Deprecated: Function eregi() is deprecated in /home/unyekent.com/httpdocs/conn/level.php on line 31
ÜNYE Kent Gazetesi >>> KENTTE HABERİN MERKEZİ ll BİZDEN HABER VAR......
 
Yaşar Karaduman / Ünyeli Ermeni bir kızın anıları / Bu Annemin Türküsüdür.
20 Haziran 2014 Cuma 12:45
yasar.karaduman@gmail.com
“Ünye’de yaşıyorduk, Bahçenin içinde iki katlı bir evimiz vardı. Annem ve babam iki erkek kardeşimi alarak gittiler. Bana: “Bekle seni almaya geleceğiz” dediler ama bir daha dönmediler.



Ermeni tehciri
Göç ettirme.
Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın bir güvenlik önlemi olarak Ermenileri kritik noktalardan alıp başka yerlere nakletme olayıdır..
Osmanlı sınırları içinde huzur içinde yaşayan Ermeniler, yabancı devletlerin: “Size ayrı bir devlet kuracağız” şeklindeki vaatlerine kanarak ve onların kışkırtması üzerine bütün cephelerde savaş halinde olan İmparatorluğunun içinde baş kaldırmışlar, isyan etmişler, Ermeni çeteciler köyleri basarak yağmalayarak erkekleri cephelerde savaşan insanları ve çocukları öldürmeleri üzerine, Osmanlı Meclisi aldığı bir kararla kritik noktalarda yaşayan Ermenileri birazda kendi güvenlikleri açısından daha güvenli bölgelere nakletmiştir. Buna Tehcir denmektedir.
Bu nakil sırasında bugün bile başımızı ağrıtan hoş olmayan olaylar meydana gelmiştir. “Tehcirde” komşuları ile huzur içinde yaşayan Ermeni vatandaşlarımız Ünye’de yaşadıkları yerlerden alınarak karadan Akkuş- Niksar üzerinden Sivas'a, deniz yolu ile de İmparatorluğun daha güvenli bölgelerine nakledilmişlerdir.

Bebekler Hasta ve
Küçük Kız Çocuklar Bırakıldılar.
Yolculuğa dayanamayacak kadar küçük olan bebekler ile hasta çocuklar gizli olarak Ünye'de bazı ailelere veya komşulara sonradan alınmak üzere emanet bırakıldılar. Bazıları da özellikle kız çocuklarını bilerek, bari onlar hayatta kalsın diye bıraktılar. Bu aileler bir daha geri dönemediler.
Ünye’de bu şekilde emanet bırakılmış çok sayıda kız çocuğu vardır. Onlar bırakıldıkları alileler tarafından tamamen Müslüman ve Türk kültürü ile yetiştirilmişler Müslüman olmuşlar, hacca gidenler olmuş çocukları torunları olmuş yıllar içinde bir çoğunun geçmişleri unutulmuştur, bugün torunları bile anneannelerinin veya babaannelerinin geçmişlerini bilmezler.
Bu çocukların hikayeleri bazen çok acı ve hüzünlüdür. Ben bu iki toplumun çektiği acıları bir daha bu acılar yaşanmasın diye araştırıp bularak yazmayı seviyorum.

Ben Burada Mutluyum Anne
İşte bunlardan biri.
Tehcirde Ünye’den Lübnan’a gönderilen bir aile yolara dayamaz diye küçük bebeğini burada bırakıp Lübnan’a gönderilir, oradan bir yolunu bulup Fransa’ya giden anne elli yıl sonra Fransa’dan bindiği bir gemi ile önce İstanbul’a oradan Ünye’ye gelir giderken iki yaşında bıraktığı kızını bulur. Ancak çocuk gelen giden olmayınca bırakılan aile tarafından tarafından
Müslüman olarak yetiştirilmiş, adı değiştirilmiş, evlenip çoluk çocuk sahibi olmuştur. Durumu Fransa’da iyi olan anne onu Fransa’ya götürmek istemiş ancak, burada çok iyi olduğunu, bir eşi ve çocukları olduğunu söylemiş “Ben burada mutluyum anne” diyerek gitmek istememiştir.
Fransa’dan gelen yaşlı anne kızını ve torunlarını öpüp kokladıktan sonra gözyaşları içinde eski komşularına ve Ünye’ye veda etmiş, limanda bekleyen vapurla İstanbul’a oradan da ülkesine geri dönmüştür.

Din Değiştirenler
Bunun dışında Ünye’de resmi olarak din değiştiren aileler de vardır. Tehcirden kurtulmak için bazı Ermeni aileler Müslüman olmuşlardır. Çok sayıda Ermeni din değiştirmek için başvurunca özel bir emirle din değiştirme yasaklanmıştır.
Ermeni Tehciri 1915 Mayısı'ndan 1916 Ekim ayına kadar yaklaşık bir buçuk yıl devam etmiştir. Ermenilerin soykırım günü diye nitelendirdikleri tarih, işte bu tehcir kararının alındığı 24 Nisan 1915 tarihidir.
Tehcirde komşulara bırakılmış Ermeni çocukları, oldukça fazladır. Bunların çoğu daha sonra yetimhanelere teslim edilmiştir. Bunlar sonradan Türk isimleri aldıkları için din değiştirdiklerine dair kayıtlar yalnız nüfus defterlerinde kalmıştır.
Bugün bu olayın üzerinden doksan yüz yıl geçmiştir, ilk kuşak Ermeni çocuklardan Ünye’de hayatta hiç kimse kalmamıştır. İkinci ve üçüncü kuşak ise olayı tamamen unutmuş, kökenini araştıran birkaç meraklı insandan başka da bu olayı bilen yoktur.
Müslüman ailelere bırakılan bu çocuklar içlerinde iki dünyayı birden yaşamışlar, bazıları geçmişlerini unutamamış, içten içe özlem duymuşlardır. Bazılarının çocuklarını ve torunlarını bulup konuştuk
Çok hazin öyküler anlattılar. Bunlardan biri:
-Babaannem yalnız kaldığında bazen kendini unutur, dalar, Ermenice şarkılar mırıldanırdı. “Sen ne söylüyorsun babaanne?” diye sorduğumda,
-Bunu bana küçük bir kızken annem öğretmişti aklımda kalmış.. Bahçenin içinde iki katlı bir evimiz vardı. Annem ve babam iki erkek kardeşimi alarak gittiler. Bana ‘Bekle seni almaya geleceğiz’, dediler ama bir daha gelmediler.
Bu türkü annemim türküsüdür. Onları çok özlediğim zaman bu türküyü söylerim”, diye ağlardı.

(Kaynak: Yaşar Karaduman: Ermeni Dosyası,




Bu Haber 1730 Kişi Tarafından Okundu.
YORUMLAR
Bu Konuya Yorum Bulunmamaktadır. İlk Yorumu Yapan Siz Olun.
ÖNCEKİ ARAŞTIRMA YAZILARI