Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / ÜNYE ERTUĞRUL ŞEHİTLERİ ANITI VE ERTUĞRUL FIRKATEYNİ FACİASI ( 2)
12 Mayıs 2014 Pazartesi 08:35
yasar.karaduman@gmail.com
Ertuğrul Fırkateyni (Savaş Gemisi) dönüş yolunda Japonya Oşima Adası açıklarında kayalara çarparak parçalanır. Fırkateynin battığı köyün sakinleri 69 Türkü sağ olarak kurtarırlar. Bunlardan bir tanesi de Ünyeli Çavuşları Ahmet’tir.

Geçen Sayıda Kısa Özet:
Sultan Aptülhamit 1890 yılında Japonya’ya bir savaş gemisi ile iadei ziyaret yapılmasını ister, bu görev için, hem motor hem de yelken donanımı olan ERTUĞRUL Fırkateyni (savaş gemisi) seçilir.
Ertuğrul Firkateyni, üç aylık Japonya ziyaretini tamamlayıp 16 Eylül 1890da Yokohama Limanından ayrılır. Fırtına uyarısına rağmen yola çıkan gemi Oşima Adası Kuşimoto köyü açıklarında müthiş bir fırtınaya yakalanır ve kayalara çarparak parçalanır. Bu olay Türk denizcilik tarihimize “Ertuğrul Faciası” olarak geçmiştir..
Fırkateynin battığı köyün sakinleri 69 Türkü sağ olarak kurtardılar. Bunlardan bir tanesi Ünyelki Çavuşların Ahmettir. Çavuşların Ahmet köyden Kocamanoğlu İsmail ile birlikte askere gitmişler, ikisi de bu gemiye verilmişti. İsmailin Japon köylüler tarafından çıkarılan cesedi Kuskimato Köyündeki Ertuğrul Şehitliğine gömüldü Ahmet ise köyüne döndü.

Gemideki Ünyeliler
Ertuğrul Fırkateyni'nde biri çavuş, ikisi bando-mızıkacı sekiz Ünyeli bulunmakta idi. Bunların isimleri şöyledir:
Dedeoğullarından Mustafa Oğlu Hasan (Bando-Mızıka), Abazaoğullarından Ali Oğlu Emin, Müftüoğularından Ali Oğlu Hüseyin, Kerimoğullarından Sadık Oğlu İsak, Kocamanoğullarından Mustafa oğlu İsmail, Balcıimamoğullarından Raşid oğlu Mehmet. Uzunvelioğollarından Veli Oğlu Mehmet, Atikoğullarından Yusuf Oğlu Mehmet, Aşçıoğullarından Mehmet Oğlu Mustafa... Bir kişi de Çavuşların Ahmet sağ olarak kurtarılmıştı.

Bu olayın anısına
Ünyenin
Topyanı mevkiinde
bir anıt yapılmaktadır.
Benim yazdığım bir hikayeden etkilenen Prof. Dr. Sait Kapıcıoğlu, bu yere bir anıt yapılmasını düşünür ve önce, Edip Adalı, Av. Ersoy Sağlam, Yazar Yaşar Karaduman, Rasim Öndersev ve İlker Helvacıoğlu’nun yönetim kurulunu oluşturduğu Ünye Türk Japon Dostluğu ve Ertuğrul Fırkateyni adlı bir dernek kurulur, bu tarihi yerin derneğe verilmesi sağlanır ve anıtın inşasına başlanır.
Anıt Denizcilik bayramında Japonya’dan gelecek misafirlerin katılımı ile açılacaktır. Bize bu fikri veren ve Ünye’ye böyle anlamlı bir yer kazandıran Hocamız Prof. Dr. Sait Kapıcıoğluna ne kadar teşekkür etsek azdır.

Ertuğrul Faciası
Ve Ünyeliler
1887 yılında Ünye'nin bir köyünde yaşamakta olan Kocamanoğlu İsmail ve Pembe'nin bir erkek evlatları dünyaya gelir, adını Mehmet Koyarlar. İsmail, Mehmet üç yaşındayken aynı köyden arkadaşı Çavuşların Ahmet ile denizci olarak askere alınırlar. İsmail genç karısı Pembe'yi ve oğlu Mehmet'i son defa kucaklayarak birliğine katılır. İkisi de Japonya'ya gidecek olan Ertuğrul Fırkateyni'ne verilirler.
Onbir ay süren yolculuktan sonra Japonya'ya varılır. Gemide sekiz Ünyeli er vardır... Japonya'da çeşitli şehirler ziyaret edildikten üç ay sonra gemi demir alarak Türkiye'ye doğru yola çıkar.
Fırtına uyarısına aldırmayan ahşap gemi Oshima köyü açıklarında kayalıklarda parçalanıp batar. Bu kazadan 69 kişi sağ olarak köylüler tarafından kurtarılır. Kurtarılanlar arasında Ünyeli Ahmet de vardır. İsmail ise boğularak şehit olmuştur. Ahmet uzun bir aradan sonra köyüne döner. Ondan önce ise İsmail’in haberi gelmiştir.

Garip Mehmet
Pembe geri dönmeyen kocasının kahrına dayamaz genç yaşta ölür. İsmailin oğlu Mehmet beş yaşındadır ve yetim kalmıştır. İsmail'in ölürken vasiyeti üzerine Ahmet, Mehmet'i büyütür. Mehmet 1912 yılında Birinci Balkan Harbinde askere alınır, fakat köyüne ancak on yıl sonra gazi olarak döner. Mehmet'in cephelerde on yıl sürecek hayatından şu bilgilere ulaşabildik.
Önce Birinci Balkan harbi, peşinden Birinci Dünya Savası ve Kurtuluş Savaşın da Sakarya Meydan Muharebesinde beline isabet eden bir top mermisi ile ağır yaralanır. Mehmet 1923 Gazi olarak köye dener ve İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir.. Köyde evlenir ve Yaşar, Nurettin ve İsmail adında üç çocuğu olur ve1972 yılında 86 yaşında aramızdan ayrılır. Biz yaptığımız çalışmada Kocamanoğlu İsmail’in ve Garip Mehmet’in torununu bulduk anıtın açılışına gelecekler

Çavuşların Ahmet dönüyor
Kazada boğularak şehit olan Kocamanoğlu İsmail genç karısı Pembe’yi ve üç yaşında bıraktığı oğlu Mehmet’i bir daha göremedi.
Kurtulan arkadaşı Çavuşların Ahmet önce Japon gemisi ile diğer kurtulanlarla birlikte İstanbul’a getirilir. İstanbul’da büyük bir törenle karşılanırlar. Apdülhamit kendilerine bir miktar para vererek memleketlerine gönderir. Çavuşların Ahmet Ünye’ye gelir. Kazada kırılan ayağı tam iyileşmemiştir köye koltuk değnekleri ile döner..
İsmail’in karısı Pembe, kocasının acısına dayanamayarak genç yaşta hayata veda etmiştir..
Çavuşların Ahmet, İsmail’in kazadan sonra geminin parçalanıp dalgalarla boğuşurken vasiyeti hatırlayarak Mehmet’i büyütür. Mehmet’e köyde Garip Mehmet adını takarlar.
Garip Mehmet gün gelir büyür ve askere gider, Sakarya Savaşına katılı ve gazi olur. 1972 yılında o da hayata veda eder. Kocamanoğlu İsmailin torunu ile ziyaret ettik.
Pembe’nin mezarını bulamadık.. İsmail’in torunu Nuri Kocaman, Pembe’nin Saylan köyünden gelin geldiğini muhtemelen onun mezarını Saylan köyüne götürdüklerini söylemiştir.

Denizde Ölüm
Kocaman bir dalga gemiyi kayaların üzerine savurdu, korkunç bir sesle gemi tamamen parçalandı. Rüzgar suları yüzlerine bir kamçı gibi çarpıyordu, Çok soğuk bir geceydi.. Birbirlerine söz verdiler eğer birisi bu felaketten kurtulup köyüne dönerse kalanın ailesine bakacaktı..
.Başlardaki iki direk üzerindeki yelkenlerle güverteye korkunç bir gürültüyle düştü.. Allah Allah sesleri ve çığlıklar içinde buz gibi felaket gecesiydi.
Güvertede direklerin altında kalmış birkaç kişiyi kurtardılar, biri koynundan bir kese çıkardı “İçinde param var sağ kalırsanız köyümde anama verin” dedi. Ve ruhunu teslim etti.
Biraz sonra gelen büyük bir dalga İsmail’i alıp gitti ve Ahmet’i kayalara doğru savurdu. Bu onun kurtuluşu olmuştu. Her taraf yaralılarla doluydu, tepede bir ışık görünüyordu bu Koşinozaki Fenerinin ışığıydı, son gücüyle fenere ulaştı ve Fenerin kapısını yumrukladıktan sonra bayıldı.

Devamı 16 Mayıs Cuma
Fenerin Kapısı açan Japonlar karşılarında siyah bıyıklı iri gözleri içinde dilini anlamadıkları iri yarı adamları görünce önce korktular, sonra bir deniz kazası olduğunu anlayıp bütün köyü yardıma çağırdılar.
Köylü gece sabaha kadar ve ertesi günler denizden sağ kalanları ve cesetleri topladı. 69 kişiyi sağ olarak kurtardılar.
ÖNEMLİ NOT:
Bu araştırmanın tüm hakları yazarı Yaşar Karaduman’a aittir. Tekrar ve bir başka yerde yayınlanması, kısmen ve tamamen alıntı yapılması, kaynak gösterilmesi suçtur.




Bu Haber 2170 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI