mektubu, bazen sayfa sayfa okunan hayat hikâyesine dönüşür. Öyle ki Erik çiçekli oya bulunduran, eşini seven ve eşi tarafından sevilen kadınların yazmalarında bulunur. Eşinin ilgisizliğinden şikâyet için çalı çiçekli oya takılır akrabalarının yanında başlarına.
Oyaların dilini anlamak için özellikle nişan ve düğün bohçalarında hediye olarak kullanılan iğne oyalı yemenilerin desenlerine dikkat edilir. Bu bohçalarda yatan gizli mesajların bir kısmı şöyledir:
Üzüm Oya: Ömür boyu tatlılığı simgeler. Özellikle kayınvalide bohçasına konulur.
Sarmaşık Oya: Gelinin kayınvalidesine duyduğu sevgi ve muhabbeti simgeler.
Biber Oya: Gelin bohçasında özellikle kullanılmaz çünkü tatsızlığı ve acıyı simgeler. Yaşamından memnun olmayan gelinler durumlarını ailelerine biber oyası yaparak anlatırlar. (Biber baharı çiçeği: Kocasıyla arası nahoş olan yeni gelin bu oyayı bağlar. Eğer kırmızı acı biber oyası taktıysa başına kocasıyla arasının kırmızıbiber gibi acı olduğunu belirtir.)
Kaynana Dili: Gelin - kayınvalide geçimsizliğini ifade ettiği için düğün bohçasına konulmaz
Genevir Oya: Oğullarını evlendiren anneler, ağırbaşlılığı simgelediği ve iki renkle yapıldığı için, duruma göre hareket edeceklerini belirtmek üzere kullanırlar.
Elma Çiçeği: Baharı ifade eder. Sevinç ve müjde anlamlarıyla yüklüdür. Kayınvalide, görümce ve elti gibi yakın akrabalara hediye edilir. Bebek bekleyen yeni gelinler müjdeyi çevrelerine elma çiçeği oyası işleyerek verirler.
Asker Oya: Eşleri ya da çocukları askerde olan arkadaşlar kullanır. Böylece çevredekiler eşi askerde olan genç gelinlere daha bir özen ve saygı gösterirler.
Karanfil Oya: Güzellik, hoşluk, memnuniyet ifade eder. Gelin bohçasında kullanıldığı gibi, çok sevilen dostlara hediye edilir. Evlenecek gençlere çeyizlik hediye yapılacaksa özellikle tercih edilir.
Portakal Oya: Eskiden kıl kök üzerine yapılan birkaç özel, oyadan birisidir. Özellikle çeyizlik olarak hazırlanır. İpek eşarp üzerine dikilir.
Kızılcık Oya: Hayatından memnun görünen ancak derdini ifade edemeyen kadınların “Kan kustum kızılcık şerbeti içtim” cümlesine görsel tercüman olur.
Gül Oya: Sonsuz sevgiyi ve mutluluğu anlatır.
Müjde Oyası: Genç hamile kadın başına müjde oyası takarak bebek beklediğini ilan eder.
Sümbül çiçeği oyası: Âşık genç kız ya da nişanlı kız başına bağlar. Sümbül, aşkın ve mutluluğun simgesidir. Mor sümbül âşık kızı, pembe sümbül nişanlı kızı, beyaz sümbül bağlılığı anlatır.

Oyalarda renklerin anlattıkları
Sarı renkli yemeniler yeni doğan bebeklerin üstüne örtülür. Çünkü sarılığa engel olduğuna, var olan hastalığın da geçeceğine inanılır. Mavi renkli yemenilerin ise nazardan koruduğuna inanılır. Yeşil ve tonları gelinin evde mutlu olduğunu, sarı oya mutsuz, halsiz ve bezginliğini ifade eder.
Yüzlerce yıllık geleneklerle Anadolu kadını, birçok kez içine attıklarını, konuşamadıklarını; kısaca açıkça aktaramadıklarını oyalarla anlatma yoluna gider. Kadınların tercümanı olmuştur oyalar. Papatya oyası "temizliği ve saflığı", kır menekşesi "yalnızlığı ve çekingenliği", mor sümbüllü oya, "gönlüne aşk ateşi düşen genç arkadaşları" simgelerken sarı nergisler, "ümitsiz aşka düşüp, gönül acısı çekiyorum" demeye gelir. Anadolu'da genç bir kız sevdiğinin karşısında beyaz sümbül oyalarla süslü yazmayla çıkması, ;'sana sadığım ve ölene kadar da seninim" demenin sessiz bir yoludur.

"SENİN İÇİN GÖZYAŞI DÖKÜYORUM"
Oyalar, kadının elinde, kimi zaman bir aşk namesine, kimi zaman bir şikâyet mektubuna, bazen de sayfa sayfa okunan bir hayat hikâyesine dönüşüyor. Öyle ki, eşi tarafından sevilen kadınların yazmalarını erik çiçekli oyalar süslerken, eşinin ilgisizliğinden şikâyet eden kadınların yazmasında da çalı çiçekli oyalar görülüyor. Koca evinde hayatından memnun kadınlar, akrabaları geldiğinde "çayır çimen" oyalı yazmalarla örtünürken; kocası gurbette olanların yazmalarında "yaban gülleri" bulunuyor, Eğer bir kadının yazmamdaki güllü oya inciliyse, "yalnızım senin için gözyaşı döküyorum" anlamına geliyor. Bir kadın çevresine "yalnızlığını, bahtsızlığını, sevgisizliğini" dile getirmek isterse yazmasında "mezar taşı" adı verilen oyayı kullanıyor. Anadolu kadının kıvrak zekâsını oyaların renginde, seçtiği ya da motifin gerçekliğinde görmemiz mümkün. Anadolu'da her genç kızın ve her evli kadının sandığından büyük bir özenle saklanan oyalar, nesilden nesile aynı titizlik ve coşkuyla aktarılıyor. Bunca zaman kadınlarımızın hem süsü hem dili hem de düşüncesi olan oyalar, bu görevlerini daha uzun yıllar sürdüreceğe benziyor.

İĞNE OYASI:
İlçemizde yapılan oyalardan en yaygın olanı iğne oyasıdır. Bu oya Anadolu’ya özgüdür. Çiçek sevgisinin yaygınlaşıp doğruya ulaşmasıyla doğmuş olup Lale Devrinde (1718-1730) olgunlaşmıştır.
Halk arasında geçen güncel olaylar ve düşünceler bir şiir gibi oyalarda işlenir. Genç kızlar, gelinler birçok hikâyeyi el işlerinde isimlendirmişlerdir. Çiçeklerin dilini de iğne oyasında göstermişlerdir.

Eskiden başa bağlanan çemberlerin kenarında (çemberimde gül oya) olan iğne oyası, daha sonraları karyola örtülerinin kenarlarını, masa örtüsünün saçaklarını, ayna-dolap örtülerinin görünen yerlerini süslemeye başlar. Eskiden başa bağlanan çemberlerdeki, yemenilerdeki oyaların birde mesajı olurdu. Sümbül aşkın ve mutluluğun sembolüdür. Mor sümbül âşık kızı, pembe sümbül nişanlı kızı, beyaz sümbül bağlılığı anlatırdı. Sümbül çiçeği ile oyalı olan çemberi, nişanlı, âşık kızlar başına bağlardı. Başına gül veya karanfil oyalı çember takan kadınlar ben evliyim, evlendim mesajı verirlerdi.

Erkeği gurbete giden kadın, başına yaban gülü oyası takar. Badem çiçeği oyasının sevdiği ile nişanlanan kız, erik çiçeği oyasını gelinler, çayır-çimen oyasını, kocası ile arası çok iyi olan kadınlar takardı. Genç hamile gelinde başına al renkli, güllü oyaları takardı, müjdesi var demekti.
Kocası ile arası iyi olmayan kadının çemberinde biber çiçeği oyası bulunurdu, daha ilk günlerde acı düştü mesajını yansıtırdı. Birilerine kıllı kurt oyalı çember gönderildiyse senden hoşnut değilim anlamı çıkardı. Kırgın olunan birine (genellikle kaynana, görümce, elti… vs.) mezar taşı oyalı çember aramızdaki soğukluk ölüme kadar gidecek mesajını verirdi.
El sanatlarımızın, el işlerimizin bir parçası olan oya artık bize mesaj vermiyorsa da öneminden bir şey kaybetmedi. Başa bağlanan yemenin, çemberin kenarında mutlaka oya vardır. Oyasız çember başa bağlanmaz. Düğün öncesi okuntu (davetiye) olarak gönderilen çemberlere oya yapılır. Kına gecesinde aynı desenli olan bu çemberler ile karşılama oynanır.
Bir el sanatı olan oya, değer açısından gelir getirici bir potansiyele de sahiptir. Bu geleneksel el sanatının yozlaşmadan, başka toplumlara mal edilmeden geliştirilerek korunması en büyük dileğimizdir. Kaynak:Ali AYDIN





Bu Haber 3526 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI