Aşağıda okuyacağınız hikaye bugüne kadar hiç bilmediğimiz ve tesadüfen bulduğumuz Ünyeli Bahriye Mirlivası Tiryaki Hasan Paşa’nın hikayesidir.
Kanije Kahramanı Tiryaki Hasan Paşa’nın ise uzaktan ve yakından Ünye ile bir ilgisi olmamıştır.
Mülazımı-sani (Üsttğ.) Ünyeli Hasan
Tiryaki Hasan Paşa Ünye’nin Çatak Köyü Karlıtepe Mahallesinden İbrahim kaptanın oğludur. Hasan Paşa tahminen 1802 yılında Ünye’de doğmuştur. O yıllarda Ünye Kaptanları ve Kadıları ile ün salmış bir denizci kasabasıdır. Ünyeli kaptanlar varlıklı ve zengin insanlardır. Hepsinin muhteşem konakları vardır. Sefer dönüşlerinde fener alayları davul ve zurna ile karşılanırlar. Hasan paşa da böyle bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş ve babasının isteği üzerine denizci olmuştur.
İbrahim Kaptan’ın ailesi Ünye’ye 1650 yıllarında Malatya’dan göç etmiştir. Neden Ünye’ye Çatak Köyüne yerleştikleri hakkında bir bilgi yoktur. Aileden İbrahim Kaptan denizciliği seçmiştir. Bundan dolayı çocuklarından birini de İstanbul’a getirerek Bahriye Mektebine vermiştir. O yıllarda Ünyeli kaptanların İstanbul’la ilişkileri sıktı, kışı Unkapanı’nda demirleyerek geçirirlerdi. Bahriye mektebi ise gemilerini demirledikleri Azapkapı civarında idi. İbrahim Kaptan muhtemelen genç denizci talebeleri görmüş ve oğlunu bahriye subayı yapma fikri buradan gelmişti. Ailenin Tiryaki Hasan Paşadan gelen İstanbul’daki kolunda da bir kuşak denizci olmuşlardır.
İbrahim Kaptanın ikisi kız sekiz çocuğu olmuştur. Bunlar:
Hasan, Ümmü, Kel Ali, Rüveyde, Yakup, Canbulat, Mevlüt, Hüseyin. Bunlardan Hasan, Bahriye mektebine giden Tiryaki Hasan Paşadır.
Kızlardan Ümmü ve Rüveyde’nin soylarını bulamadık Canbulat ve Mevlüt babaları ile birlikte denizcilikle uğraşmış sonra babaları ölünce mesleği devralmışlardır Ünye’de oturmuşlardır, Yakup, Hüseyin ve Kel Ali köyde kalmışlardır.
Bu bilgileri bize Hüseyin ve Yakup’un dördüncü kuşak torunları ile Kel Ali’nin dördüncü kuşaktan torunu Muhtar Hasan Tiryaki vermiştir. Muhtara halk ve çevresi adı Hasan olduğu için Tiryaki Hasan Paşa demektedir.
Bahriye Mektebinde bir Ünyeli
Tiryaki Hasan Paşa yaklaşık 1815 yılında babası İbrahim Kaptan ile birlikte İstanbul’a gelir. Babası oğlunun kendisi gibi bir taka kaptanı değil bir deniz subayı olmasını istemektedir, onu şimdiki Haliç tersanesi içinde bulunan Mühendishane-i Bahri Hümayun’a yani Bahriye Mektebine yazdırır. Hasan paşa 1818 yılında buradan genç bir Osmanlı deniz subayı olarak mezun olur ve orduya katılır.
XVIII. asrın yarısına kadar Osmanlı donanmasında ve gemilerinde kaptan yetiştirilmesi her hangi bir teşkilata bağlı olmayıp, babadan oğula ve ustadan çırağa şeklinde idi.
Bugünkü Deniz Harp Okulu'nun çekirdeğini teşkil eden okul, ilk defa Çeşme mağlubiyeti üzerine 18 Kasım 1776 da devrin Kaptan-ı Derya'sı Cezayirli Hasan Paşa'nın teşebbüsü ile Kasımpaşa' da tersane içinde Mühendishane-i Bahri Hümayun adı ile kuruldu.
O yıllarda, simdiki Haliç Tersanesi içindeki Mühendishane-i Bahri Hümayun dan genç bir subay olarak mezun olan Tiryaki Hasan Paşa 1827 yılında Yunanistan’ın Mora yarımadasında bulunan Navarin limanında ki Osmanlı-İngiliz-Rus-Fransız gemilerinin katıldığı savaşa katılmış ve yaralanmıştır.
Hikayenin buradan sonrasını kısmını, Hasan Paşanın oğlunun torunu mütercim (çevirmen) Samih Tiryakioğlu’nun hatıralarından okuyalım:
Ünye’den Navarin’e
“Kendisi genç yaşında bahriye mesleğine intisap etmiş, genç bir subay olarak donanmada görev yaparken 1827 yılında Osmanlı –Mısır Donanmasının Yunanistan adalarından Navarin’ de (Türkçe Avaron) saldırıya uğrayarak yakılıp batırılması esnasında yaralanmış ve İstanbul’a gönderilmiştir. Henüz 25 yaşındadır ve Mülazımısani’dir (üsteğmendir).
Oğlu, miralay (albay) Hüsnü Bey’in İstanbul Sahrayı Cedid mezarlığındaki mezar taşındaki (Avaron-Navarin Gazisi Tiryaki Hasan Paşa zade) kaydı bunu doğrulamaktadır.”
Navarin savaşı 20 Ekim 1827 Osmanlı ve Mısır donanmalarıyla, birlikte hareket eden İngiliz, Fransız ve Rus donanmaları arasında geçmiş olan bir deniz savaşıdır. Bu savaş Osmanlı tarihinde bir deniz savaşından çok bir aldatmaca veya tuzağa düşürme olarak bilinir. O yüzden de bu savaş Navarin Olayı, Navarin Baskını veya Navarin Faciası adlarıyla da geçer. Yenileştirme çabalarının sürdüğü bu dönemde, Osmanlı Donanması büyük felaketlerle karşılaşmaktan kurtulamamıştır. 20 Ekim 1827 tarihinde Yunan İsyanı sebebiyle Mora’nın Navarin Limanı’nda bulunan Osmanlı-Mısır Donanması, İngiliz-Fransız-Rus ortak filolarının baskınına uğrayarak, 58 gemi ve 6000 denizcisini kaybetmiştir. Tiryaki Hasan Paşa’da genç bir subay iken bu savaşa katılmış ve yaralanmıştır.
Tiryaki Hasan Paşaya, Navarin savaşında gösterdiği üstün başarı nedeniyle Gazilik Ünvanı ve gazilik madalyası verilmiştir. Bundan sonra Bahriyedeki hizmetine donanmanın birçok bölümlerinde devam ederek Mirlivalığa (Tuğgeneral) kadar yükselmiş ve Sinop Komutanlığına tayin edilmiştir.
Tarihte bir Navarin deniz savaşı daha vardır.
1570 yılında Girit ve Korfu adalarına yaptıkları seferden dönmekte olan Osmanlı donanmasını İnebah'tı (Lepanto) körfezi çevresinde savaşa katılmaya zorlamış ve yapılan bu deniz savaşında, Osmanlı donanması yenilgiye uğramış ve yakılmıştır.. Osmanlı donanması çok büyük kayıplar vermiş, donanma komutanlarından yalnız Kılıç Ali Reis savaştan kurtulabilmiştir.
yasar.karaduman@gmail.com
Gelecek hafta: Navarin Gazisi Ünyeli bahriye Mirlivası Tiryaki Hasan Paşa’ya devam
“Gazinin Ünye’ye dönüşü”