Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
BİLGİN HASDEMİR/ HADİ ORTAOKULA
24 Nisan 2013 Çarşamba 08:48
Kaynak: Canik Dergisi 17. Sayı
ÜNYE ŞİVESİNDE YAZILMIŞ BİR ANI
Güneş'e sormuşlar:” Nerden dovmayı, nerden batmayı hayal edersin?”
“'Ben hayalle yaşamam ben hakikati yaşarım.
Ben Ünye’de denizden dovar, denizden batarım...”

Anafarta ilkokulunu 1957 yılında bitüdükten ve ilkokul şahadetnamemi (diploma) alduktan soona, ortaokula Ordu'da başladım, çünkü bubam Avcı Gadir, il daimi encümen azasıydı ve Ordu'da oturması gerekiidu... Ordu'da gittüümün ikinci veya üçüncü günü, Millet Düzünde top oynıyanları seyrederken, birden gendümü sahanın ortasında buldum... İyi top oynamışım ki, hemen adımı dakdılar, 'ÜNYELÜ'.


Bugün, Ordu'daki akranlarım beni hala 'ÜNYELÜ ' diye hatırliilar. Ordu'nun Türkiye’nin hiç bi yerinde olmıyan bi özellüü vardur. Herkese bir isim dakarlar: Üşümüş, Daduk, Racon Kemal, Cibe Cemal, Dansöz Aydın, Kovboy Aydın gibi...
Tatillerde süreklü Ünye’deyim. Yılda en az dört ay..Gine futbol topunun peşinde goşiiuk... Dakımlar gurduk... Ziya Yürür'lerin dakımı KIBRIS SİPOR, Güdeklerin dakımı GÜDEK SİPOR, bizim maalenin dakımı PAŞALAR, Alparslan Özler'in dakımı GÜVENSİPOR...
Bizim dakımda kimler vardı: Yağcıların Okan, Memed Şentepe, Avni Çavuş'un İbraam, ben, Ziver, Bafradan Fikret, Müslüm Gürsoy'un oolu Sait... Oktay Güven tatile gelince bizim dakıma gatıliidu.
Çimmeyi de öörenmeye başlamıştım. Denize girdüümüz yer, Park Lokantasının önü ve iskeleydi.
Şubat tatillerinde Ünye'ye geldüümde, sapanga elimizde, guş peşinde goşiiduk. Bozayıl ve garatavuk içün, sertme veya küme guriiduk. Avni Çavuşların baççesinde, çok sertme ve küme gurduk. Bi seferinde 'elma baş' yakalamuştuk. Rengarenk, çok güzel bi guştu. Saliha Deyzem çok gahrımızı çekmişti.

Gışlar çok çetin geçiidu. Oda gapılarına, soouk hava girmesin diye kilimler çakıliidu.
Biraz böyümüştük... Çocuk muamelesi yapmilardı artuk...Bedri Aaabimlen, bılcın dutmaya gitmeye başlamıştım. Bizim av alanımız, Kiraztepesiydi. Akşamları gafamız hep havada olurdu gökyüzünde yıldız var mı diye... Eğer yıldız varsa, hava yavmiicak ve bılcın çıkılmicak... Gündüzden gedalları ve löküs lambalarını hazırliiduk. Kimileri gemici feneri ile çıkiidu bılcına...
Bedri Aaabimin, nasıl bılcın duttuunu seyrediidum. Ben de başladım gendü gedalım ve löküs lambamla bılcın dutmaya. Bılcın yerde duriii. Yavaş yavaş yaklaşiidum bılcına... Löküsü gözüne dutiim, bi taraftan da bıldırcına yalvariim. 'N'olur gımıldama'. Bılcın 'pırrr' diye uçunca, dünyanın en büyük hâzinesini gaybetmiş gibi oliidum. Emme, bılcının gafasına, gedalı geçürünce, deyme gitsin keyfime. Tabii ertesi zabah arkadaşları göriim... Herkes kaç bılcın duttuunu söölii... Bir dutan on, beş dutan yirmi, on dutan elli diii... 'At yalanı öpeyim inananı' Bılcın dutulduu zamanlarda evde 'bılcınlu pilav' yapıliidu. Benin duttuum bılcınlarla yapılan pilav da bi başga oliidu canım...
Gündüz gine top peşinde goşiiuk. Saray Hamamına giden yol gine futbol sahamız...Yalnuz, bu sefer öküz arabaları deil, makinalar geçmeye başladı. Bizim evin garşusunda Paşabahçesinin devam olan tarlada, Ünyelülerin çok iyi tanuduu, Arap Anşa Deyzemiz, mısır filan yetüşdüriidu. Çocukluk işe... Çok gızdurduk unu. İnşallah hakkını helal etmişdür bize...
Gündüzleri, ben süreklü dükkandaydım... Hani Büyük Camiinin yanında Avcı Gadirlerin dükkanı varya, işte ordaydım ben...
Daa, geceleri dışarı çıkma iznimiz verilmedi... Geceleri evdeyük... Evde can sıkılmiiki... Dombala oynanii, şakalar yapılii...

İhtilal Oldu
Ordu-Ünye arasında geçen ortaokul yıllarımın en önemlü iki olayı gardeşim Ergin'in doumu ve 1960 ihtilali idi.
. Demokrat Parti'nin gapatılması ile bubam Avcı Gadir, Ünye'ye döndü... Ünye Ortaokulunda, yabancı dil Fransızca idi. Benim, Ordu'da yabancı dilim İngilizce idi... Bubamlar döndü, ben lise hayatımı Ordu'da sürdürmek zorunda galdım...
Ortaokul tatillerimde, zamanımın böyük bi gısmı dükyanda geçiidu. U dükyanda bi sürü insan tanıdım... Meseller, hatıralar dinledim, şakalara şahit, özlü sözlere gulak misafiri oldum. Hafta günü, kövlerden Ünye'ye kim gelürse, mutlaka bizim dükyana uurar, alış-veriş yapardı.
Bi gün nur yüzlü, sakallu bir emmi geldi dükyana... Necmitdin Aabim, 'Hacım, n'asılsın?'diye sordu. Verdüü cevap hala gulaklarımda:
-Nası olalım, Necmitdin Efendi, bu yaşımıza geldük, ne dövdük, ne dövüldük; ne sövdük, ne sövüldük...

LİSEYE
Böyümeye başlamışdım. Yaz geceleri artuk dışarı çıkabiliidum. Tabii yeni yeni arkadaşlar edinmeye başladım... Gündüzleri saat beşten soona, şimdike stadyuma gidip, parasına top oynamıya başladuk.. Yimbeş veren ellü, ellü veren bi lira aliidu... Niza eksıik olmiidu. Özellikle Saim (Haznedar) ile Ayu Tahir'in gavgaları, aynı Gıbrıs görüşmeleri gibi uzayıp gidiidu. Kimlerler mi oliidu sahada?
Avni Çavuşun İbraam, Guşcalu Mamudun oolu Hakkı, Memed Çoker, İsmail Güven, Yusuf Güven, Tülin Bora, Yılmaz Sanioğlu, rahmetlü Mustafa Dere, İsmail Taşkınsu, Kör Ali, Ersoy Sağlam, Şıvgın Necat, Okan Güven, Ayu Tahir, Nahit Güdek, İshak, Saru Ünsal, Hanıminge Yılmaz, Ellibeş Adnan, Pali, Paşa Niyazi, Saim Haznedar... Bu arkadaşların bir kısmı aynı zamanda Ünye Spor'da oyniidu.
Nahit Güdek, bi evin bi oolu... Boynunda mutlaka mendili vardı... Aman terleyip, hasta olmasın diye..
Ünye'de yaz maçları Fransa'da yapılan Konfedarasyon Kupasından daa çetin geçiidu. Her Pazar ya bir başka şehire gidiliidu, ya da başka şehir takımları bize geliidu. Cumartesi günü, Avni Çavuş Emmim, Makaracı Sedat Aabim başta olmak üzere ,yanında bi gaç arkadaşı ile dükkan dükkan gezip, bir mendil içersinde, gelen dakımın masrafını garşulamak içün para topliilardı.
Maçların hakemi, bir zamanların ünlü galecisi, Rabbum Yaşar Aaabimdi. Yardımcı hakem ise Şıvgın Necat'tı. Şıvgın Necat, daa soona orta haken oldu ve sahadan attuu futbolcu sayısı ile birden bire Garadeniz'e nam saldı.
Erman Toroluunun, gabadayı hakemlik pozlarını Şıvgın Necat'tan alduunu sööliilar. Doorudur. Lan Şıvgın Necat, ne bok yemiye erken geldin dünyaya? Biraz gec gelseydin, şimdi Şansal Büyükanı'nın garşusuna oturur, gonuşur da gonuşurdun!
Ordu'da Lise yılları başladı ve ben Ordu Yolaç'ta top oynamıya başladım. Tülin Bora Perşembe Ööretmen Okulunda okiidu. U Perşeme Sporda, ben Yolaç'ta ve pek çok Ünyelü'de, Ünyelü Nevzat ve Hayri Aabilerin dakımı 19 Eylül'de oyniidu. Hanıminge Yılmaz Sanioolu'a Ordu Lisesine gidiidu,
Ordu’da Ünyeliler
Ordu'da hafta sonlarını dört gözle bekliidum... Ünye'den arkadaşlarım gelcek diye... İsmail Güven, İsmail Hakkı Yılmaz, İsmail Taşkınsu, Ayu Tahir Ünye'den geliidu. Orhan Tokcan Perşeme Ööretmen Okulunda ve Yılmaz Sanioolu Ordu Lisesindeydi. Bi de Fatsa'dan İsmail diye bir arkadaşımız vardı.o zamanlar, Ünyelü olarak, iyi ses getüriiduk Ordu'da,..
Lise ikinci sınıftan itibaren, yazları Ünye Spor'da oynamıya başladım. Dakım kaptanı Kamil Ağa (Yüksel), Kenan (Çelikkol) Aaabi, hem santrafor hem de antrenördü... Aman ne maçlardı unlar... Gendümüzü, Barcelona'nın stadı Nüv Gamp'ta gibi hissediiduk.
Eer Bazar günü maçı almuşsak, bazartesinden soona, bizim yürüyüşümüz deişiidu... Yenüldükse, Ünye'deki herkes şindiki fotbol yorumcularından daa beter oliidu:
-Ne lan, sıçalak ööle... Daa topa vurmasını bilmiin.
-Orta yapsana lan! Niye şahsi oyniin!
-Bu maçta saa dalak girdi. İdman yapmiin mu lan sen?
-Sizden bi bok olmaz, yienim. Daa aavu dakımı yenemiisuz.
Ama maçların hemen hemen hepsini kazaniiduk... Seyircimiz çok ateşlüydü... 'Borası Ünye, bordan çıkış yok' diye baarmiilardı ama, biz baarduklarını hissediiduk.
Pazar akşamları ya Gonak sinemasında, ya da parktayduk. Göbülü rahmetlü Yusuf işletiidu parkı... Ne güzel bi insandı. Nur içinde yatsın..
Gonak Sineması deyince, Ömer'i unutmamak lazım. Sinemada birisi biçimsiz otursa, başliidu baarmaya, 'Ne ülen, babanızın evi mi burası? İndir ayağını aşağıya!'
Gerçekten, bi sürü çocuua, toplum içinde nası davranması gerekdüünü ööretmüştür Ömer... Savolsun...

Ferhan Şensoy
Bu arada dikkatimizi, parkta, şimdiki Park Lokantasına yakın köşedeki, demür masada bi çocuun oturup, zabah- akşam bişiiler yazduunu göriiduk... Ünye-Akkuş Sesi gazetesinde de yazuları çıkiidu.. 'Kim lan u föltek?' diye merak ettük. Adını öörendük Ferhan Şensoy'muş...
Gazi Eğitim
1965 yılında Gazi Eğitim Enstitüsü'ne yol aldım... Yine yazları Ünye'de .... Gündüz dükkanda, gece dışarda, Bazar günleri sahada... Gine dostluklar, gine arkadaşluklar, gine şakalar... Hayat gine sürü...
Gazi Eğitim Ensiütüsü bitti. İngilizce ööretmeni oldum. 8 Temmuz 1968'de, tayin gurası çektim. Ver eline Zonguldak...
Ama nerde olursam olayım, ben hep Ünyelü galdım.
Güneş'e sormuşlar, 'Her zaman nerden dovmayı, nerden batmayı hayal edersin' diye.
Güneş demiş, 'Ben hayalle yaşamam. Ben hakikati yaşarım.
Ben Ünyede denizden dovar, denizden batarım...



Bu Haber 3127 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI