Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
EREN TOKGÖZ/ Paşabahçe Yazlık Sineması’ndan DÖNERÇEŞME’Ye
20 Haziran 2013 Perşembe 09:57
Kaynak: Canik Dergisi 17. Sayı
Saray hamamının yanı ve arkası Paşabahçesi olup geniş bir alana yayılmıştı. Paşabahçesi'nde enva-ı çeşit meyve ağaçları vardı. Daha sonraları saray hamamının tepe tarafına Paşabahçesi yazlık sineması yapıldı.
Çocukluğumu, gençliğimi, o hep özlem duyduğum, küçüklerin sevildiği, saygı duyulacak büyüklerin abide gibi ortalıkta olduğu günlerin Ünye'sini düşünerek, heyecan duymak, günümüzden kopup uzaklaşarak, ruhumuzu tarihin o günleri ile buluşturmak duyguların en güzeli.

İlkokula başlamadan önce (tepedeki) çamurlu mahallesi, zeytinlik sokaktaki evimizden sefertası ile dedem ve babama yemek getirdiğimde gidiş ve dönüşlerdeki izlenimlerimden başlayarak Paşabahçe yazlık sinemasından döner çeşme meydanına kadar olan bölümü aktarmaya çalışacağım.

Asarkaya eteklerindeki acı su kaynağından cazibe ile saray hamamı karşısındaki su deposuna gelen su, pompalar vasıtası ile tepedeki evimizin arkasındaki su deposuna gönderilirdi. Saray hamamı karşısındaki su deposu kapısında sandalyesinde otururdu sucu Ahmet amca. Hem babam ve dedemden hem de Burunucu Mahallesinden büyükbabamlardan dolayı biliyorum Ahmet amcayı. Yener, Şener ve Mustafa kardeşlerin babasıdır. Çalışan pompaların sesinden korkardım.

Su depo ve pompalama istasyonunun karşısında saray hamamının külhanı vardı. Yol kenarına gövdesi delik çok yaşlı gürgen, kestane ve meşe ağaçları kök ve gövdeleri ile dolu olurdu. Genellikle öğleden sonra hamam bayanlara açılırdı. Tellallık yapan er kişiler bayanlar hamamı sırasında hem külhanı yakar hem de bahsettiğim bu ağaçları külhanda yakılabilir hale getirirlerdi. Bu çok büyük emek, dikkat ve akıl isteyen bir işti. Kalın, ince, uzun, kısa demir kamalar ve büyük demir balyozların yanında ahşap kamalar kullanıyorlardı. Bahsedilen bütün bu aletler kullanılarak oldukça budaklı meşe ve kayın, kestane kütüklerin parçalanıp odun parçacıkları haline getirilişindeki ince hesaplamaları, azmi, yılmadan bıkmadan sürdürülen mücadeleyi bir kenarda seyrederdim. Mücadele sonucu kazanılan zaferi ben de yaşardım! Birden ya götüreceğim yemeğin geç kalmış olması, ya da eve geç kalmışlığın endişesi ile bu dünyanın dışına atlardım.

Hamam giriş kapısının hemen karşısında Baba Lütfü'nün evi yapıldı, yeşil boyalı. Her geçişimde tatlı dilli güler yüzlü Hatice teyze babaanneme, anneme hep selam söylerdi. Baba Lütfü’nün evinin bitişiğinde eski ama güzel bir ev vardı. Onun yanındaki ev Ocakçı Ahmet amcamın evi idi. Onun bitişiğinde Mahmut Us evi, onun da bitişiği domuzcu Kadirlerin evi(Hani biliisuz da aaau Bilgin varya, hani geçenlerde bacanı yapdudu ya, işte unun bubasının evi var. Aklıma gelmişken sölim İbrahim Çelik ilkokuldan sınıf arkadaşım, o da olmasa bu Bilgin varya herifçioğlu biz burda top oyniiyuk diye yoldan geçürmicek beni. Onun için İbrahim'in hakkını yiyemem, bu Bilgin belasından o kurtarırdı beni.)

Saray hamamının yanı ve arkası Paşabahçesi olup geniş bir alana yayılmıştı. Paşabahçesi'nde enva-ı çeşit meyve ağaçları vardı. Daha sonraları saray hamamının tepe tarafına Paşabahçesi yazlık sineması yapıldı.

Burada Unutulmaz siyah beyaz sinema eserleri oynattılar Makinist Nihat ve kör gözüne rağmen Arapanşa'nın biricik oğlu Memet. Soldan devam edelim bahçenin üst taraftaki evin altına yol kenarına bir ev daha yapıldı. Ünye'nin ilk bayan berberi Hasan ağabey dükkânını bu evin altına açtı.

Tahsin Hoca'nın (Gürsoy) dükkâna kadar uzanan duvar ve sonraları yapılan mavi ev ve iç taraftan Haznedarların evleri ile sınıf arkadaşım Duygu Aykaçların evi vardı. Bitişiğinde Gürsoyların iki geçeli büyük evleri vardı. Bu evin bir girişi Saray Caddesi üzerindeydi. Çınar ağacı tarafından bahçeye taş süslemeli taçlı kapıdan girilir güzel bir yol ile ev kapısına ulaşılırdı. Yolun sağı solu çiçeklerle süslü çok güzel bir bahçeydi. Bu büyük evin karşısında büyük bir bahçe içinde tek katlı taş binada ismini hatırlayamadığım "Doktor Muayenehanesi"ni biliyorum.

Eczacı Yusuf Alver'in ağabeyi Himi Alver’in arabası ile telaş içinde buraya gelişi ve bir şeyler alıp götürdükten sonra Babalarının vefat haberinin duyurulduğuna şahit oluşum aklımda kalanlardan. Daha sonra buraya Bakırcılar arastasındaki yerinden fotoğrafçı Hacı Hüseyin Öndersev’in fotoğraf stüdyosu yerleşti. Bitişiğinde çiçekli bahçesi ve şık demirli merdiveni ile Zahide hanımın evi yer alırdı.

Biz Ünyelilerin kavak dediği asırlık çınarı ile karşılıklı olan Saraycamii arka sokağında Ceylan Gülsüm’ün evi ve yanında tuvalet vardı. Saray camii bahçesi eski mezar taşları olan mezarlıktı. Cumhuriyet meydanının sağ tarafında Hükümet Binası, yanında Anafarta İlkokulu Cumhuriyet Meydanına hâkimdi. Samsun yolu Paşabahçesi saray surunun dibinden ve Eski Belediye binası önünden geçiyordu. O zamanlar yol ile deniz arası Ünye parkıdır. Hani şu meşhur Kameriyeli park…

Çiçeklik kenarları taranmış bakımlı saç gibi bombeli duruşlarıyla fotoğraflarımıza arka plan teşkil eden çim saçaklar ile çevrili idi. Kameriye ve park ile birlikte kordonu da ebediyen yok eden karayolu yapılması neticesi ebediyen ortadan kalktı. İyi ki belleğimde kalmış zaman zaman projeksiyonunu seyrediyorum. Eski Belediye Binası parkın meydana bakan tarafındaydı. (Yaklaşık olarak şimdiki trafonun yerinde) Daha sonraları Belediye Binası adı üstünde Belediye Caddesinden İskender'lerin asmalı kahvesinin karşısına gitti. İtfaiye de bu bina ile meydan tarafındaki Belediye ek binası arasındaydı. Meydana bakan ilk Belediye Binası ile şimdiki Ziraat Bankasının oturduğu yerin bir kısmında yazlık sinema vardı. O zaman Paşabahçesi yazlık sineması yoktu henüz. Bu sinema da Turhan Feyzioğlu'nun bir filmini seyretmiştim. Arap Dede götürmüştü oğlu arkadaşım Hacıbey ile birlikte. Parkın Ziraat Bankası tarafındaki köşesinde Hilmi kadıların kısa Atıf’ın Mobil benzinliği ve eski Belediye tarafında Atatürk büstü vardı. İlkokul 3 sınıfta Tetanos sonucu kaybettiğimiz Arkadaşım İhsan'ın dedesiydi Atıf dede.

Betoniyeri Ziraat Bankası inşaatında görmüştüm. Şimdiki Deniz oteli yerindeki eski ahşap binayı hatırlıyorum. Baba Lütfü'nün ilk evi burada idi. Bu binanın hükümet Caddesi cephesindeki bir dükkândan cam çok renkli pıtıklar aldığımı hatırlıyorum. Daha sonraları yıllarda buraya betonarme bir yapı inşa edildi. Cumhuriyet meydanına bakan geniş cephesinin hükümet caddesine bakan cephenin köşesine Selahattin Cücür’ün kırtasiye dükkânı sonra spor toto bayii oldu. 1.kat Şehir kulübü üst kat otel görevi gördü. Meşhur Deniz Otelin Belediye Caddesine bakan köşesinde elektrikçi Hacı ve Lütfü Küçükoğlu’nun dükkânı vardı.

Şimdiki Hükümet Konağından önceki yıkılan eski binanın temellerine makine ile çakılan kızılağaçtan kazıkları uzun uzun seyrederdim. Öğleden sonra boş sefertası ile zeytinlik sokaktaki evimize dönerken en büyük eğlencem bu hummalı çalışmayı izlemekti. Hükümet binası bitişiğinde zelzelede üst katı yıkılan Anafarta İlkokulu vardı. Köşede Fatalis Ahmet’in evi, altında Yeni sinemada makinistlik de yapan Nihat amcanın dükkânı vardı. Karşısında Şah Muratların kırtasiye ve bakkaliyesi vardı. Ben ilkokul da okurken Yaşar Çepoğlu buraya ortaktı. Bir zamanlar Ünye’nin en iyi bakkaliyelerinden olan Şah Muratların kırtasiye ve bakkaliyesi çok uzun seneler hizmet vermeye devam etti Ünye’ye. Bitişiğindeki dükkânlara Hasan Öztürk (Bardi Hasan), eski Mal Müdürü ve özgürlük savaşçısı Mali Müşavir Vahap Helvacıoğlu, Berrer Osman Babuçoğlu, bakkal şimşek ve adını hatırlayamadığım hemşehrilerim iş icra ettiler.

Devamında Karabıyıkların lokantası vardı. Hatırladığım kadarı ile bitişiğinde fındık alım yeri Karabıyık ve ortağına aitti. Oğulları Aydın Karabıyık benim yaşıtımdı. Lokantanın yerinde bakkal daha sonra da kolanyacı dükkânı olarak faaliyet gösterdi. Bitişiğindeki dükkânda da Şahin Atik amcanın dükkanı oldu sonraları. Bu iki mekan Rauf Başoğlu, İsmail ve Mustafa Keskin’e ait konfeksiyon satan mağazaya dönüştürüldü. Köşe başında bayanın işlettiği tuhafiye dükkânı vardı. Sokak içine doğru berber Mehmet (Yetim Mehmet Tepeli) ve bitişiğinde eskici Eminin dükkânı vardı. Şimdiki Cinbaşların dükkânın olduğu yer iki katlı yapıydı. Üst katında Gümrük Muhafaza Müdürlüğü vardı. Cemil dayım o zamanlar Gümrük Muhafaza Memuru idi. Sait dayım ile birlikte Cemil dayıma temiz çamaşırlar götürdüğümüzü biliyorum. Nöbetçi olduklarında burada yatıyorlardı.
---------------


Köşe başından İş Bankasına kadar olan kısım Enver Gündüz’ün kiralık üç tekerlekli bisikletlerine binilen boş arsa idi. İş Bankası şimdiki Fikret Gün’ün pastanesinin olduğu yerdi. Sonraları Emlak Kredi Bankası ve daha sonrada Sümerbank oldu. Bitişiğinde Fikret Gün’ün şekerci dükkânı, bitişiğinde Rıfat Ilgaz’ın Sarı Yazma romanın da bahsettiği okumak için kitaplar aldığı fırıncı amcası Mustafa Gün’ün fırını vardı. Şimdiki Haznedar hanın olduğu yer boş alandı. Giresun, Trabzon ve Rize’ye geçen şehirlerarası otobüsler burada mola verirdi. Sonraları taksi durağı olarak, daha sonralarda Ünye Ekspresin yazıhanesi olarak kullanıldı. Belediye Caddesinin Atlantik lokantası tarafında Çınar ağacının altı serin ve gölgelikti. Günümüzde kolları dalları budanmış kendine yer bulmaya çalışıyor.

Hükümet Caddesi’nden devam edelim: Sol köşedeki arsaya sonradan Emlak Kredi Bankası binası yapıldı. Bu boş arsanın Belediye Caddesi tarafına ayakkabı boyacıları sıralanmıştı. Boyacı Sabri, Dingal, Mehmet ve diğerleri, köşede Muhtar Cinbaş'ın tekel bayisi vardı. Hükümet Caddesi cephesinde köfteci tezgâhı ile Sivas'ın Adıs nahiyesinden gelen hamalların yük taşımaya mahsus el arabaları vardı. Onlar karşı boş arsayı da kullanıyorlardı.

Köşede berber Yalçın Keleşoğlu’nun berber dükkânı kulübesi vardı. Bitişik bina her iki caddeye de kapısı olan Oflu Osman dedenin, zemin katta Trabzon lokantası, birinci ve ikinci katlarda Trabzon Oteli vardı. Bitişiğinde daha sonraki yıllarda Ahmet Dokgöz’ün bakkal dükkânı olan ahçı Salih ve Salih Ustanın lokantası faaliyet gösteriyordu. Onun bitişiği Cavit Ekmekci'nin fıçılar içinde çeşit çeşit Zeytinyağı satılan dükkânı vardı. Fikret Gün'den öğrendiğim burada önceleri Karslı Ahmetefendi denen kişinin bakkal dükkânın olduğu.

Zaman zaman Isparta'dan gelen halı tüccarlarına da hizmet veriyordu. Onun bitişiğindeki dükkan Ünye'mizin güzel bakkal dükkanlarından Kaşif Temizyürek ve kardeşlerine ait Temizyürek bakkaliyesi idi. Onun bitişiği Mithat Kısacıkoğlu'nun Şatıroğlu ile ortak tekel maddeleri satan dükkanı sonraları Şerif Öztürk’ün terzi dükkanı, daha sonraları Hasan ve Kemal’in Lüks berber dükkanı oldu.

İngiliz Faruk da burada mekân tuttu. Köşe başından bir önceki dükkân dedem Mehmet Dokgöz’ün oğlu için açtığı bakkal dükkânı adı Gürsel bakkaliyesi. Bitişiğinde Ömer amcanın bakkal dükkânı. Üst katının terzi Hasan Pippir ve Dr. İsmet Ereren'e, Fotoğrafçı Osman Kirman'a mekânlık yaptı. Hasan amcanın diktiği kısa pantolonlu ince fitilli açık kahve kadife takımını hiç unutamadım.

Köşede kokulu Hafız dedenin dükkânı vardı. Ne ararsan bulunurdu kokulu Hafız’ın dükkânında. Benim için gizemli bir dükkândı. Bitişiğinde Garipoğlu’nun hırdavat dükkânı vardı. Onun bitişiği o zaman boş arsaydı. Boş arsanın bitişiğinde Lüleci Hafız'ın dükkânını ben hatırlayamıyorum günümüzde Hafız dedenin torunları zücaciye ticareti yapıyor. İhsan Tokatlı ve Hasan Tokatlı’nın dükkânın öncelerini bilemiyorum.

Buraya kadar Hükümet Caddesi sol tarafından döner çeşme meydanına kadar geldik.
Tekrar Cumhuriyet Meydanına dönerek Hükümet Caddesinin sağ tarafını yazalım.
Fatalis Ahmet’in Şah Muratlarında karşı köşesidir. Daha sonraki yıllarda Belediye Caddesinde şimdiki Akbank’ın yerinde olan yeni sinemanın makinistliğini de yapan Nihat amcanın dükkânı Anafarta İlkokulu tarafındaki köşede. Katlanır kepenkli dükkânda tuz, çay, sabun, sakız, yağ satıldığını hatırlıyorum.

Yanında Mahmut Arın’ın fırını var. Pandispanyaları ile ünlü, kızı Emine sınıf arkadaşım. Onun yanında yine sınıf arkadaşımız İsmet Aydın’ın babasının kırtasiye dükkânı var. Sonraki yıllarda Eşimin akrabaları da olan Şimşek kardeşlerin manifatura dükkânı olarak hizmet verdi uzun yıllar. Onun yanındaki dükkân kel Cemalin oğlu Cezmi Sider'in bakkal dükkânı aynı zamanda av malzemesi de satıyordu. Çok uzun yıllar aynı işlerde kaldı. Köşe dükkân berber dükkânı idi. Burada babamın teyzesinin beyi Kürt Mehmet enişte ile birlikte Burunucu mahallesi camii müezzini çalışıyordu.

Ara sokakta Ahmet İskender'in lokantası ve ileriki senelerde avare Kadir’in bisikletçilik ve Ahmet Ustanın ayakkabıcı dükkânı karşı karşıydılar. Karşı köşe Enver Gündüz’ün dükkânı vardı. En yeni kiralık bisiklet, en güzel portakal, en güzel kurtsuz kestane, kelvinatör marka havuzlu buzdolabında soğuk çataltepe gazozu, ayran, mersinin en güzel portakalları, şeftaliler Enver amcada olurdu. Enver amcanın dükkânı daha sonraki yıllarda laz Ali Başoğlunun bakkal dükkanı olarak devam etti. Sonraları yıkılarak bugünkü halini aldı.

Bitişiğindeki bina şimdi Yapı Kredi Bankası olmadan önce uzun seneler Gazinin Yaşar (Yaşar Gazioğlu) Ofis Bank’ı, Ofis Bank’ın yeni binası olmadan önce’de Yaşar Ayyıldız (Çançala ) ile Mahmut Yılmaz'ın (Guççalu Mahmut) fındık mağazası ondan öncede yıllar boyu Ziraat Bankası olarak hizmet sundu. Kalemen'lerin binasına yaslanmış küçük taş binanın üst katı müftülüktü.

Sonra arkadaşımız Aydın Aydınalp'in Avukatlık Bürosu oldu. Altında Yusuf Diktepe'nin Tuzcu, sonraları da Hamdi Kuyumcu'nun bakkal dükkânı oldu. Beyaz saçlı, kravatlı, göbekli, pantolon askılı Ahmet amcanın muhteşem şekerci dükkanı tuzcunun bitişiği ..

Şekerler çok sık, pirinç kapaklı cam kavanozlarda satılıyordu. İlk kâğıttan oyuncak cambazı buradan satın almıştım. Uzun ve gevrek üzeri bol dövülmüş fındıklı pastasını ve un kurabiyelerini unutamadım. Bitişiğinde şekerci Niyazi Altuğ’un dükkânı vardı. Buranın un kurabiyeleri ile fındık pastanın tadı unutulacak gibi değildi. Buradan en çok EGE sakızı alırdım. Onun bitişiğindeki Karadeniz Eczanesi uzun yıllar Ünye'nin ilk Eczanesi olarak devam etti. Üst katında her derde deva hepimizin doktoru Şevket Bali'nin muayenehanesi vardı. Eczane'nin adı Karadeniz’di. Burayı Şevket Bal inin eşinden Almanya da Eczacılık okuyan Yusuf Alver devraldı.

Karadeniz Eczanesi daha sonraları Enver Gündüz’ün karşı köşesinde devam etti. Ünye Eczacılık tarihinin Amiral Gemisi Bayan tuhafiyeci ve eskici Emin in dükkânın olduğu yerde Ünye ye hizmet veriyor. Şevket Bali’nin Eczacı eşinin eczanesi yerine günümüzün Eczacılık Duayenlerinden Halise Çolakoğlu Kırımlı'nın Derman Eczanesini Döner Çeşme Meydanındaki Atıf Bayraktarın binasından buraya nakletti.

Aradaki sokağa komşu bina zemin + 2 kat taş bina idi. Devrin Başbakanı Adnan Menderes Ünye’ye geldiğinde Eski belediye önünden zevatı ve Ünyelileri de yanına alarak O zaman da meydan gibi meydan olan Cumhuriyet meydanını yürüyerek geçti şehir kulübüne kadar. Sırmabıyıkların binasının 1, katındaki Şehir Kulübü balkonundan (Fransız balkon denilen) Ünyelilere hitap etti, babam dâhil Ünyeli hemşerilerimize burada el öptürdü.

Burası uzun yıllar Şehir Kulübü adı ile faaliyetini sürdürdü. Zemin katta Hamit Suyabatmaz’ın Ege lokantası vardı, ilk bildiğim. Köşede Hasan Sırmabıyık dedenin dükkânı yanında Rasim Sırmabıyık'ın dükkânı vardı. Bu adadaki Hasan ve Rasim Sırmabıyık dükkânları uzun seneler yerlerini muhafaza etti. Lokanta daha sonraları Faruk ve Tarık Sırmabıyık kardeşlerin tuhafiye dükkânı olarak hizmet verdi. Meydan tarafı köşe Recai Sırmalıyık’ın Elif pastanesi oldu.

Hükümet caddesinde devam ediyoruz, Tüfekçilerin Ahmet Baskan’ın binası altında köşede Borazan Ahmet’in kardeşi Nazım Biberci'nin fırını bu köşe hep fırın oldu bildim bileli. Şimdilerde köşe tarafı gözlükçü ama fırını hemen bitişikte devam ediyor. Hükümet Caddesi tarafında Şahinbaş’ın binasına bitişik Mithat Kısacıkoğlu'nun bakkaliyesi, Nihat Özalp’ın tuhafiye dükkânı, Ayhan Şatıroğlu'nun bakkalını ve sonraları da kumaşçıyı hatırlıyorum. Üst kat hep kulüp onun üzerinde hep otel oldu. Eski bina yıkılarak yerine betonarme bir bina yapıldı. Günümüzde zemin kat yine fırın, üst katlar otel sadece kulüp yok.

Haydar Şahinbaş'ın binası dış cephesinin taş işçiliği çok güzeldir. Görülmesini tavsiye ederim yıkılmadan görün. Hükümet caddesi cephesinde orta taraftan yola doğru bir hareket var tedbiri bugünden alınmalı. Burası uzun süre fındık kırma fabrikası olarak çalıştıktan sonra boş olarak tutuldu. Köşe dükkâna Aslan Cerrahoğlu terzi Cengiz Öztürk kısa sürelerde kiracı oldular. Köşenin yanına İstanbullu bir kimyager tarafından Eczane açıldı. Bu kapandıktan sonra burada Şerafettin Ereren Eczane açtı. Hatırladığım Ramis Çolakoğlunun babası buradaki fabrikanın makinistiydi. Ara Sokak Ortaçarşı ile Hükümet Caddesini arasındaki geçişi sağlıyordu. Köşedeki fırını benim bildiğim sırası ile Ethem Koçkan, terzi Şerif Öztürk, Osman Uyun (fısırık Ahmet in babası) ve Niyazi Baltacı-Emrullah Sağlam çalıştırdı.

En parlak dönemini Niyazi Baltacı ve Emrullah Sağlam zamanında yaşadı, Şafak fırını. Ramazan aylarında iftardan önceki son sıcak susamla ve çörekotlu pideyi ben alır üç dakikada Orta Çarşıdaki evimizin iftar sofrasına yetişirdim. Fırının bitişiği Faruk Özalp’in tuhafiye dükkânıydı. Faruk amca pilipis (Philips) radyo bayisiydi aynı zamanda. Faruk Özalp’in bitişiği Selahattin Dönmezin oto yedek parçacısıydı.
Bu dükkâna komşu kaza ve vilayetlerden çok müşteri gelirdi. Çeşidi çok boldu. En küçük oğlu Turan abi küçük çekiçleri tabanca gibi kullanarak oyun oynardı benimle. Selahattin amca titiz ve asabiydi. Faruk ve Selahattin amcanın dükkânları birleştirilerek Şaban ve Şahap Dilaver kardeşlerin tuhafiye dükkânı oldu. Şaban Dilaver Ömer ustanın damadıdır. Çataklıların binasına bitişik dükkân Zembek'li Hasan Mutlu’nun bakkal dükkânıydı. Fırından Çataklının binasına kadar yapı adası Fenerci Emin varisleri tarafından Şahinbaş Osman’a satıldı. Köşedeki mağaza Hüseyin Çataklı’nın manifatura ve terzi dükkânıydı. Üst katı Hüseyin Çataklı’nın eviydi. Bizler çok uzun seneler komşuluk yaptık Çataklı ailesi ile. Hadiye teyze, kızları İnci abla, Emine abla, oğulları İsmet abinin çok emekleri vardır bende. Ahmet ile Ayşe benden küçüktürler.

Korkmazların binasının köşesinde Mehmet Korkmaz’ın (Gözlüklü Memet) binbir çeşit dükkânı onun bitişiğinde Salih Babacan bakkal dükkânı işletiyordu. Onun bitişiği Ali Korkmaz’ın radyocu dükkânı vardı. Belli bir süre sonra bu üç dükkân birleştirilerek Hami Kormaz’ın Gima'sı oldu. Fikret Gün bu anlattıklarımdan da önce oranın tuz deposu olduğunu söylüyor. Bir dönem Turan Külünk'ün kuyumcu dükkânı orada idi sanki. Üst katı bir ara Ünye Spor ve Kulüp olarak çalıştı. Sonra Hami Korkmaz amcanın evi oldu. Bitişikteki bina da taş bir yapıdır. Günümüzde de ayakta duruyor. Turan Ekmekçi’nin binasının kuyumcu Yılmaz’ın kuyumcu dükkânı dışında hatırlayamıyorum.

Köşede Yalçın Taşçıoğlunun züccaciyesi, bitişiğinde Pişkinlerin şekerci dükkânları vardı. İki oğlu vardı güçlü kuvvetliydiler artist gibiydiler. Bu dükkânın ara sokağa bakan imalathanesinde tezgâh camın önündeydi. Yaz günlerinde pencereyi kaldırıp çalışırlardı. Şekerin kazanlarda kaynatılışını, içine katılan renk renk boyaları taş tezgâh üstünde yoğrularak şekillenmesini ve makas ile Akide haline getirilişini baştan sona seyrederdim. Bitişik bina Bayraktar Atıf ve Ahmet kardeşlerin binasıydı. Şimdiki Hakan Korkmaz’ın dükkânının olduğu yer ile köşe mağazanın yarısında Halise Çolakoğlunun eczanesi açıldı, köşe bir ara Hasan Fehmilerin Aygaz Bayii oldu. Karşı köşe İhsan ve Hasan Tokatlı kardeşlerin züccaciyesi onun bitişiğinde de Döner Çeşme Meydanı’nın meşhur Çolakoğlu fırını vardı. Hatırladıklarım bunlar, unuttuklarım çok, ancak yanlışları düzeltmek mümkün dostların uyarısı ile.

İnsanların yaşlandıkça duygusallaşması, eskiye özlem duymaları normal olmayan bir şey değil. Yeniden doğmak şansını verse Yüce Tanrım ve yer neresi olsun diye sorsa; O zamanki Ünye'yi, Zeytinlik Sokağı ve oradaki evimizi isterim yine.

Çocukluğumu, gençliğimi, o hep özlem duyduğum, küçüklerin sevildiği, saygı duyulacak büyüklerin abide gibi ortalıkta olduğu günlerin Ünye'sini düşünerek, heyecan duymak, günümüzden kopup uzaklaşarak, ruhumuzu tarihin o günleri ile buluşturmak duyguların en güzeli.

Bir hicaz şarkıda minik değişiklik yaparak bitiriyorum;

Ah edip inlerim gurbet elinde
Uzaktan göründü Ünye fenerim
Yine gelip kaldım gurbet elinde
Sevgilimi her gün anar ağlarım

Kimsesiz öksüz kaldım bu yerde
Talihim düşürdü beni bu derde
Gözümü kapladı bir kara perde
Ünye mi, Ünye mi anar ağlarım "

Hatırlatma: Yazımda ismi geçenlerden ebediyete intikal etmişlere Allah'tan rahmet diliyorum. Hayatta olanlara sağlıklı ve huzurlu yaşam diler saygılar sunarım.

Eren Tokgöz,Üsküdar/ İstanbul



Bu Haber 3773 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : ellerine ve yüreğine sağlık Tarih : 26 Haziran 2013 / Pazar Üye Adı :ahmet altun
evet abi çoğumuz gurbette geçti günleri ünyemden 25 yıl ayrı kaldım hep kendimi ezik hissettim şimdi ünyeme geri döndüm çok şeyler değişmiş ama yinede güzelliğini bozamamışlar o güzel yorumuna ve yazına çok çok teşekkür ediyorum artı o insanların isimlerıni unutmaman çok güzel bir olay ayrıca onlar icinde teşekkür ediyorum hoşçakal
Başlık : Beni de eskiye götürdünüz. Tarih : 24 Haziran 2013 / Pazar Üye Adı :Nedim Taşoğlu
Eren abi,çok güzel bir konu seçmiş siniz,benide eskiye götürdünüz,teşekkür ederim.
Başlık : teşekkürler Tarih : 21 Haziran 2013 / Pazar Üye Adı :ayşe haznedar yalın
Sevgili Eren Geçen gün çok benzer bir konuyu yazmaya başlamıştım..ancak senin bu çok detaylı ve güzel yazını görünce ,benim yazımın ne kadar kısır kaldığını gördüm . Ünyemizin anılarımızda kalmış güzelliklerini yeniden gözler önüne serdin Seni hem tebrik ediyorum hemde teşekkür ediyorum.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI