Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Aynur ZEREN TAN/ ÜNYE VE FATSA GEZİSİ
23 Nisan 2013 Salı 08:55
Kaynak: Canik Dergisi 17. Sayı
Ethem Bey (zamanın Ordu valisi) zamanında Ünye ve Fatsa kazalarına bir tanışma gezisi tertiplendi. İleri gelenler, memurlar, eşraf ve biz gençler iki motora bindik. Bir de küçük bando!!!
Önce Ünye’ye gittik, halk hazırlanmıştı, bizi çok iyi karşıladılar ve evlerine misafir ettiler.
İntibahı milli oyunu orada da temsil edildi. Temsilden önce kasabanın okullu kızları Hilali Ahmer (Kızılay) yararına rozet taktılar.
Derken sahneye (bir kiliseyi çarçabuk sahne ve sıralarla sandalye ve koltuklarla bu işe hazırlamışlardı)Hakkı Hoca çıktı.
İleri sürdüğü tez ve kullandığı dil, hiç de Orduluların hoşuna gidecek gibi değildi. Hakkı Hoca, mutasarrıflık merkezinin (il anlamında kullanılıyor olsa gerek İ.D.)Ordu değil, Ünye olması gerektiğini savunuyordu:” Ordu gibi sonradan türeme bir memleket değildi Ünye, eskiydi ve tarihsel soyluluğu vardı.”
Karşılık veren çıkmadığı için geçiştirildi bu başa kakma(!)hem kim karşılık verecekti? Orduludan ne kafaca ne de bilgice, bu işi kıvıracak bir babayiğit çıkmadı.
Büyükler çekişe dursunlar, biz gençler kaynaşıvermiştik birbirimize. Dostluklar kurduk.
Ünye’de bir gün iki gece kaldık ve Fatsa’ya geçtik. Orada da iyi ağırlandık. Geceyi, Tapu baş kâtibi Şevket Bey’le birlikte Tapu memuru Şükrü Bey’in misafiri olarak geçirdik.
Bolaman Beyleri davet ettiler, uğradık. Fatsa’da da Bolaman’da da aynı temsil tekrarlandı istek üzerine.

SAKARYA İLKOKULU-FATSA 60’LI YILLAR

Taşbaşı kıyıları kayalık, çarşı kıyıları kumluktur. O zamanlar bu kumluğa kayalıklar ve yük çaparları çekilirdi.
Burada sahil o denli güzeldi ki günün her saatinde değişen parlak renkleriyle ki çoğu yeşil üzerineydi, göz alıcı ve iç açıcıydı. Kayalıkları mavi-yeşil dalgaların bembeyaz köpükleri süslerdi;
Yer yer kaya bloklarının üzerinde ki mor süsenli çimenlerde kır sofraları kurulur, içkiler içilirdi, sazlı sözlü. Denizin oyduğu kayalıkları, tertemiz kum ve renk renk çakıllarla bezenmiş koycukları seyredilerek dolaşırlardı kayıklarla.
Ağaçlıkların arkasında yarı gizli duran, çoğu beyaz badanalı evlerin bahçelerinde türlü meyve ağaçları vardı.
Güzeldi; çok güzeldi buraları. Her evin penceresinden geniş bir deniz ufku çarpardı bakışlara. Limana giren küçük büyük yelkenliler, vapurlar önünden geçerlerdi ağır ağır.
Ordu’nun gerçek sanatkârlarından biri olan Rüştü Efendi(Ali Rüştü Öge) Ordu manzaraları üzerine çalışırken, gördüklerim öylesine çekici, öylesine canlı renklerde ki fırçama boya bulmakta bayağı güçlük çekiyorum, derdi.
Kasabanın olduğu yerdeki tarihi eserlerden birçoğu Cenevizlilerden kalmadır. Sabah güneşi, beyazla badana edilmiş duvarları, bahçelerdeki yaprakları parıldatır. Her yer yüze güler. Temiz olmayan yeri var mıdır bu kasabanın? Hiç hatırlamıyorum.
Çarşının ortalık yerinde Tahıl Pazarı vardı. Burada her türlü tahıl satılırdı; mısır, buğday ve bunların unları, arpa, kürül, kuru fasulye… Sebze ve meyveler hükümete çıkan yolun çarşı bitişiğinden itibaren sıralanırdı. Satıcılar genellikle köylü kadınlardı ve mevsimine göre karalahana, pırasa, kabak, taze fasulye, pazı, soğan, hıyar,… satarlardı. Bunlar oldukça boldu ama patlıcan ve domates diye sattıkları en irisi ceviz büyüklüğünde yabansı şeylerdi.
Kalaylı yoğurt bakraçları, incir ve yumurta gıdıkları(küçük sepet), üzüm ve elma sepetleri, bacaklarından bağlı yan yatan tavuklar tutardı yolun iki yanını.
(Bir Zamanlar Ordu-Anılar-Fevzi Güvemli)




Bu Haber 2368 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI