Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman/ Ünye Taş Eserleri Müzesi
2 2013 Pazartesi 10:16
yasar.karaduman@gmail.com
Türk-İslam Mezar taşlarının anlattıkları

Ünye’de bir taş Eserleri Müzesi yok..
Taş eserlerimiz parça parça yerlerde bakımsız haldedirler.


Taş eserleri müzesi son yıllarda gezdiğim tarihi Anadolu il ve ilçelerinin çoğunda var. Hatta onlarda fazlalık bir de müze var. Biz bir etnografik belediye müzesini bile yeni yaptık. Bir şehrin gelişmişliği müzelerinin tiyatrolarının, spor sahalarının meydanlarının çokluğu ile ölçülür. Kaldığım Avrupa ülkelerinin en küçük kasabasında bile gördüğüm birkaç müze bir tiyatro kesin, futbol, basket, yüzme havuzu, çim hokeyi gibi sahaların çokluğu dikkatimi çekmişti.
Ünye’de çok arkeolojik bulgu ve kalıntımız yok bir Kale’miz de var oradan zaman zaman bazı şeyler çıkıyor, onu da korumasız olduğu için defineciler çalıp götürüyorlar. Geriye Türk-İslam ve Osmanlı mezar taşları kalıyor. Çamlıktaki Osmanlı tarzı mezar taşları ve mezarlar ile belediyemiz hiç ilgilenmedi ve koruyamadı, ya kırıldı ya çalındı.
Benim çocukluğumda Ünye’de mezarlıklardan kaybolmasın diye alınan ve Ünye Cumhuriyet meydanına ilk hükümet konağı yapılırken buranın mezarlık olması nedeni ile kaldırılan mezarların taşları mahallemizdeki Osman Ağa Camiinin bahçesinde toplanırdı. Taşlar orada halen durmaktadır. Caminin zavallı imamı Mevlüt Hoca bunları cebinden para harcayarak temizletmiş sıra ile dizmiştir. Fakat Mevlüt Hocanın gücü bunları korumaya ve bakımlarını yapmaya yetmemektedir. Bu yüzden ilk başta bu taşları koymak üzere bir Taş Eserleri Müzesine ihtiyacımız vardır.
Saraçlı Mahallesinde bulunmuş milattan öncesine ait mezar taşları var,
Rumlardan kalma mezar taşları var. Köylerde mezarlıklarda atılmış bir sürü değerli mezar taşları var. Bin yıl öncesinden kalma mezar taşlarımız var.
Bunların hepsini bir aya toplamak lazım.
Diğer mezar taşları ve buluntu taş eserler, Ünye Belediyesi Müze Evi bahçesinde durmaktadır. Osmanağa Camii bahçesinde ve daha başka yerlerdeki taşları da burada toplayabiliriz.. Bunun için çok masraf ve çaba gerekmez.. Belediyenin kamyonuna yükleyip getireceksin Müze Evin bahçesine dizeceksiniz..
Bence Belediyedeki arkadaşlar yönetimden gitmeden önce bir güzellik daha yapıp bu taşları Müze Ev bahçesine taşıtarak burada bir Taş Eserleri Müzesi oluştursun. Arkalarından söylenecek bir güzel sözümüz daha olsun.. Ama her şeyde olduğu gibi bu çağrımıza da kulak tıkayacaklardır, hele ben söyledim ya hiç yapmazlar..
Ben sayın Kaymakamımız Mustafa Bey’e döneceğim.. Mustafa Bey lütfen bu işle bir ilgilenin, sizin de Ünye’de bir hatıranız kalsın, gidince sizi bu Taş Eserleri Müzesi ile hatırlayıp analım.. Şehirde sizinde katkıda bulunduğunuz bir eseriniz olsun
Geçen ay Bergama’ya gitmiştim, Bergama’da gördüm, müzenin bahçesine yapmışlar, bir benzeri de Amasya Müzesi’nin bahçesinde var. Bizde bir “Ünye Taş Eserleri Müzesi” neden olmasın.

Niksar Taş Eserleri Müzesi
Niksar’da Danişment Gazi Türbesi’nin bahçesine muhteşem bir Taş Eserleri Müzesi yapmışlar. Bu mezar taşlarının aynı zamanda çok ilginç hikayeleri var.
Danişmentliler Anadolu’ya Malazgirt savaşının kazanılmasından sonra gelmişlerdi. Alparslan yanındaki komutanlarına savaş kazanılırsa Anadolu’da fethettikleri yerlerde kendi adlarına beylik kurma sözü vermişti.. Bu komutanlardan Danişmet Ahmet Melik Gazi Sivas ve yöresini fethederek Danişmentli beyliğini kurdu ve Niksar’ı başkent yaptı.. Daha sonra Danişmentlilerin Çepni oymağı Akkuş dağlarından Ünye’ye inerek Ünye’yi fethetti ve buralarda yerleşmeye başladılar. Yerleştikleri yerlere boy ve oymaklarının adlarını verdiler bu isimler bugün halan köy adları olarak kullanılmaktadır. Bunlar, Saylan, Balağuz, Alamanlu, Encürlü (İncirli) Salur, Cimbis, Nadurlu, (Nadırlı) Göbü, Asak, Darahta gibi birçok köy isimleri Çepnilerin boy ve oymaklarının isimleridir.. Bu köylerin halkı Akkuşun ve Tekkiraz’ın bazı köyleri Oğuz Han’ın oğullarından Günhan’ın oğlu Çepni boyundandır..
Türkler buralarda yerleşmeye başladıklarında Müslümanlığa geçeli ikiyüz sene olmuştu. Henüz bir İslami mezar, ölü gömme, mezar taşı kültürleri oluşmamıştı.. Uzun yıllar Ortaasyada eski dinleri olan Şamaniz’deki ögeleri ve adetleri kullandılar. Ünye ve köylerinde de benzer mezar taşları kullanılmıştır. Bunların en ilginç örnekleri Tekkiraz Dizdar Köyü Kabadirek Camisinin bahçesindedir. Burada orman içinde bir buçuk metre boyunda 900 yıllık balballar vardır.
Şamanizm, Türkler Müslüman olana kadar mezarlarının başına “Balbal” adı verilen taşlar koyarlardı. Bunlar iki metre boyunda olduğu gibi kısa da olabiliyordu. Anadolu’ya gelen Türk boyları Müslüman olmuşlar fakat bir mezar taşı kültürü henüz oluşmamıştı. Bu nedenle yüzyıllar boyu bu balbal taşlarını diktiler. Daha sonraki yüzyıllarda bu düz taşlara şekil vermeye başladılar bir takım bitki kuş ve hayvan resimleri yaptılar veya taşları hayvanlara benzettiler taşlara yazı yazmaya başladılar bir müddet sonra bu taşlar ve yazılar bir sanat eserine dönmeye ve bir mezar taşı ekolü ve sanatı oluşmaya başladı. İşte Osmanlı mezar taşları bu sanatın zirveye ulaştığı son noktadır.

Mezar ve Mezar taşı Nedir?
Mezar İnsanın öldükten sonra gömüldüğü yerdir. Makber, kabir, medfen ve merkad ve gömüt de denir.. Mezarların bir arada bulunduğu yerlere ise hazîre, mezarlık, hamişan, veya kabristan denmektedir.
Mezarların koku ve yabani hayvanlar cenazeyi çıkarmasın diye derinliği erkeğin göbek hizasında, kadının ise göğüs hizasına kadar olur. Mezarların genellikle baş tarafında isim-doğum tarihi-ölüm tarihinin yazılı olduğu bir taş bulunur. Bunlara şahide derler. Baş tarafındakine “baş taşı” ayak tarafındakine de “ayak taşı” adı verilir. Taş olmayan yerlerde tahta koyarlar.
İslamiyet’te vefat eden Müslüman’ın mezarına taş ve kitabe dikme zorunluluğu yoktur. İnsanı ölümünden sonra anıtlaştıran simgeler düşüncesi İslamiyet öncesi Şamanizm inancından gelmektedir..
Mezarda yatanın kim olduğunu bilme, belirtme ve belli etme ölçüsünde bir yazıya ve yapıya izin veren diyen dinimiz, abartılı yazı ve mezarları mekruh sayar. ( Mekruh,yapılması dinen doğru bulunmayan şeyler)
Türk kültüründe önce Göktürk balbalları şeklinde ortaya çıkan, mezar taşları Anadolu'da Selçuklular döneminde, içerik ve form açısından zenginleşerek Osmanlıda en güzel şekline ulaşmıştır.
Ünye’de par parça sağda solda kalmış, atılmış, kırılmış, mezarlıklarda veya bulundukları yerlerde kaybolan bu tarihe şahitlik etmiş taş eserleri Ünye Belediyesi Müze Ev bahçesinde bir “Ünye Taş Eserleri Müzesi” oluşturarak toplamalı ve geçmişimize sahip çıkmalıyız.

Kaynak:
Şamanizm - Türkler'in İslamiyetten Önceki Dini Cemal ŞENER
Kaybolan Medeniyetimiz Etik Yayınları, Şubat 2000;
Türk Mitolojisinin Anahtarları; Kabalcı Yayınevi, Haziran 2002; Yaşar ÇORUHLU
Türklerin Dini Tarihi; Rağbet Yayınları, Mart 2003; Ü. GÜNAY, H. GÜNGÖ








Bu Haber 1990 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Başlık : mezar taşları Tarih : 6 Eylül 2013 / Pazar Üye Adı :murat duman
yazınızı okudum... bu bir alternatif ama en son çare diya düşünüyorum... bu kadar gezdiğiniz halde, her turistik beldenin bir farklı özelliği bulunuyor. ben kendimi bildim bileli. çamlık fenerde bulunan mezarlığı bilirdim. acaba kimindir bu mezarlar derdim. hiç bir araştırma yapılamksızın. bu mezarların kaderine terk edildiğini, sökülüp talan edildiğini ve taşalrının kokulu ceyhanın evinin bahçesine ve cami avlusuna taşındığını gördüm. fotoğrafladım bunları.. kültür bakanlınına taşıyacağım konuyu... çokmu zordu.. bu alanı güzel bir tel örgü le çevrilip. hemen yanında bulunan belediyeye ait malzemeler gibi kouruma altına alınmalıydı.. her mezar araştılılmalı açıklamalı anlaşılır bir hale getilmiş tabelalar ile AÇIK HAVA MÜZESİ haline getirilmeli idi.... çok yazık olmuş.. biliyorsunuz her mezar taşını simgesel olarak yatan kişi ile olan karıyerini açıklamak tadır... hadi bakalım. şimdi mümkünmüdür o mezar taşlarını ait olan mezara koymak, yada kalan lahitler ne olacak. denize dolgumu. yoksa bir inşaata curufmu... şehir yöneticiliği bu kadarmı baite indi arkadaşlar. geçmişimize sahip olamazsak. yarın ne olacak.. benim içim acıyor doğrusu.. çünki. telafisi mümkün olmayacak bir hata yapılmıştır. sonrada.. şehir içinde kalan taşlar, binaları gördüm. sanırım onlarıda yok etmek için çok zaman kalmamıştır. ben 45 yıldır ANKARA da yaşıyorum. bir dost muhabbetinde. hasbel kader ÜNYE YE gelmiş bir çok insanın.. çamlık restorant da. yediği yöresel yemek, balık veya pidesini yııllarca unutmadını gördüm, duydum. bu her zaman beni gururlandırmıştır. gurur duydum her zaman ÜNYE li olduğumdan.. hiç bir zaman ORDU luyum demedim. ÜNYELİYİM DEDİM. ÇOCUKLUĞUM DAKİ BAKİR, NATÜREL ünyeyi çok özlüyorum...şimdi bakın tur rehberlerine.. ÜNYE de konaklama yok.ünyede proğram yok. korkarım yapıalan çevre yolundan sonra... denize akan pıs suların yüzünden. UNUTLULMÜŞ bir değer olarak kalacaktır... biraz değerlerimize sahip çıkmamız gerektiğine inanıyorum... bu yoruma fırsat verdiğiniz için teşekkür ederim....
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI