Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman/ UMUT AĞAÇLARI
17 Mart 2014 Pazartesi 10:15
yasar.karaduman@gmail.com
Türklerin Eski Dinlerinden Getirdiği İnanışlar
Umut dediğimiz şey en çaresiz anda bile bitmez.
Dilek ağacı ise hiç tükenmeyen umudun simgesidir.

Türkler’in Müslüman olmalarının üzerinden bin yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen eski dinlerinden getirdikleri adetler bugün bile canlılığını korumakta ve Müslümanlığın içinde varmış gibi bilinmektedir.
Umut ağaçları bez bağlamakla, dileğin yerine geleceğine inanılan rengarenk kumaş parçaları ile adeta dalının, görülmez olduğu ağaçlardır.
Aslında “Umut ağacı” bizim içimizdedir, onu gittiğimiz her yere götürürüz. Olaylar karşısında çaresiz kalan Anadolu insanının eski dininden getirdiği bir tür çare arama şeklidir. Hemen her köyde böyle bir ağaç mevcuttur.
Biz çaresizliğimize ve deva bulamadığımız dertlerimize her yerde bir umut ağacı yaparız.
Ünye ve çevresini biraz araştırırsanız birçok benzer ağaçlar bulursunuz. Her birinin çare olduğu hastalık ve sorunlar ayrıdır. Kimi hastalıklara, kimi, para bulmaya, kimi evde kalmış kızlara koca bulmaya iyi gelir.

Yaşayan Ortaysa
Şaman Gelenekleri
Malazgirt Savaşı’ndan sonra Ortaasya’dan gelerek Ünye ve çevresine yerleşen Oğuz Boyları, Ortaasya’da 900 yıllarında Müslüman olmuşlardı. Müslümanlığı kabul edişlerinden iki yüz yıl sonra Anadolu’ya geldiler. İkiyüz bin çadırla Sinop’tan Trabzon’a kadar Karadeniz’i fethederek kendilerine yurt edindiler. Anayurtlarından getirdikleri adetleri de bugüne kadar hep canlı tuttular ve yaşattılar. Hepsi bir gecede Müslüman olmadı.. Yüzyıllar sürdü. Birçok Türk boyları direndiler. Bugün, Müslüman olmayan, başka dinleri seçen ve Şamanizm’de kalan Türk devletleri vardır. Moldovya’daki Gagauz (Gökoğuz) Türkleri Hıristiyan’dır. Orta Asya’daki Yakut Türkleri Şamanim dinindendirler. Hazar Türklerinin kalıntıları olan Karaim Türkleri bugün Litvanya’da yaşarlar Yahudi’dirler. Ama hepsi Türk’tür ve anlaşılır bir Türkçe konuşurlar, Anadolu ve Balkanlardaki Türkler Müslüman’dırlar.

Türklerin İlk Dinleri
Türk’lerin Anadolu’ya gelmeden önce anavatanları Orta Asya’daki dinleri Şamanizm’di. Şamanizm tek tanrılı bir dindi. Gök Tengri denilen bir tanrıya taparlardı. O nedenle göğe doğru yükselen her şeyi, ağaçları ve yüksek dağları ulu sayarlardı.
Ağaçlara bez bağlama, dağlara taşlara adak adama, evliya türbelerine el ve yüz sürme gibi şeyler de Türklerin ilk dinleri Şamanizm’den getirip, Müslümanlığa uydurduğu inanış şeklidir..
Ağaçlara bez bağlayarak bir takım güçlerden yardım istemek bu güne kadar aynen kalmış, taşlara yüz sürmenin yerini de evliya mezarlarına sandukalara dokunma, mezar örtülerini öpmek almıştır.
Şamanların yerini de bugün, şifa dağıttıklarını iddia eden şeyhler, şıhlar almıştır.
Türkler, Müslüman olmakla din değiştirmiş, fakat eski dinlerindeki birçok adetlerini değiştirmemiş yüzyıllar içinde Müslümanlığa taşımıştır.
Hatta bazı yerlerde;
“Sandukaya el ve yüz sürmek günahtır, Türbelere, mezarlara, yalvarmak, bez bağlamak, dinimizde haramdır”
diye uyarıcı tabelalar asılmış, yine de bu inançları kaldırmak mümkün
olmamıştır.
Türklerin eski dinlerinden getirdiği ve Müslümanlığa uydurdukları ritüellerden kurban süsleme geleneği de eski Türk boylarının tanrılara ve ruhlara sundukları kurbanları süsleme geleneğinden gelmiştir. Ant içme ve kan kardeşliği de, eski Türk törelerine dayanır.
Ünye ve Ordu da yaşayan Çepni’lerde ana rahminin simgesi olan sacayaktan geçme geleneği halen yaşar. Çocuk doğuramayanlar, dilekte bulunarak, "üç kez sacayaktan" geçerler
Ünye’de her yıl Mayıs Yedisi’nde insanlar köylerden Akkuş’tan Tekkiraz’dan akın akın deniz kenarlarına gelir "yedi çift bir tek taşı" suya atarlar, denize girerler veya yedi dalgadan atlarlar. Düğünlerde bereket getirmesi için gelin ve damadın başına atılan buğday taneleri ile ''darısı başına'' tabiri, bu inancın yaşayan örneklerinden biridir.

Dizdar Beyin
Sökülen mezar direği
Ünye’nin Dizdar köyündeki bir evliya mezarının bulunduğu camideki caminin çadır formunda ilk yapılışında Şaman inancı gereği konulan, direk el ve yüz sürülmesi, yüzünden kaldırılmıştır.
Bu camide Danişment Gazi’nin komutanlarından Dizdar köyü çevresini fetheden Dizdar Bey’in mezarı bulunmaktadır.. Araştırmalara göre, evliya olarak bilinen bu kişilerin genellikle bölgeyi fetheden, zamanla kutsallaşan Türk boylarının oymak beyleri olduğu ortaya çıkmıştır. Oğuz Türkleri gökyüzünü, bir çadır gibi düşünürlerdi. Kutup Yıldızına ise "Gök'ün Çivisi", ve "Demir Kazık" dediler, o nedenle evin ve çadırın direği kutsaldı.

Türkler Ne Zaman
Müslüman Oldular?
Türklerin, Müslüman Araplar ilk temasları Göktürklerle olmuştur ve İslamiyeti kabul edişleri 751-870 yıllarına rastlar. İslamiyeti kabul etmelerinde eski dinlerinde var olan tek bir Tanrıya inanışın büyük bir etkisi olmuştur, yeni dine geçişleri ancak 300 yılda tamamlanabilmiştir.
Türkler yeni dinleri olan Müslümanlığa eski inançlarından birçok adetler taşıdılar. Aradan on asır geçmiş olmasına rağmen, bugün birçok adet İslam'dan önceki dinin izlerini taşımaktadır
Ünye’de Şeyh Yunus Türbesinin içi kısa bir zaman önce yatak yorgan doluydu. Sandukanın etrafında yorganlara sarılmış yatan insanlar vardı. Hastalar şifa bulmak için türbenin içinde gece uyurlardı. Konuşamayan, yürüyemeyen, epilepsi hastaları, ruhsal bozukları olan hastalar evde kalmış kızlar çare bulmak için burada geceleyerek dertlerine çare ararlardı.”

Bez Bağlamak
Ağacı, dağı, tepeleri hayvanları kutlu saymak, uzun ömürlü olması için çocuklara Yaşar, Durmuş, Duran, gibi isimlerin konması, türbelere adak adanması, dilek ağaçlarına bez bağlanması tahtaya vurmak gibi adetler Müslümanlıkla ilgisi olmayan Şaman gelenekleridir..
Göktürkler ruhların, kişilerden kurban istediklerine, kurban sunamayanlara zararları dokunacaklarına inanırlardı. Ancak bu ruhları kurban niyetine bir renkli ile de tatmin etmek mümkündü.
Türkler Müslüman olduktan sonra da bu âdetlerini bırakmamışlardır. İslâm bilginleri bunlarla asırlarca mücadele etmişlerse de tamamen yok edilememiştir. Hâlâ birçok yöremizde türbe pencerelerine, ağaçlara çaput bağlandığı, duvarlara taş yapıştırılan yerler vardır.
Dilek ağacı hiç tükenmeyen umudun simgesidir. Ümit dediğimiz şey güçlü bir histir en çaresiz, en sefil halde bile ümidimiz bitmez.

Kaynaklar:
Şamanizm - Türkler'in İslamiyetten Önceki Dini; Etik Yayınları, Şubat 2000; Cemal ŞENER
Mehmet Kurtoğlu
Türk Mitolojisinin Anahtarları; Kabalcı Yayınevi, Haziran 2002; Yaşar ÇORUHLU
Türklerin Dini Tarihi; Rağbet Yayınları, Mart 2003; Ü. GÜNAY, H. GÜNGÖ



.














Bu Haber 1366 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI