Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Fatih YÜRÜK/ Şehirde Yaşamak Zor
19 Şubat 2014 Çarşamba 12:09
Şehirlerimiz kimliksizdir. Gece seyahat yaparken bir şehre girildiğinde uykumuzdan uyansak, bulunduğumuz şehrin hangi şehir olduğunu bilmemize imkân yoktur. Çünkü şehirlerimizin kendine ait kimlikleri oluşmamıştır. Sıradan tekdüze evler, apartmanlar, estetiği olmayan işyerleri, binalar, özensiz yapılar, her şehirde bulunabilecek manzaralardır.


Şehir insana mutluluk vermelidir. Hayatımızı sürekli geçirdiğimiz şehir, insana huzur vermiyorsa o zaman şehir mutsuz insanların yaşadığı taş yapılar topluluğudur. Yaşadığı yeri güzelleştirmeyen, şehirde dinlenmek istediği zaman gezecek bir yeşil alan bulamayan, otobüs duraklarında bir yerlere yetişmek için koşuşturan, işinde akşama kadar bunalan, morali bozulan, şehirde kalabalık ve büyük caddelerde gezerek güya stres atan insanlar; duygu taşımayan robotlar topluluğu olmuş mudur? Buna hayır cevabı verebilmek zordur. Şehir hayatı sosyal ilişkileri azaltmış, bencilliği artırmış, duyguları köreltmiş, insani ilişkileri yok etmiştir.
Şehir yaşantısı insanları ruhsuz robotlar haline getirmiştir. Bunda insana soğuk görünen biçimsiz büyük beton yapıların, tüketim mabetleri haline dönüşen alışveriş merkezlerinin, yoğun trafikli kalabalık caddelerin, hızlı yaşamın büyük katkısı vardır. Böyle bir kovalamaca içinde şehir hayatının insana huzur ve mutluluk verdiği söylenemez.
Hızlı nüfus artışı, köyden şehre göç, geri kalmış ülkemizde şehirlerin problemlerini artırmış, gerekli imar ve yapılaşma hareketleri sağlanamamış, ihtiyaçlara cevap verecek sosyal donanım tesisleri yapılmamıştır. Türkiye'de aslında şehir köyler oluşmuştur. Bu şehir köylerde gerekli eğitim, ulaşım ve altyapı hizmetleri oluşmamıştır. İnsanlar gecekondularda, sefalet mahallelerinde yaşamak zorunda kalmıştır. Şehirdeki büyüme şehir çevresinde tabiatın tahribine, yık yap uygulamasına, gecekondulaşmaya, aşırı ulaşım masraflarına, muazzam israfa yol açmıştır.
Şehir insana kurulmuş tuzaklarla doludur. Yoğun işinde akrabaları ve arkadaşları unutma tuzağı, iş stresinden eve dönünce çocukların kalbini kırma tuzağı, çoluk çocuğuyla bir arada olamama ve onlara yeterince zaman ayırmama tuzağı, trafikte ışıkta veya kilitlenmiş araç kuyruğunda beklerken sinirlerin gerilmesi, kibarlığı unutma, nezaketi bırakma, insanlara kaba davranma, insanlarla dolu kalabalık caddelerde yalnızlık, tüketim canavarı, alışveriş manyağı olma tuzağı gibi.
Şehirleri beton ve asfaltla öyle doldurduk ki; yağmur yağdığında suyu emecek toprak kalmadığı için sel oluyor, evleri su basıyor.
Şehirlerimiz kimliksizdir. Gece seyahat yaparken bir şehre girildiğinde uykumuzdan uyansak, bulunduğumuz şehrin hangi şehir olduğunu bilmemize imkân yoktur. Çünkü şehirlerimizin kendine ait kimlikleri oluşmamıştır. Sıradan tekdüze evler, apartmanlar, estetiği olmayan işyerleri, binalar, özensiz yapılar, her şehirde bulunabilecek manzaralardır.
Bütün bu olumsuzluklara rağmen içinde yaşamayı kolaylaştıracak şehirde yaşamak bizim elimizde. Güzel bir şehirde yaşamak bizim hakkımız ama bunu çok çalışarak yapabiliriz.
Türkiye'nin ünlü mimarlarından Utarit İZGİ : “Bir binanın içi kullanıcısına huzur verirken, dışı da şehir halkına mutluluk getirmelidir” demektedir. Yaşanacak güzel bir şehirde binalar tek düze olmamalıdır. Her biri birbirinden güzel yapılar, şehirde yaşayan insanlara huzur vermelidir. İnsanlar güzel bir şehirde yaşadığını hissetmelidir. İçi huzur veren aile yuvalarının dışı şehirde yaşayan, şehri yaşayan ve yaşatan insanları mutlu etmeli, göz zevkini artırmalıdır.
Balkanlarda tarihi şehirlerden birinin imar yönetmeliği “Her kim yeni bir bina yapmak isterse öncelikler o binasıyla şehri daha da güzelleştireceğini ispatlamak zorundadır.” maddesini içermektedir. Şehrin kimliğini oluşturacak olan mimarlar ve mühendisler sıradan binalar yapmaktan vazgeçmeli, şehir estetiğine neler kazandırabileceğini düşünmeli, bu konuda araştırmalar yapmalı, yayınları ve dünyayı izlemelidir. Mimarlar odası şehir estetiği, değişik mimarili yapılar, siteler konusunda çalışmalar yapmalı ve uygulamalar yapılmalıdır.
Şehir hayatının güzelleşmesine şehirde yaşayan insanların katkısı olmalıdır. Balkonlarını, pencerelerini, bahçelerini güzelleştirmeli, barındığı evinin eksiklerini tamamlamalıdır. Japonya'da insanların yeşil alanlarda çimlerde dinlenirken ayrık otlarını temizlediklerini herkes biliyordur.
Şüphesiz en büyük görev belediyeye düşmektedir. Yeşil alan, çocuk parkı, yol ve kaldırımları en güzel bir şekilde yapması gerektiği gibi, her tarafa bolca şehir mobilyaları koyarak görsel zenginliği artırmalıdır. Şehirde gezenler birbirinden güzel binaların, pencerelerin güzelliğini seyrederken birbirinden güzel şehir mobilyalarının arasında gezmelidir. Binalardan sıvası, boyası, tuğlası, çatısı eksik olanları ikaz etmeli, süre tanımalı, buna rağmen binalarının eksikliğini gidermeyenlerin işlerini yaparak masrafını tahsil etmelidir. Şehir merkezinde kafasını yukarı kaldıran hiç kimse şu anda gördüğü manzaradan memnun değildir. Bu binaların sahipleri yine bu şehirde yaşayanlardır.
Güzel günlerde, güzel şehirlerde buluşmak ve yaşamak ümidiyle...

-------------------------------------------------------------------



Bu Haber 1409 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI