Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman/Dilek Ağacı
26 2013 Pazartesi 09:52
yasar.karaduman@gmail.com
Türklerin Eski Dinlerinden Getirdiği İnanışlar:
Kabadirek Camisinden sökülen kutsal direk
Türkler’in Müslüman olmalarının üzerinden bin yıldan fazla bir zaman geçse de eski dinlerinden getirdikleri adetler hala canlılığını korumakta ve Müslümanlığın içinde varmış gibi bilinmektedir.


Dilek ağacı Anadolu’da bez bağlamakla dileğin yerine geleceğine inanılan ağaçlardır. Dileklerin gerçekleşmesi rengarenk eşarplarla, kumaş parçaları ile adeta dalının, yaprağının görünmez olduğu görülmez olduğu ağaçlardır. Anadolu’nun pek çok yerinde olduğu gibi yöremizde de bu ağaçlar umumiyetle ıssız bir yerde tek başına olurlar..Ağaçların bulunduğu çevrede kayalar üzerinde üst üste konulmuş taş parçaları da bulunmaktadır. Civar halkı bazı dağ tepelerini kutsal kabul etmiştir.. Buralara derdi olanlar derman aramak için gelmektedir.
Aslında “ Dilek ağacı” bizim içimizdedir, onu gittiğimiz her yere götürürüz. Dilek ağacı olaylar karşısında çaresiz kalan Anadolu insanının eski dininden getirdiği bir tür derdine çare arama şeklidir. Hemen her köyde ya böyle dağ ya da ya ulu bir ağaç, ya bir evliya türbesi mevcuttur.
Biz çaresizliğimiz ve deva bulamadığımız dertlerimize her yerde bir şeytan dağı yaparız.
Ünye ve çevresini biraz araştırırsanız benzer dağlar, benzer evliyalar, benzer taşlar bulursunuz. Her birinin deva olduğu hastalık ve sorunlar ayrıdır. Kimi hastalıklara, kimi, para bulmaya, kimi evde kalmış kızlara koca bulmaya iyi gelir.
Aslında dinimiz bu gibi şeyleri yasak etmiştir.
Malazgirt Savaşı’ndan sonra Ortaasya’dan gelerek Ünye’ye yerleşen Oğuz Han’ın oğlu Günhan’ın çocuklarından Çepni’nin soyundan gelen Çepniler, anavatanlarında yani Ortaasya’da 800 yıllarında Müslüman olmuşlardı. Müslümanlığı kabul edişlerinden iki yüz yıl sonra Anadolu’ya geldiler. Çepniler iki yüzbin çadırla Sinop’tan Trabzon’a kadar olan yerleri fethederek kendilerine yurt edindiler. Anayurtlarından ve bir önceki dinlerinden getirdikleri adetleri de hep canlı tuttular ve yaşattılar.

Yaşayan Ortaysa Şaman Gelenekleri
Türk’lerin Anadolu’ya gelmeden önce anavatanları Ortaasyadaki dinleri Şamanizm’di. Şamanizm tek tanrılı bir dindi. Gökte oturan Tengri denilen bir tanrıya taparlardı. O nedenle göğe doğru yükselen her şeyi ulu sayarlardı.
Ağaçlara bez bağlama, dağlara taşlara adak adama, el sürme gibi şeyler de Türklerin ilk dinleri Şamanizm’den getirip, Müslümanlığa monte etikleri inanış şeklidir.. Ağaçlara bez bağlayarak bir takım güçlerden yardım istemek aynen kalmış, taşlara yüz sürmenin yerini evliya mezarlarında sandukalara dokunma, mezar örtülerini öpme almıştır.
Şamanların yerini bugün, Oğuz boylarından Alevilerde “dedeler”, “bektaşiler” diğer mezheplerde şeyhler, şıhlar, almıştır.
Ünye ve civarında Aleviliği benimseyen Çepni oymakları vardır.. Bunlara Ünye ve yöresinde “Nalcılar” derler. Başka bölgelerdeki adları, Tokatta Suruç, Antalya’da Yörük’tür. Ünye’deki Göbü ve Üçpınar köyleri, Oğuz boylarından Çepnilerin Aleviliği benimseyen oymaklarının yerleştiği köylerdir.
Oğuz Türkleri, Müslüman olmakla din değiştirmiş, fakat eski dinlerindeki birçok adetlerini değiştirmemiş yüzyıllar içinde Müslümanlığa uydurmaya çalışmıştır.
Hatta bazı yerlere; “Sandukaya el ve yüz sürmek günahtır, Türbelere, yatırlara, mezarlara, yalvarmak, bez bağlamak, mum yakmak, dinimizde haramdır” diye uyarıcı tabelalar asılmıştır. Yine de bu inançları kaldırmak mümkün olmamıştır.
Günümüzdeki mezar ve yatır ziyaretleri bu inanç sisteminin devamıdır. Müslümanlığın bazı mezheplerinde mezar ve mezar ziyaretleri yoktur.
Türklerde, ağaçlara ve sırıklara renkli bezler bağlama adetleri de, köklerini Şamanist inanışlarından almıştır. Bu direkler, günümüzde köylerde yapılan düğün törenlerinde bayrak direği sekline dönüşmüştür.
Türklerin eski dinlerinden getirdiği ve Müslümanlığa uydurdukları ritüellerden kurban süsleme geleneği de eski Türk boylarının tanrılara ve ruhlara sundukları kurbanı süslemelerinden gelmiştir.

Şamanizmden gelen inaçlar.
Ant içme ve kan kardeşliği de, eski bir Türk töresine dayanır.
Din sanılan bu Şaman inançları ve buna benzer pek çok Ortaasya inancı yüzyıllardır, Müslümanlıkta birlikte yaşamaktadır..
Ünye ve Ordu da yaşayan Çepnilerde ana rahminin simgesi olan sacayaktan geçme geleneği halen sürdürülür ve bu inanış, soyun sürdürülmesi gerçeğine dayanmaktadır. Çocuk doğuramayanlar, dilekte bulunarak, "üç kez sacayaktan" geçerler
Ünye’de her yıl Mayıs yedisinde insanlar köylerden Akkuş’tan Tekkiraz’dan akın akın sahillere ve deniz kenarlarına gelir "yedi çift bir tek taşı" suya atarlar. Denize girerler veya yedi dalgadan atlarlar. Düğünlerde bereket getirmesi için gelin ve damadın başına atılan buğday taneleri ile ''darısı başına'' tabiri, bu inancın yaşayan örneklerinden biridir.

Dizdar Beyin sökülen mezar direği
Ünye’nin Dizdar köyündeki bir caminin içinde bulunan bir evliya mezarının bulunduğu camideki direk bez ve çaput bağlanması el ve yüz sürülmesi, direkten gizlice parça yontularak kaynatılıp suyunun içilmesi yüzünden “Kabadirek” adındaki direk kaldırılmıştır.
Bu camide Danişment Melik Gazi’nin komutanlarından Dizdar köyü çevresini fetheden Dizdar Bey’in mezarı bulunmaktadır.. Araştırmalara göre, evliya olarak bilinen bu tür yerlerdeki kişilerin genellikle bölgeyi fetheden, zamanla menkıbeleşen Ortaasya Türk boylarının oymak beyleri olduğu ortaya çıkmıştır.
Bunlar: Kümbet evliyası, Asarkaya evliyası, Başkızdıran evliyası, Karaca İlyas evliyası, Yağı Başan evliyası, Dizdar Bey evliyası, Menteşe Bey evliyası..gibi. Hepsi bulunduğu yerleri Türkleştiren ve köyler kuran Oğuz beyleridir.
Daha birçok geleneği örf ve adet olarak günümüze taşıyan Oguz Türkleri gökyüzünü, bir çadır gibi düşünürlerdi. Kutup Yıldızına "Gök'ün Çivisi", "Çivi Yıldızı" derlerdi, "Altın Direk", "Demir Kazık"ta dediler. Kutup yıldızını temsil eden direkler Anadolu köylerindeki düğün ve benzeri seremonilerde kullanılan ucuna bazen bayrak ve bazen renkli kumaşlar bağlanan sırık sembolik olarak göğün direği ve bağlanan renkli bezlerde renklerine göre birer dilektir.
Türklerin, Müslüman Araplar ilk temasları Göktürklerle olmuştur. Türklerin İslamiyeti kabul edişi iki döneme ayrılır. Bireysel olarak İslamiyete geçişleri 647-751 yılları, grup halinde din değiştirme 751-868 yıllarına rastlar. Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinde eski dinlerinde var olan tek bir Tanrıya inanışın büyük bir etkisi olmuştur. İlk Müslüman Türk devletlerinin kuruluşları olan 868-940 yıllarına rastlar ve yeni dine geçişleri ancak 300 yılda tamamlanabilmiştir.
Türkler yeni dinleri olan Müslümanlığa eski inançlarını da taşıdılar. İslâm'ı aynen benimseme yerine kendi inançlarıyla harman edip yeni bir sentez oluşturdular. Aradan on asır geçmiş olmasına rağmen, bugün günlük hayatımızdaki birçok kültürel öğe İslam'dan önceki kültürün ve dinin izlerini taşımaktadır
Ünye’de ŞeyhYunus Türbesinin içi kısa bir zaman önce yatak yorgan doluydu. Sandukanın etrafında yorganlara sarılmış yatan insanlar vardı. Hastalar şifa bulmak için evliyanın sandukasının dibinde bir gece bazen üç gece uyurlardı. Konuşamayan, yürüyemeyen, epilepsi hastaları, ruhsal bozukları olan hastalar çare bulmak için burada geceleyerek dertlerine çare arıyorlardı.”
Türkler’in Şamanizm’den İslamiyet’e geçmelerinin üzerinden bugün bin yıldan fazla bir zaman geçse de eski dinlerinden getirdikleri adetler bugün hala canlılığını korumakta ve Müslümanlığın içinde varmış gibi algılanmakta ve bilinmektedir.


Kaynaklar:
Şamanizm - Türkler'in İslamiyetten Önceki Dini; Etik Yayınları, Şubat 2000; Cemal ŞENER
Mehmet Kurtoğlu
Türk Mitolojisinin Anahtarları; Kabalcı Yayınevi, Haziran 2002; Yaşar ÇORUHLU
Türklerin Dini Tarihi; Rağbet Yayınları, Mart 2003; Ü. GÜNAY, H. GÜNGÖ



Bu Haber 2349 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI