Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / İstiklal Marşı İki Defa Bestelendi
14 Ekim 2013 Pazartesi 09:47
yasar.karaduman@gmail.com
İlk üç yıl beş İstiklal Marşımız vardı
12 Temmuz 1923 İstiklal Marşı için Ali Rifat Çağatay’ın bestelediği eser seçildi.
Bu marş 7 yıl okunduktan sonra 1930'da Osman Zeki Üngör’ün bestesiyle değiştirildi.
İstiklal Marşımızın 1924 yılındaki ilk bestesi alaturkaydı.

İstiklal Marşı’nın yazılışı ve bestelenmesi
İstiklal Marşı, Türkiye Cumhuriyetinin milli marşıdır.
Sözleri Mehmet Akif Ersoy'a, bestesi Osman Zeki Üngör'e ait olan bu eser, 18 Mart 1921'de TBMM tarafından Türkiye Cumhuriyeti'nin Milli Marşı olarak kabul edilmiştir.
Maarif Vekâleti, (Milli Eğitim Bakanlığı) 1921'de bir güfte (söz) yarışması düzenlemiş, yarışmaya 724 şiir katılmıştır. Yapılan elemeler sonucu Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 12 Mart 1921 tarihli oturumunda Mehmet Akif'in "Kahraman Ordumuza" adlı şiiri kabul edilmiştir.
Şiirin bestelenmesi için açılan yarışmaya ise 24 besteci katılmış, 1924 yılında Ankara'da toplanan seçici kurul, Ali Rıfat Çağatay'ın bestesini kabul etmiştir. Bu beste 1930 yılına kadar çalınmış 1930'da değiştirilerek, dönemin Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör’ün hazırladığı bugünkü beste ile değiştirilmiştir. O günden bu yana geçen yıllarda yapılan küçük bir düzenleme ile halen bu beste çalınmaktadır.

Birden fazla Milli Marş
O sıralarda Edirne’de müzik öğretmeni Ahmet Yekta Madran, kendi bestelediği marşı Edirne ve çevresinde yaymaya ve söyletmeye başlamıştır. İzmir’de müzik öğretmeni bulunan İsmail Zühdü de kendi marşını İzmir ve çevresinde yaymaya başlamıştır. Eskişehir’de de bir başka marş çalınmakta idi. Ankara’da ise Zeki Üngör’ün marşı söylenmekte olup İstanbul’da da iki marş söylenmekteydi. Bundan başka İstanbul tarafında Zati Arca’nın, Kadıköy tarafında ise Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi söylenmekteydi.
Bu durum birkaç yıl böylece devam etmiş ve 1924’te Ali Rıfat Çağatay’ın marşı resmi marş olarak kabul edilmiştir. Bu marş 1924’ten 1930 yıllarına kadar çalındıktan sonra 1930 yılında Zeki Üngör’ün bestesi milli marş olarak kabul edilmiştir.
Zeki Üngör, İstiklâl Marşı’nın besteleniş
Hikâyesini şöyle anlatmıştır:
"İstiklâl savaşının devam ettiği sıralarda ben, Muzika-i Humayun muallimi (Cumhurbaşkanlığı orkestrası öğretmeni) idim, doğrudan doğruya Saray’a ve Vahdettin’e bağlıydık. Bando, Fasıl Takımı ve Orkestra benim emrimde idi. Kurtuluş ordusu süvarilerinin İzmir’e girdiklerinde oturuyorduk. Kapı çalındı. İlkokul öğretmeni İhsan merhum geldi. Büyük bir heyecan içinde, süvarilerin İzmir’e girişlerini anlatmaya başladı. Hemen kalkıp piyano başına geçtim. Ve o anlattı, ben çaldım. Böylece kısa zamanda eserin taslağı ortaya çıktı. Ertesi gün de çalıştım. İki gün sonra beste bitti.
On beş gün sonra beni Ankara’dan çağırdılar, gittim. Bana Muzika-i Hümayun’u (Cumhurbaşkanlığı Orkestrası) bütün kadrosu ile Ankara’ya nakletmek vazifesi verildi. Vahdettin henüz padişah olduğu için bu işleri gizli yapıyorduk. Bir ay sonra da kimseye bir şey söylemeden Ankara’ya gittim. Ve hemen İstanbul’daki arkadaşları bir telgrafla çağırdım. Üç gün sonra geldiler. Böylece milli marşı bu heyete ilk defa Ankara’da verilen baloda Atatürk’ün huzurunda çaldık. İşte Milli Marş böyle bestelendi.”
Uzmanlar bestekârın anlatışından, eseri önce sözsüz olarak bestelediği ve daha sonra Mehmet Akif’in şiirini besteye monte ettiğini bu nedenle hatalar oluştuğunu bu teknik hatalardan başka ses ritminden, ağır çalınıp söylenmesinde de bestekârın kusuru olduğunu söylemişlerdir.. Besteci ise bu durumu şöyle anlatmıştır:
“Ben İstiklal Marşı’nı bestelerken kulaklarımda İzmir’e koşan atlıların dörtnal sesleri vardı, metronomu 1 dörtlük=80 olan bir eser cenaze marşına benzemez.
Ağır tempolu çalınışı ise; Sahibi’nin Sesi stüdyolarında orkestra ile plağa çaldığımız zaman teknisyenler, bunun çok süratli bir marş olduğunu ve plağın ancak yarısını doldurduğunu söylediler. O anda aklıma bir şey geldi: "Marşı biraz ağır çalalım, böylece plak dolar. Sonra çalınırken gramofon biraz hızlıya ayarlanır, olur biter." dedim. Fakat bilahare böyle bir fikir vermekle hata ettiğimi anladım. Çünkü marş çalınırken gramofonun hızının ayarlanması gerekeceğini kim nerden bilecekti..?”
Plak yayıldıktan sonra ağır ritim de hafızalara yerleşti ve besteci ölümüne kadar bu ağır ritmi düzeltmeye uğraştı.
Ayrıca, Marşın Türk heyacanını ifade etmediği ve hatta “Karmen Silva” isimli bir operetten alındığı da iddia edilmiştir..(Viki)

Yani ses ayarlaması yapıldı
Geçen yıllarda yapılan ufak bir düzenleme ile bu aksaklık giderilmiştir.
Bir zaman geldi törenlerde yaşanan marş kargaşasına Kültür ve Turizm Bakanlığı el koydu koydu. İstiklal Marşı'nın söylenişindeki zorluk üzerine harekete geçen Bakanlık, marşın temiz ve doğru söylenmesi için dört farklı yorum, dört farklı çalınış ve söyleniş kaydederek, bir CD hazırlattı. Beş bin adet basılan CD, büyükelçiliklere, askeri yerlere, okullara, kamu kurumlarına ve yabancı temsilciliklere dağıtıldı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğünce yapılan bu çalışma, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ve Devlet Çok Sesli Korosu’nun icrasıyla TRT Ankara Radyosu Büyük Stüdyoda kaydedildi.
.
Besteciler müzik birikimi olmayanların yeni değişiklikleri fark edemeyeceğini; ancak Türk insanının daha doğru seslerle İstiklal Marşı’nı zorlanmadan daha okuyabileceklerini söylediler. Bestede değişiklik yapılmadı, Milli Marş’ın bestesini değiştirmeden, Türk insanının ortalama ses rengine uygun olarak yorumlandı.
İstiklal Marşının yeni 4 formu şöyle:
1. Koro ve orkestranın birlikte yer aldığı, Türklerin ortalama ses yapısına uygun kayıt.
2. Sadece orkestranın çaldığı, sözsüz, gerektiğinde canlı sesle eşlik edilebilecek yine ortalama Türk insanının ses yapısına uygun kayıt.
3. Genç ve tiz ses topluluklarının eşlik edeceği kayıt.
4. Yeni oluşma döneminde olan sesler için, özellikle ilkokul çocuklarının ses yapısına uygun kayıt.
Bizim törenlerde dinlediğimiz form 1 nolu koro orkestra formudur

Kaynak: İlkadım Dergisi, Kültür ve Turizm Bakanlığı,Vikipedia







Bu Haber 2727 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI