Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünyelinin Adalet Derdi...
9 Nisan 2014 Çarşamba 00:27
Kaynak: Canik Dergisi 19. Sayı

Ünyeli, yılda, 6 000 suç duyurusu yapıyor.
Hemen herkes mahkemelik.
Ünyeli İcralık İcra Dairesinin her duvarı tâkip dosyalarıyla dolu...
Aklınıza gelen tüm bankaların yüzlerce dosyası var.
Bankalardan sonra, elektrik dağıtım şirketleri,
TELEKOM, GSM şirketleri ve Belediyeler başı çekiyor…
İster; ‘Ünye’yle dünyayı tartmışlar, Ünye 10 gram ağır gelmiş’ diyelim… İster, bizim Ünye diyelim, ister Şirin Ünye, ister Yeşil Ünye… Ne dersek diyelim; mahkemelik bir Ünye…
Öyle ki, nerdeyse, Adliye’den tebligat gitmeyen vatandaş yok.

Eskiden, şöyle lâflar olurdu; “ Hayatta, hiç karakola gitmedim, adliyeye hiç yolum düşmedi, hâkim savcı nedir bilmem, bizim Mahkemelik işimiz olmaz!” Arttık kimse böyle diyemez. Birisi derse de, sen onu külâhıma anlat, deyin. Çünkü bu koca bir yalan. Çünkü hemen herkes mahkemelik…
Hem, mahkemelik olunca n’oluyorsa? Suç mu yani mahkemelik olmak? Ayıp mı? Günah mı? Yooo! Öyleyse ne yani bu caka?! Mahkemeler, ne meyhane, ne kahvehane! Mahkemeler, hak arama yeri. Hak deyince, akan sular durduğuna göre… Hak, yüce ve kutsal olduğuna göre… Mahkemelik olmak kötü bir şey değil… Yalnııız… Neden, mahkemeye yolunun düştüğü çok önemli. Hakkı yenen ya da çiğnenen olarak mı? Yoksa hak yiyen, mağduriyetlere yol açan, zulmeden olarak mı? Bazı da, haksız suçlamalarla, iftiralarla da davalık olur insan… Neyse, uzatmayalım!
Şimdiii… Bakalım, Ünyelinin derdi, daha doğrusu davası neymiş?!
Ünyeli, şu veya bu şekilde, şu veya bu nedenle; yılda, yaklaşık olarak 6.000 savcılık şikâyeti yapıyor, yanı suç duyurusu yapıyor… Yalnız, bu şikâyetlerin ne kadar bilinçli yapıldığı tartışılabilir. Çünkü bu şikâyetlerin yaklaşık altıda biri takipsizlik kararıyla sonuçlanıyor. Yeni tabirle, Kovuşturmama kararıyla! Bu ne demek? Vatandaş, olur olmaz her şeyi savcılığa taşıyor. Yani, Hukuk Mahkemelerinde halletmesi gereken işleri de savcılığa götürüyor. Oysa suç teşkil etmeyen, yani, Ceza Hukukunu ilgilendirmeyen işlerin, savcılıkta yeri yok. Birçok Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair kararın gerekçesi, “Mes’elenin, ‘Hukûkî Mâhiyet’ taşıması…” Bunun yanında, vatandaşlar, ‘bir delile dayanmaksızın’ yahut ulaşılabilir, toplanabilir bir delilleri olmaksızın da, soyut şekilde şikâyetler yapıyorlar… Bir kısmı da gerçekten mağdur ancak kanıtı yok… Kimisi, ‘bir hırsla’ gelip şikâyet yapıyor. Olayın ve suçun niteliğine göre, şikâyetten vazgeçme yahut uzlaşma nedeniyle de Kovuşturmama Kararı verilebiliyorsa da; bizim insanımız, genelde, barışmayı ve uzlaşmayı sevmiyor; bu nedenle, bu tarz işlemler sınırlı sayıda oluyor.
Açılan kamu davalarının çoğu Sulh Ceza Mahkemesine yöneliyor. Demek ki; ufak tefek ya da çok ciddî boyutlar taşımayan, hafif dereceli suçlar, memleketimizde daha çok işleniyor. Basit Yaralamalar, Hakaretler, Basit Nitelikli Hırsızlıklar, vb. Ondan sonra; Sulh Cezaya açılan davaların yarısı kadarı da Asliye Ceza’ya açılıyor. Tabii, suçlar da, cezaları da daha önemli, daha ciddî oluyor, iş Asliye Cezaya geçince… En az dava ise Ağır Cezaya açılıyor. Asliye Cezaya açılanların üçte biri oranında bu, Ünye’de. Ağır Ceza’nın adı üzerine… En ağır suçlar bu mahkemede yargılanıyor ve en Ağır Cezalar da bu mahkemede veriliyor. Şimdi, Ağır Ceza’da bir özellik var. Ağır Ceza Mahkememiz, Ordu’nun batı yakasının davalarına bakıyor. Yani; Ünye’ye bağlı olan; Çamaş, Aybastı, Kabataş, Çatalpınar, Fatsa, Korgan, Kumru, Ünye, İkizce, Çaybaşı, Akkuş… 11 İlçe’nin tümünün Ağır Cezası Ünye’de yargılanıyor. Zaten, Ağır Ceza Merkezi, bir Ordu’da, bir de Ünye’de var. 11 İlçe’den gelen olaylar Ünye’de toplanıp davası görüldüğüne göre; 11 ilçe içinde Ünye’yi düşündüğümüzde, demek ki, gerçekten de Ünye’de en az işlenen suçlar, Ağır Cezalık türden olanlar…
Şunu da söylemek gerekir ki; Savcılıktan başlayarak, Sulh, Asliye ve Ağır Cezalarda yargılanan suçların ağırlığını ekonomik nitelikli suçlar oluşturuyor. Mala yönelik suçlar birinci derecede… Ondan sonra, kişilerin vücut bütünlüğüne ve hürriyetine yönelik suçlar ağırlıkta. Bunların içinde de, cinsel niteliği olan suçlar daha fazla… Vücut bütünlüğüne yönelik suçlarda, kasten yaralama ve öldürme suçları, diğer suçların arasında azınlıkta kalıyor. Ağır Ceza’da yargılanan suçların tür ve sayısını, çevre ilçelerden gelen vakalar daha çok belirliyor.
Olaylar, takipler, yargılamalar, yalnız Cezalık türde olmuyor. Hukuki davalara gelince, iş sayısı çığ gibi büyüyor.
Hemen bir fikir vermesi bakımından; Ünye’de bir Asliye Ceza Mahkemesi varken, 2 Asliye Hukuk Mahkemesi var.
Önce şunu ortaya koyalım: Ünyeli İcralık… İcra Dairesinin her duvarı takip dosyalarıyla dolu... Her sene ilâve dolaplar yapılıyor. İcra Dairesindeki takipler, binlerle ifade ediliyor. Kurumlar, bir getirmeye 50-100 dosya birden getiriyor. Aklınıza gelen tüm bankaların her birinin yüzlerce dosyası oluyor. Bankalardan sonra, YEDAŞ vb. elektrik dağıtım şirketleri, TELEKOM, GSM şirketleri, Belediyeler başı çekiyor. İcra Dairesi, Avukatlarla, takip sahipleriyle randevulu çalışıyor; ne personel ve ne de zaman yetirebiliyor iş yoğunluğuna…
Hani derseniz, Ünyelinin en çok ne işi var diye, en çok icra işi var derim.
İcra’da yaşanan süreçlerin bir yansıması olarak, İcra Hukuk ve İcra Ceza Yargılamaları yoğun oluyor…
İşin en az olduğu Mahkeme, Kadastro Mahkemesi… Ondan sonra ise, en az, Sulh Hukuk Davaları var.
Asliye Hukuk Mahkemelerinin iş alanları çok geniş… Asliye Hukuk Mahkemesi demek; taşrada münferit uzmanlık (ihtisas) mahkemeleri, imkân olmadığı için, bizatihi Asliye Hukuk Mahkemesi olmanın yanında; aynı zamanda, Aile Mahkemesi demek, aynı zamanda Ticaret Mahkemesi demek, aynı zamanda İş Mahkemesi demek, aynı zamanda Tüketici Mahkemesi demek, aynı zamanda İcra Mahkemesi demek, aynı zamanda İcra Ceza Mahkemesi demek…
Asliye Hukuk Mahkemelerinde, en çok Taşınmazlarla ilgili davalar var. Hani, halk tabiriyle, yer davaları… Ne demişler? ‘Yer, adamı yer!’ Halkımız, ‘yer’ yüzünden, mahkemelere gideee geleee ömür tüketiyor.
Dava türleri, sosyal-ekonomik gelişmelere göre değişebiliyor.
Örneğin, son yıllarda, belki de son 10-15 yıldan bu yana, Kamulaştırma Davaları başa güreşiyor. Karayolları Genel Müdürlüğünün, TEİAŞ’ın, Belediyelerin, BOTAŞ’ın, vb. kamulaştırmaları, dava sayılarını şişiriyor.
Daha sonra, Aile Hukukuna ilişkin davalar var… Boşanma davaları çığ gibi… Paralel olarak; Nafaka, Eşya, Ziynet, Velayet, vb. davaları… Gene; gerek Türk Medeni Yasasını ve gerekse Borçlar Yasasını ilgilendiren davalar birçok Maddî ve Manevî Tazminat, Nüfus, vb. davaları var…
Sayıları giderek artan dava türlerinden biri de İş Hukukundan doğan davalar… Bu tür davalar da, gene sosyal-ekonomik gelişmelere paralel olarak artıyor.
Adliye’de en az bulunan davalar, herhalde, Basın Davalarıdır.
Genel olarak şunu söyleyebiliriz… Tüm davaların temelinde, ekonomik altyapının bozukluğu var. Bireylerin, ailelerin ve toplumun, ekonomisi çökünce, her şey çöküyor. Medenî değerler, Dinî ve Ahlâkî değerler, Gelenek ve Görenekler, Aile Bağları, Sosyal Bağlar, İnsanî ve Ulvî değerler her şey çözülüyor, dağılıyor… Ekonomisini kaybeden insanlar, ailelerini, eşlerini, işlerini, akrabalarını, komşularını, dostlarını, vb. hülâsa, dünyalarını kaybediyor.
Ne dersiniz, Ünyelimiz; dünyasını kaybetmiş miii, kaybetmemiş mii?!
Her şey arapsaçı olunca, Adliyeye gitmek çâre oluyor. İyi ki, başvurulabilecek, hak aranabilecek bir Adalet Dairesi var, Adliye var. Düşünün ki, Adalet Düzeni, Adliye olmasaydı, toplum birbirini nasıl da boğazlardı…
Şimdiii… Davam yok, diye üzülmeyin. Bir gün ve hatta her an sizin de olabilir. Belki de, zili çalan postacıdır. Tebligat gelmesi, an mes’elesidir, kim bilir… Hatta isteseniz, Muhtarlığı, Postaneyi bir araştırın… Evdekilere sorun… Tebligat çoktan gelmiş olmasın!
Ne demiş şair? “Bu dava, babamdan kaldı hâkim bey!”


Bu Haber 1237 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI