Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Ünye Musiki Cemiyeti Baş. Selçuk ÜRER / TÜRK MUSİKİSİ SAZLARIMIZ: TANBÛR
26 Nisan 2014 Cumartesi 10:37

Tambur, bir Türk, dolayısıyla Orta Asya sazıdır. İlk zamanlar teknesi kaplumbağa kabuğu, kurutulmuş kabak, hindistancevizi kabuğundan ya da bir ağaç kütüğünden oyularak yapılıyordu.
Pek çok değişik şekli ile kullanılan en eski Türk sazlarından biridir. Sazın adının Sümerlerden geldiği söylenmektedir. “Tambur”un atası olan sazlara M.Ö. 2000 yıllarına ait Mezopotamya kalıntılarında rastlanmıştır. Bu saza benzeyen türlerin göçlerle Batı’ya taşındığını ve pek çok ülkede bulunanların bu türlere benzediği musiki tarihi araştırmacıları tarafından ortaya konmuştur. Nitekim tamburu andıran bazı sazlar 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da kullanılarak sonradan terk edilmiştir. Tambur ilk zamanlar iki telli olarak kullanılmıştır. Bu şekli başka isimler altında Kırgızlar arasında hâlâ yaşamaktadır. Rusların Balalayka’sı aynı soydan gelmektedir. Tamburun 15. yüzyıldan önce ana yurdundan göç ettiği sanılıyor. Bugünkü bağama gibi sazlar, perde sistemi açısından Tamburun ilk örnekleri olarak kabul edilir.

Tambur, bir Türk, dolayısıyla Orta Asya sazıdır. İlk zamanlar teknesi kaplumbağa kabuğu, kurutulmuş kabak, hindistancevizi kabuğundan ya da bir ağaç kütüğünden oyularak yapılıyordu. Bu gibi örnekleri çeşitli müzelerde vardır. Hayli şekil değiştiren, teknesi daha sonra dilimli olarak yapılmaya başlamış, sapı bir takoz ile tekneye tutturulmuştur. Zamanın akışı içinde yeni ihtiyaçlara göre şekil değiştirip gelişerek Türk Musikisinin en mükemmel sazı durumuna gelmiştir.

Şekil orijinalitesi bakımından tam yuvarlak olmayan yarım elma şeklinde bir tekne, uzun bir sap, kirişten bağlanmış perdeler, deliksiz bir göğüsten ibarettir. Bugün tambur yapımında teknede sert ağaç cinslerinden dut, ceviz, kelebek, gül, vengi, pelesenk, ardıç gibi ağaçlar kullanılmaktadır. Sap için bükülme yapmayan sert ağaçlar kullanılır. Kapak için de ladin ve köknar tercih edilir. Tamburun boyu, sapı ve gövdesi ile birlikte 130-135 cm. kadardır. Tamburun yedi teli vardır. Mızrapla çalınır. En iyi mızrap deniz kaplumbağasının karın altı kemiğinden yapılır. Tambur sabit perdeli bir sazdır. Tambur çalanlara tamburi denir.

Tambur kelimesinin nereden geldiği hakkında akla yakın olan ve olmayan pek çok görüşler vardır. En akla yakın olanı, Sümerlerin bu sazın atasına “tanpur” dedikleri, bu kelimeyi buradan alan Yunanlıların “pandûr” demeleri, bu şekilde yakıştırmalara sebep olmuştur.

“Osmanlı Uygarlığı” çerçevesinde ilerleyen, 17. yüzyılda en gelişmiş şeklini alan, Türk Sanat Musikisi’nde vazgeçilmez bir icrâ unsuru olan tambur, her zaman aranmış, Divan edebiyatında sînelerde saklı eninlerin, iniltilerin manasını veren bir mazmun olarak vasıflandırılmış, çok şiire konu olmuştur.

Tamburun ses genişliği Kaba Re, yani yegâh perdesinden İnce Re yani Tiz Neva perdesini kapsar. Ancak bugün kullanılan perde bağlama sistemi ve transpoze icra şekli ile hayli geniş perdeye sahiptir.

Bir mızraplı saz olmasına rağmen Tamburi Cemil Bey’in ilk kez uyguladığı (yaylı tambur) benimsenmiş ve tutunmuştur. Tamburi Cemil Bey, tambura yeni bir üslup getirmiş, hareket ve ifade gücü kazandırmış, her notaya bir ya da birden fazla mızrap atma dinamizmi vermiş, bu güzel sazı monotonluktan kurtarmıştır.

Bilinen tarihinden bugüne kadar adını musiki tarihine yazdıran sayısız tamburi gelip geçmiştir. Bu isimleri şöyle sıralayabiliriz:

Küçük Ali, Seriri, Nizari, Zari-i Suzeni, Tamburi Ahmet, Şehla Hasan, Yusuf Çelebi, Hacı Kasım Ağa, Kara Yusuf, Şamlı Hasan, Muslî Çelebi, Karakaş, Koca Anjeli.

18. yüzyılda Mustafa Sicim Dede, Dilhayat Kalfa, Mustafa Çavuş, daha sonraları Numan Ağa, Tamburi İzak, Zeki Mehmet Ağa, Tamburi Büyük Osman, Tamburi Küçük Osman, Oskiyan Efendi, Şeyh Abdulhalim Efendi, Tamburi Ali Efendi, bunların içinde bir yıldız gibi parlayan sanat ve dehası ile adını ölümsüzleştiren Tamburi Cemil Bey, oğlu Mesut Cemil, Refik Fersan, Cemil Bey’in yeğeni Hikmet Bey, Kadı Fuad Efendi değerli tambur ustaları olarak sayılabilir. Tamburi Cemil Bey ekolünün günümüzdeki yaşayan en önemli temsilcisi Tamburi Necdet Yaşar’dır. İsminden söz edilmeden geçilmemesi gereken önemli bir tamburi de Merhum İzzettin Ökte’dir. Ayrıca bu sazın virtüözü sayılabilecek tambur ustalarımız vardır. Bunların içinde Sadun Aksüt, Fahrettin Çimenli ve Murat Tokaç’ı sayabiliriz.

KAYNAK: TÜRK MUSİKİSİ TARİHİ- Dr. M.N azmi ÖZALP
Canik Dergisi 15. Sayı


Bu Haber 2619 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI