Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman/SADAKA TAŞI
29 Temmuz 2013 Pazartesi 10:56
yasar.karaduman@gmail.com
Osmanlının zarif bir yardımlaşma şekli

“Sadakaları açıkça verirseniz o, ne iyi olur; yok eğer onları gizler de öyle verirseniz bu sizin için daha hayırlıdır ve günahlarınızın birçoğunun bağışlanmasına sebep olur.”(Bakara suresi 271)

Toplumsal yardımlaşmaya önem veren atalarımız, yaptıkları yardımın içine riya (gösteriş) ve kibirlenme karışmasın, yardım yapılan kimseler kendilerini ezik hissederler, günah da gizlidir, sevap da anlayışından yola çıkarak yardım yaparken hassas davranmışlardır.

Yardımlaşmayı, yardım alanın eziklik hissetmemesi için belirli yerlere sadaka taşları dikerek alanın da verenin de birbirini bilmemesi, görmememsi için “Sadaka Taşları” usulünü bulmuşlardır.
Bugün gösterişli ve masraflı iftar davetleri ve tarihimizde uygulaması bulunmayan garip iftar çadırları yanında atalarımızın bu yardımlaşma usulü çok zariftir. Neden Osmanlı iftar çadırları yapmamıştır hiç düşündünüz mü? Çünkü onlar insanları bir avuç yemek için saatlerce kuyrukta bekletmeyecek kadar asil idiler. Onlar aş evleri yapmış ihtiyaç sahipleri buralara gelerek yardımlarını almışlardır. Bu çadırlarda gerçek ihtiyaç sahiplerini bulamazsınız Günümüzde bazı belediyeler iftar çadırı usulünü kaldırıp, yemeği ihtiyacı olanı tesbit edip evine götürmektedir.
Biz bugün burada artık unutulmuş bir yardımlaşma geleneğinden “Sadak Taşları”ndan bahsedeceğiz.
Sadaka, bir kimseye göstermiş olduğunuz tebessümden tutunda farz olan ve olmayan yardımlara kadar tüm maddi ve manevi şeyleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırmanın ve paylaşmanın adıdır.
Prof. Dr. Süheyl Ünver yılarca önce yazdığı bu konuyla ilgili bir makalede "Derdini kimseye açamayan fakir, ihtiyacı olunca sadaka taşına konulan yardımı alır, kalanını kendisi gibi ihtiyacı olanları düşünme terbiyesi gereği geri kor ve sadaka veren meçhul sadakacıya teşekkürünü kalbinden ulaştırır ve dönermiş. Biz ne yüksek duygulu bir milletmişiz?" der .
Sadaka taşları Türk milletinin bir sevgi, bir asalet ve fazilet taşıdır. Osmanlı bir yardımlaşma medeniyeti kurmuş, paylaşmayı çeşitli kurumlarla yaygın hale getirmişti. Külliyeler, imaretler, hanlar, hamamlar, şifahaneler ve sadaka taşları hep insan içindi, komşusu aç olan tok yatmazdı, bu yetmezmiş gibi hayvanlara da sevgi vardı, sokak hayvanlarına barınak, kuş evleri, sulaklar, yalaklar, çeşmeler hayvanların da su içebilmesi için yerler yapılırdı. Her çeşmenin yanına muhakkak hayvanların su içeceği bir yer yapılırdı.

Prof..Dr Hasan Özönder de "Türk Mahallelerinde Sadaka Taşlarının Önemi" adlı esrinde : “Türk milleti İslam dinini özümleyişi ile ulaştığı sentezle insanı saygı ve sevgi odağı haline getirmiştir. Bunun en güzel örneklerinden biri fakir ve muhtaçların duygularına verilen değer idi.” der
Milletimiz, onur ve vakarından dolayı fakirliğini gizleyenler, ihtiyaçlarını kimseye açamayanlar için, muhtaç olmanın ezikliğini yaşatmama,gönüllerini kırmamak için gayet zarif bir yardım şeklidir Sadaka Taşları. Böylece alan utanmaktan, verende gurur ve riyadan korunmuştur.
Sadaka Taşları farklı boylarda olmakla beraber genellikle beyaz renkli taştan silindir ve dört köşe şeklinde, bir kısmı ise havuz, kovuk, ve yatay bazen de oyuklar şeklinde olurdu. Gelenler elini sokar bırakır, alanlar elini sokar alırdı. Silindir ve dört köşe taşlar toprağa dikine gömülürdü, 60-90-140 ve 2 metre boylarında olanları vardı, tepeleri dikdörtgen veya taşına göre yuvarlak 10-15 cm. derinlikte oyuktu yardımlar bu oyuğa konulurdu. Yüksek taşların önünde uzanabilmek için basamak taşları vardı.
Bulunduğu yerler, ihtiyaca göre genelde gözden ve kalabalıktan uzak tenha köşelere konulan bu taşlar, cami avlularında, türbelerin köşelerinde, mezarlıklarda olurdu. Bir semtin fakirleri için konulmuş bağışlara diğer bir semtin fakirleri dokunmazlardı, ayrıca ihtiyaç sahiplerinin, taşta birikenlerden sadece ihtiyacı olan şeyleri almaları, diğerlerini başka ihtiyaç sahiplerine bırakmaları takdire değerdi. Bu taşlara genelde madeni paralar bırakılırdı, paranın dışında giyim eşyası ve yiyecek de konurdu Yardımlar daha çok geceleri bırakılır ve sabaha karşı alınırdı.
Sadaka taşları bugün bir kenarda unutulmuşlardır, yıllar içerisinde kullanılmadığı için özelliklerini kaybetmişlerdir, neye yaradıkları çoğu kişi tarafından bilinmez. Çok azı günümüze ulaşmış ama hikayesi Türk milletinin sevgi ve asalet taşları olarak günümüze kadar gelmiştir..
İstanbul Eyüp semti çevresi mezarlıklarında çeşitli zamanlarda yaptığım araştırma çalışmaları sırasında bu taşlara çok rastladım. En büyük sadaka taşları bir buçuk metre boyunda dikdörtgen ve üstü 15-20 cm .kadar oyuk bir şekilde Eyüp, Piyer Loti, Karyağdı Bayırı'nda cellat mezarlığında cellat mezar taşlarının arasında vardı. Bunları cellat mezarlığı adlı çalışmam sırasında görmüş bu konuda çok bilgim olmadığı için bu taşların ne işe yaradığını anlayamamış bu taşların cellat mezarlığına bol miktarda bulunmasının anlamını da önceleri kavrayamamıştım.
Osmanlı Müslüman halkı can alan cellatları kendi mezarlığına kabul etmemiş bir anlamda katil sayılan bu insanlar için mezarlıklarını ayırmıştı. Bu nedenle İstanbul’da birçok yerde cellat mezarlıkları vardı, bunlardan en önemlileri Eyüp semtindeydi.Ben bu taşlara rastladığımda bu korkunç ve ürkütücü mezarlığın ve garip isimsiz mezar taşlarının ne işe yaradığını bulmak için epey uğraşmıştım.
Sadaka taşlarının cellat mezarlığında bulunmasını da konunun uzmanları şöyle açıklamışlardı.
Cellatlar öldükten sonra geride kalan eş ve çocuklarının cellat yakınları olmaları nedeniyle toplum tarafından dışlanacakları ve sıkıntıya düşecekleri varsayılarak cellat mezarlıklarına da bu sadaka taşlarından dikilmişti.
Sadaka taşları bugün İstanbul’da çok az yerde kalmıştır. Eyüp’teki mezarlıklarda, Şehzade Cami avlusunda Üsküdar’da bir caminin avlusunda vardır. Atalarımızın bu zarif yardımlaşma şekil bugün unutulmuştur.

"Beğenmediğiniz şeyleri sadaka vermeyin" Tirmizi tefsiri

Kaynaklar
Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver, “Sadaka Taşları”, Hayat Tarih Mecmuası,
Yard. Doç. Dr. Hasan ÖZÖNDER





Bu Haber 2367 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI